Bu siteye girerek Gizlilik İlkeleri ve Kullanım Şartlarını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
Onayla
Gündem FethiyeGündem FethiyeGündem Fethiye
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Okunuyor Direnişin ve kendi halkının en büyük düşmanları: Kompradorlar…
Paylaş
Font ResizerAa
Gündem FethiyeGündem Fethiye
Font ResizerAa
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Arama
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Takip edin
© 2022 Foxiz News Network. Ruby Design Company. All Rights Reserved.
Köşe Yazısı

Direnişin ve kendi halkının en büyük düşmanları: Kompradorlar…

Son Güncelleme: 14 Ağustos 2025 15:22
Editör/Yazar:Haluk Özsoy
14 Ağustos 2025 15:22
Paylaş
Paylaş

Değerli dostlarım, bir süredir ortak mücadelemizi, emek tarafında yoğunlaşarak sürdürüyorum. Arkadaşlarımızla bütün Anadolu’yu karış karış gezerek örgütlenmeye ve işçi sınıfı mücadelesini yükseltmeye çalışıyoruz.

Bu koşturmaca içinde vakit bulup yazmak pek mümkün olmuyor. Dinlenecek, kaybedecek vakit yok, inanın her taraf yangın yeri, emek cephesindeki sorunlar da Muğla’da olanlar kadar hayati.

Kanuni sınır olan asgari ücretten bile daha az maaş alan işçiler, Anayasal hakkı olduğu halde sendika üyeliği olduğu için işten çıkarılanlar, patronun hiçbir hakkını vermeden kovmaya çalıştığı işçiler ve daha konuşulması, çözüme kavuşturulması gereken birçok dert.

Neyse, belki daha sonra bir yazımda mücadelemizin emek tarafından da ayrıntılı bahsederim, şimdilik meselemiz başka. Bu sebeple, uzun süredir yazamamış olmam hususunda Muğla’da sömürüye karşı mücadeleyi takip eden dostlarımızın anlayışına sığınıyorum.

Şimdi gelelim esas meseleye, öncelikle yazının başlığında geçen komprador nedir? Sözlük anlamı ne demektir? Bu mücadele içinde neye tekabül eder?

“Komprador: Yatırım, ticaret, ekonomi, siyaset gibi alanlarda sömürü yapan yabancı kuruluşlar için aracı olarak hareket eden yerli kişi, kendi çıkarları doğrultusunda halkına ait zenginlikleri dışarıdan gelen sömürgeci sermayeye pazarlayan – pazarlanması için aracı olan işbirlikçi.”

Sözlük anlamı yukarıdaki gibidir ancak gerçek hayattaki anlamı çok daha derindir ve varyasyonlar içerir.

Kelimenin etimolojik kökeni Amerika kıtasının ilk sömürgeci devletlerinden olan Portekiz ve İspanya’nın konuştuğu dillerin ortak üst soyu olan Latinceden gelir. Latince comparāre “düzenlemek, hazırlamak, tedarik etmek, edinmek” fiilinden türemiştir.

Tedarik etme ve edinme kısmını algılamak kolay. Kompradorlar, efendileri sömürmek istedikleri yerden neyi almak istiyorsa onu tedarik ederler, yolu açarlar, sömürü ortamını hazır ederler. Bu Güney Amerika’da yerli halkın altınları olur mesela, bizim coğrafyamızda ise köylülerin toprakları.

Peki düzenleme ve hazırlama kısmı nasıl olur?  

Kompradorlar, türlü maskelerle görülebilir. Bazen bir gazeteci maskesiyle ortaya çıkar, bazen bir cemiyetin – derneğin başkanı, bazen muhtar olur, bazen şehrin veya bir partinin seçilmiş en üst düzey yöneticileri, bazen en üst düzey bürokratları.

Bazıları yazılar yazar, yorumlar yapar, iftiralar atar. Bazıları davalar açar, bazıları yalan yanlış raporlar düzenler – görüşler verir, bazıları yerel iktidar kurumlarıyla iletişim işini üstlenir, bazıları korkutmaya çalışır, bazıları sonsuz kaynaklar göstererek baştan çıkarmaya uğraşır.

Dediğim gibi, türlü maskeler takarlar. Kimisi de kendisini açıktan belli etmez tarafsız konuşuyormuş, hakkaniyetli davranıyormuş gibi manipüle etmeye, mücadeleyi sekteye uğratmaya, boşa çıkarmaya çalışır.

Deştin’de başlayan direnişle Muğla halkının sömürgeci sermayeye karşı yıkılmaz duruşu, Anadolu’daki benzer mücadelelerin simgelerinden birisi haline geldi.

Bu mücadele sürerken birçok oyunla, hileyle, yalan dolanla ve manipülasyonla karşılaştık. Bir yandan çimentocuların bu sömürü inatları Muğla için iyi oldu. Can çekişme süreçleri uzadıkça kentimizdeki komprador adaylarını gördük ve tanıdık, görmeye ve tanımaya da devam ediyoruz. Ne kadar akıllıca davranmaya çalışsalar da o işbirlikçileri anlıyoruz, tanıyoruz ve şimdilik sessizce izliyoruz.

Bildiğiniz üzere çimentocular muhtelif denemelerde bulundular, alman menşeli korsan gazete görünümlü internet sitelerinden önce bizlere daha sonrasında ise şehrin seçilmişlerine iftira ve karalama kampanyaları düzenlediler, düzenlemeye de devam ediyorlar.

Tabii ki gerçekmiş gibi davranmaya çalışan işbirlikçiler, tarafsız kalmaya çalışıyormuş gibi yaparak bu asılsız iddiaların daha görünür olmasına neden olanlar ve troller dışında herkes bu kampanyalara gülüp geçiyor, o da ayrı mesele.

Şimdi ise yeni bir oyun peşindeler, 10 kişiyi işe aldılar. Bu 10 kişi tahmin edeceğiniz üzere yüksek meblağlarla hiçbir iş yapmamak üzere işe alındı, keza şu anda yapabilecekleri hiçbir iş yok. Bir arkadaş “sanırım el arabası şoförü olarak işe alındılar” dedi, hepimizi de çok güldürdü. İnşaata devam edemediklerini göz önüne alırsak sanırım sıra sıra birbirlerini sürecekler.

Yakında yine paralı figüranlarını toplayarak, köylerden ballı maaşlarla işe alabildikleri bir elin parmağını geçmeyecek sayıdaki kompradorun yanına iliştirerek bir eylem yaptıracakları haberleri geliyor. Bu maaşların miktarı el arabası şoförlüğü niteliklerinden çok onurlarının ederine ve yine hüsranla sonuçlanacak olan yeni algı yönetimi girişimlerindeki rollerine göre belirleniyor diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz aylarda bu projenin esas sahibi olan ve yerli görünümlü muhatap şirketleri paravan olarak kullanan Yunan menşeli çok uluslu Titan çimento karteli, hisselerini mevcut şirkete ve partnerine devretti.

Bu devir iki anlama geliyor olabilir, “siz bir işi beceremediniz, bize maşalık yapmaya bile layık olamayacak kadar yetersizsiniz, biz oynamıyoruz çıktık bu işten” demiş olabilirler ya da “şimdilik böyle bir varyasyon yapalım; sizin karanlık, iftiracı, kumpasçı tarzınız bizim uluslararası imajımızı kötü etkiliyor, böyle giderse yerel rıza olmadığı için diğer işlerimiz de etkilenecek, siz projeyi hayata geçirin, sömürge düzenini kurduktan sonra bize hisselerimizi geri verin” diyorlar, “biz bu şekilde sizi maşa olarak kullanarak uluslararası sömürü düzenimizi devam ettirelim.”

Yerel iktidar partisinin bu mücadeledeki duruşunu, gerek belediye başkanlarının gerekse il ve ilçe örgütlerinin halktan yana gövdesini taşın altına koyar biçimdeki tavrını büyük takdirle karşılıyoruz ve her alanda hak mücadelesi verenler olarak yanlarında durduğumuzu belirtiyoruz.

Bildiğiniz üzere CHP’nin yerel örgütleri ve belediyeleri düzeyinde sağlıklı bir iletişimimiz var zaten. Yerel mücadelelerin yanında, gerek torba yasa diye tabir ettikleri ama gerçekte “işgal yasası” olan yeni geçen kanuna karşı, (işgal yasası konusunda da bir yazı kaleme almak ayrıca sözüm olsun) gerekse başka alanlarda hak mücadelelerinin örgütlenmesi sürecinde genel merkez ile koordineli bir yoldaşlık hukuku içerisinde oldukça uyumlu çalışıyoruz.

Genel başkan başta olmak üzere ana muhalefet partisi yöneticilerinin bizlere olan yoldaşça tavrını oldukça değerli buluyoruz. Yalnız çimentocuların CHP Muğla İl Başkanlığı ve öncesindeki delegasyon seçimine müdahalede bulunup kendilerine yakın isimleri seçtirmeye çalışacakları gibi bir istihbarat var.

Kimin ne olduğunu biliyoruz, malumunuz Muğla küçük bir yer. Böyle bir durum olursa adaylar netleştiğinde Muğla’yı sömürmeye çalışanlarla iş tutan unsurları bilahare teşhir eder, onlara karşı da mücadelemizi veririz.

CHP içinden olmasam da demokrasi ve hak mücadelelerinin bir bölümünde birlikte hareket eden bir dost, bir müttefik olarak kendimi şu uyarıyı yapmakla yükümlü görüyorum: Eğer çimentocuların müdahalesine boyun eğilirse ve onlarla açıktan ya da gizli ilişki kurduğunu bildiğimiz bir başkan veya yönetim kadrosu oluşursa CHP’nin Muğla’da yakalamış olduğu yükseliş ivmesi tersine döner, daha önce olduğu gibi elimizden gelen en büyük muhalefeti ve en yüksek ses getirecek eylemleri yapma konusunda tereddüt etmeyiz.

Belediyelere bir etkisi olacağını pek düşünmüyorum ama gerekirse il örgütü önüne çadır kurup adalet nöbeti tutmaktan hiçbir çekince duymayacağımızı da bizi tanıyanlar ve süreci takip edenler oldukça iyi biliyorlardır.

Bizler CHP ile gerek ulusal gerekse yerel siyaset arenasında yan yana, omuz omuza demokrasi ve hak mücadelesi veren insanlar olarak özellikle son dönemdeki hareket tarzının mevcuttaki gibi kalmasını, birlikte faşizme ve sömürüye karşı mücadele vermeye devam etmeyi istiyoruz. Birçok parti, sicil toplum örgütü, sendika ve ekoloji örgütünün de bu şekilde düşündüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. Olmaz ya, CHP’yi bu duruma düşürmemek bütün CHP’lilerin en hayati görevidir.

Görünüyor ki bu ısrarları devam ettikçe yeni maskelerde ve biçimlerde yeni kompradorlar göreceğiz, tanıyacağız. Ama Nazım Usta’nın şu dizelerini hatırlatmakta yarar var:

“Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu!”

Bu hainler genelde kendilerini yer bitirir, önce aldıkları paralar tatlı gelir, sonraları yaptığı hainlik kafalarına dank eder, krizler geçirirler sıkıntıdan çünkü içten içe bilirler halkını satmanın ağırlığını. Ustanın aynı şiirinde dediği gibi “3 saate iner gece uykuları.”

Bu komprador maşalara tavsiyem, parayı çocuklarınız için istiyorsanız kendilerine sorun, miras olarak onurlu bir geleceği tercih edeceklerdir çünkü birleşmiş bir halkın yenilmeyeceğini biliyoruz. Onlar gidiyor, biz baş başa kalıp birbirimizin yüzüne bakacağız. Kendinizi de çocuklarınızı da başı öne eğilmiş, kimsenin yüzüne bakamayacak biçimde yaşamaya mahkûm etmeyin. Daha önce de söylemiştim şimdi de söylüyorum, karnı aç olan varsa buyursun gelsin, Deştin’de karnını bir güzel doyuralım, her gün gelsin her gün doyuralım, ama gözü aç olanlar, onlara biz bir şey yapamayız, yapmayız.

Yazımı bitirirken Fransız yazar Edmond Rostand’ın Cyrano de Bergerac oyunundan bir alıntı yapmak istiyorum. 17’nci yüzyılda de yaşamış olan Parisli Savinien de Cyrano de Bergerac gerçek bir tarihsel kişiliktir. Dönemsel olarak ilerici ve özgürlükçü düşünceleriyle bilinen Cyrano, yaşamının ilk döneminde yetenekli bir silahşor, sonraki döneminde ise iyi bir yazar ve filozof olmuştur.

Rostand’ın kaleme aldığı oyundaki ünlü “non merci”, Türkçeye çevrimiyle “İstemem eksik olsun” tiradında Cyrano, sadık dostu Le Bret’e şöyle der:

  • Ne yapmak gerek peki?
  • Sağlam bir arka mı bulmalıyım?
  • Onu mu bellemeliyim?
  • Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
  • Önünde eğilerek efendimiz saymak mı?
  • Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
  • İstemem!
  • …
  • Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak
  • Yoksa nâzırın yüzü gülecek diye bir an
  • Karşısında takla mı atmak lâzım her zaman?
  • İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli?
  • Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
  • Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim?
  • Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim?
  • İstemem eksik olsun! Tazıya tut, tavşana
  • Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana
  • Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi
  • Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?
  • İstemem eksik olsun!
  • …
  • Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
  • Eleştiriden mi çekinmeli?
  • İstemem! Eksik olsun!
  • …
  • Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
  • İsteyince Ay’a bile gidebilmek.
  • Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
  • … sonra da gayet tevazula kendine:
  • Çocuğum! demek, bütün bunları hoş gör yine,
  • Hoş gör bu çiçekleri, hatta bu kuru dalı,
  • Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
  • Varsın küçücük olsun zaferin, fakat bil,
  • Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.
  • Demem o ki, asalak bir sarmaşık olma sakın.
  • Velhasıl bir tufeylî (dalkavuk) zilletiyle tırmanma!
  • Varsın boyun olmasın bir söğüt kadar.
  • Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
  • Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
  • Boy ver dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!

Belki yazıyı okuyan kompradorlar, bahçemizdeki o “kuru dallar” bu ünlü tiradın içinden kendilerine biraz onur kırpar, belki de Cyrano’nun öğütlediği gibi “asalak bir sarmaşık” olmaktan vazgeçerler.

Okuyanlar bilir, yazılarımı dünya devrimci hareketinden bir sloganla bitiririm ama bu sefer bize özel, özgün bir slogan olsun:

Muğla’nın onuru çimento torbasına sığmaz!

Not: “Biz daha ölmedik” mesajı vermek ve yine bir algı yönetimi yapmak amacıyla çimentocuların yayın organının yanına şirket ismi ve logosuyla bir hukuk bürosu açıldı. Bu hukuk bürosu ve kadrosu, taraf olduğu bütün davaları kaybetmesi ve hukuk alanında hiçbir kazanım elde edememesi itibariyle Muğla’nın en beceriksiz hukuk bürosu olma unvanını taşıyor ve aslında onlar için bir utanç, Muğla halkı için bir zafer simgesi.

Yine de o ismin ve logonun Muğla’yı kirletmesi hoşumuza gitmedi. Tabelayı indirme kararı aldık, hukuk mücadelesi vererek astıkları gibi kendi elleriyle indirtmenin öğretici olacağı hususunda mutabık kaldık, bilginize.

Haluk Özsoy

Dünyaya soldan bakan, bir sosyalist, yeşil perspektifli yurtsever, devrimci ve demokratım. İstanbul Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler eğitimi aldım ama hayatımı yazılım yaparak idame ettiriyorum. Her türlü mücadele alanının gerekliliğine ve zorunluluğuna inanıyorum.

Paylaş:

  • X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
  • Telegram'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Telegram
Fethiye’de iki katlı bir evin çatısına çıkan keçi kurtarıldı
MSKÜ Kadın Hokey Takımı Gaziantep’ten Türkiye ikinciliği ile döndü
Yatağan Belediyesi Dünya Çevre Günü’nde çimento fabrikası imar planını iptal etti
Bodrumspor evinde kaybetti: Bodrumspor 1-2 Çaykur Rizespor
Kadınların soyadı hakkında düzenleme 9. Yargı Paketi’nden çıkarıldı: “Siyasi görüşü ne olursa olsun kadınların ortak mücadelesi kazandı”
Paylaş
Önceki Haber Muğlalı sporculardan, Durgunsu Kano Türkiye Şampiyonası’nda iki altın, üç bronz madalya
Sonraki Haber milas elektrik kesintisi, milas elektrik kesintisi son dakika, aydem elektrik kesintisi milas, aydem elektrik kesintisi, aydem milas Milas elektrik kesintisi 14 Ağustos 2025

Bizi Takip Edin

FacebookBeğen
XTakip Et
InstagramTakip Et
YoutubeAbone Ol
TiktokTakip Et
TelegramTakip Et
WhatsAppTakip Et
Google NewsTakip Et
LinkedInTakip Et
BlueskyTakip Et

En Çok Okunan Haberler

Datça’da kadınlar 25 Kasım’da bir araya geldi: “Her kız kardeşimiz için ses çıkarmaya devam edeceğiz”
Toplumsal Cinsiyet
Fethiye Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin 25 Kasım programı belli oldu
Toplumsal Cinsiyet
floor curling milli takım kampı köyceğiz iki sporcu türkiye ikincisi milli takım kampı
Köyceğiz’den iki sporcu, Türkiye ikincisi olarak Floor Curling Milli Takım kampına katılma hakkı kazandı
Spor
fatih altaylı tutuklandı mı, fatih altaylı kimdir, fatih altaylı nereli, son dakika fatih altaylı, fatih altaylı karar
CHP Muğla milletvekillerinden, gazeteci Fatih Altaylı kararına tepki: “Susturulan her kalem, kısıtlanan her ifade, demokrasimize vurulan prangadır”
Gündem Politika
Muğla Barosu’ndan eş zamanlı 25 Kasım açıklaması: “Türkiye’de kadınların yaşam hakkı sistematik olarak ihlal edilmektedir”
Toplumsal Cinsiyet

Hakkımızda

  • Biz Kimiz?
  • Gizlilik İlkeleri / Privacy Policy
  • Künye
  • İletişim
  • Politika Belgeleri

Kategoriler

  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan

Sosyal Medya

  • Twitter
  • Facebook
  • İnstagram
  • Youtube

İlçeler

  • Fethiye
  • Bodrum
  • Menteşe
  • Marmaris
  • Datça
  • Milas
  • Seydikemer
  • Köyceğiz
  • Ortaca
  • Dalaman
  • Ula
  • Yatağan
  • Kavaklıdere
Copyright © 2025 Gündem Fethiye. Tüm Haklı Saklıdır.
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Şifrenizi mi Unuttunuz?