Ortaca Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, mücadele vurgusu yapan kadınlar, “Siyasi iktidar gözünü kazanılmış haklarımıza dikmişken, elimizdekileri korumak ve daha fazlasını kazanmak için birlikte karşı durmalıyız. Tarih bize gösteriyor ki, bugün sahip olduğumuz her kazanım, önceki mücadelelerin eseridir” dedi.
Muğla’nın Ortaca ilçesinde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla Ortaca Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, yürüyüş ve basın açıklaması yaptı.
Saat 17:00’de Atatürk Bulvarı’nda bir araya gelen kadınlar Ortaca Cumhuriyet Meydanı’na yürüdüler.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Basın açıklamasını Ortaca Kadın Platformu’nda Döndü Taka Çınar okudu.
“Şiddetin hiçbir bahanesi yoktur! Gelin, yan yana duralım. Birlikte güçlenelim, birlikte değiştirelim!” denden açıklamada öncelikle 25 Kasımın anlamından şu sözlerle bahsedildi:
“Bugün, sıradan bir gün değil, kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü. 25 Kasım’ı bize miras bırakan, Mirabel kardeşler şahsında tüm katledilen kadınları saygıyla anıyoruz. Bugün, kadınların yüzyıllardır kurulu düzene karşı sürdürdüğü mücadelenin adıdır ve biz biliyoruz ki: Bu ülkenin karanlığına rağmen, kadınların dayanışması hâlâ en büyük ışık, en büyük cesarettir.”


“ÜLKEMİZDE KADINLAR SADECE ŞİDDET GÖRMÜYOR; YOK SAYILIYOR, SUSTURULUYOR, YALNIZ BIRAKILIYOR, ÖLDÜRÜLÜYOR”
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD – Organisation for Economic Co-operation and Development) verilerine göre kadına yönelik şiddette yüzde 38 ile OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin birinci sırada olduğu belirtilen açıklamada, “Ülkemizde kadınlar sadece şiddet görmüyor; yok sayılıyor, susturuluyor, yalnız bırakılıyor, öldürülüyor” dendi.


İktidarın “Aile yılı” olarak ilan ettiği 2025 yılının ilk 10 ayında 317 kadının öldürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Her yıl olduğu gibi bu yıl da yine aynı sorularla karşı karşıyayız. Kadınlar neden hala güvende değil? Neden hala sokakta, evde, işyerinde, okulda, hastanede, hatta Mecliste bile şiddete, tacize, mobinge uğruyor, neden kadın cinayetleri önlenmiyor?
Kadın cinayetlerini durdurmak, şiddeti önlemek, yaşamı güvenceye almak devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için ilgili tüm bakanlıkların, tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi gerekir.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
AİLE YILI HAKKINDA
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Ocak 2025’teki Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı konuşmada “Güçlü toplum, güçlü ailelerle mümkündür. Toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturmak amacıyla 2025 senesini ‘Aile Yılı’ ilan etmeyi kararlaştırdık” ifadelerini kullanmıştı. Aynı konuşmada “LGBT meselesi, bugün ailenin varlığına yönelik en ciddi tehditlerin başında gelmektedir” demişti.“Aile Yılı” ilanının ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından özel logo tasarlanmış, logoda aile anne baba ve üç çocukla temsil edilmişti.
13 Ocak’ta düzenlenen Aile Yılı Tanıtım Programı’nda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise şu ifadeleri kullanmıştı: “Annelik ve babalık itibarsızlaştırılıyor, aile bağları zayıflıyor. Cinsiyetsizleştirmeyi dayatan küresel ve sistematik bir saldırı gerçekleşiyor. Zararlı akım ve alışkanlıklar, çocuklarımız başta olmak üzere tüm aile bireylerini olumsuz etkiliyor. Tüm bunların sonucu olarak, ülkemizin geleceğini tehdit eden ciddi bir demografik dönüşüm süreci yaşanıyor. Bu meydan okumaların olumsuz etkilerine karşı aile kurumunu korumak bizler için her zamankinden daha büyük bir sorumluluktur.”
“BAKANLIĞIN 2026 BÜTÇE HEDEFİ SADECE BİR TANE YENİ SIĞINMA EVİ AÇMAK!”
Açıklamada, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin “vahşileşerek” arttığı söylendi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının uygulamalarının “farkındalık eğitimi düzeyinde kalması” eleştirildi. Bakanlık çalışmalarına dair ifadeler şöyle devam etti:
“Bakanlığın 2026 bütçe hedefi sadece bir tane yeni sığınma evi açmak! Bu, kadına yönelik şiddetle mücadelede devletin sorumluluğundan fiilen çekilmesi, kadınları şiddet gördükleri evlere, ailelere geri dönmeye zorlaması demek. Öncelik, kadının korunması ve güçlenmesi değil; şiddetin ve eşitsizliğin kol gezdiği geleneksel aile yapısının korunması demek.”


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde, “Küreselleşen Dünyada Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi” temasıyla 23 Mayıs 2025’te Şişli’de düzenlenen toplantıda “2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ilan ediyoruz. Bu 10 yıl içerisinde iş hayatından eğitime, kültürden şehir planlamasına, teknolojiden sosyal politikalara kadar aileyi merkeze alan güçlü adımlar atacağız” demişti.


“Aile 10 yılı” olarak adlandırılan sürece değinilen açıklamada şunlar söylendi: “‘Aile 10 yılı’ ile kadınlara aile yaşamı ile uyumlu iş tanımı adı altında, yarı zamanlı, esnek, sosyal güvenceden yoksun, emeklilik hakkı olmayan, düşük ücretli çalışma dayatılıyor. Esnek ve güvencesiz çalışmayı Dilovası’nda yaşanan katliamda gördük. Üç kız çocuğu ve üç kadının hayatını kaybettiği iş cinayeti, göz göre göre gerçekleşti. Yoksulluk derinleştikçe eğitimden uzaklaşan çocuklar, çocuk işçilere dönüşürken; 13-14 yaşındaki çocuklar iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor.”
“KADINLARIN KİM TARAFINDAN, NEDEN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ TESPİT EDİLMEDİKÇE ŞİDDET BOYUT DEĞİŞTİREREK SÜRMEYE DEVAM EDİYOR”
Açıklamada erkek şiddetinin boyutlarına dair ise şunlar söylendi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor. Kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel şiddet artıyor, cezasızlık failleri koruyor.
İktidar her fırsatta kadınların medeni haklarını hedefe koyuyor; 11. yargı paketleriyle kadınları nefes alamayacakları bir düzenin içine hapsetmeyi planlıyor. Genel ahlaka ve doğuştan gelen biyolojik cinsiyete aykırı davranma suçu eklenerek, nefret ve ayrımcılık suçu içeren yasal düzenlemeler gündeme getiriliyor.”


Açıklamada, kadın örgütlerinin ve baroların itirazlarının görmezden gelinerek “aile ara buluculuğu”nun sürekli gündemde tutulduğu, çocuk yaşta evlilik teşvik edildiği söylendi.
Açıklamada ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadınları hedef alan hutbelerine değinildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 15 Ağustos 2025 tarihli “Kul Hakkı Ateşten Gömlektir” başlıklı hutbesinde, kadınların mirastan aldıkları paya dair ifadeler yer almıştı. Hutbede şu ifadeler kullanılmıştı: “Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır.”
Ayrıca, Diyanet, 1 Ağustos 2025 tarihli “Hayâ: Allah’ın emri, fıtratın gereği” başlıklı cuma hutbesinde şu ifadeler yer almıştı: “Maalesef, mahremiyetin pervasızca ihlal edildiği bir çağda yaşıyoruz. Günümüzde giyim sektörü, modacılar ve bazı medya çevreleri, ‘özgürlük’ ve ‘çağdaşlık’ adı altında çıplaklığı özendirmekte, örtünmeyi değersizleştirmektedir. Bu anlayış, kadını da erkeği de değerli bir varlık olmaktan çıkarıp izlenen ve tüketilen bir nesneye indirgemiştir. Oysaki insanın bedenini, mahremiyetini ve özelini toplum önünde sergilemesi; aklın, vicdanın ve fıtratın bozulmasıdır.”
Aynı şekilde, 13 Haziran 2025 tarihli “Düğün yapmanın da bir adabı vardır” başlıklı hutbede ise şunlar söylenmişti: “Şatafatlı salonlardan israf kokan menülere, tesettüre uymayan kıyafetlerden hediyeleşme ruhundan uzak adeta bir borç gibi değerlendirilen takı yarışlarına kadar abartılı yapılan her şey, evliliğin ruhunu bozmaktadır.”
Diyanet hutbelerine kadın örgütleri tepki göstermişti.
Konuya dair açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Kadınlar için eşitlik anlayışı olmadığı her fırsatta tekrarlanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığının, kadınların miras hakkı olmadığı, mirastan hak talep eden kadınların kul hakkına girdiği, kadınların örtünmesini emreden Cuma hutbeleri ile medeni haklarımız, yaşam biçimimiz hedefe konuyor.”
Diğer yandan, 2025 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın tek bir sığına açmadığına vurgu yapılarak, “Kadına şiddetin önlenmesi için 6284 sayılı Yasa’nın etkin uygulanması için hiçbir şey yapılmadı” İfadeleri kullanıldı.


“SİYASİ İKTİDAR GÖZÜNÜ KAZANILMIŞ HAKLARIMIZA DİKMİŞKEN, ELİMİZDEKİLERİ KORUMAK VE DAHA FAZLASINI KAZANMAK İÇİN BİRLİKTE KARŞI DURMALIYIZ”
Mücadele vurgusu yapılan açıklamada, “Siyasi iktidar gözünü kazanılmış haklarımıza dikmişken, elimizdekileri korumak ve daha fazlasını kazanmak için birlikte karşı durmalıyız. Tarih bize gösteriyor ki, bugün sahip olduğumuz her kazanım, önceki mücadelelerin eseridir. Bizler de şiddetsiz, eşit, özgür insanca bir yaşam için omuz omuza hayatın her alanında daha çok dayanışma ile birlikte mücadele edeceğiz” dendi.


Açıklamada kadınlar şu taleplerini dile getirdi:
- “Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Devlet kamusal görevini yerine getirsin.
- 6284 etkin ve eksiksiz uygulansın!
- İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girsin!
- Failler, katiller korunmasın, iyi hal indirimi ve cezasızlık bitsin!”


Kadınların hakları için mücadele edecekleri dile getirilen açıklamada, son olarak şunlar söylendi:
“Bizler, katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar durmayacağız! Hiçbir kadın çığlığı artık bir erkeğin iki dudağı arasında kaybolmayacak! Kadınlar omuz omuza, örgütlü bir şekilde kazanacak. Bir kez daha haykırıyoruz: Kadınlar susmuyor! Kadınlar direniyor! Kadınlar kazanacak! Mücadelemiz, haklarımız, hayatlarımız ve aydınlık bir memleket içindir. Yaşasın Dayanışmamız!”


Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!













