Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okuldaki silahlı saldırı üzerine eğitim sendikaları ‘iş bırakma’ kararı almıştı.
Muğla’nın Fethiye ilçesinde de bugün (15 Nisan) saat 11.30’da Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ve Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) eğitimde şiddeti protesto etmek adına Beşkaza Meydanı’nda bir araya geldi.
Eğitim-İş adına basın açıklamasını Eğitim İş Fethiye İlçe Sekreteri Aslı Girgin okudu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor” ifadeleriyle başlayan açıklamada, ne kaza ne de münferit bir olay olmadığı vurgulandı ve “Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır” denildi.


“GENÇLERİMİZ HAYAL KURAMIYOR, YARINA İNANAMIYOR”
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!”
Açıklamanın devamında şu sorular yöneltildi:
“En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?
Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?”
“BU, EĞİTİMDE GÜVENLİK POLİTİKASININ İFLASIDIR”
Okulların ‘eğitim yuvası’ olmaktan çıktığı ve şiddetin kol gezdiği alanlara dönüştüğü belirtilen açıklama, şöyle devam etti:
“Bu bir çöküştür! Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır! Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir! 10 öğrenci, dört öğretmen, bir kantinci ve bir polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez.”


“BU TABLOYU YARATANLAR BELLİDİR! EĞİTİMİ BİLİMSELLİKTEN, LAİKLİKTEN VE KAMUSAL SORUMLULUKTAN KOPARANLARDIR”
Eğitim İş’in öğretmen Fatma Nur Çelik cinayetinden sonra da sorumluları uyardığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Peki ne yaptınız? Hiçbir şey! Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi ne de eğitim emekçileri korunabildi!
Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir! Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır!”
Açıklamada, Eğitim İş tarafından şu uyarılar sıralandı:
“Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir!
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır!
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz!
Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir!
İşte bu yüzden buradayız!
İşte bu yüzden artık yeter diyoruz!”


“OKULLARDA GÜVENLİK TESADÜFE BIRAKILAMAZ”
Eğitim-İş tarafından başlatılan “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!” imza kampanyasının ne kadar hayati olduğunun anlaşıldığı ifade edilen açıklamada, şunlar söylendi:
“Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz!
Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir.
Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir.”
Açıklamanın devamında Eğitim-İş’in Milli Eğitim Bakanlığı’ndan talepleri şu şekilde sıralandı:
“Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır.
Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.”


“BİZ BURADAYIZ, TAKİPÇİSİYİZ VE BU MÜCADELEDEN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”
Mücadelelerini sürdürecekleri vurgulanan açıklama, şu ifadelerle son buldu:
“Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek!”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

