Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı İçmeler Mahallesi’ndeki Kızılkum Koyu’nda, Sinpaş Holding’in iştirak şirketi olan Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) A.Ş’nin yapmak istediği otel ve devremülk projesi ve yurttaşların projeye karşı mücadelesi, şirketin proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvuru yaptığı 2021 yılından bu yana devam ediyor.
Projeye karşı mücadele veren hak savunucusu Halime Şaman’a 2021 yılında açılan 300 bin TL’lik “haksız rekabet” davasında mahkemeye son olarak sunulan bilirkişi raporu ise içeriğiyle tartışmalara neden oldu.
Raporun, Şaman’ın dava dosyasına değil, şirketin aynı gerekçelerle dava açtığı bir diğer hak savunucusu, dönemin Marmaris Kent Konseyi Başkanı Ufuk Beytekin’in dosyasındaki dilekçeye dayanılarak hazırlandığı ortaya çıktı. Diğer yandan, Şaman’ın yaşadığı kas hastalığı sebebiyle üçte iki iş kaybı yaşaması üzerine almaya başladığı malulen emeklilik maaşı ise bir CİMER ihbarı üzerine 2025 yılının Mart ayından beri kesilmiş durumda.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Şaman hem tazminat davaları hem de emeklilik maaşının kesildiği süreci, 9 Nisan 2026’da çevrimiçi platform aracılığyla, Gündem Fethiye’den Hülya Çetinkaya’ya anlattı.
PROJEYE KARŞI YURTTAŞLARIN AÇTIĞI DAVALAR NELERDİ?
Sinpaş/Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) A.Ş’nin yapmak istediği otel ve devremülk projesi için ilk olarak ÇED raporu hazırlaması gerekmeyen, görece daha küçük çaplı projelerin kategorilendirildiği EK 2 projesi olarak ve “Marmaris Kızılbük Resort Otel ve Devremülk (205 Odalı Otel Ve 1407 Adet Devremülk (Konut))” projesi ismiyle başvuru yapıldı. Muğla Valiliği 1 Haziran 2021’de projenin ÇED sürecini başlattı. Hemen ardından, yaklaşık iki ay sonra ise projeye ÇED gerekli değildir kararı verildi. Yurttaşlar ilk olarak 11 Ekim 2021’de bu kararın iptali için dava açtı.
Davanın kabul edilmesi üzerine Muğla 3. İdare Mahkemesi, 7 Temmuz 2022 tarihinde ÇED gerekli değildir kararını iptal etti ve projenin ÇED raporu hazırlaması gereken projeler kapsamında olduğuna hükmetti. Yeni proje için “Marmaris Kızılbük Resort Otel ve Devremülk (206 Odalı Otel ve 1323 Adet Devremülk (Konut))” ismiyle 8 Eylül 2022’de yeniden ÇED süreci başladı ve 10 Mart 2023 tarihinde ÇED olumlu kararı verildi. Yurttaşlar hem ÇED olumlu kararına karşı hem de proje boyunca Mehmet Oktay’ın Belediye Başkanı görevini sürdürdüğü dönemde projeye verilen ruhsatlara için davalar açtı.
ŞİRKETİN YURTTAŞLARA AÇTIĞI TAZMİNAT DAVALARI NELERDİ?
Bu süreçte Sinpaş/Kızılbük GYO da yurttaşlara karşı iki dava açtı. Bunlardan ilki, dönemin Marmaris Kent Konseyi Çevreden Sorumlu Yürütme Kurulu Üyesi ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Marmaris Meclisi Gönüllüsü Halime Şaman’a karşı 2021 yılında açılan haksız rekabet davasıydı. Sessiz Kalma Platformu’nun aktardığına göre, Şaman 16 Eylül 2021’de evine gönderilen tebligat ile Sinpaş GYO ile Kızılbük GYO’nun kendisine açtığı davadan haberdar oldu.
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada, Şaman’ın basın açıklamaları gerekçe gösterilerek 300 bin TL manevi tazminat talep edildi. Sinpaş/Kızılbük GYO aynı zamanda Şaman’ın herhangi bir basın açıklaması yapmamasını da mahkemeden talep etti ancak mahkeme bu ihtiyati tedbir talebini reddetti.
İkinci dava ise dönemin Marmaris Kent Konseyi Başkanı Ufuk Beytekin’e karşı 2022’de aynı gerekçeyle açılan ve yine 300 bin TL manevi tazminat talep edilen davaydı. Mahkeme, 12 Mayıs 2025 tarihli kararında Beytekin’in kamu yararına faaliyet gösterdiğine ve davaya konu olan açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına hükmederek davayı reddetti. Karar, şu anda istinaf aşamasında.
Şaman’ın davası ise dört yıldır sürüyor. Şaman, davaların kendisine ve Beytekin’e açılması ile ilgili şunları söyledi: “2021’den beri burada Milli Park’ın içerisinde bir beton kütlesine dönüşen ve gerçekten mevzuata aykırı olduğu da bugüne kadar yürütülen mahkeme kararlarında ortaya çıkan bir direniş sürüyor, Marmaris halkı üzerinden. (…) Direnişte de elbette daha önceden gördüğümüz, gelecekte de göreceğimiz ve bizim başımıza da gelen, içlerinden birilerini seçmek, korkutmak, böylece de direniş hattını kırmakla ilgili bir irade gösteriyorlar. Bura da iki kişiyi seçtiler. Biri ben, bir de o dönemki Kent Konseyi Başkanı olan Ufuk Beytekin.”
“HİÇBİR ŞEKİLDE KONUŞMAMAM VE BASINA RÖPORTAJ VERMEMEM İSTENDİ”
İki büyük GYO ile iki emekli yurttaşın haksız rekabete dayalı bir mücadele içine girmesinin “akla, mantığa, hayatın olağan akışına son derece aykırı” olduğunu belirten Şaman, bu süreçte asıl istenenin susturulmak istenmeleri olduğunu söyledi. Davaların ilk aşamasında şirket tarafından ihtiyati tedbir olarak kendisinin basına konuşmamasının, röportaj vermemesinin talep edildiğini fakat bunun mahkeme tarafından reddedildiğini anlattı.
“BİLİRKİŞİ RAPORU BAŞKA BİR DAVANIN DİLEKÇESİ ÜZERİNDEN HAZIRLANDI”
Şaman, bu tür davalarda asliye ticaret mahkemelerinin tek başına karar verebilecek konumda olmalarına rağmen, hâkimin dosyayı bilirkişiye gönderdiğini ve iki bilirkişinin hazırladığı raporun da geçtiğimiz hafta mahkemeye sunduğunu belirtti.
Şaman’ın aleyhine düzenlenen raporu inceleyen Şaman ve avukatları, raporun Şaman’ın dosyasındaki dilekçeye değil, aynı şirketin Ufuk Beytekin’e açtığı ayrı davaya ait dilekçeye dayanılarak yazıldığını tespit etti.
“Hukuk tarihine geçecek bir skandalla karşı karşıya kaldık” diyen Şaman bu cümlesini şöyle açıkladı: “Çünkü benim, yani bilirkişi raporları dava dilekçesi esas alınarak davalı ve davacının iddiaları da baz alınarak hazırlanıyor. Baz aldıkları dilekçe benim dosyama ait değil. Benim dosyamda yer alması mümkün değil. Yani dosyama girmesi mümkün değil. Konuşmanın başında bahsettiğimiz Ufuk Beytekin’in tazminat davasının dilekçesi. Yani başka birine ait dava dilekçesi sanki benim davam gibi bilirkişi tarafından incelenmiş, değerlendirilmiş ve ona göre bir aleyhime rapor hazırlanmış.”
“BU KADAR GAYRİ CİDDİ, BU KADAR SUÇ YÜKLEMEYE ÇALIŞAN KÖTÜ NİYETLİ BİR RAPOR ÇIKTI KARŞIMIZA”
Şaman, iki davanın bilirkişilerinin farklı olduğunu hatırlatarak şu soruyu sordu: “Bu bilirkişiler bu evraka nasıl ulaştılar? Dosyada yer almayan bir metin, bir dilekçe, bir evrak bilirkişi heyetinin önüne nasıl geliyor?”
Şaman, hem bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını hem de başka bir dava dilekçesinin bilirkişi raporuna nasıl girdiğinin aydınlatılmasını mahkemeden talep ettiklerini belirtti. Şaman ayrıca, bilirkişilerin önlerindeki dilekçeyi dahi okumadıklarını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Eğer okuyarak inceleyerek yazmış olsalardı önlerinde olmaması, yani yasal olarak suç olan bir evrakın bile okumuş olurlardı ve orada en azından benim adımın yazmamış olduğunu görürlerdi. Bu kadar gayri ciddi, bu kadar suç yüklemeye çalışan kötü niyetli bir rapor çıktı karşımıza.”
“BU ŞİRKET PKK’LI GİBİ, NE YAPALIM BİZ DE KALAŞNİKOF ALIP DAĞA MI ÇIKALIM?” SÖZLERİ İDDİASI
Raporun bir diğer tartışmalı yönü, Şaman’a atfedilen bir ifadeyle ilgili. Bilirkişi raporunda, projeye karşı açılan ve Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde görülen bir davanın duruşmasında Şaman’ın şu sözleri söylediği iddia edildi: “Bu şirket PKK’lı gibi, ne yapalım biz de kalaşnikof alıp dağa mı çıkalım?”
Şaman bu iddiaya şu şekilde yanıt verdi:
“Beni tanıyanlar bilir, söylediğim her şeyin arkasında olurum. Bir de söyleyeceğim bazı cümleler vardır benim. Bazı konuşma kalıpları bana uymaz ve pek kullanmam. Tam da böyle bir cümle ifade ediyorlar. Üstelik bu cümleyi de bırakın herhangi bir yerde Muğla 3. İdare Mahkemesi’nin duruşması esnasında söylemişim. Burada kaygım odur ki tazminat davasında kaybetmem üzerine değil, aynı zamanda başka bir zemine çevirerek bir suç oluşturmak ya da belki bir kovuşturmaya maruz kalmamla ilgili, iyi niyetli olmayan bir tutum var ama şu çok açık: İddiacı iddiasını ispatla yükümlüdür. Böyle bir iddiayı hiçbir zaman ispatlayamazlar. Zaten bunu artık konuşmanın bir anlamı yok çünkü bana ait olmayan bir dilekçeye rapor yazan bilirkişi heyetine söylenecek hiçbir şey yoktur. Orada söz kurması gereken, şikâyette bulunduğumuz savcılık makamıdır. Orada söz kurması gereken bu dosyayı inceleyen İstanbul’daki Asliye Ticaret Hukuk hakimidir.”
ŞAMAN’IN EMEKLİ MAAŞI BİR CİMER İHBARIYLA KESİLDİ, MALULEN EMEKLİLİĞİ KALICI OLARAK İPTAL EDİLDİ
Şaman’ın tazminat davası sürerken karşılaştığı bir diğer durum, malulen emekli maaşının kesilmesi oldu. Şaman’a 2004 yılında yapılan kas biyopsisi sonucunda mitokondriyal miyopati hastalığı teşhisi koyuldu. Bu hastalık nedeniyle de üçte iki işgücü kaybı olduğu için malulen emekli oldu.
Mitokondriyal miyopatiler, hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrilerin kusurlu çalışması sonucu ATP (enerji) üretiminin azalmasıyla ortaya çıkan, ilerleyici kas zayıflığı ve egzersiz intoleransı ile seyreden genetik hastalıklardır. Kas ağrısı, yorgunluk, göz kapağı düşmesi (pitoz) ve diğer organ sistemlerini (beyin, kalp) etkileyebilen çoklu sistem bozuklukları şeklinde görülürler.
Şaman’ın, bir televizyon kanalı programı için gazetecilerle birlikte Sinpaş/Kızılbük projesi inşaat alanının yakınında bulunduğu sırada, Marmaris Milli Parkı sınırları içindeki bir alanda, şirket güvenlikleri grubun geçişlerini engellemeye çalışmıştı. Şaman bu olaya dair, daha önce görmedikleri ve tanımadıkları bir kişiyi fark ettiklerini, tanışmak istediklerinde de kişinin kendisini şirket yetkilisi olarak tanıttığını, adını söylemediğini ve “Ben sizi tanıyorum, siz malulen emekli bir hanımefendisiniz” dediğini aktardı.
“BU İFADELERİN TESADÜF OLMADIĞINI ANLADIK”
Şaman, bu bilginin o düzeydeki bir çalışan tarafından bilinmesinin olağan koşullarda mümkün olmadığını ve ifadede bir tehdit unsuru gördükleri için savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını hatırlattı. Fakat savcılık, soruşturmaya gerek olmadığına karar verdi.
Şaman, daha sonra yaşadıklarının ardında ise bu ifadelerin tesadüf olmadığını anladıklarını belirtti çünkü 2025 ayının Mart ayında emekli maaşını almak istediğinde maaşın kesilmiş olduğunu fark ettiğini söyledi. Ardından yaşananları ise şöyle anlattı:
“Bunun üzerine Marmaris’teki SGK’ya müracaat ettiğimde üç ay önce bana sevk çıkartıldığını, hastaneye muayene için ve zamanında gitmediğim için maaşımın kesildiğini söylediler. Ama o güne kadar benim elime ulaşmış bir sevk kararı ya da tebligatı yoktu. Bırakın bana ulaşmasını, Marmaris küçük bir yer hemen muhtarlığa sorduk, yetmedi postaneye sorduk. Ne bende ne muhtarda ne de postanede böyle bir tebligat yoktu.”
Şaman bunun üzerine Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanedeki muayenede mevcut hastalıklarının ve iş gücü kaybının teyit edildiğini ancak raporun yeterli bulunmadığını anlattı.
Bir sonraki aşamada ise Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Şaman’ın aktarımına göre Ege Üniversitesi’nin hazırladığı rapor, Muğla Sıtkı Koçman Hastanesi’nin tespit ettiği tüm hastalıkları, üstelik evreleyerek doğruladı. Ancak Yüksek Sağlık Kurulu, çok sayıdaki hastalık arasından yalnızca daha ikincil derecede olan tek bir hastalığı oranlamaya tabi tuttu.
“FAK, FAKİRLİKTEN FAKİRLİĞE TERFİ EDİYORDUK Kİ BU ENFLASYONİST ETKİLERLE O LÜKSÜMÜZ DE KALMADI”
Şaman, üçte iki iş gücü kaybı şartını sağlamadığı gerekçesiyle malulen emekliliğinin Ocak 2026’da iptal edildiğini belirtti. 2025 Mart’ından kararın verildiği tarihe kadar yaklaşık 10 ay boyunca gelirsiz kalan Şaman, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) kapsamına başvurdu ve şu anda gelirini buradan sağlıyor.
Şaman bu duruma dair düşüncelerini şöyle aktardı: “Bir sabah uyanıyorsunuz; kenarda hiç yatırımınız yok, kredi borcunuz var, kredi kartlarınız var, harcamalarınız var ve paranız yok. Bir yıl boyunca buna maruz kalıyorsunuz. Gerçekten zor günlerdi. Sağ olsun bütün yol arkadaşlarım, bütün dostlarım destek olmak istedi. Ama hiç başkalarına bir şey almaya alışmamış insanlar için incitici bir şey, kabul edemedim. Şimdi bunu anlatıyorum çünkü artık o süreci tamamladık. Bir yıl boyunca, -biz dalga geçiyorduk biraz eşimle çünkü bu kadar sıkıntılı olaylarda, olayla dalga geçmeden baş edemiyorsunuz- ‘Fak fakir’ bir hayat sürmek zorunda kaldık. (…) O arada mevcut koşullarımın EYT’yi karşılıyor olması nedeniyle EYT’ye müracaat ettik ve şu anda EYT üzerinden bir gelirimiz başladı. Fak, fakirlikten fakirliğe terfi ediyorduk ki bu enflasyonist etkilerle o lüksümüz de kalmadı. Onu da araya söylemeden edemeyeceğim.”
Şaman, malulen emekliliğinin iptaline karşı açtığı davanın mahkemece kabul edildiğini ve dosyanın İstanbul’da görüleceğini bildirdi.
“SONUNA KADAR HAKKIMI ARAYACAĞIM”
Şaman, hem tazminat davası hem de malulen emeklilik süreciyle ilgili hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğini söyledi:
“Ben her zaman tüm mücadelemde, yani her ne kadar insanlar hukuk devleti kalmadı kaygısını taşısalar da ben hukuk sistemine inandım ve mutlaka bir yerde bu davanın lehimize döneceğine inanıyorum. AİHM’se AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), yerel mahkemeyse yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi ise Anayasa Mahkemesi. Sonuna kadar hakkımı arayacağım. Çünkü bu haklar bize herhangi bir tepsiyle sunulmadı. Bir dizi insanın yaşamından fedakarlığıyla, yaşam hakkından fedakarlığıyla, yaşam kalitesinden fedakarlığıyla bedel ödeyerek alındı ve onların o emeğine, o mücadelesine saygı gereği de ben sonuna kadar hakkımı takip edeceğim.”
“BEN DE BU DAVANIN BAŞKALARINA DA ÖRNEK OLABİLECEĞİNİ; DÜNYAYA, TARİHE, KAYITLARA İZ BIRAKMAKLA İLGİLİ BİR GÖREVİ KENDİME EDİNDİM”
Şaman konuşmasının bu bölümünde 2022 yılında kendisine kesilen afiş asma cezasını hatırlattı. Projenin ÇED gerekli değildir kararının iptal edilmesinin ardından, otel ve devremülk projesinin, mahkeme kararı ile durdurulmasına ve Marmaris Belediyesi tarafından mühürlenmesi rağmen inşaatının devam etmesine karşı Marmaris Ekolojik Mücadele Komitesi nöbet başlatmıştı.
Bu dönemde, Marmaris Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Halime Şaman’a, üzerinde “Yeşil, Mavi Savunulup Duru” ve “Dokunma Cennet Kalsın” yazılı pankartları milli parkın kapısına astığı gerekçesiyle 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nda 42’nci maddede belirtilen “Afiş Asma” suçu gerekçesiyle, 29 Ağustos 2022 tarihinde Marmaris Kaymakamlığı tarafından 581 TL tutarında ceza kesilmişti. Fakat karara 19 Ekim 2022’de itiraz edildi. Marmaris Sulh Ceza Hakimliği’nin 6 Aralık 2022 tarihli kararında Şaman’ın yaptığı itiraz kabul edildi ve para cezasının kaldırılmasına hükmedildi.
Yaptıkları itirazda daha önce benzer gerekçeyle cezalandırılan fakat Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak cezanın iptal edildiği bir olayın, kendi davasına emsal olduğunun altını çizdi. Şaman kendi mücadelesinden vazgeçmeyeceğini ve bu mücadelenin sonunda da kendisi gibi durumları yaşayan hak savunucularının faydalanabileceği bir sonuç elde etmek istediklerini söyledi:
“Kendime çok anlam biçmiyorum ama şuradan yola çıkıyorum: 2021’den bu yana bizim yaşadığımız o direniş alanlarında gözaltılar oldu, afiş astığımız için cezalar kesildiği oldu. Afiş cezasını burada mahkemeye itiraz ettik ve o ceza kaldırıldı. Bir başkası Türkiye’nin herhangi bir yerinde afişin asılmasına itiraz etmiş ve davayı kazanmış, o dava örnek oldu. Ben de bu davanın başkalarına da örnek olabileceğini; dünyaya, tarihe, kayıtlara iz bırakmakla ilgili bir görevi kendime edindim. Yapabilirsem ne ala ama bu konuda kararlıyım.”
“GALİBA TOPYEKÜN BİR SAVUNMA DÖNEMİNDEYİZ”
Şaman son olarak yaşadıklarının yalnızca kendisinin yaşamadığını, pek çok alanda benzer süreçlerin yaşandığını hatırlattı. Ayrıca son dönemde gazeteci, aktivist ve hak savunucularının cezalandırılmasına dair soruyu yanıtlarken tutuklu gazetecilerle dayanışmasını dile getirdi:
“Eğer bir işlem yapacaklarsa o zaman Muğla’nın tamamına, Karadeniz’in tamamına, Ege’nin tamamına bu ülkenin tamamına yapmaları gerekiyor çünkü 7554 sayılı bir yasa var. Bu yasayı çıkarttılar. Bu yasayla maden faaliyetlerine açmadıkları tek karış toprak kalmayacak. Tüm yaşam alanlarını madenciliğin ölüm çukurlarına dönüştürecek bir yasanın önünü açtılar ve dokundukları her yerden itiraz gelecektir. Bakın insanlar servetleri için bir mücadele vermiyor. Hayatta kalmak için mücadele veriyor. Hayatta kalmak için mücadele veren kaç kişiye hapse atacaksınız, kaç kişinin maaşını keseceksiniz, kaç kişiye ne yapabilirsiniz ki? Hepimizi birden mi hapse tıkacaklar. Ama yaşayan herkes için çok zor, İsmail Arı için de çok zor, Esra Işık için de çok zor, Alican Uludağ için de çok zor. Sizlere de meslektaşlarınızın içeride tutuklu olmaları nedeniyle üzüntülerimi iletmek istiyorum. Onlarla dayanışma dileğimi iletmek istiyorum. Galiba topyekün bir savunma dönemindeyiz. Üzücü, yorucu ama bir o kadar da umut verici. Çünkü mücadele edilen ve kazanılan her şey çok tatlı oluyor.”
HALİME ŞAMAN’A KARŞI AÇILAN TAZMİNAT DAVASI SÜRECİNDE NELER YAŞANDI?
Halime Şaman’a açılan tazminat davasında ilk durulmanın İstanbul’da 30 Kasım 2021 yılında görülmesi planlandı fakat hakimin koronavirüs temaslı olması gerekçesiyle duruşma görülmeden 28 Aralık 2021’e ertelendi. 28 Aralık’ta görülen ilk duruşmanın ardından ikinci duruşma 8 Mart 2022 tarihine ertelendi.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde gerçekleşen duruşmaya İstanbul’da katılan Şaman, duruşma sornası yaptığı açıklamada şöyle konuşmuştu:
“Mademki Anayasa’da bir söz verilmiş ve kıyılar haklındır denilmiş, biz işte o ahlakın peşinde gidiyoruz. Kıyıların halkın kullanımında kalması için mücadele ediyoruz. İnanıyoruz ki haklı mücadelemizde ekolojik mücadelede bu halkı bilgilendirme, bilinçlendirme, kendi yaşam alanlarına de olup bittiği ile ilgili haberli hale getirme durumunun karşı tazminat davası olmayacaktır. Adalet de bu davanın saçmalığı konusunda kararını verecektir. Kadın olmanın direngenliğiyle, gücüyle de burada bir mücadele daha yürütmenin sadece bir durumunu yaşıyoruz. Yeni bir şey değil.”
Bir sonraki duruşma ise 25 Mayıs 2022’ye ertelendi. Sesiz Kalma Platformu’nun aktardığına göre 25 Mayıs 2022′deki üçüncü duruşma, e-duruşma olarak yapıldı ve 28 Eylül 2022’ye ertelendi. 28 Eylül’deki bu duruşma, Marmaris ve İstanbul arası seyahatlerin Şaman üzerinde yarattığı maddi ve manevi yük nedeniyle Şaman’ın talebi üzerine e-duruşma olarak gerçekleştirildi.
Beşinci duruşma 25 Ocak 2023’te İstanbul’da görüldü. Şaman bu duruşmada İstanbul’da hazır bulundu. Bu duruşmada Sinpaş/Kızılbük GYO avukatının duruşmayı izlemek için hazır bulunmadığı ve hakim Şaman’a davayı takip etmekten vazgeçebileceğini, davalı taraf gelmediği için isterlerse davanın düşebileceğini aktardı. Fakat Şaman davadan vazgeçmedi ve duruşma sonrasında yapıtığı açıklamada şunları söyledi:
“Sinpaş’ın ince bir zeka ile planlama yaptığına ilk kez tanık olduk. Ama bizim zekamızın da fena olmadığını düşünüyoruz. Duruşmaya davacı tarafın avukatı girmedi ve hakim davayı takip etmekten vazgeçebileceğimizi, davalı taraf gelmediği için istersek davanın düşeceğini söyledi. Yani haklılığımız hükme bağlanmadan, davalı tarafın istediği zamanda davayı yenileyerek açabileceği bir durumu kabul etmemizi beklediler.Bugün firma davayı düşürerek, davayı kazanma ve kaybetme ihtimallerinin kendileri tarafından örülen itibarsızlaştırma hamlesini ortadan kaldırmaya çalıştı. Haksız açtıkları davayı izlemeyerek Halime Şaman’a bir ‘şans’ verdiklerini hissettirmeye çalışarak yaptılar. Bizim de davayı takipsiz bırakacağımızı düşündüler. Yani dava tehdidinin sürekli üzerimizde kalmasını istiyorlar. Böylece irademize biçim vereceklerini zannediyorlar. Israrla söylüyoruz haksızsınız!”
Altıncı duruşma 12 Nisan 2023’e ertelendi. Davanın 19 Şubat 2025’teki duruşması için Şaman’ın e-duruşma talebi kabul edilmedi ve dava ertelendi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

