Antalya 12. Aile Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 175’inci maddesinde “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” ifadelerinin yer aldığı birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresinin iptali istemiyle AYM’ye başvuru yapmıştı.
AYM, 4 Haziran’da oy çokluğuyla söz konusu maddedeki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar verdi. Karara ilişkin sosyal medya üzerinden açıklama yayımlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, “AYM’nin tanıdığı yasal süreci de dikkate alarak; bir tarafı ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında mağdur etmeyen, hakkaniyete uygun yeni yasal düzenlemeyi yüce Meclisimizin takdirine sunacağız” ifadelerini kullandı.
Menteşe Kadın Platformu, AYM’nin kararına ve 12. Yargı Paketi’ne karşı bugün (11 Haziran) saat 11.00’de Muğla’nın Menteşe ilçesinde bulunun Sınırsızlık Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Basın açıklamasını Dilek Bulut okudu. Açıklamada, AYM’nin kararıyla ilgili “Bu karar, kadınların evlilik birliği içindeki karşılıksız ve görünmez emeğini hiçe sayan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren ve kadınları yoksulluk ile şiddet sarmalına mahkum eden hukuka aykırı bir adımdır” denildi ve şunlar aktarıldı:
“Kamuoyunda kadın düşmanı erkeklerin yaratmaya çalıştığı algının tersine yıllardır hedef alınan nafaka hakkının adı ‘yoksulluk nafakasıdır’ ve yoksulluğa düşen taraf kadınsa kadına erkek ise erkeğe verilmektedir ve süresiz değildir. Nafaka, bir zenginleşme aracı değil, ataerkil sistemin ve evlilik kurumunun kadınlar üzerinde yarattığı ekonomik tahribatın bir nebze olsun telafi edilmesini sağlayan hayati bir haktır.”
“MESELE HİÇBİR ZAMAN NAFAKANIN MİKTARI OLMAMIŞTIR”
Türk Medeni Kanunu’nun 196’ncı maddesinin, eşin ev işlerini görmesi ve çocuklara bakmasının ailenin geçimine katkı olduğunu açıkça düzenlediğinin altının çizildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Evlilik boyunca gelir getirici bir işte çalışamayan kadının, boşanma sonrasında bir anda ekonomik bağımsızlık kazanmasını beklemek, toplumsal gerçeklikten kopuktur. Toplumsal cinsiyet eşitliğine bağlı yapısal eşitsizliklerin derinliği nedeniyle, ekonomik olarak güçsüz olan ve boşanma durumunda yoksulluğa düşecek olan taraf kadın olduğundan büyük oranda yoksulluk nafakası kadınlara bağlanmaktadır.”
Yoksulluk nafakasının medeni haklar açısından önemli bir kazanım olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Yoksulluk nafakası, kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine kadınlara refah sağlayan değil; çoğu zaman açlık sınırının çok altında kalan sembolik bir ekonomik destek niteliğindedir çünkü mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmamıştır. Mesele, boşanma sonrasında kadınların ekonomik olarak bağımsızlaşabilmesi için hukuk düzeninin sağladığı sınırlı güvencelerin ortadan kaldırılmasıdır.
Bu yaklaşım, boşanmak isteyen kadınları şiddet gördükleri veya mutsuz oldukları evliliklere ekonomik kaygılar nedeniyle mahkûm edecek, aynı zamanda siyasal iktidarın kadının itaatine dayalı, reisli ve çok çocuklu aile modelini güçlendiren politikalarına hizmet edecektir. Boşanmak isteyen erkeğin ise evlilikten ve çocuklardan kaynaklanan sorumluluklarından daha kolay sıyrılmasına sebep olacaktır.”
Kararın ardından konuyla ilgili sosyal medyada yapılan yorumlara değinilen açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Nitekim bu konu gündeme geldiğinden beri kadın düşmanı erkekler sosyal medyadan adlarına ‘nafaka mağduru erkekler diyerek; ben seni aldatacağım, döveceğim, sana söveceğim sen de buna katlanacaksın. Boşanmaya kalkarsan da beş kuruş ödemeyeceğim’ naraları atıyorlar. Kadınların nasıl şiddet ve yoksulluk sarmalı arasında bırakıldıklarını açıkça ifade ediyorlar.”
“12. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA YOKSULLUK NAFAKASINA YÖNELİK KAPSAMLI DEĞİŞİKLİKLER HAZIRLANDIĞI İFADE EDİLMEKTEDİR”
Kararın zamanlamasının önemli olduğunun belirtildiği açıklamada, şunların altı çizildi:
“Kamuoyuna yansıyan haberlerde, TBMM gündemine alınması beklenen 12. Yargı Paketi kapsamında yoksulluk nafakasına yönelik kapsamlı değişiklikler hazırlandığı ifade edilmektedir. Nafakanın süreye bağlanması, çeşitli kriterlerle sınırlandırılması ve fiilen erişilemez hale getirilmesi yönünde düzenlemeler yapılacağı uzun süredir konuşulmaktadır.”
Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı 12. Yargı Paketi taslağında LGBTİ+’lar ve çocuklara dair düzenlemelerin yeniden yer alacağının ifade edildiği açıklamada, şunlara vurgu yapıldı:
“Ayrıca bu pakette sosyal medya kullanımı için kimlik doğrulama ve Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasını sınırlandıran iptal kararının ardından boşanma ve nafakaya dair de düzenlemeler olacağı biliniyor.
Milyonların hayatını, haklarını, varlığını etkileyen düzenlemelerin ‘yargı reformu’ başlığı altında torba kanun sistematiğiyle ve basına sızdırılan metinlerle geçirilmeye çalışılması, demokratik katılımın ne ölçüde engellendiğini bir kez daha ortaya koyuyor. 12. Yargı Paketi, başta kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını hedef alırken, tüm toplum üzerindeki dijital gözetleme baskısını kurumsallaştırıyor.”
Açıklamanın devamında, şunlara dikkat çekildi:
“19 ayrı yasada değişiklik öngördüğü belirtilen taslak önerisine erişimimiz olmasa da basına yansıyan bilgilere göre değişiklik yapılması düşünülen düzenlemeler temel hak ve özgürlükleri tehdit ediyor. Ayrımcılık ve şiddetten uzak, onurlu bir yaşam sürmek çocukların, LGBTİ+’ların, kadınların, hepimizin temel hakkıdır.”
“BU DÜZENLEMELER TOPLUMDA KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN HIZINI ARTIRIR”
AYM’nin gerekçeli kararını beklediklerinin altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Ancak şimdiden ilan ediyoruz: Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenleme toplumsal adalet üretmez. Kadın yoksulluğunu artıracak hiçbir değişiklik eşitlikle bağdaşmaz. Bu düzenlemeler toplumda kadına yönelik şiddetin hızını artırır. Bu yüzden, kadınların kazanılmış haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz.”
AYM’nin iptal kararının, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10’ maddesinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunun vurgulandığı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Devlet, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Medeni Kanun’u parça parça yok etme girişimlerine karşı çıkmaya, kadınların ekonomik ve sosyal haklarını savunmaya, eşit yurttaşlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz.
Mücadele ile kazandığımız yasal haklarımızdan, hayallerimizden ve onurlu bir yaşam hakkından vazgeçmiyoruz. Ülkemizde bu hafta pek çok kadın örgütü hakları ve hayatlarından vazgeçmediklerini ifade etmek için alanlardadır. Yaşasın kadın dayanışmamız, yaşasın örgütlü mücadelemiz.”
