Muğla’nın Fethiye ilçesi Yeşilüzümlü Mahallesi’nde planlanan krom tesisi için verilen “ÇED gerekli değildir” kararı Danıştay tarafından kesin olarak iptal edildi. Kararın ardından Dağ Taş Aş Bizim Platformu, karara dair yaptığı açıklamada havzanın madenciliğe kapatılmasını istedi.
Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı Yeşilüzümlü Mahallesi’nde Eti Elektrometalurji A.Ş tarafından yapılmak istenen krom eleme tesisi projesine verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir karşı açılan davada Danıştay kesin kararını verdi.
Danıştay 4. Dairesi, 21 Ocak 2026 tarihli kararı ile Muğla 2. İdare Mahkemesi’nin “ÇED gerekli değildir” kararının iptaline ilişkin hükmünü oyçokluğuyla onadı. Yani projenin hayata geçirilebilmesi için Eti Elektrometalurji’nin ÇED başvuru dosyası hazırlaması gerekiyor.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Dağ Taş Aş Bizim Platformu, karar ilişkin sosyal medya üzerinden bir açıklama yayınladı.
Açıklamada, yaklaşık 3,5 yıl süren hukuk mücadelesinin ardından iptal kararının Danıştay tarafından kesin olarak onandığı belirtilerek, sürece destek veren yurttaşlara ve Avukat Bora Sarıca’ya teşekkür edildi.
“PROJENİN YÖREMİZİ NASIL BİR ÇEVRESEL VE EKONOMİK ÇIKMAZA SÜRÜKLEYECEĞİ AÇIKTI”
Bilimsel temelden yoksun olduğu ve başka projelerden kopyalanarak hazırlandığı belirtilen proje için “Bölgenin doğal ve kültürel varlıklarını geri dönüşsüz biçimde tahrip edecek bir girişim nasıl bu noktaya kadar gelebildi?” diye soruldu. 11 bin 239 hektarlık ruhsat alanını kapsadığı belirtilen projenin, bölgeyi çevresel ve ekonomik açıdan çıkmaza sürükleyeceğinin açık olduğu savunuldu.
Açıklamada ayrıca, benzer projeler için toplumun, kamu kurumlarının ve yargının büyük bir zaman ve kaynak harcamak zorunda kaldığına dikkat çekilerek, bu enerjinin yaşamı güçlendiren modellere yönlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Yeşilüzümlü ve çevresinin yüksek biyolojik çeşitliliği, tarımsal potansiyeli ve kültürel birikimiyle sürdürülebilir kalkınma açısından önemli bir havza olduğu belirtilen belirtildi.
Bölgenin maden projeleriyle değil agroekolojik ve zehirsiz tarım, arıcılık, odun dışı orman ürünleri, kuraklığa dayanıklı yerel türlerle zeytincilik, küçük aile çiftçiliğini destekleyen politikalar, kırsal turizm ve gençlere iş alanı açan katma değerli üretim modelleriyle gelişmesi gerektiği ifade edildi.
“EVET, KAZANDIK AMA ASIL HEDEFİMİZ YALNIZCA BİR PROJEYİ DURDURMAK DEĞİL, YAŞAMI KORUYAN BİR GELECEK KURMAK”
Kızılçam ormanlarıyla kaplı yapılaşmamış doğal alanların korunmasının gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından zorunlu olduğu belirtilen açıklamada, Yeşilüzümlü havzasının “Madenciliğe Kapalı Alan” ilan edilmesi talep edildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Platform, kazanılan davanın yalnızca bir projeyi durdurmak anlamına gelmediğini, asıl hedefin yaşamı koruyan bir gelecek inşa etmek olduğunu belirterek, farklı görüşlerin ortak bir yaşam sorumluluğunda buluşabileceğini ifade etti.
Açıklama, Yeşilüzümlü havzasının korunan bir kültürel peyzaj ve doğa varlıkları alanı, örnek bir yerel ekonomi ve geleceğe ilham veren bir model haline getirilmesi çağrısıyla sona erdi.
NE OLMUŞTU?
Eti Elektrometalurji A.Ş tarafından yapılmak istenen proje için 4 Mart 2022 ÇED süreci başlatılmıştı. Bu kapsamda hazırlanan proje tanıtım dosyasını Muğla Valiliği uygun bularak projeye 3 Ağustos 2022 tarihinde ÇED gerekli değildir kararı vermişti.
Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği (FETDER), Dağ Taş Aş Bizim Platformu ve Yeşilüzümlü’de yaşayan yurttaşlar, eksik olarak hazırlandığını savundukları proje tanıtım dosyası üzerinden verilen ÇED gerekli değildir kararına karşı Muğla Valiliği’ne dava açmış, dava kapsamında 20 Ekim 2022’de bölgede bilirkişi keşfi yapılması karar verilmişti.
Bu süreçte Gündem Fethiye, Yeşilüzümlü halkı ile neden projeye karşı olduklarını konuşmuş ve bir röportaj serisi hazırlamıştı.
Röportajların tamamına ulaşmak için buraya tıklayın.
13 Haziran 2023 tarihinde bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişilerin raporu ise 12 Eylül 2023 tarihinde mahkemeye sunulmuştu. Raporun ardından 15 Ocak 2024 tarihinde davanın duruşması Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde görülmüştü.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
İlk bilirkişi raporunun mahkemeye sunulmasının ardından mahkeme, 18 Ocak 2024 tarihli kararında projenin maden mühendisliği ve çevre mühendisliği açısından yeniden değerlendirmesini ve ek rapor hazırlanmasını istemişti.
Bu raporda, maden mühendisliği bilirkişisi bölgede krom tesisine karşı olumlu görüş verirken orman mühendisliği bilirkişisi ise olumsuz görüş vermişti. Raporu inceleyen mahkeme, 7 Mart 2024 tarihinde verdiği kararda maden mühendisi bilirkişisinin raporunu yetersiz bularak yeniden rapor düzenlemesini istemişti.
Fakat Mahkeme, 14 Mayıs 2024’te, davayı Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere reddetmişti.
Danıştay, bilirkişi raporundaki tutarsızlıklar ve tarafların itirazlarının yeterince karşılanmaması gerekçesiyle idare mahkemesinin ret kararını oy çokluğuyla bozmuştu.
Konuya ilişkin Dağ Taş Aş Bizim Platformu, 1 Haziran 2024 tarihinde Dünya Çevre Haftası’nda Yeşilüzümlü’de bir araya gelmiş ve hem bir şenlik düzenlemiş hem de “Haklıydık, kazandık” başlıklı bir açıklama yapmıştı.


Dağ Taş Aş Bizim Platformu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yeniden başlayan dava sürecinde Krom Tesisi’ne ilişkin yeniden keşif ve bilirkişi incelemesinin 15 Mayıs 2025 Perşembe günü yapılacağını duyurmuştu.
Diğer yandan, Dağ Taş Aş Bizim Platformu, 11 Haziran 2024’te change.org üzerinden “Yeşilüzümlü halkı Krom Eleme Tesisi istemiyor! Fethiye’nin suyu ve Muğla arısı tehlikede!” başlıklı bir imza kampanyası başlatmıştı ve 10 Mayıs 2025 itibarıyla en az 11 bin yurttaş kampanyaya imza atmıştı.
İmza kampanyasına ulaşmak için buraya tıklayın.
Dağ Taş Aş Bizim Platformu’nun çağrısıyla yurttaşlar, 15 Mayıs 2025’te bilirkişi keşfi için bir araya gelmişti. Alanda, bazı yurttaşlar arı kostümü giymişti ve sarı kantaron yağı, biberiye kurusu gibi yerel ürünlerin sergilendiği bir tezgah kurulmuştu.
FETHİYE KROM TESİSİ PROJE TANITIM DOSYASINDA ÇEVRE ETKİLERİ HAKKINDA NELER SÖYLENİYOR?
Proje tanıtım dosyasına göre, ÇED sahasının tamamı devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve orman sayılan alanlardan oluşuyor. Bölgede ise kızılçam ormanları hakim.
Dosyaya göre, proje alanında ya da çevresinde projeden etkilenebilecek mevcut arazi kullanımları (konut, bahçe, diğer özel mülkiyet, sanayi, ticari tesis, rekreasyon alanı, halka açık alan, tarım, ormancılık, turizm, madencilik ya da malzeme ocağı gibi) yok.
EN AZ 10 BİN AĞAÇ KESİLECEK
Dosyada projenin yapılması planlan yerin de yeşil alan kaybının çok olacağı bir yerde olmadığı iddia ediliyor fakat aynı raporun bir başka bölümünde ÇED alanında en az 10 bin ağacın kesileceği dile getiriliyor.


Diğer yandan, proje alanında ya da çevresinde projeden etkilenebilecek yüksek peyzaj ya da görsel değere sahip yerler veya özelliklerin olmadığı dile getiriliyor.
PROJE TANITIM DOSYASINDA ‘ARI’NIN ADI YOK
Proje tanıtım dosyasına göre, “Proje alanında yada çevresinde, projeden etkilenebilecek önemli ya da ekolojik açıdan hassas bölgeler (sulak alanlar, su kaynakları, kıyı bölgeleri, dağlar, ormanlar ya da ormanlık araziler gibi) yok.”
Konuya dair Gündem Fethiye’ye konuşan ve Yeşilüzümlü’de yaşayan Mimar Zeynep Ebru Aksoy ise bölge halkının arıcılıkla geçimi sağladığını söylemişti. Ayrıca bu bölgedeki arıların Muğla gen arısı olduğuna dikkat çekmişti.
Dosyada arıcılık ya da bölgedeki arı ırkına ilişkin ise herhangi bir ifade yer almıyor.


Proje tanırım dosyasının tamamını okumak için buraya tıklayın.
FETHİYE’NİN SEKİZDE BİRİ BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ ALANDA MADEN İŞLETME RUHSATI 30 YILLIĞINA ŞİRKETE VERİLMEK İSTENİYOR
Proje Tanıtım Dosyası’nda Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 15 Mayıs 2017 tarihinde verilen işletme ruhsatının süresinin 15 Mayıs 2047, yani 30 yıl olduğu belirtiliyor. Ruhsat sahası içindeki ÇED alnının büyüklüğü ise 9,85 hektar.


Fethiye’nin yüzölçümü 875 kilometrekare, yani 87 bin 500 hektar. Şirkete verilen maden ruhsatı bölgesinin büyüklüğü ise 11 bin 239 hektar. Bu büyüklük Fethiye’nin yaklaşık olarak sekizde birine denk geliyor.


25 HEKTAR SINIRI NE ANLAMA GELİYOR?
Büyük ruhsat sahaları içindeki 25 hektarı geçmeden planlanan maden projeleri ise ÇED raporu hazırlamaktan kaçmanın bir yöntemi olarak eleştiriliyor.
ÇED Yönetmeliği’ne göre, “ÇED Raporu” hazırlanması gereken projeler ile “Proje Tanıtım Dosyası” hazırlanması gereken projeler ayrılıyor. Buna göre, ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer alan projelerin ÇED Raporu hazırlaması zorunluyken EK-2 listesinde yer alan projeler yalnızca Proje Tanıtım Dosyası hazırlar ve valilikler tarafından “ÇED gerekli değildir” kararı verilebilir.
Yönetmeliğe göre bir maden projesinin alanı 25 hektardan fazla olduğunda, bu projeye ÇED gerekli değildir kararı verilemez ve ÇED süreci işletilir. Madde, şirketlerin ÇED süreçlerine tabi olmamak için geniş ruhsat sahalarında 25 hektarın altında birden fazla proje tasarlayabilmeye imkan tanıması nedeniyle eleştiriliyor.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!







