Cumhuriyet’ten Emirhan Çoban’ın haberine göre; Muğla’nın Yatağan ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ayşe Didem Biber’in personele mobbing uyguladığı öne sürüldü.
Biber’in kadın personellerin giyimine ve özel yaşamına müdahale ettiği belirtilirken engelli bir memurun da aralarında bulunduğu dört personelin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) başvurduğu ifade edildi.
Bunun üzerinde soruşturma başlatıldığı ve dokuz aydır süren soruşturma esnasında Biber’in tanıkları etkilemeye çalıştığı ve kamera kayıtlarını sildirdiği iddia edildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Öte yandan, yaşananların ardından iki personelin psikolojik sorunlar yaşadığı, bazı personellerin ise tayin talebinde bulunduğu ifade edildi.
“KURUMU ADETA BİR ‘AİLE ŞİRKETİ’ GİBİ YÖNETTİĞİ ÖNE SÜRÜLÜYOR”
Cumhuriyet’e konuşan Tarım Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Yusuf Kurt, yaşananların organize bir çürümenin göstergesi olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:
“İddialar yalnızca psikolojik baskıyla sınırlı değil. İlçe Müdürünün eşiyle birlikte aynı kurumda görev yapmasını bir avantaja çevirerek kurumu adeta bir ‘aile şirketi’ gibi yönettiği öne sürülüyor. Ayrıca devlet hizmetine tahsis edilen resmi araçların şahsi işlerde kullanıldığı ve mevzuata aykırı işlemlerin personele yaptırılmak istendiği de öne sürülen iddialar arasında yer alıyor.
Yatağan’da yaşananlar ne tekil bir yönetim hatasıdır ne de sadece bir müdürün şahsi ihtirasıdır. Karşımızda duran tablo; devletin adaletini, memurun haysiyetini ve kamunun vicdanını hiçe sayan organize bir çürümenin vesikasıdır.”
“İKTİDARIN MEMURU VE ÖTEKİLER”
Memuriyet yapısının “iktidarın memuru ve ötekiler” olarak ikiye bölündüğünü söyleyen Kurt, şöyle devam etti:
“Yandaş sendikaya üyeyseniz, siyasi bağlantılarınız varsa hukuksuzlukların üzerinin örtüleceği algısı oluşmuş durumda. Bu anlayış, liyakatli memuru yalnızlaştırıyor, çalışma barışını bozuyor ve kurumların verimliliğini ortadan kaldırıyor. Siyaset, liyakati ve objektif kriterleri tasfiye edip bürokrasiyi kendi arka bahçesi haline getirdiğinde toplumsal kuralsızlık kaçınılmaz olur.”
“DELİLLERİ KARARTMAYA, ŞAHİTLERİ SUSTURMAYA ÇALIŞANLAR BİLSİN Kİ KARŞILARINDA YALNIZ MAĞDUR ÇALIŞANLARI DEĞİL, ONURLU SENDİKAL MÜCADELEYİ DE BULACAKLAR”
Yatağan’da yaşananların bürokratik çürümenin görünen kısmı olduğunu söyleyen Kurt, şu ifadelere yer verdi:
“Memur, ne kadar dürüst ve üretken olursa olsun siyasi bir dayanağı yoksa ezilmeye mahkûm olduğuna inanmaya başladığında kamu vicdanı felç olur. Çalışma barışı yok olur, kurumlarda güvensizlik hâkim hale gelir. Yatağan’da yaşanan bu tablo, Türkiye’deki bürokratik çürümenin yalnızca görünen kısmıdır. Delilleri karartmaya, şahitleri susturmaya çalışanlar bilsin ki karşılarında yalnız mağdur çalışanları değil, onurlu sendikal mücadeleyi de bulacaklar.”
