Muğla’da 2025 yılının Ocak ayında kurulan EMEK-AR, Dr. Fatih Güngör tarafından hazırlanan “Türkiye’de İş Teftişi: Denetlenmeyen Sermaye, Dizginlenmeyen Sömürü” başlıklı ilk araştırma raporlarının yayımlandığını duyurdu.
Rapora göre; Türkiye’de 100 bin çalışana yalnızca 2,8 iş müfettişi düşüyor. Bu oranın Güney Afrika’da 11, Bulgaristan’da 14, Almanya’da yaklaşık 14 olduğu ve Türkiye’nin dünyada en kötü yüzde 20’lik dilimde olduğu aktarıldı.
Müfettiş başına düşen iş yeri sayısı ise Bulgaristan’da 550, Portekiz’de 717, Malezya’da bin 345 iken Türkiye’de 2 bin 445 olarak belirtildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Ayrıca, Türkiye’nin çalışan nüfusunun 2017-2024 yılları arasında yaklaşık 4,5 milyon artarak 32 milyon 620 bine çıktığı; aynı dönemde müfettiş yardımcıları dahil toplam müfettiş sayısının ise düştüğü kaydedildi.
“2024’TE İŞ YERLERİNİN YÜZDE 99’U HİÇ DENETLENMEMİŞ”
İşyeri sayısının 2010-2024 arası 14 yıllık dönemde yüzde 69,1 artmasına rağmen, işçi sağlığı ve iş güvenliği teftişleri 16 bin 395’ten 7 bin 162’ye, yüzde 56,3 azaldığı; işin yürütümü teftişlerinin 29 bin 292’den 5 bin 421’e düşürüldüğü ifade edildi.
Öte yandan iş yerlerinin 2024’te yüzde 99,8’i’nin hiç denetlenmemiş olduğu vurgulandı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği teftişlerinde ulaşılan işçi sayısının yüzde 62,6 oranında azaltılarak, 2 milyon 211 bin 717’den 826 bin 973’e düşürüldüğü aktarıldı.
Raporda, müfettişler asli teftiş yerine eğitim seminerleri, “sosyal diyalog” toplantıları, farkındalık etkinlikleri ve AB, ILO, UNICEF ortaklı projelere yönlendirildiği belirtildi ve şu ifadeler kullanıldı:
“Müfettişlere yaptırılan başka işler çeşitlenerek arttıkça denetimlerde kullanılabilecek emek-zaman daralmakta ve sonuç olarak, ‘rehberlik’, proje, iç emir derleme, çalıştay, ‘sosyal diyalog’ veya benzeri işlerin bedeli, ‘eldeki imkanlara’ rağmen ulaşılmayan işçilere ödetilmektedir.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, “proaktif teftiş” stratejisi kapsamında uyguladığı “haberli teftiş” yönteminin eleştirildiği raporda, şunlar aktarıldı:
“Çalışma Bakanlığının, teftiş edilecek iş yerlerinin adlarını saklı tutarak bile olsa, şehir, sektör, alan, aşama ve tarih bilgilerini içerecek şekilde teftiş programlarını önceden duyurması, iş hukukunun evrensel ilkelerine aykırıdır.”
Konuya ilişkin olarak Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği kaza sonrası kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu tutanaklarına yer verildi. Tutanaklarda, müfettişlerin geleceğine yakın, 15 gün önceden haberlerinin olduğu belirtiliyordu.
“CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL”
Diğer yandan idari para cezası yerine işverene süre, gerekirse ek süre verildiğine dikkat çekildi. Cezaların caydırıcı olmadığının vurgulandığı raporda, 2026 yılı tutarlarıyla çalışma sürelerine uymama cezasının 26 bin 620 TL; ciddi ve yakın tehlikede çalışanların güvenli yere gitmesini sağlamamanın en fazla 66 bin 582 TL olduğu belirtildi.
Raporda, müfettişlerin kendiliğinden denetim yapma yetkisinin; 2011, 2013, 2015 rehberleri ve 2022 yönetmeliğiyle kademeli olarak daraltıldığı ifade edildi.
6111 sayılı Kanun aracılığıyla 2011 yılında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 91’nci maddesine eklenen fıkrayla “iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikâyetlerinin” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerinde görevli memurlar tarafından inceleneceği kuralı getirildiği kaydedildi.
2017’de yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’yla zorunlu arabuluculuk getirildiğinin aktarıldığı Raporun sonunda, şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye’de iş teftişi, işçi haklarının işverenler tarafından gasp edilmesini önlemeye değil, gaspçıları cesaretlendirmeye hizmet etmektedir.”
Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın.
