Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Karacasöğüt Koyu’nda; Global Marin tarafından yapılmak istenen “Yat Yanaşma İskelesi ve Turizm Konaklama Tesisi” projesine verilen “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin açılan davanın bilirkişi keşfi gerçekleştirildi.
Haber: Burak Necip Başar
Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Karacasöğüt Koyu, Kaleönü mevkisinde Global Marin Sportif Denizcilik Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılmak istenen “Yat Yanaşma İskelesi ve Turizm Konaklama Tesisi” projesine verilen “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin açılan davada bugün (23 Şubat) saat 10.00’da bilirkişi keşfi yapıldı.
Keşfe davacılar, davacı ve davalı vekilleri katıldı. Bununla birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan davanın da keşfi gerçekleştirilirken, keşifte Büyükşehir Belediyesi’nin vekili de yer aldı.

Keşifte beyanda bulunan davacı vekili Avukat Arzu Alper, alanın 1. Derece Arkeolojik Sit alanı olduğuna dikkat çekti ve bölgede yer alan kale kalıntılarının incelenmesini talep etti.
Av. Alper, tesiste bulunan iskelede kaç adet yat bağlı olduğunun tespitinin de yapılmasını talep etti. Davalı vekili ise, iskelenin yüzer iskele olduğunu ve denizel zemine zarar vermediğini söyledi.
Alanda demir kapı ile kapalı bir alanda inceleme yapılmasını talep eden Av. Alper, kilitli alandaki deniz kıyısında arkeolojik buluntuların olduğunu ifade etti.

Kilitli kapının açılmaması üzerine Av. Alper, keşif tutanağına şerh düştü ve şu ifadeleri kullandı: “Denizel alanda dalış yapılmamıştır. 1. Derece Arkeolojik Sit alanları incelenmemiştir. Ayrıca denizel alanda harabeler ve kale taşları, kaçak iskeleler iki kilitle kilitlidir. Kilitli alanlara girilmemiştir. İtiraz ediyorum.”

Keşif sonrası davacılardan Marmaris Kent Konseyi Çevreden Sorumlu Yürütme Kurulu Üyesi Halime Şaman Gündem Fethiye’ye konuştu.
“ARKEOLOJİK SİT ALANI OLDUĞU İLE İLGİLİ BİR KARAR VAR”
Keşifte bölgenin vazgeçilmez bir doğa parçası olduğunu vurguladıklarını belirten Şaman, şunları söyledi:
“Bu keşif çok anlamlı değildi çünkü burada daha önceden verilmiş arkeolojik sit alanı olduğu ile ilgili bir karar var ve bu karar nedeniyle de hemen yaklaşık 150 metre ilerideki MUÇEV Marina’nın ÇED olumlu davası reddedilmişti. Aynı karar doğrultusunda bu keşfin artık yapılması çok anlamlı değildi ama mahkeme ısrar etti.”
“YANGIN RİSKİNİ ARTTIRICI ETKİSİNİ GÖĞÜSLEYEMEZ”
Marmaris’in orman varlığının yüzde 16’sını yangınlarda kaybeden bir bölge olduğunu söyleyen Şaman, bölgenin de yangın riskinin en yüksek yerlerden birisi olduğunu belirterek, şu şekilde devam etti:
“Dolayısıyla buradaki Marina’nın tüm bu söylediklerimi unutalım. Hani marina büyüdü diyelim, onun getireceği trafik yükünü ya da insan faktörünün ormana müdahalesi ve yangın riskini arttırıcı etkisini göğüsleyemez. Sadece bu neden bile bu davanın, yani ÇED gerekli değildir kararının iptaline yeterli.”

Tesisin öncelikle bir yelkencilik okulu olarak kurulduğunu ve kurulurken bölgede kaçak yapı yapılmayacağı taahhüt edildiğini ifade eden Şaman, şu anda imar affından yararlanan yapıların bölgede yer aldığını belirtti.
Şaman, “Danıştay kararı doğrultusunda iptal edilmesi gerektiği bir durum çünkü doğal sit alanları, koruma altındaki alanlardaki imar affını geçersiz kıldı bu karar” dedi.
“YURTTAŞIN KANUNLARA İNANCI TAMİR EDİLMEZ BİÇİMDE EREZYONA UĞRUYOR”
Kaçak bir tekne bağlama faaliyetinin sürdürüldüğünü ifade eden Şaman, şunları söyledi: “Bu hepimizin gözünün önünde oluyor. Diliyoruz ki bunlar azalır çünkü yurttaşın kanunlara inancı ya da kanunlar önünde eşit olduğuna inancı tamir edilmez biçimde erezyona uğruyor. Bu hiçbirimizin faydasına değil.”
“KALE TAŞLARININ YERİNDEN OYNATILDIĞINI VE TOPRAKLA ÜZERİNİN ÖRTÜLDÜĞÜNÜ GÖRDÜK”
Bölgedeki arkeolojik buluntulara zarar verildiğini ifade eden Av. Arzu Alper ise, “Kale taşlarının duvar örgüsü olarak kullanıldığını gördük. Ayrıca hemen öncesinde girişinde görüldüğü üzere büyük bir tahribat yapıldığını, kale taşlarının yerinden oynatıldığını ve toprakla üzerinin örtüldüğünü gördük” dedi.
Av. Alper, alandaki konaklama tesisinin ruhsatının olmadığını söyledi ve şöyle devam etti: “Alınan küçük izinler de Marmaris Belediye Başkanlığı tarafından yakın zamanda iptal edilmiştir. Ayrıca 26 Aralık 2023 tarihinde Müze Müdürlüğü ve Kültür Tabiat Varlıklarını Kurulu gelerek burada bir rapor düzenlemiştir. Bu raporun içeriğinde de Kültür Tabiat Varlıkları Kanunu’na muhalefet suçunu oluşturacak bulgular tespit edildiğini sanıyoruz ve bu yönde de mahkemeden talepte bulunduk bu raporun istenmesi açısından.”

“TEKNELERİN BAĞLANMASI İLE İLGİLİ OLARAK HİÇBİR ŞEKİLDE İZİNLERİ YOKTUR”
İskeleye 40 tane tekne bağlandığını tespit ettiklerini söyleyen Av. Alper, “Teknelerin bağlanması ile ilgili olarak hiçbir şekilde izinleri yoktur. Burada tekneler herhangi bir şekilde kazaya uğradığında sigorta tarafından ödeme yapılmamaktadır. Kaçak ve ruhsatsız şekilde tekne yapım, tekne bağlama iskelesi olarak da hizmet vermektedir” diye konuştu.
Bölgenin arkeolojik kale taşlarıyla çevrili olduğunu vurgulayan Alper, “ÇED gerekli değildir” kararının hukuka ve Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi.

“KEŞİF EKSİK YAPILMIŞTIR”
Keşif tutanağına iki tane itiraz şerhi koyduğunu hatırlatan Av. Alper, “Arkeolojik alan olarak görülen kıyısal harabeler, kale taşları heyet tarafından da görülmemiştir. Bu anlamda kilitli kapılar ardında yapılan bir keşfede bütün itirazlarımızı ve muhalefet şehrimizi koymuş durumdayız. Bu yönden de keşif eksik yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
“ARKEOLOJİK SİT ALANINDA YAPILAŞMALAR DEVAM EDİYOR”
Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği’nden Neşe Yüzak ise; bölgede bulunan Amnistos Antik Kenti’ne dikkat çekerek, kentin kazısı yapılmayan bir kent olduğunu belirtti ve şunları söyledi: “Arkeolojik sit alanı var ve o alanda yapılaşmalar devam ediyor. Parseller var. Köylünün yapamadığı, köylünün sadece zeytin diktiği alanlarda büyük sermaye ne yazık ki parsel edilmiş ve Gökova Yelken Kulübü’nün de ne yazık ki böyle bir işletme olduğunu tespit ettik.”
Projeyi incelerken sit alanlarının kişiye özel değiştirildiğini hissettiklerini söyleyen Yüzak, süreci şu şekilde özetledi:
“İlk değişim 1. Derece Doğal Sit olan alanlarda Bakanlık 2016 yılında doğal sit değişikliği önerisinde bulunuyor. Bu öneride vatandaşlardan gelen, buradaki uygunsuz yapılaşmalardan gelen alanların öneri raporunda sürdürülebilir korumaya çevrilerek korumasının düşürülmesi önerildiğini gördük. Fakat daha sonra Okluk Koyu ile ilgili onaylanan Gökova Doğal Sit alanı planında şunu görüyoruz ki; bu alan arkeolojik sit olması düşünüldüğü için Bakanlık tarafından Gökova yelkenin de içinde olduğu bölge ile birlikte -çünkü Gökova Yelken’in önünde de liman kalıntıları var- tamamı doğal sit alanından çıkarılmış. Fakat bu süreçte yine Gökova Yelken dava açarak doğal sit statüsünü yine biyolojik araştırma anlamında değiştiriyor ve bu tabii bizim ulaşamadığımız bilgi oluyor.”
“BU ALANDA YAŞAYAN İNSANLARA TURİSTİK BİR MEKAN YARATALIM”
Müze Müdürlüğü’ne çağrıda bulunan Yüzak, şöyle konuştu: “Amnistos Antik Kenti’nin karasal kazısının yapılmasının acil olarak gerektiğini düşünmekteyiz. O yüzden buradan aslında Müze Müdürlüğü’ne koruma kuruluna sesleniş yapmış olalım. Lütfen, artık sadece Karacasöğüt limanının denizel alanına değil de karasına da bir bakalım ve gerçekten bu alanda yaşayan insanlara turistik bir mekan yaratalım.”
“BİR MÜZENİN İÇERİSİNDE YAŞIYORDUK”
42 yıldır Karacasöğüt’te yaşayan Esra Ünlü, bölgenin eski halini bildiğini ifade ederek, şu ifadeleri kullandı: “Buranın en eski halini biliyorum, buranın tarihi yapısını da biliyorum çünkü o zaman da buradan denize girerken etrafı keşfederken bu alanda tarihi eserleri, taşları, kale kalıntılarını görüyorduk ve canlı canlı bir müzenin içerisinde yaşıyorduk.”
Gökova’nın hem üreme hem de göç alanı olduğunu ve birçok canlının yaşam alanı olduğunu söyleyen Ünlü, şöyle konuştu: “Buranın köylüsü, yerlisi bize anlatıyordu buranın bilgisini, tarihini. Hemen biraz ilerimizde zaten tarihi bir mezarlığımız da var burada. Alanın bu şekilde özel şirketler tarafından önce iyi niyetle okuldu-kurstu diye başlayarak daha sonra marina kapasite artırımı, otel turizm işletmesi diyerek gasp edilmesi çok üzücü.”
“YA TEKNEMİZ OLMASI LAZIM YA TANIDIĞIMIZ”
Çocukluğunun bu koyda geçtiğini ve şu anda kıyıya erişiminin engellendiğini vurgulayan Ünlü, şu şekilde devam etti: “Şimdi kapılarla kapandı bu alan. Denizel alan, kıyı şeridi kamuya ait olmasına rağmen burası da maalesef şirketleştirildi, özelleştirildi. Dolayısıyla biz çocukluğumuzu keyifli geçirdik, keçiboynuzunu topladık ağaçlardan ama şu anda tanıdıksak veya sermaye ile iş yapan bir yer olduğu için de ancak parayla girebiliyoruz. Ya teknemiz olması lazım ya tanıdığımız.”

“UMARIM KOYUMUZ GENE ESKİ HALİNE, BAKİR HALİNE DÖNER”
Bölgede antik bir kent olduğunu ve bu değerin turizme kazandırılması gerektiğini söyleyen Ünlü, “Arkeolojik alan olarak buradan kazanım sağlayabileceğimizi bildirmek isteriz. Sadece ticari ve betonlaşarak para kazanmanın gerekli olmadığı düşüncesindeyiz. Umarım koyumuz gene eski haline, bakir haline döner ve korunmaya devam eder” ifadelerine yer verdi.
ARKEOLOJİK BULUNTULARIN ÇÖPE ATILDIĞI GÖRÜNTÜLENDİ
Öte yandan, keşif heyetinin gelmesinden hemen önce yurttaşlar tarafından projenin planlandığı bölgenin kara alanında, bazı kale parçalarının şirkete ait iddia edilen iş makineleriyle çöpe atıldığı fotoğraflandı.