Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı 2023 yılında, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine kömür sağlayan linyit sahasının genişletilmesi için kesildi. Santralleri işleten Limak Holding ve IC Holding ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji), 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile bölgedeki yedi mahallede 679 parseli acele kamulaştırma sürecine sokmaya çalıştı.
ACELE KAMULAŞTIRMA NEYE DAYANIYORDU?
Kamulaştırma gerekçesi olarak ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27’nci maddesi gösterildi. Bu madde, olağan kamulaştırmadan farklı olarak idareye, taşınmaza önce el koyma, bedel takdiri ve itiraz süreçlerini ise sonradan tamamlama imkânı veriyor. Mahkeme yedi gün içinde bilirkişiye değer tespit ettiriyor, bedel bankaya yatırılıyor ve taşınmaza el konulabiliyor. Kısacası mal sahibinin itirazları beklenmeden fiilî el koyma mümkün hale geliyor. Maddenin kullanılabilmesi için kanunun aradığı şart ise “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı” ya da özel kanunla öngörülen olağanüstü durumlar, yani gerçek bir acelelik hali.
Bu kapsamda da 30 Mart 2026 tarihinde, yani acele kamulaştırma kararının Resmi Gazete’de yayınlanmasından yaklaşık iki buçuk ay sonra acele kamulaştırılan parsellerde keşifler başladı. Hatta bu süreçte keşiflere karşı çıkan İkizköylü Esra Işık, mahkeme ve bilirkişi heyetinin isteğiyle gözaltına alınarak tutuklandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Diğer yandan, köylüler ve avukatları 194 parsel için acele kamulaştırmanın iptali için 93 ayrı dava açtı. Davada Danıştay 6. Dairesi, 28 Nisan 2026 tarihli kararında, davaya konu parsellerde yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme kararın gerekçesinde, bölgede acele kamulaştırmayı haklı kılacak olağanüstü bir aciliyet bulunmadığını vurguladı. Bu kararın uygulanması halinde ise giderilmesi güç veya imkansız zararların doğacağı sonucuna ulaştı. Mahkemeye göre, şirketin öne sürdüğü madenciliğin yapılması için ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri ya da şirket faaliyetinin sürekliliği, bu istisnai yöntemi tek başına meşrulaştırmıyor.
Şirket ise durdurma kararının parsellerin tümünü değil, davaya konu 194’ünü kapsadığını savundu. Fakat mahkeme kararında, yalnızca açılan davalar değil dava konusu olan 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararının da yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. İkizköylülerin avukatları da bu kararın ardından yaptıkları açıklamada bu duruma dikkat çekerek, “Artık bu acele kamulaştırma kararının uygulanması mümkün değildir. Danıştay kararı dava açsın ya da açmasın herkesi ilgilendirmektedir. Milas’ın 7 köyünü kapsayan 679 parsel için verilen acele kamulaştırma kararından derhal dönülmelidir” dedi.
679 DEĞİL BİN 570 PARSEL
Tüm bu süreçlerde acele kamulaştırılmak istenen alanın 679 parsel olduğu biliniyordu. Fakat ortaya çıkan 16 Ekim 2025 tarihli Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün MAPEG’e yazdığı görüş yazısında farklı bir sayı geçiyor.
Bu yazı, MAPEG’in 2 Ekim 2025 tarihli yazısına verilen bir yanıt. MAPEG, 2 Ekim tarihli yazısında YK Enerji’nin ruhsat sahası (Sicil:86541) içinde kalan bin 570 parsel için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında talepte bulunduğunu belirtmiş ve bu bin 570 parselin Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ndan muaf tutulup tutulamayacağını sormuş. (2 Ekim 2025 tarihli yazı elimizde yok fakat içeriği bu talebe verilen yanıttan aktarıyoruz.)
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun “Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı” başlığını düzenleyen 13’üncü maddesine göre “mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla” bazı durumlarda Bakanlık izniyle bu arazilerin amaç dışı kullanımı gerçekleşebilir.
Yani eğer ruhsat alanı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ndan muaf değilse maddenin ç bendi gereği, şirketin tarım arazilerinde “kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyeti” için Bakanlık izni alması gerekiyor.
Fakat Tarım ve Orman Bakanlığı 16 Ekim 2025 tarihli yanıtında, ruhsat sahasının içinde kalan bin 570 parsel için “5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ndan muaf” görüşü bildirdi. Bu görüş, 679 parsel için değil bin 570 parselin tamamı için verildi.
Bin 570 parsel bugüne kadar ne Resmi Gazete’deki kararda ne şirketin açıklamalarında yer aldı. Hatta YK Enerji, kamulaştırmanın “köy merkezleri dışında 679 parsel ile sınırlı” açıklaması yaptı.
MUAFİYET GÖRÜŞÜ NEYE DAYANIYOR?
Peki Bakanlık, bu kadar büyük bir alanda tarım alanında neye dayanarak muafiyet kararı verdi?
YK Enerji, ruhsat sahasının, yani Sicil:86541 ruhsat sahasının ilk yürürlük tarihinin 29 Temmuz 1976 olduğunu öne sürüyor. Tarım arazilerinin korunmasına dair kurallar ise bu tarihten sonra yürürlüğe girdi.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu 19 Temmuz 2005 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ondan önceki Tarım Arazilerinin Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmelik 11 Mart 1989 tarihli. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Genelgeye” göre 11 Mart 1989’dan önce başlamış kullanımlar bu kanun kapsamında değerlendirilmiyor. Buna göre 1976’dan beri madencilik hakkı bulunan bir saha, sonradan çıkan toprak koruma kurallarından muaf sayılıyor.
Peki 1976 nasıl “ilk yürürlük tarihi” kabul ediliyor? Enerji ve Tabii Kaynaklarının verdiği ve yazıda yer alan bilgiye göre, bugünkü Sicil:86541 ruhsatı, yıllar içinde birçok ruhsatın birleştirilmesiyle oluştu. Zincirin en eski halkası da Sicil:7. Bu sahaya 1961’de 45 yıllık linyit işletme imtiyazı verildi. İmtiyaz, 1973’te Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile feshedildi ve saha devlete döndü. Saha 29 Temmuz 1976’da Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) ihaleyle verildi. Bakanlık’ın dayandığı ilk yürürlük tarihi bu tarih.
Saha sonraki yıllarda 1987 ve 1993’te başka ruhsatlarla birleştirildi. Belgelerde maden cinsi önce “maden kömürü” iken sonra “linyit” oldu. Acele kamulaştırmaya konu Sicil:86541 ruhsatı 28 Aralık 2011’de düzenlendi, 2014’te YK Enerji adına tescil edildi. Yazının eklerinde bulunan ruhsat bilgi formunda yürürlük tarihi 10 Mart 2021 olarak geçiyor.
Sonuç olarak, şirket ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı YK Enerjinin maden ruhsat alanındaki Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ndan muafiyeti, sanki sahanın 29 Temmuz 1976’dan beri kesintisiz bir işletme hakkında dayanıyormuş gibi göstermeye çalışsa da ruhsat geçmişi kesintisizlik durumunun tartışmaya açık olduğunu gösteriyor.
RUHSAT SAHASININ BÜYÜKLÜĞÜ İLE ACELE KAMULAŞTIRILMAK İSTENEN ALAN ARASINFAKİ FARK 37’de 1
Bir diğer nokta da YK Enerjinin maden ruhsat sahasının büyüklüğü ile acele kamulaştırılmak istenen alan arasındaki farka dair.
Sicil:86541 ruhsatının toplam büyüklüğü 23 bin hektar. Acele kamulaştırmak istenen 679 parsel ise yaklaşık 628 hektar. Yedi köyü etkileyen böyle büyük bir alan, ruhsatlı sahanın çok küçük bir bölümünü, yaklaşık 37’de 1’ini ifade ediyor. Bu ruhsat alanı tüm Milas ilçesinin toplam yüzölçümünün ise 9’da 1’ine denk geliyor, yani tüm ilçenin yaklaşık yüzde 11’i kadar bir alan YK Enerji’nin maden ruhsat sahası.
Bin 570 parsellik alanın büyüklüğü ise tam olarak bilinmiyor.


Belgeden, şirketin bin 570 parsel için başvuru yaptığı görülüyor fakat MAPEG’in Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na gönderdiği bir diğer yazıda, acele kamulaştırma talebi şirketin 13 Aralık 2025 tarihli talebi ile 679 parsel için yapıldığı belirtiliyor.
Bu talep üzerine, MAPEG’in 10 Ekim 2025 tarihli oluru ile bir heyet görevlendirildiği ve 3213 sayılı Maden Kanunu gereğince ruhsat sahasında inceleme yapıldığı söyleniyor. Yani bir talep üzerine yapıldığı söylenen saha incelemesi, o talepten yaklaşık iki ay önce başlatılmış görünüyor. Bu ya basit bir tarih yazım hatası, ya da 679 parsellik başvurunun çok daha önce işlemeye başlamış daha geniş bir sürecin parçası olduğunu gösteriyor. Fakat, ikinci ihtimali güçlendiren durum Tarım Orman Bakanlığı’nın MAPEG’e gönderdiği bin 570 parsel için verilen görüş yazısı. MAPEG’in, bin 570 parsele ilişkin Toprak Koruma Kanunu muafiyet görüşünü Tarım Bakanlığı’ndan 2 Ekim 2025’te istediği görülüyordu.
İKİNCİ DENEME VE “TAM ZAMANINDA” GELEN YASA
Yazının devamında, yapılan incelemeler sonucunda ruhsat alanında daha önce de acele kamulaştırma kararı verilmeye çalışıldığı belirtiliyor. Aynı sahada daha önce 190 parsel ve 196 hektar için 11 Mart 2024’te bir acele kamulaştırma kararı çıkmış, ancak işlemler başlamadan, iki gün sonra 13 Mart 2024’te alınan yeni bir kararla (8259) bu karar geri çekilmişti.
Bu dönemde, 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde, AK Parti’nin Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın’ın kararın geri çekilmesi için Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüş, kararın bir “seçim hamlesi” olduğu gündeme gelmişti.
Aradan geçen sürede ise 24 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren ve kamuoyunda “süper izin yasası” olarak anılan 7554 sayılı Kanun, Maden Kanunu’nun 7. maddesini değiştirerek “ruhsat düzenlendikten sonra alan izne tâbi hâle gelse dahi madencilik faaliyetlerine devam edilir” hükmünü getirdi. aynı paketle Maden Kanunu’na eklenen Geçici 45. madde de bu sahaları kapsayan özel bir çerçeve oluşturdu. Bu yasanın, Milas ve Yatağan bölgesindeki köylerin koordinatlarını doğrudan içeriyordu.
Sonuç olarak 2024’te uygulanamadan geri çekilen kamulaştırma, Temmuz 2025’teki yasa değişikliğinin ardından, Ekim-Aralık 2025’teki yeni ve daha büyük alanda, bin 570 parsellik taleple yeniden gündeme geldi ve nihayet Ocak 2026’daki 679 parselin Cumhurbaşkanı Kararı’yla acele kamulaştırması sonucuna gördü.
MAPEG’in yazısında da bu süreçten bahsediliyor. Söz konusu 679 parselin ise geçmişteki 190 parseli kapsadığı belirtiliyor. Yine bu dilekçede, yukarıda bahsedilen, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün, ruhsat sahasının Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ndan muaf olduğu yönünde görüş bildirdiği belirtiliyor.
GEREKÇE EKONOMİ AMA ZEYTİN HESABA KATILMAMIŞ
Yazıda, kamulaştırma kararının kamu yararı gerekçesi, büyük ölçüde “tarım mı daha çok kazandırır, maden mi” karşılaştırmasına dayandırılıyor. Dosyaya göre, Milas İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden alınan 2025 yılı maliyet tablosu verileriyle, 679 parselde yıllık tarımsal gelir hesaplanmış. Buna göre mısırdan yaklaşık 50,7 milyon, buğdaydan 28,5 milyon, arpadan 15,3 milyon lira gelir elde edildiği verisi ortaya çıkmış. Yani 679 parseldeki toplam tarım geliri 94,5 milyon lira olarak hesaplanmış.
Maden tarafında ise yıllık 8,5 milyon ton linyit üretiminden 2,5 milyar lira, toplam 115,9 milyon tonluk rezervden ise 34,3 milyar lira gelir öngörülmüş.
Yazıda; bölgede mısır, buğday, arpa ve zeytin yetiştirildiğini söyleniyor fakat gelir hesabına zeytin tamamen dışarıda bırakıyor. Oysa aynı dosyanın ekindeki resmî parsel listesine göre, kamulaştırılan 679 parselin 367’si, yani yarıdan fazlası “zeytinlik” ya da “zeytinli tarla” vasfında. Bu alanların toplam büyüklüğü ise 386 hektar. Yani acele kamulaştırılan 628 hektarın yaklaşık yüzde 61’i zeytinlik.
Sonuç olarak, bölgenin baskın tarımsal varlıklarından biri olan zeytin, “tarım ne kadar eder” hesabının dışında tutulmuş. Üstelik zeytin, çok yıllık bir varlık ve değeri tek bir yılın verimiyle ölçülemiyor. Ayrıca, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Kanunu kapsamında ayrı bir koruma altında. 7554 sayılı yasa ile gündem gelen zeytinlerin taşınması konusunda ise uzmanlar, verimin düşeceğini belirtiyor.
HESABA KATILMAYAN MALİYET: SAĞLIK VE ÇEVRE
Yazıda, santrallerin “ülke ekonomisine pozitif etkisinden” söz ediyor fakat bu “pozitif etki” hesabı dışsal maliyetleri saymıyor. Avrupa İklim Ağı (CAN Europe) desteğiyle hazırlanan “Kömürün Gerçek Bedeli – Muğla Raporu”, bu maliyetin ölçeğini gösteriyor. Raporda; Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santralleri 1982-2017 arasında 45 binin üzerinde erken ölüme, yaklaşık 46 bin hastane yatışına ve 12 milyon iş günü kaybına yol açtığı tespit ediliyor. Rapora göre santraller bu şekilde çalışmaya devam ederse 2043’e kadar 5 binden fazla ek erken ölüm bekleniyor.
Sağlık ve Çevre Birliği’nin (HEAL) çalışmasına göre ise yalnızca Yeniköy santralinin kümülatif sağlık maliyeti 508 milyar, Kemerköy’ünki 260 milyar lirayı buluyor.
Aynı raporlar, Gökova ve Yeniköy çevresindeki çam ve zeytinlik topraklarında ağır metal kirliliği tespit edildiğini de ortaya koyuyor. Bu da hem “doğaya döndürme” vaadini hem de bölge tarımının geleceğini doğrudan ilgilendiriyor.
İSTİHDAM VE YÜZDE 1,5 SÖYLEMİ
Ayrıca, yazıda sahada 480 doğrudan, 2 bin dolaylı istihdam ve ülke elektriğinin yaklaşık yüzde 1,5’ini öne sürüyor. Bu rakamlar için CAN Europe, KARDOK ve Milas Kent Konseyi’nin hazırladığı “Kömürün Ötesinde Milas” raporu bazı kıyaslar sunuyor. 2021 tarihli rapor, Milas genelinde kömür madenciliği sektöründe 800 kişinin çalıştığını aktarıyor. Aynı rapor, zeytine dayalı küçük ölçekli üretim tesisleri için 2021 fiyatlarıyla yaklaşık 240 milyon liralık bir yatırımın 685 yeni iş yaratacağını hesaplıyor. Yeniköy ve Kemerköy santrallerine yalnızca 2021 yılında kapasite mekanizması kapsamında verilen kamu desteği ise raporda 260 milyon lira olarak veriliyor.
Yani santrallere bir yılda verilen kamu desteğine yakın bir yatırımla, zeytine dayalı üretimden kömür madenciliğindekine yakın sayıda istihdam elde edilebiliyor.
Sonuç olarak, 2 Ekim 2025’te bin 570 parselin kamulaştırılması talebiyle başlayan süreç, 13 Aralık 2025 tarihli yazıda 679 parsele düşüyor. Hemen Ardından da 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’nın 10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla acele kamulaştırma kararı veriliyor. Gelinen aşamada, 679 parselin acele kamulaştırılması için Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmiş olsa da 1570 parselden geri kalan 891 parsel hakkında bilgi ise mevcut değil.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

