Muğla’nın Datça ilçesinde bulunan Demokrasi Evi’nde, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla saat 14.00’te bir araya gelen meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve yurttaşlar, yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüş sırasında; “Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın sınıf mücadelesi”, “Direne, direne kazancağız”, “Yaşasın sendikal mücadelemiz”, “Savaşa değil, emekliye bütçe” “Faşizme karşı omuz omuza”, “Yaşasın sendika mücadelemiz”, “Kurutuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganları atıldı.
Cumhuriyet Meydanı’nda açıklama yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Yürütme Kurulu Üyesi İdris Erdoğdu, şu ifadeleri kullandı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“İşçiler, emekçiler, kadınlar, emekliler! Bu ülkenin, hepimizin geleceği sevgili gençler, çocuklar merhaba! Üretenler, hayatı var edenler merhaba! 1 Mayıs Birlik, Mücadele Dayanışma Günümüz kutlu olsun!
Dostlar, yoldaşlar! Bugün dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında ellerindeki pankartlarla, dillerindeki marşlarla, türkülerle, sloganlarla alanlara akan yüzbinler, milyonlar kapitalist sistemin dayattığı zifiri karanlığı parçalıyor.”


Milyonların hep bir ağızdan, “Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde” diye haykırdığının belirtildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Kapitalizmin merkez üssü ABD’den İngiltere’ye, Almanya’dan İtalya’ya kadar dünyanın her yerinde meydanları dolduran milyonlar bugün ayakta. Çarklarını yoğun emek sömürüsü, işçi cinayetleri, savaş ve doğanın talanı, üzerinden döndüren emperyalist kapitalist barbarlığa isyan ediyor.
Bugün kadınlar emeklerinin ve haklarının gasbına karşı dünyanın dört bir yanında ayakta. Bu vahşi barbarlığın uluslararası sermayenin çıkarları uğruna çıkardığı savaşların bedelini canıyla, malıyla, yoksullukla ödeyenlerin isyanı meydanlarda yankılanıyor.”


“HEPİMİZ BU SÖMÜRÜ VE YAĞMA DÜZENİNİN ÇARKLARI ARASINDA HER GÜN DAHA FAZLA EZİLİYORUZ”
Mücadele edenlere ve direnenlere selam gönderilen açıklamada, şunların altı çizildi:
“Nerede olursa olsun: İş yerinde, üniversite kampüsünde, evde, grev nöbetinde, sokakta, meydanda, ya da demir parmaklıklar ardında; Karakışı bahara, karamsarlığı umuda çevirmek için tırnakla, dişle, umutla, sevdayla, düşle direnenlere bin selam olsun!”


Açıklamanın devamında, şunlara dikkat çekildi:
“Hepimiz bu sömürü ve yağma düzeninin çarkları arasında her gün daha fazla eziliyoruz. Her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, sefalete itiliyoruz. Her zaman söylüyoruz. Buradan bir kez daha altını çizelim: Demokrasinin, adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığı bir yerde emeğin, emekçilerin hakları da yok sayılır. Talepleri görülmez, duyulmaz olur.
İşte tam da bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere, haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor.”


Ayrıca, şunlar söylendi:
“İktidar bu politikalarına rıza göstermeyen öğrencisinden gazetecisine, belediye başkanından sendikacısına kadar her kesime adeta savaş açıyor. Hakkını, hukukunu arayan, adalet isteyen, herkesi hedef alan baskılarla tüm toplum nefessiz bırakılıyor.”


“LAİKLİĞE YÖNELİK SALDIRILAR EĞİTİM BAŞTA OLMAK ÜZERE, TÜM KAMUSAL ALANA YAYILIYOR”
Halkın iradesinin yok sayıldığının belirtildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Halkın iradesiyle seçilen yerel yöneticiler siyasi kararlarla görevden alınıp yerlerine kayyumlar atanıyor. Laikliğe yönelik saldırılar eğitim başta olmak üzere, tüm kamusal alana yayılıyor. Kadın cinayetleri artarken, kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor.
Kadınlar korunmadıkları için, şikâyetleri dikkate alınmadığı için, uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürülüyor. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor. İntihar denilerek üstü örtülüyor. Örtü kaldırıldığında altından iktidar destekli çete, mafya batağı ve çürümüşlük çıkıyor.”


Açıklamanın devamında, şunların altı çizildi:
“Bizlere hak, hukuk, adalet, demokrasi vadedemeyen düzen; yıllarca bizi bölerek parçalayarak ayrımcılıkları körükleyerek ayakta kaldı. Kürt sorununda demokrasiye, diyaloga, barışa dayalı çözüm yerine çatışmaya, ayrımcılığa ve sovenizme dayalı politikalar hayata geçirildi.”


Bir yılı aşkın süredir, Türkiye’de barış ve demokratik toplum çağrısı çerçevesinde yürütülen bir sürecin olduğunun ifade edildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Buna rağmen iktidar, bırakalım adım atmayı siyasal operasyonları tüm muhalefet çevrelerini de kapsayacak şekilde artırmaya devam ediyor. Dolayısıyla çözüm, demokrasinin kırıntılarına dahi tahammül edemeyenlerde değil, emekçi hallarının örgütlü ortak yaşam iradesindedir.
Dostlar, yoldaşlar! Yıllardır bize emeğe, insana, kadına, çocuğa, demokrasiye, eşitliğe, barışa düşman bir köhne sistem dayatılıyor. Elbette ki bu köhne düzen kendiliğinden değişmeyecek. Bu düzeni, biz değiştireceğiz! Birleşeceğiz ve değiştireceğiz!”


“MÜCADELEMİZ ÇOCUKLARIMIZIN OKULDA, SOKAKTA GÜVEN İÇİNDE OLDUĞU BİR ÜLKE MÜCADELESİDİR”
Mücadelelerin; demokrasi, hukuk, adalet ve eşitlik mücadelesi olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Mücadelemiz; halk iradesine saygı duyulduğu, düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı bir ülke içindir. Hiç kimsenin dilinden, kimliğinden, cinsiyetinden dolayı hor görülmediği, farklılıklarımızın zenginlik sayıldığı bir ülkenin özgür yurttaşları olmak içindir.
Mücadelemiz! İnsanca bir yaşam, güvenceli bir iş, güvenli gelecek mücadelesidir. Ücrette, vergide, toplumsal yaşamın tüm alanlarında adalet içindir.”


Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olması için de mücadele ettiklerinin belirtildiği açıklamada, şunlar işaret edildi:
“Mücadelemiz grevli toplu sözleşme hakkı mücadelesidir. Mücadelemiz; haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lilerin işine geri dönmesi içindir. Mücadelemiz çocuklarımızın okulda, sokakta güven içinde olduğu bir ülke mücadelesidir.
Mücadelemiz! Savaş naralarının değil, barış şarkılarının yankılandığı bir dünya ve ülke mücadelesidir. Mücadelemiz; topraklarımızdaki NATO ve ABD üslerinin kapatılması, ülkemizin, emperyalizmin savaş aracı olan NATO’dan çıkması mücadelesidir.”


“Emeğin, demokrasinin, barışın, özgürlüğün ve eşitliğin ülkesini hep birlikte kuracağız” denilen açıklamada, şunlara vurgu yapıldı:
“Yeter ki bizi bölmeyi, parçalamayı, hedef alan sistemin oyunlarını boşa çıkaralım. Yeter ki ekmeğimizi her geçen gün küçülten, haklarımızı, özgürlüklerimizi ortadan kaldıran, hepimize kaybettiren bozuk düzene karşı omuz omuza verelim.
Unutmayalım ki Emeğin birliği ve halkların kardeşliği için; bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz. Tıpkı dünya şairi Nazım Hikmet’in dediği gibi, eğer; hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse, çaresi yok. Biz kazanacağız!”


“DÜNYA, BUGÜN ARTIK HUKUKSUZLUĞUN MEŞRULAŞTIĞI BİR YERE DÖNÜŞTÜ”
Yürüyüş başlamadan önce Eğitim Sen Yönetim Kurulu Üyesi İdris Erdoğdu, Gündem Fethiye’ye konuştu. Erdoğdu, şunları söyledi:
“Bu 1 Mayıs’ı, diğer 1 Mayıs’lardan ayıran en öneli şey: Meydanların; emekçilere, yoksullara, halka kapatılmış olmasıdır.”
Meydanların kanunsuz bir şekilde kapatıldığını söyleyen Erdoğdu, “Diğer taraftan meydanlar, hukuksuzluğu meşrulaştıran herkese açık. Evet taşeronlaştırma, evet yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlar, açlık sınırına mahkum edilmiş insanlar, bunların hepsi bizim gündemimiz ama bunun ötesinde dünya, bugün artık hukuksuzluğun meşrulaştığı bir yere dönüştü” dedi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

