Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı İçmeler Mahallesi’ndeki Kızılkum Koyu’nda, Sinpaş Holding’in iştirak şirketi olan Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) A.Ş’nin yapmak istediği otel ve devremülk projesi ve yurttaşların projeye karşı mücadelesi, şirketin proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvuru yaptığı 2021 yılından bu yana devam ediyor.
Marmaris Kent Politikaları Derneği, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda; Sinpaş’ın dün (16 Mayıs) kıyıda iş makineleriyle çalışma yaptığı görüntüleri paylaştı.
Görüntülerde, iş makinelerinin kıyıda ve denizde çalışma yürüttüğü, denizin ise çalışmalar sonucunda kahverengiye büründüğü görülüyor.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!


Dernek tarafından “Sinpaş’a suçüstü” başlığıyla yapılan açıklamada, “Kanunlar sadece yoksul halk için mi?” sorusu soruldu.
Açıklamada, ilgili görüntüler şu şekilde anlatılıyor: “Marmaris Milli Parkı sınırları içinde yer alan Sinpaş/Kızılbük projesi, yasal boşluklar ve idari boş vermişlik gölgesinde sahada fiili bir ‘oldu-bitti’ye dönüştürülüyor. Kent Politikaları Derneği olarak elimize ulaşan ve kamuoyuyla paylaştığımız 16 Mayıs tarihli görüntüleri, projenin sadece kıyı şeridini değil, deniz ekosistemini de nasıl tasfiye ettiğini belgelemektedir.
Görüntülerde; iş makinelerinin doğrudan deniz tabanına müdahale ettiği, paletleriyle kepçelerle deniz yaşamını alt üst etmektedir. Yarattığı yıkım deniz yüzeyinden görülmekte, sarı kızıl bir leke gibi İçmeler’i kirletmektedir.”
Şirketin önceki yıllarda olduğu gibi inşaat yasağına rağmen çalıştığı belirtilen açıklamada, “Sinpaş, reklam filmlerinde kamusal bir müşterek olan kıyıyı “kişiye özel” vaadiyle pazarlarken, sahada bu vaadin yasa dışı altyapısını kurmaktadır. Üstelik daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da bölgedeki resmi inşaat yasağına rağmen, fütursuzca çalışabilme cesaretini göstermektedir” ifadeleri kullanıldı.


“BÜROKRATİK BİR ZAMAN AŞIMINA UĞRATILMAK İSTENMEKTEDİR”
Ruhsat iptal davasının Danıştay’da bekletildiği belirtilen açıklama, şöyle devam etti:
“Bu projenin durdurulması için yıllardır yürütülen çok yönlü hukuk mücadelesi, bürokratik bir zaman aşımına uğratılmak istenmektedir. İdari ve adli makamlara klasörlerce bilimsel rapor, somut belge ve şikayet sunmamıza rağmen, ruhsat iptal davası halen Danıştay aşamasında bekletilmektedir.
Yargı mekanizmasının bu yavaşlığı, sahada geri dönülmez hasarlar bırakan şirket için fiili bir icazete dönüşmüştür. Hukuk kuralların labirentinde ağır adımlarla ilerlerken, doğa ve kent hukuku feda edilmektedir.”
“EKOLOJİK KRİZİN DOĞRUDAN BİR EKONOMİK KRİZE EVRİLDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR”
İnşaat faaliyetlerinin yarattığı tahribatın sadece Kızılkum mevkiiyle sınırlı olmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar söylendi:
“Turizm sezonunun henüz başında olmamıza rağmen, Marmaris’in ekonomik ve turistik kalbi olan İçmeler Koyu, deniz içindeki kepçe çalışmaları ve kıyıya dökülen beton sızıntıları nedeniyle şimdiden ağır bir kirlilik pençesindedir. Bölge esnaf ve halkından yükselen yoğun şikayetler, ekolojik krizin doğrudan bir ekonomik krize evrildiğini göstermektedir.”


“HALK SAĞLIĞINI VE DENİZ EKOSİSTEMİNİ HİÇE SAYAN BU ALTYAPI BELİRSİZLİĞİ, KENTİN ÜZERİNDE BÜYÜK BİR TEHDİT OLARAK DURMAKTADIR”
Projede kanalizasyon atıklarının nereye boşaltıldığının belgelenmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “İlgili belediyenin herhangi bir kanalizasyon hizmeti vermediği bu devasa tesisin, atık sularını ve kanalizasyonunu nereye boşalttığının şeffaf bir şekilde belgelenmesi ve denetlenmesi de doğrudan idari makamların sorumluluğundadır. Halk sağlığını ve deniz ekosistemini hiçe sayan bu altyapı belirsizliği, kentin üzerinde büyük bir tehdit olarak durmaktadır.”
“MİSAFİRLERİ, BU KİRLİ SULARDA MI AĞIRLAYACAKSINIZ?
Açıklamada, Muğla Valiliği’ne ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na şu sorular yöneltildi:
“Bu kentin esnafının, halkının ekmek parası olan yerel turizmi, tek bir şirketin kâr hırsı uğruna gözden mi çıkardınız?
Dünyanın dört bir yanından gelen misafirleri, bir şantiyenin çamuruna ve altyapı belirsizliğine buladığınız bu kirli sularda mı ağırlayacaksınız?”
“YASAL YETKİLERİNİ KULLANACAK BİR DEVLET YETKİLİSİ, TEK BİR İDARECİ YOK MUDUR?”
Anayasa’nın 43. Maddesi ve Kıyı Kanunu hatırlatılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit kullanımına açıktır. Türkiye’de sıradan bir yurttaş kıyı kenarında veya koruma alanında izinsiz en ufak bir fiziki müdahalede bulunduğunda devletin tüm cezai ve idari gücü anında harekete geçirilirken, devasa bir sermaye grubunun denizin içinde kepçelerle çalışmasına sessiz kalınması kamuoyu vicdanını derinden yaralamaktadır.
Bu kurumsal sessizlik, ‘Kanunlar sadece arkasında gücü olmayan yoksul halk için mi geçerli?’ sorusunu akıllara getirmektedir. Koltuğundan, unvanından veya arkadaki ekonomik güç odaklarından çekinmeden, ‘Burada anayasal suç işleniyor’ diyerek yasal yetkilerini kullanacak bir devlet yetkilisi, tek bir idareci yok mudur?”
Son olarak Kent Politikaları Derneği olarak, Marmaris’in kamusal alanlarının bir şirketin insafına bırakılmasına seyirci kalmayacakları belirtildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

