Muğla’nın Ortaca ilçesinde; Ortaca, Dalaman ve Köyceğiz’den ilçelerinde sendikalar, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde meydanlara çıktı.
Bugün saat 10.30’da İstiklal Caddesi kavşağında toplanan yurttaşlar, sloganlarla Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü.
Burada iş cinayetlerinde ve kadın cinayetlerinde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu. Ardından Ortaca 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin açıklaması okundu. Açıklamayı Komite adına Fevzi Yılmaz okudu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bugün dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında ellerinde pankartlarla, dillerinde marşlarla, türkülerle, sloganlarla alanlara akan milyonlar kapitalist sömürüye karşı mücadelede birleşiyor.
Bugün işçisi, emekçisi, genci, yaşlısı ile dünyanın her yerinde meydanları dolduran milyonlar hep bir ağızdan taleplerini haykırıyorlar. Yoğun emek sömürüsüne, iş cinayetlerine, savaşa ve doğanın talanına karşı emperyalist barbarlığa isyan ediyorlar.
Emperyalist barbarlığın uluslararası sermayenin çıkarları uğruna çıkardığı savaşların bedelini canıyla, malıyla, yoksullukla ödeyenlerin isyanı meydanlarda yankılanıyor. Bugün ülkemizin dört bir yanında meydanlarda, alanlarda, mitinglerde omuz omuza veren milyonların sesi dünyadaki kardeşlerinin sesine karışıyor.”


“DİRENENLERE SELAM OLSUN!”
Açıklamanın devamında; emeği ve hakları için mücadele edenlere selam gönderildi:
“1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde; emekçileri insanca yaşamdan mahrum bırakan kapitalizme ve dünyayı sömüren emperyalizme karşı; barış, özgürlük, demokrasi talepleriyle alanları dolduranlara selam olsun.
Sömürü, kölelik ve baskı düzenine boyun eğmeyenlere, işi için, ekmeği için, insanca bir yaşam için, bedeni, emeği ve kimliği için, çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele edenlere, direnenlere selam olsun!”
“ADALET VE İNSANCA YAŞAM MÜCADELESİ VEREN EMEKLİLERE SELAM OLSUN”
Tarım emekçilerine ve emeklilere selam gönderilen açıklama şöyle devam etti: “Girdi maliyetlerinin artmasına, düşük ürün fiyatlarına, tarımın şirketlerin denetimine girmesine, tarımı bitiren uygulamalara, toprağından koparılmasına karşı; toprağına, suyuna ve geleceğine sahip çıkan üretici köylülere selam olsun.
Emeklilerin alım gücü giderek düşüyor; emekliyken insanca yaşamak giderek zorlaşıyor, milyonlarca emekli açlık sınırının altındaki asgari ücrete dahi erişemiyor. Adalet ve insanca yaşam mücadelesi veren emeklilere selam olsun.”


“TOPRAĞINI, SUYUNU, ORMANINI SAVUNAN İKİZKÖY HALKINA SELAM OLSUN”
Acele kamulaştırmaya karşı Muğla’nın Milas ilçesindeki İkizköy’de mücadele eden ve bir aydır tutuklu olan Esra Işık’a da selam gönderilen açıklamada, şunlar söylendi:
“Türkiye’nin dört bir tarafında ülke toprakları yerli ve yabancı şirketlere peşkeş çekiliyor. Yaşamı, doğayı, toprağını savunduğu için tutuklanan, özgürlüğü elinden alınan Esra Işık a selam olsun. Toprağını, suyunu, ormanını savunan İkizköy halkına selam olsun.
Antep’te ücretlerini alamadıkları için eylem yapan Sırma Halı işçilerine destek için katıldığı basın açıklamasındaki ‘Patronlar sorumluyken hukuk işlemez. Ama işçiler hakkını aradığında, onları savunanlar cezalandırılır’ sözleri nedeniyle 46 gündür tutuklu olan Birtek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e selam olsun.”
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜCADELESİ VEREN GAZETECİLERE SELAM OLSUN”
Hakları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen ve mücadelelerini kazanımla sonuçlandıran Doruk Madencilik işçilerine de değinilen açıklama, şöyle devam etti:
“Aylardır alamadıkları ücretlerinin, ikramiyelerinin, tazminatlarının ödenmesi, sendikal faaliyetler nedeniyle işten çıkarılan arkadaşlarının işe iadesi, madenin kamulaştırılması ve iş güvencesinin sağlanması talepleri ile Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen ve Ankara’da direnen, baskıya, göz altılara, patronların dayattığı kölelik düzenine boyu eğmeyen ve mücadelelerini kazanımla sonuçlandıran Doruk Madencilik işçilerine selam olsun.”
Tutuklanan gazetecilerin de unutulmadığı açıklamada, “Gerçeğin peşini bırakmayan gazeteciler cezaevlerine dolduruluyor. Bugün 15 gazeteci cezaevinde. İşçi ve emekçileri karanlığa mahkûm etmek isteyenlere karşı basın özgürlüğü mücadelesi veren gazetecilere selam olsun” denildi.


“HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA YOKSULLAŞIYOR, SEFALETE İTİLİYORUZ”
Yurttaşların her geçen gün daha da yoksullaştığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki yaşımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun. Hiç fark etmiyor. Hepimiz bu sömürü ve yağma düzeninin çarkları arasında her gün daha fazla eziliyoruz. Her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, sefalete itiliyoruz.
Demokrasinin, adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığı bir yerde emeğin, emekçilerin hakları da yok sayılır. Talepleri görülmez, duyulmaz olur.
Bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere, haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor.”
“BASKILARLA TÜM TOPLUM NEFESSİZ BIRAKILIYOR”
Hakkını arayanların baskılara maruz bırakıldığı ifade edilen açıklama, şöyle devam etti: “İktidar bu politikalarına rıza göstermeyen öğrencisinden gazetecisine, belediye başkanından sendikacısına kadar herkese adeta savaş açıyor. Hakkını arayan, adalet isteyen, herkesi hedef alan baskılarla tüm toplum nefessiz bırakılıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor. Halkın iradesiyle seçilen yerel yöneticiler siyasi kararlarla görevden alınıp yerlerine kayyumlar atanıyor.
Laikliğe yönelik saldırılar eğitim başta olmak üzere, tüm kamusal alana yayılıyor. Laik eğitim ve laik yaşam mücadelesi, Türkiye’de demokrasinin, insan haklarının ve toplumsal barışın korunması açısından büyük bir öneme sahiptir. Laik eğitim ve laik yaşam mücadelesini toplumsal barış, eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesiyle birleştirilerek güçlendireceğiz.”


Kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekilen açıklamada, kadınları korumakla yükümlü mekanizmaların devre dışı bırakıldığı belirtildi ve şu ifadeler kullanıldı:
“Kadınlar korunmadıkları için, şikâyetleri dikkate alınmadığı için, uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürülüyor. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor. İntihar denilerek üstü örtülüyor. Örtü kaldırıldığında altından iktidar destekli çete, mafya batağı ve çürümüşlük çıkıyor.”
Açıklamada, son dönemlerde yaşanan okul saldırıları ve eğitimde şiddetin artışı hakkında şunlar söylendi:
“Okullarda yaşanan şiddet olaylarının münferit değildir, daha geniş toplumsal sorunların bir yansımasıdır. Okullarda yalnızca fiziki güvenlik tedbirlerinin artırılması tek başına çözüm değildir. Psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğrencilerin sağlıklı gelişimini destekleyen kamusal eğitim politikalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Kalıcı çözüm için eğitimin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması ve sosyal, ekonomik sorunların da giderilmesi gerekir. Eğitimciler, veliler, öğrenciler olarak şiddete karşı yaşamı, ölüme karşı umudu savunmaya devam edeceğiz.”


“ÇÖZÜM EMEKÇİ HALKLARIN ÖRGÜTLÜ ORTAK YAŞAM MÜCADELESİNDEDİR”
Hak, hukuk, adalet, demokrasi vadedemeyen düzenin yıllarca bölerek, parçalayarak, ayrımcılıkları körükleyerek ayakta kaldığı söylenen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Kürt sorununda demokrasiye, diyaloga, barışa dayalı çözüm yerine çatışmaya, ayrımcılığa ve şovenizme dayalı politikalar hayata geçirildi. Ülkede barış ve demokratik toplum çağrısı çerçevesinde yürütülen bir süreç var. Buna rağmen iktidar bırakalım adım atmayı siyasal operasyonları tüm muhalefet çevrelerini de kapsayacak şekilde artırmaya devam ediyor.
Çözüm demokrasinin kırıntılarına dahi tahammül edemeyenlerde değildir. Çözüm emekçi halkların örgütlü ortak yaşam mücadelesindedir.”


Yıllardır emeğe, insana, kadına, çocuğa, demokrasiye, eşitliğe, barışa düşman bir köhne sistemin dayatıldığı vurgulanan açıklama, şöyle devam etti:
“Elbette ki bu köhne düzen kendiliğinden değişmeyecek. Bu düzeni biz değiştireceğiz! Birleşeceğiz ve değiştireceğiz!
Mücadelemiz; demokrasi, hukuk, adalet, eşitlik mücadelesidir. Mücadelemiz, halk iradesine saygı duyulduğu, düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı bir ülke içindir. Mücadelemiz, hiç kimsenin dilinden, kimliğinden, cinsiyetinden dolayı hor görülmediği, farklılıklarımızın zenginlik sayıldığı bir ülkenin özgür yurttaşları olmak içindir.
Mücadelemiz; insanca bir yaşam, güvenceli bir iş, güvenli gelecek mücadelesidir.Ücrette, vergide, toplumsal yaşamın tüm alanlarında adalet içindir. Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olması içindir.
Mücadelemiz, grevli toplu sözleşme hakkı mücadelesidir. Mücadelemiz; haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lilerin işine geri dönmesi içindir.
Mücadelemiz, çocuklarımızın okulda, sokakta güven içinde olduğu bir ülke mücadelesidir.
Mücadelemiz; savaş naralarının değil, barış şarkılarının yankılandığı bir dünya ve ülke mücadelesidir. Türkiye’nin toprakları, hava sahası ve askeri altyapısı emperyalist-Siyonist ittifakın saldırganlığının hizmetine sunulamaz.
ABD-NATO üsleri kullanılmasın, üsler kapatılsın! Güvenlik örgütü değil, bir savaş örgütü olan NATO dağıtılmalıdır! Bölgede barış, ülkede demokrasi için birleşelim!”
Açıklamanın son bölümünde şu ifadeler kullanıldı:
“Emeğin, demokrasinin, barışın, özgürlüğün ve eşitliğin ülkesini hep birlikte kuracağız.
Yeter ki; bizi bölmeyi, parçalamayı, hedef alan sistemin oyunlarını boşa çıkaralım.
Yeter ki; ekmeğimizi her geçen gün küçülten, haklarımızı, özgürlüklerimizi ortadan kaldıran, hepimize kaybettiren bozuk düzene karşı omuz omuza verelim.
Unutmayalım ki; emeğin birliği ve halkların kardeşliği için, bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz.”
“BÜTÜN ALANLAR BİZİM, BÜTÜN MEYDANLAR BİZİM”
Bununla birlikte Ortaca 1 Mayıs Tertip Komitesi’nden Engin Ertaş ve Ortaca Kadın Platformu’ndan Döndü Taka Çınar, Piray Akarer’in sorularını yanıtladı.
Engin Ertaş, 1 Mayıs’ı kutlayarak şu ifadelere yer verdi:
“Ortaca’da; Köyceğiz, Ortaca, Dalaman ve bölgedeki bütün emekçilerle; eğitim emekçileri, kadınlar, gençler, siyasetçilerle birlikte burada 1 Mayıs’ı kutluyoruz. 1 Mayıs sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda bir mücadele günü. Bu inançla bulunduğumuz her yerde şehirlerde, köylerde, Ortaca gibi ilçelerde meydanlardayız.
Bütün alanlar bizim, bütün meydanlar bizim. Bugün bizim sesimiz kürsüde, bugün biz sahnedeyiz. Bizim müziklerimiz, bizim sözümüz her zaman alanlarda olacak. 1 Mayıs’ımız kutlu olsun.”
Döndü Taka Çınar ise kadınların üzerindeki baskılara ve sömürüye dikkat çekti ve şunları söyledi:
“Tüm dünyada işçi sınıfının, emekçilerin, özellikle kadın işçi ve emekçilerin 1 Mayıs’ını kutluyoruz. Bugün tarihi itibariyle kadın emeğinin gerçekten çok ucuza, sömürünün giderek arttığı, kadınların esnek ve güvencesiz çalışmaya itildiği bir dönemde 1 Mayıs gerçekleşiyor. Özellikle Türkiye’de kadın emeği üzerinde ciddi bir baskı ve kadın bedeni üzerinde ciddi bir baskı var ve o nedenle kadınlar kendi emek talepleriyle kimlik talepleriyle bugün meydandalar.”


“KADIN EMEĞİNİN ÖZGÜRLEŞTİĞİ BİR DÜNYA İÇİN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
‘Rojin’den Bahar’a isyandayız’ sloganıyla meydanlarda olduklarını belirten Taka Çınar, şöyle devam etti:
“İşçi ve emekçi kadınlar aile ile uyumlu istihdam adı altında esnek ve güvencesiz çalışmaya, evde çalışmaya mahkum ediliyorlar. O bakımdan da gelecekleri, emeklilik hakları bugün tahrip edilmiş durumda ve ona karşı bugün buradalar.
Aynı zamanda artan kadın cinayetlerine, şüpheli ölümlere, kadın cinayetlerinin politik bir cinayet şeklinde devam ettiği cezasızlığa karşı alandalar. Bugün biz ‘Rojin’den Bahar’a isyandayız’ sloganımızla alandaydık.”
Ekmek, barış, adalet talebiyle meydanlara çıktıklarını vurgulayan Taka Çınar, “İnsanca yaşam; kadın, yaşam, özgürlük talebimizle alandaydık. Kadın emeğinin özgürleştiği bir dünya için mücadelemizi 1 Mayıs’a değil, her gün, 8 Mart’ta, 25 Kasım’da her ortamda sürdürmeye devam edeceğiz. Yaşasın 1 Mayıs” dedi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

