Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) tarafından işletilen Yeniköy Termik Santrali’ne kaynak olacak linyit kömürünün çıkarılması için 10 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırıldı.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından kamulaştırılacak alanların değerlerinin tespit edilmesi ve el koyulması için Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden dava kapsamında, 30 Mart’ta acele kamulaştırma kararı verilen parsellerde keşif yapılmaya başlandı.
Acele kamulaştırmanın iptaline ilişkin açılan toplam 93 ayrı davada, Danıştay 6. Dairesi 28 Nisan’da dava konusu Cumhurbaşkanı kararının yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Karar sonrası, İkizköylüler ve çevre köylerden yurttaşlar traktörlerle konvoy yaptı.


İkizköylülerin avukatları Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca, karara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, 5 Mayıs’ta tebliğ edilen yürütmeyi durdurma kararı hakkında, “Uzun süredir fiilen etkisizleştirilen hukuku diriltmek için yapılmış güçlü bir yargı müdahalesidir” denildi.
Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile birlikte acele kamulaştırma işleminin hukuken uygulanamaz hale geldiğine vurgu yapılan açıklama, şöyle devam etti:
“Kararda da belirtildiği üzere, bölgede acele kamulaştırmayı haklı kılacak olağanüstü bir ‘acelelik hali’ yoktur. Ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri ya da şirket faaliyetlerinin sürekliliği, kanunun öngördüğü istisnai yöntemi meşrulaştıramaz. Bu tespit, başından beri dile getirdiğimiz Akbelen’deki doğaya ve yaşam alanlarına yapılan müdahalenin kamu yararına değil, belirli bir ekonomik tercihe dayandığıdır. Artık, Milas acele kamulaştırmalarının Limak, İçtaş ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Enerji şirketinin çıkarına yapıldığı tartışmasız hale gelmiştir.”
Acele kamulaştırma işlemine dayanılarak yürütülen tüm idari ve yargısal süreçlerin hukuki dayanağını yitirdiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“El koyma girişimleri, keşif ve bilirkişi incelemeleri, bedel tespiti işlemleri artık hukuken geçersizdir. Hukuka açıkça aykırı bulunan idari işleme dayanılarak mülkiyet hakkına müdahale edilmesi mümkün değildir. Aksi yöndeki her uygulama hukuksuzdur, suçtur.”
“ESRA IŞIK DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR”
Esra Işık’ın serbest bırakılması çağrısında bulunulan açıklamada, şunlar söylendi:
“Vurgulamak isteriz ki bu hukuksuz sürece dayanılarak yürütülen işlemler yalnızca mülkiyet hakkını değil, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını da doğrudan etkilemiştir. Akbelen direnişi sırasında özgürlüğünden yoksun bırakılan Esra Işık bakımından hukuki durum artık tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır.
Tutuklamaya dayanak yapılan süreçlerin hukuki temeli ortadan kalkmıştır. Esra’nın engellediği iddia edilen keşif, artık geçersizdir. Hukuksuz işlemin engellendiği gerekçesiyle özgürlükten yoksun bırakmanın sürdürülmesi kabul edilemez. Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır.”
“DAVALARIN REDDİNE KARAR VERİLMELİDİR”
Acele kamulaştırmaya dayanılarak açılan el koyma ve bedel tespiti davalarının görüldüğü Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne çağrıda bulunulan açıklamada, “Açılan 649 adet el koyma davası dayanaksız kalmıştır, başka bir işleme gerek kalmadan davaların reddine karar verilmelidir” denildi.


“ARTIK BU ACELE KAMULAŞTIRMA KARARININ UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Milas’ın yedi köyünü kapsayan 679 parsel için verilen acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi gerektiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Anayasa’nın 2. Maddesi’nde tanımlanan hukuk devleti ilkesi, 125. Maddesi’nde düzenlenen yargı denetimi ve 138. Maddesi’nde açıkça ifade edilen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı birlikte değerlendirildiğinde, bu kararın gecikmeksizin uygulanması zorunludur. Yargı kararlarını etkisizleştirmeye yönelik her türlü idari ya da fiili girişim, anayasaya açık aykırılık teşkil edecektir.
10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı karının hukuka aykırılığı Danıştay’ca tescillenmiştir. Artık bu acele kamulaştırma kararının uygulanması mümkün değildir. Danıştay kararı dava açsın ya da açmasın herkesi ilgilendirmektedir.”


Bununla birlikte yapılan açıklamada, Anayasa Mahkemesi’ne de çağrıda bulunuldu:
“Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştıran ve kamu yararı ilkesini ortadan kaldıran düzenlemeler içeren 7554 Sayılı Kanun’un iptali için Anayasa Mahkemesi’nde açılan 2025/204 Esas sayılı dosya, bu hukuksuzluk sürecinin sonlanması için son derece önemlidir. 7554 Sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler, çevre hakkını, mülkiyet hakkını ve yargı denetimini etkisizleştiren bir nitelik taşımakta; idareyi şirketlerin taşeronu haline getirerek olağanüstü yetkiler tanırken yurttaşların hak arama yollarını daraltmaktadır.
Akbelen’de yaşananlar, bu düzenlemenin nasıl bir hak ihlali rejimine kapı araladığını somut biçimde göstermiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ni, açıkça Anayasa’ya aykırı olan 7554 sayılı Kanun’u iptal etmeye; hukuk devleti ilkesini, sağlıklı çevrede yaşama hakkını ve mülkiyet hakkını koruyacak, doğanın ve yurttaşın hukuksal güvenliğini sağlayacak bir karar vermeye çağırıyoruz.”


Danıştay’ın verdiği kararın Akbelen mücadelesinin haklılığını ortaya koyduğu ifade edilen açıklama, şöyle devem etti:
“Danıştay 6. Dairesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararları, Akbelen’de verilen mücadelenin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Yaşam alanlarını savunanların karşısında konumlanan tüm uygulamalar, yargı kararıyla bir kez daha sorgulanmış ve hukuka aykırılığı tescillenmiştir. Bu kararın gereği derhal yerine getirilmeli; hukuka aykırı uygulamalara son verilmelidir.”
Kararın Akbelen direnişinin kazanımı olduğuna dikkat çekilen açıklama, şu ifadelerle son buldu:
“Elde edilen yargı kararı, havayı, suyu, toprağı, kısacası doğasıyla birlikte onurlu yaşamlarını korumak için direnen müvekkillerimizin yılmadan sürdürdükleri mücadelenin, Akbelen direnişinin kazanımıdır. Yaşam için direnenleri selamlıyoruz. Bunun, ülkemiz için hakların güvenceye alındığı, yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

