TEMA Fethiye İlçe Sorumlusu Zeynep Ebru Aksoy, Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan Yeşilüzümlü Mahallesi’nde yapılmak istenen Krom Eleme Tesisi projesi için 15 Mayıs Perşembe günü saat 11.00’de yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin Gündem Fethiye’ye konuştu.
Dağ Taş Aş Bizim Platformu; Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan Yeşilüzümlü Mahallesi’nde, Eti Elektrometalurji A.Ş’nin yapmak istediği Krom Eleme Tesisi projesi için 15 Mayıs Perşembe günü saat 11.00’de yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacağını duyurmuştu.
Platform öncülüğünde Yeşilüzümlü’de yaşayan yurttaşlar, bugün (9 Mayıs) yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesine çağrı yapmak amacıyla afişleme çalışması yaptı.
Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) Fethiye İlçe Sorumlusu Zeynep Ebru Aksoy, Krom Eleme Tesisi ile ilgili Gündem Fethiye’ye konuştu.
Krom Eleme Tesisi projesinin Yeşilüzümlü’de iki senedir devam ettiğine dikkat çeken Aksoy, daha önce Fethiye’nin Karagedik Mahallesi’nde, çevredeki bütün krom madenlerinden elenen elenmeyen paşanın, elenmek için götürüldüğü bir tesis olduğunu vurguladı.


Şirketin; Karagedik’te ciddi bir imar baskısı olması, denize çok yakın olması ve çevre mahallelerin tesise çok yaklaştığı için rahatsız oldukları gerekçesiyle tesisi, Yeşilüzümlü’ye taşımaya karar verdiklerini dile getiren Aksoy, şunları söyledi:
“Araya araya üzümlü yolunu bulmuşlar. Üzümlü havzasına girişte çok güzel, her tarafa orman olan aynı zamanda Muğla Arısı Gen Koruma Bölgesi olan, devlet tarafından bal ormanı ilan edilmiş çok güzel bir bölgemiz var. Altı mevki diye geçiyor. Çevresinde yerleşim yok, anayola yakın. Madenciler için çok cazip ama projenin çok sıkıntılı tarafları var.”
“BU PROJE KÜÇÜK DE GÖRÜNSE DE ETKİSİ BÜYÜKTÜR”
Projede bütünsel değerlendirmenin yapılmadığının altını çizen Aksoy, şu ifadeleri kullandı:
“Proje, baktığınızda ÇED açısından 25 hektarın altında olduğundan, mevzuat gereği ÇED gerekli değildir kararı alınmış. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından biz buna karşı dava açmıştık. Bu proje küçük de görünse de etkisi büyüktür.”


Projenin, bütünsel ekosisteme etkileri olacağını söyleyen Aksoy, “Muğla İdare Mahkemesi’nde, bu davayı çok ilginç bir şekilde kaybettik” dedi.
Bilirkişi raporlarında, kendilerinin lehine tartışmalı raporlar olduğunu ve davaya red geldiğini belirten Aksoy, Danıştay’ın bilirkişi raporundaki çelişkiler sebebiyle red kararını bozduğuna dikkat çekti.
Aynı davanın Muğla İdare Mahkemesi’nde görüleceğini, yeni bir bilirkişi heyetinin atandığını ve heyetin içinde biyologların olduğunu vurgulayan Aksoy, şunları söyledi:
“Bilirkişiler gelecekler, bölgeyi gezecekler. Buraya sadece biz davacılar gireceğiz. Davalı tarafta gelecek resmî bir heyet ziyareti. Bu vesileyle bu güzel havada, baharın patladığı, bütün Üzümlü’nün, İncirköy’ün, Koruköy’ün güzelliğin ortaya çıktığı havada bu tesisin burada neden yanlış olduğunu anlatmak istiyoruz.”
“ÜZÜMLÜ’DE MADENCİLERİN, TAŞ OCAKÇILARIN HEVESİ BİTMEDİ”
Havza’da temiz havanın, tıbbi aromatik bitkilerin, doğal güzelliklerin, ormanda; odun dışı ürünlerin, mantarların ve arıların olduğuna dikkat çeken Aksoy, “Buraya bir iş yapılıyorsa çok titizlikle, çok özenle yapılması gerekiyor” dedi.


Şirketin sunduğu ve “ÇED gerekli değildir” kararı verilen projenin tanıtım dosyasının; yetersiz, kötü ve bütünsel değerlendirmeye yer vermediğini vurgulayan Aksoy, şu ifadeleri kullandı:
“Rüzgâr yönleri, yeraltı sularını nasıl etkileyeceği kopyala yapıştır tekniklerle geçiştirilmiş. Böyle bir yere zaten krom gibi diğer her şeyi bitirecek bir şeyin yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz ama yapılsa bile biraz ciddiyetle, biraz doğru düzgün şekilde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Üzümlü’de madencilerin, taş ocakçıların hevesi bitmedi.”
Urantaş firmasının mevcut bir taş ocağı olduğuna ve geçmişte orayı genişletmek istediklerini dile getiren Aksoy, firmanın konkordato ilan ettiğine dikkat çekti.
Ayrıca, aynı noktada yıllardır batık durumda olan Gürak Krom Madeni olduğunu söyleyen Aksoy, “Oranın pisliği, pasası arka taraftaki Yakacık ve Eldirek köylerine akıyor” dedi.
Yeşilüzümlü’de ise Muğla Arısı Gen Koruma Bölgesi yazan tabelanın arkasında Gürak Krom Madeni’nden gelen pasaların aktığının altını çizen Aksoy, şu ifadeleri kullandı:
“Biz, bunu göz göre göre yapmayalım diyoruz ve bilimsel yönden haklı olduğumuzu düşünüyoruz. Bizim içimizdeki arkadaşlardan o kadar güçlü bir ekip çıktı ki çok güçlü bir şekilde dava dilekçelerimizi doldurduk. Hepsini çok detaylı yazmıştık.”
Devletten ve devlet kurumlarında da aynı hassasiyeti beklediklerini kaydeden Aksoy, Yeşilüzümlü’de yaşayan yerli ve yabancıların, kendilerine neden koruma bölgesi ilan edilmediğini sorduklarını aktardı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile koruma bölgesi ilan edilmesi, kırsal kalkınma bölgesi ilan edilmesi hakkında konuşmak istediklerini dile getiren Aksoy, şunları söyledi:
“Mesela Bakanlık, tıbbi aromatik bitkiler projesi yapıyor, İncirköy’de bunları konuşmak istiyoruz. Artık kromdu, taş ocağıydı bizim yakamızı bıraksınlar istiyoruz.”
NE OLMUŞTU?
Eti Elektrometalurji A.Ş tarafından yapılmak istenen proje için 4 Mart 2022 ÇED süreci başlatılmıştı. Bu kapsamda hazırlanan proje tanıtım dosyasını Muğla Valiliği uygun bularak projeye 3 Ağustos 2022 tarihinde ÇED gerekli değildir kararı vermişti.
Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği (FETDER), Dağ Taş Aş Bizim Platformu ve Yeşilüzümlü’de yaşayan yurttaşlar, eksik olarak hazırlandığını savundukları proje tanıtım dosyası üzerinden verilen ÇED gerekli değildir kararına karşı Muğla Valiliği’ne dava açmış, dava kapsamında 20 Ekim 2022’de bölgede bilirkişi keşfi yapılması karar verilmişti.
Bu süreçte Gündem Fethiye, Yeşilüzümlü halkı ile neden projeye karşı olduklarını konuşmuş ve bir röportaj serisi hazırlamıştı.
Röportajların tamamına ulaşmak için buraya tıklayın.
13 Haziran 2023 tarihinde bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişilerin raporu ise 12 Eylül 2023 tarihinde mahkemeye sunulmuştu. Raporun ardından 15 Ocak 2024 tarihinde davanın duruşması Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde görülmüştü.
İlk bilirkişi raporunun mahkemeye sunulmasının ardından mahkeme, 18 Ocak 2024 tarihli kararında projenin maden mühendisliği ve çevre mühendisliği açısından yeniden değerlendirmesini ve ek rapor hazırlanmasını istemişti.
Bu raporda, maden mühendisliği bilirkişisi bölgede krom tesisine karşı olumlu görüş verirken orman mühendisliği bilirkişisi ise olumsuz görüş vermişti. Raporu inceleyen mahkeme, 7 Mart 2024 tarihinde verdiği kararda maden mühendisi bilirkişisinin raporunu yetersiz bularak yeniden rapor düzenlemesini istemişti.
Fakat Mahkeme, 14 Mayıs 2024’te, davayı Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere reddetmişti.
Danıştay, bilirkişi raporundaki tutarsızlıklar ve tarafların itirazlarının yeterince karşılanmaması gerekçesiyle idare mahkemesinin ret kararını oy çokluğuyla bozmuştu.
Konuya ilişkin Dağ Taş Aş Bizim Platformu, 1 Haziran 2024 tarihinde Dünya Çevre Haftası’nda Yeşilüzümlü’de bir araya gelmiş ve hem bir şenlik düzenlemiş hem de “Haklıydık, kazandık” başlıklı bir açıklama yapmıştı.


Dağ Taş Aş Bizim Platformu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yeniden başlayan dava sürecinde Krom Tesisi’ne ilişkin yeniden keşif ve bilirkişi incelemesinin 15 Mayıs 2025 Perşembe günü yapılacağını duyurmuştu.
Diğer yandan, Dağ Taş Aş Bizim Platformu, 11 Haziran 2024’te change.org üzerinden “Yeşilüzümlü halkı Krom Eleme Tesisi istemiyor! Fethiye’nin suyu ve Muğla arısı tehlikede!” başlıklı bir imza kampanyası başlatmıştı ve 10 Mayıs 2025 itibarıyla en az 11 bin yurttaş kampanyaya imza atmıştı.
İmza kampanyasına ulaşmak için buraya tıklayın.
FETHİYE KROM TESİSİ PROJE TANITIM DOSYASINDA ÇEVRE ETKİLERİ HAKKINDA NELER SÖYLENİYOR?
Proje tanıtım dosyasına göre, ÇED sahasının tamamı devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve orman sayılan alanlardan oluşuyor. Bölgede ise kızılçam ormanları hakim.
Dosyaya göre, proje alanında ya da çevresinde projeden etkilenebilecek mevcut arazi kullanımları (konut, bahçe, diğer özel mülkiyet, sanayi, ticari tesis, rekreasyon alanı, halka açık alan, tarım, ormancılık, turizm, madencilik ya da malzeme ocağı gibi) yok.
EN AZ 10 BİN AĞAÇ KESİLECEK
Dosyada projenin yapılması planlan yerin de yeşil alan kaybının çok olacağı bir yerde olmadığı iddia ediliyor fakat aynı raporun bir başka bölümünde ÇED alanında en az 10 bin ağacın kesileceği dile getiriliyor.


Diğer yandan, proje alanında ya da çevresinde projeden etkilenebilecek yüksek peyzaj ya da görsel değere sahip yerler veya özelliklerin olmadığı dile getiriliyor.
PROJE TANITIM DOSYASINDA ‘ARI’NIN ADI YOK
Proje tanıtım dosyasına göre, “Proje alanında yada çevresinde, projeden etkilenebilecek önemli ya da ekolojik açıdan hassas bölgeler (sulak alanlar, su kaynakları, kıyı bölgeleri, dağlar, ormanlar ya da ormanlık araziler gibi) yok.”
Konuya dair Gündem Fethiye’ye konuşan ve Yeşilüzümlü’de yaşayan Mimar Zeynep Ebru Aksoy ise bölge halkının arıcılıkla geçimi sağladığını söylemişti. Ayrıca bu bölgedeki arıların Muğla gen arısı olduğuna dikkat çekmişti.
Dosyada arıcılık ya da bölgedeki arı ırkına ilişkin ise herhangi bir ifade yer almıyor.


Proje tanırım dosyasının tamamını okumak için buraya tıklayın.
FETHİYE’NİN SEKİZDE BİRİ BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ ALANDA MADEN İŞLETME RUHSATI 30 YILLIĞINA ŞİRKETE VERİLMEK İSTENİYOR
Proje Tanıtım Dosyası’nda Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 15 Mayıs 2017 tarihinde verilen işletme ruhsatının süresinin 15 Mayıs 2047, yani 30 yıl olduğu belirtiliyor. Ruhsat sahası içindeki ÇED alnının büyüklüğü ise 9,85 hektar.


Fethiye’nin yüzölçümü 875 kilometrekare, yani 87 bin 500 hektar. Şirkete verilen maden ruhsatı bölgesinin büyüklüğü ise 11 bin 239 hektar. Bu büyüklük Fethiye’nin yaklaşık olarak sekizde birine denk geliyor.


25 HEKTAR SINIRI NE ANLAMA GELİYOR?
Büyük ruhsat sahaları içindeki 25 hektarı geçmeden planlanan maden projeleri ise ÇED raporu hazırlamaktan kaçmanın bir yöntemi olarak eleştiriliyor.
ÇED Yönetmeliği’ne göre, “ÇED Raporu” hazırlanması gereken projeler ile “Proje Tanıtım Dosyası” hazırlanması gereken projeler ayrılıyor. Buna göre, ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer alan projelerin ÇED Raporu hazırlaması zorunluyken EK-2 listesinde yer alan projeler yalnızca Proje Tanıtım Dosyası hazırlar ve valilikler tarafından “ÇED gerekli değildir” kararı verilebilir.
Yönetmeliğe göre bir maden projesinin alanı 25 hektardan fazla olduğunda, bu projeye ÇED gerekli değildir kararı verilemez ve ÇED süreci işletilir. Madde, şirketlerin ÇED süreçlerine tabi olmamak için geniş ruhsat sahalarında 25 hektarın altında birden fazla proje tasarlayabilmeye imkan tanıması nedeniyle eleştiriliyor.
Ekoloji Kolektifi Derneği’nin hazırladığı ve bu ÇED süreçlerin daha anlaşılır hale getirmeyi amaçlayan Yurttaşlar İçin ÇED Süreci Takip Rehberi’ne ulaşmak için buraya tıklayın.











