Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okuldaki silahlı saldırı üzerine eğitim sendikaları ‘iş bırakma’ kararı almıştı.
Muğla’nın Bodrum ilçesindeki Belediye Meydanı’nda bugün (15 Nisan) saat 13.00’te Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Hürriyetçi Eğitim Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) ortak açıklama yaptı.
“GEREKLİ ÖNLEYİCİ VE KORUYUCU MEKANİZMALARIN İVEDİLİKLE HAYATA GEÇİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR”
Eğitim Gücü Sen’den Muhammed Gedik, Şanlıurfa’daki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırıyı hatırlatarak, şunları söyledi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Bu menfur saldırı, okullarımızda güvenlik sorunlarının ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça göstermektedir. Öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarının en temel hakkı olan güvenli ortamda bulunma hakkı ihlal edilmektedir.
Bugün gelinen noktada, okulların yalnızca eğitim verilen alanlar değil aynı zamanda korunması gereken hayati yaşam alanları olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için gerekli önleyici ve koruyucu mekanizmaların ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir.”


“ÖĞRENCİLERİN VE EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN CAN GÜVENLİĞİNİ KORUMAK KAMUSAL SORUMLULUĞUN EN TEMEL GEREĞİDİR”
Eğitim Sen’den Şükriye Akengin ise olayın tek başına “şiddet vakası” olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır” dedi.
Öğretmen Fatma Nur Çelik bir ay önce öldürülmesi hatırlatılan açıklamanın devamında Akengin şu ifadelere yer verdi:
“Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.
Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.”
“ARTIK SABIR TÜKENMİŞ, SÖZ HÜKMÜNÜ YİTİRMİŞTİR”
Hürriyetçi Eğitim Sen’den Oğuzhan Güzel, “Okullarımız eğitim yuvası vasfını tamamen yitirmiş, güvenlik zafiyetinin kol gezdiği savunmasız birer açık hedef haline gelmiştir” ifadeleriyle başladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Yetersiz personel, denetimsiz giriş-çıkışlar ve kağıt üzerinde kalan sahte risk analizleri nedeniyle eğitim kurumları yol geçen hanına dönmüş; öğretmenlerimiz adeta kaderine terk edilerek şiddetin vahşi insafına bırakılmıştır. Siverek’te patlayan o silah, caydırıcı yasal düzenlemeleri yıllardır sümen altı eden ve eğitimcinin canını ucuzlatan iradenin acizliğini tescillemiştir.
Şiddet bir kader değil; liyakatsiz yönetimlerin, görmezden gelinen uyarıların ve bürokratik hantallığın kanlı bedelidir! Artık sabır tükenmiş, söz hükmünü yitirmiştir. Her gecikilen gün, yeni bir meslektaşımızın hedef tahtasına oturtulması demektir. Devlet, eğitim çalışanının can güvenliğini ‘devlet namusu’ bilmeli; her okula profesyonel güvenlik barajı ve en ağır yaptırımları içeren ‘yasal zırh’ ivedilikle tesis edilmelidir. Ertelenen her önlem, dökülecek yeni bir kanın doğrudan sorumluluğudur. Ya tam güvenlik ya tam kaos; artık orta yol bitmiştir!”


“ÇOK KATMANLI BİR OLGU OLDUĞUNU BİLİYORUZ”
Eğitim-Bir-Sen’den Naim Uğur ise açıklamada, şiddet olaylarının artışına dikkat çekerek şiddetin çocuklar ve gençler üzerinde daha etkili olduğunu belirtti.
Uğur, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:
“Şiddetin, insan doğasının bir parçası olarak, nedenleri ve sonuçları itibarıyla çok katmanlı bir olgu olduğunu biliyoruz. Eğitim kurumlarında yaşanan şiddet sorununu değerlendirirken de bu gerçeği göz önünde bulundurmak, yaşanan her vakayı kendi tekilliği içerisinde analiz etmek gerekir. Böyle bir analiz yapmaya kalktığımızda, okul binalarının fiziksel şartlarından öğrencilerin beslenmelerindeki yüksek enerji yüklü işlenmiş gıdalara kadar birçok faktörü dikkate almak durumundayız.
Şiddet, varlığa ilişkin hiçbir anlama isteği, anlatma becerisi ve söyleyecek sözü olmayan insanın bir ifade ve var olma biçimidir. Kendini gerçekleştirmenin yıkıcı, kırıcı ve kıyıcı yoludur. Şiddet, yok etmeye yönelmiş bir varoluş sapkınlığıdır. ‘Sen varsan ben olmayacağım’ diyen negatif benlik, başkasını ‘cehennem’ görebilmektedir. İnsanlara bir yaşama biçimi gereği olarak, ‘Bu dünya acımasız ve eğer hayatta kalmak istiyorsan sen de acımasız olmalısın’ telkini yapılmaktadır.”
“YASAL TEDBİRLERİN İVEDİLİKLE GÜÇLENDİRİLMESİ ÖNEMLİ BİR ZORUNLULUKTUR”
Türk Eğitim Sen’den Ömer Salih Çıplak da okullardaki şiddet vakalarına karşı acil önlem alınması gerektiğini belirterek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin ivedilikle güçlendirilmesi önemli bir zorunluluktur.
Daha fazla geç olmadan; öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir. Bu elim saldırıda yaralanan tüm öğretmenlerimize öğrencilerimize, polis memurumuz ve okul çalışanımıza acil şifalar diliyor, olaydan etkilenen öğrenci, öğretmen ve ailelerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Açıklamalarda son olarak şu ifadeler kullanıldı:
“Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin son bulduğu, öğretmenlerimizin güven içinde görev yaptığı, huzurlu ve güvenli eğitim ortamlarının tesis edildiği bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna tüm sendikalar olarak saygıyla duyururuz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

