Muğla’nın Bodrum ilçesinde 17 Mart akşam saatlerinde, bir kadın kaçırılarak alıkoyulduğunu ve cinsel saldırıya maruz bırakıldığını beyan ederek ihbarda bulundu ve ardından hastaneye kaldırıldı.
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD) hem yaşanan olaya hem de cinsel şiddetten hayatta kalan kadına yönelik erkek şiddetinin haberleştirilmesine dair açıklamalarda bulundu.
“KADIN YAŞADIĞI ŞİDDETİ TEREDDÜT ETMEKSİZİN ŞİKÂYET ETMİŞ VE HAK ARAMA YOLUNA GİTMİŞKEN BASININ HABERİ VERİŞ BİÇİMİ VE KULLANDIĞI DİL ERKEKLERİN TECAVÜZÜNE MARUZ KALMIŞ BİR KADINI ODAĞA ALMIŞTIR”
Olayın haberinin “korkunç iddia” gibi ifadelerle haberleştirilmesini eleştiren BKD şunları söyledi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Dün gece Bodrum sokaklarında bir kadın kaçırıldı, şiddet gördü, cinsel saldırıya (tecavüz) maruz bırakıldı ve gasp edildi.
Bodrum’un en işlek bölgelerinde bir kadına karşı ‘kişi hürriyetinden yoksun bırakma’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘yağma’ suçlarının işlenmesinin vahameti bir yana, saldırıya maruz kalan kadın yaşadığı şiddeti tereddüt etmeksizin şikâyet etmiş ve hak arama yoluna gitmişken basının haberi veriş biçimi ve kullandığı dil erkeklerin tecavüzüne maruz kalmış bir kadını odağa almıştır.
Yaşanan ağır saldırı ve şiddetin, ‘korkunç iddia’ başlıklarıyla servis edildiği bu haber dilini aceleyle kaleme alınmış bir olay olarak değil; patriyarkal düzenin yarattığı cinsiyetçi, ayrımcı ve özellikle şiddete maruz bırakılan kadınları hedef alan dilin süreklilik arz eden bir sonucu olarak görüyoruz. Bir kadının maruz kaldığını beyan ettiği cinsel saldırı, ‘iddia’ söylemiyle muğlaklaştırılamaz.”
CİNSEL SALDIRI HABERLERİNDE, HAYATTA KALANIN İFADELERİNİ “İDDİA ETTİ” ŞEKLİDE HABERLEŞTİRMEK NEDEN SAKINCALI OLABİLİR?
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, cinsel şiddetle mücadele etmenin bir aşaması olarak, kalıplaşmış söylemleri ve yanlış inanışları dönüştürmek ve bu dönüşümü medya ile iş birliği yaparak gerçekleştirmek amacıyla “Öyle Değil Böyle” isimli bir rehber hazırladı ve bu isimle bir internet sitesi kurdu. Konuyla ilgili internet sitesinde şunlar söyleniyor: “Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği olarak bizler ‘Öyle Değil Böyle’ diyerek medya üretimlerinde şiddetsiz ve hak temelli bir yaklaşımın benimsenmesine, toplumsal farkındalığın artmasına ve onay kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.”
Sitede yer alan “Hak temelli haberler için gazetecilerin sıkça sorduğu sorular” başlığı altında, “iddia” kelimesinin kullanımına dair şunlar söyleniyor:
“Hayatta kalanın anlattıklarına ‘iddia’ demenin sakıncası var mı? Hukuki olarak bu anlatılanları iddia olarak görmek zorunda değil miyiz?
‘Söyledi’, ‘aktardı’, ‘ifadesine göre’ gibi spesifik bir kişinin cümlelerini kullanabilirsiniz. ‘İddia etmek’ ifadesini keyfi veya bireysel varsayımınıza göre kullanmak yerine, hukuki kullanımı gerekli ise uzmanlara danışarak konsept içinde kullanabilirsiniz. Çünkü bu kelimelerin aşırı kullanımı, muhabirin ‘hayatta kalana inanmama’ ön yargısı oluşturmasına sebep olabilir. Bir başka alternatif olarak; eğer bir dava süreci varsa, ‘iddia eden’ demek yerine ‘cinsel saldırı ile suçlanan …’ diyerek konuyu fail tarafından haberleştebilirsiniz. Öte yandan hukuksal bağlamda ‘iddiasıyla’ ifadesinin kullanılmamasının yasal sonuçlar doğurabileceği durumlar olabilir. Şüpheye düştüğünüz durumlarda bir avukata danışabilirsiniz.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Sitede sıkça sorulan soruların yanı sıra kullanılabilecek doğru dile dair rehberler bulunuyor.
Siteye ulaşmak için buraya tıklayın.
“ERKEK ŞİDDETİ BİR ‘İDDİA’ DEĞİL, BU TOPLUMDA HER GÜN YENİDEN ÜRETİLEN SİSTEMATİK BİR GERÇEKTİR”
BKD, kullanılan bu dilin fail erkekleri görünmez kıldığını, cinsel şiddetten hayatta kalan kadının faile karşı başlattığı mücadeleyi önemsizleştirdiğini ve hayatta kalanın beyanı hakkında şüphe yarattığını söyledi.
Bu durum şöyle açıklandı: “Bu dili daha önce şiddete, özellikle de cinsel saldırıya maruz kalan kadınları ‘o saatte neden oradaydı, ne giyiyordu, nereye gidiyordu, ne söyledi, ne yaptı’ gibi sorgulamalara maruz bırakan ataerkil iktidar dilinden, kolluk ve yargılama süreçlerinde suça maruz bırakılan kadınların kimliğini, yaşamını sorgulayan yorumlardan, kararlardan tanıyor ve biliyoruz.
Erkek şiddeti bir ‘iddia’ değil, bu toplumda her gün yeniden üretilen sistematik bir gerçektir.”
Açıklamada sokakların, gecelerin, kamusal alanların erkeklere tahsis edilmiş mekanlar değil kadınların yaşam alanları olduğu vurgulandı. Kadınların bu alanlarda özgür şeklide var olmalarının ayrıcalık değil temel hak olduğunun altı çizildi.
“CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ADALETE ERİŞİMİ KEYFİYETE, MESAFELERE YA DA BÜROKRATİK ENGELLERE BIRAKILMAYACAK KADAR YAŞAMSAL BİR HAKTIR”
Cinsel şiddet faili erkeklere karşı yürütülmesi gereken soruşturmaya dair şu ifadeler kullanıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
- “Kadına yönelik şiddet suçlarında faillerin meçhule karışmadığı ve cezasızlıkla korunmadığı bir soruşturma yürütülmesi; etkin, şeffaf ve sonuç alıcı bir adli süreç işletilmesi esastır!
- Cinsel suçlarda suça maruz kalan kadının beyanına itibar edilmeli ve ivedilikle etkin bir soruşturma yürütülmelidir.
- Bu süreçte suça maruz kalan kadını örseleyecek söylem ve yöntemler terk edilmeli, mağdur suçlayıcı her tür yaklaşım dışlanmalı, cinsel dokunulmazlığa karşı suçların özel bir soruşturma ve yargılama süreci gerektirdiği kabul edilerek suça maruz kalanların kişilik haklarının korunmasını önceleyen bir sistem sağlanmalıdır.
- Adli Tıp Kurumu (ATK) başta olmak üzere tüm adli süreçlerin yürütüldüğü kurumlarda, kadın beyanını esas alan ve hak ihlalini derinleştirmeyen bir yaklaşım gözetilmelidir. Delil toplama, raporlama ve değerlendirme süreçlerinde gecikme, ihmal ya da keyfiyet kabul edilemez.
- Özellikle kamusal alanda kadına karşı şiddet vakalarında ‘Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) sistemlerinin çalışmadığı’ ya da ‘kayıt alınmamış olduğu’ gibi gerekçeler öne sürülerek soruşturmanın önünün tıkanmasına, delillerin ihmal ile karartılmış olmasına ihtimal ve izin verilmemelidir.
- Gerekli tüm teknik ve bilimsel yöntemlerin, buna geniş kapsamlı deoksiriboz nükleik asit (DNA) taramalarının da dahil olduğu şekilde devreye alınması esastır.
- Suçun kanıtlanamaması, teknik eksiklik bahanesine terk edilemez. Aydınlatılmış sokaklar tek başına güvenli değildir.
- MOBESE ağlarının etkin ve kesintisiz işlemesi, acil durum butonlarının yaygınlaştırılması; her ilçe hastanesinde cinsel şiddet kriz merkezlerinin bulunması esastır.”
Açıklamada, cinsel şiddete maruz bırakılan kadının adalete erişiminin keyfiyete, mesafelere ya da bürokratik engellere bırakılamayacak yaşamsal bir hak olduğunun altı çizildi, “Faillerin, kadının yabancı kimliğinden ya da yalnızlığından güç alarak adli mekanizmalara erişemeyeceğini düşünmesine izin vermeyeceğiz” dendi.
“ERKEK ŞİDDETİNİ AKLAYAN DEĞİL İFŞA EDEN; KADINLARIN BEYANINI TARTIŞMAYA AÇAN DEĞİL ESAS ALAN BİR ADALET TALEP EDİYORUZ”
Açıklamada, kadınların yaşam hakkını, beden bütünlüğünü ve kamusal alandaki varlığını tartışmaya açan her yaklaşımın karşında olunduğu söylendi. “Erkek şiddetini aklayan değil ifşa eden; kadınların beyanını tartışmaya açan değil esas alan bir adalet talep ediyoruz” dendi.
Açıklamada son olarak mücadele vurgusu tekrarlandı ve şunlar söylendi:
“Bodrum Kadın Dayanışma Derneği olarak her alanda cinsel şiddetin her veçhesiyle sonuna kadar mücadele edeceğimizi yineliyoruz. Geceler de sokaklar da bizim!”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

