Bu siteye girerek Gizlilik İlkeleri ve Kullanım Şartlarını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
Accept
Gündem FethiyeGündem Fethiye
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Okunuyor Yeni bir çalışma orman yangınlarında iklim krizinin rolünü hesapladı: “Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan’da ölümcül orman yangınlarına yol açan hava koşulları 10 kat daha olası”
Paylaş
Aa
Gündem FethiyeGündem Fethiye
Aa
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Arama
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Takip edin
© 2022 Foxiz News Network. Ruby Design Company. All Rights Reserved.
Ekoloji

Yeni bir çalışma orman yangınlarında iklim krizinin rolünü hesapladı: “Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan’da ölümcül orman yangınlarına yol açan hava koşulları 10 kat daha olası”

Son güncelleme: 29 Ağustos 2025 16:41
 Editör:  Hülya Çetinkaya    Kaynak:  İklim Masası  
29 Ağustos 2025 16:34
Paylaş
Muğla’nın Menteşe ilçesi, Yeşilyurt Mahallesi’ndeki orman yangının söndürme çalışması - 3 Temmuz 2025
Paylaş

Dünya Hava Olayları İlişkilendirme Girişimi’nin (WWA) yeni çalışması, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta bu yaz meydana gelen orman yangınlarının iklim krizi ile arasındaki ilişkiyi hesapladı. Buna göre, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta orman yangınlarını körükleyen sıcak, kuru ve rüzgârlı hava koşullarını bugün her 20 yılda bir tekrarlanıyor ve 10 kat daha olası.

İklim krizinin aşırı hava olaylarına etkisini inceleyen World Weather Attribution (WWA – Dünya Hava Olayları İlişkilendirme Girişimi) çatısı altında, sekiz ülkeden 28 bilim insanı yeni bir çalışma hazırladı.

Çalışma, 2025 yılı yaz aylarında Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta yaşanan orman yangınları ile aşırı hava olaylarının şiddetinin ve yaşanma olasılığının iklim krizi yüzünden arttığını ortaya koyuyor.

Çalışmada yer alan ve çalışmanın yayınladığı 28 Ağustos 2025 tarihine kadarki veriler şu şekilde aktarıldı:

Türkiye’de Orman Genel Müdürlüğü’ne göre, yalnızca haziran ayında 612 orman yangını başladı; bu sayı temmuz başında 624’e yükseldi. NASA (National Aeronautics and Space Administration – Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) tarafından geliştirilmiş görünür ışıklı ve kızılötesi alanlarla çalışan MODİS (Moderate resolution Imaging Spectroradiometer) verilerine göre Temmuz ayında Türkiye’de yaklaşık 177 orman yangını gerçekleşti ve yaklaşık 60 bin hektarlık alan zarar gördü.

İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerde geniş çaplı tahliyeler yapıldı ve hem kentsel hem kırsal alanlar, yangınların yakınlaşması nedeniyle tehdit altına girdi. Haziran sonu ile Temmuz arasında, özellikle İzmir ve Bursa çevresinde yangınların hızla yayılması nedeniyle ülke genelinde 50 binden fazla kişi tahliye edildi.

Yunanistan’da, Atina, Girit, Evia ve Kythira bölgelerinde yangınlar etkili oldu. Girit’te 5 bin turist dahil en az 32 bin kişi tahliye edildi. Binlerce dönüm tarım arazisi, ev ve tatil köyü yok oldu; ada Kythira’nın yarısı yandı. Yangın söndürme çalışmaları sırasında en az 13 itfaiyeci yaralandı. Ağustos ayındaki yangınlarda en az bir kişi yaşamını yitirdi. Yunanistan’da beş büyük yangında toplamda yaklaşık 19 bin 800 hektar alan yandı.

Kıbrıs ise son yılların en büyük orman yangınları yaşandı. Monagri köyünden kaçmaya çalışan iki kişi yaşamını yitirdi. Adanın yaklaşık yüzde 1’i anlamına gelen yaklaşık 125 kilometrekare ormanlık alan yok oldu.

Sonuç olarak, 2025 yılı bir milyon hektar ile Avrupa’da en fazla alanın yandığı yıl oldu. Haziran ayında, tüm Akdeniz havzası ülkeleri arasında en fazla orman alanının yandığı ülke ise Türkiye’ydi. İnsan hayatı söz konusu olduğunda da en ağır kaybı, 17 kişinin hayatını kaybettiği Türkiye yaşadı.

Araştırmaya Türkiye, Yunanistan, Hollanda, İsveç, Danimarka, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Birleşik Krallık’tan bilim insanları katıldı. Araştırmacılar yangılardaki insan kaynaklı iklim krizinin etkisini belirlemek için yangın hava koşulları ve öncesindeki kuraklık üzerine bir “nedensellik” çalışması yürüttüler.

Araştırmanın ana bulgularından birine göre, sanayi öncesi döneme göre 1,3 santigrat derece (°C) daha sıcak olan günümüz dünyasında, son yangınları tetikleyen aşırı koşulların yaklaşık her 20 yılda bir görülmesinin beklendiğini gösteriyor. İklim krizinin etkisi ile küresel ısınmanın gerçekleşmediği senaryo ile kıyaslandığında, yani 1,3°C daha serin bir iklimle karşılaştırıldığında, bu yaklaşık beş kat daha yüksek bir olasılığa işaret ediyor.

Yani, çalışmadaki hesaplamalara göre, bu koşullar küresel ısınmanın olmadığı bir senaryoda 100 yılda bir görülecekti.  

Ayrıca, yangınların hızla yayıldığı üç gün boyunca yaşanan sıcak, kuru ve rüzgârlı hava koşullarının şiddeti, iklim krizi yüzünde yaklaşık yüzde 22 arttı. Bu koşulların, günümüzde iklim krizine bağlı genel olasılığı 10 kat arttı.

Çalışmaya göre, küresel sıcaklıkların 1,3°C daha artması ve toplamda 2,6°C’ye ulaşması durumunda ise – mevcut politikalarla bu yüzyılda beklenen bir senaryo – öngörülen koşullar günümüze kıyasla yüzde 18 daha şiddetli ve yaklaşık altı kat daha olası olacak.

Araştırma, iklim krizi nedeniyle değişen hava koşullarının; günler, haftalar hatta aylar öncesinden bölgeyi yangınlara elverişli hale getirdiğini ortaya koyuyor.

Bulgulara göre, küresel ısınmanın 1.3°C’ye ulaşması, kış yağışlarını yaklaşık yüzde 14 azalttı. Daha az yağışlı geçen kışlar, yaz aylarında toprağı çok daha kolay tutuşur hale getiriyor.

Çalışmada ayrıca yangınları kontrol altına almayı zorlaştıran kuzey rüzgârları da incelendi. Sonuçlar, yüksek basınç sistemlerinin yarattığı bu rüzgârların da iklim değişikliğiyle şiddetlendiğini ortaya koyuyor.

“BÖLGENİN ORMANLARI VE DOĞAL ALANLARI İÇİN OLDUKÇA KARANLIK BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Çalışmaya katılan bilim insanlarından biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Bikem Ekberzade’nin çalışmaya dair değerlendirmesi şu şekilde:

“Bu hızlı analizde, iklim değişikliğinin Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ın yangın sezonlarında yanıcılık, tutuşabilirlik ve yanma şiddeti üzerindeki etkilerini inceledik. Bu faktörlere, insan kaynaklı yangınları da eklediğimizde, bölgenin ormanları ve doğal alanları için oldukça karanlık bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz görüyoruz. Analizde bu üç ülke için ortaya koyduğumuz bulgular, aslında Güney Avrupa genelinde, Akdeniz iklim kuşağı için de geçerli.”

“İNSAN YERLEŞİMLERİ, TARIMSAL VE ENDÜSTRİYEL TESİSLER ORMANLARIN İÇİNE DOĞRU YAYILDIKÇA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NEDENİYLE DAHA BÜYÜK, SIK VE ŞİDDETLİ YANGINLARLA KARŞILAŞACAĞIZ”

Türkiye’de 2025 yangın sezonunda çıkan orman yangınlarının neredeyse tamının insan kaynaklı yangınlar olduğuna dikkat çeken Ekberzade, bu durumu şöyle değerlendiriyor:

“Çoğu yangın orman dışı alanlarda başladı ve kısa sürede yakınlardaki ormanlara sıçradı. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’de Haziran ayında çıkan 612 orman yangınının 499’u tarım arazisinde başlayarak hızla ormanlık alanlara yayıldı.

Bu durum, değişen iklim koşullarında ‘orman-insan etkileşimi’ kavramını gündeme getiriyor. İnsan yerleşimleri, yollar, evler, tarımsal ve endüstriyel tesisler, ormanların içine doğru yayıldıkça ve iklim değişikliği nedeniyle meteorolojik koşullar da yangına daha elverişli hale geldikçe, yalnızca daha büyük değil, aynı zamanda daha sık ve daha şiddetli yangınlarla karşı karşıya kalacağız.

Bitki örtüsünün kuru, rüzgârların ise güçlü olduğu koşullarda özellikle insan kaynaklı tek bir kıvılcım, kısa süre içinde kontrol edilmesi güç bir orman yangınına dönüşebiliyor. Isınan bir dünyada, şehirlerle doğal alanların giderek daha fazla iç içe geçmesi, daha büyük, daha yıkıcı, can kayıplarına yol açan yangınların daha olağan hale gelebileceğine işaret ediyor.

İncelediğimiz arazinin topografyası oldukça karmaşık. Bu durum yangınla mücadeleyi zorlaştırmakla kalmıyor; yangınlar daha uzun süre devam ettiğinde, kendi dinamikleri mikro ölçekte daha riskli koşullar yaratabiliyor. Yani aslında iki yönlü bir tehditle karşı karşıyayız: Bir yandan iklim değişikliği, koşulları yangına daha elverişli hale getiriyor, diğer yandan bu koşullar yangının yayılımını ve yapısını değiştirerek riski büyütüyor.

Örneğin bu yıl Türkiye’de bir yangın sırasında oluşan yangın hortumu, bir ilk müdahale ekibinin kamerasına takıldı. Bu tür sıradışı olayların daha sık görüleceğini ve öngörülemezliğin de artacağını düşünüyoruz. Bu yaz Eskişehir’deki yangında da rüzgârın yön değiştirmesi, itfaiyecileri yangın alanına hapsederek 10 görevlinin yaşamını yitirmesine neden oldu. Tek başına bu olay dahi, 2025 yangın sezonunun ne kadar ölümcül olduğunu gösteriyor.”

“YANGIN SORUNU DAHA FAZLA UÇAKLA ÇÖZÜLEMEZ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE İNSAN ETKİSİ, ÖNGÖRÜLEMEZLİĞİ ARTIRIYOR”

Ekberzade, yangınların engellenmesi noktasında ise şunları dile getiriyor:

“Aslında 2021 yılındaki yangınlardan çok şey öğrenildi. Hem hazırlıklar arttı hem de yangınla mücadelede ciddi bir deneyim birikti. Ancak bu yıl, biz bilim insanlarını bile şaşırtan bir durum yaşandı: Bu sene Türkiye’de orman yangınları, yanan alan büyüklüğü olarak, beklenmedik şekilde haziran ayında zirve yaptı.

Oysa bu bölgede yangın mevsiminin en yoğun yaşandığı dönem, genellikle temmuz ortasından ağustos ortasına kadar olan dört haftalık sürece denk gelir. Ama bu yıl en şiddetli yangınlar haziranda başladı ve üstelik yangınlar aynı anda birçok farklı noktada çıktı. İşte bu, hazırlık düzeyi ne olursa olsun, ülkenin ulusal kaynaklarını zorlayan bir sürpriz faktör oldu. Böyle bir mesele sadece daha fazla uçak veya araç gereç almakla çözülemez.

İklim değişikliği, yangınların bu kadar hızlı yayılmasının, bu denli şiddetli ve öngörülemez olmasının en büyük nedenlerinden biri. Ancak çoğu yangının insanlar nedeniyle çıkması öngörülemezliği artırıyor.”

Yangının doğal nedenlerinden olan yıldırımı tahmin etmek mümkün; üstelik beraberinde yağış veya nem getirir, bunlar da yangını kısıtlar. Ama yangın insan eliyle, kuru ormanlık alanlarda veya yakınlarında başlarsa, öngörülemezlik artar. Eğer rüzgar da çok şiddetliyse ve eşzamanlı olarak ülkenin farklı yerlerinde başka yangınlar da çıkarsa, bu büyük bir sorun yaratır. Türkiye’de ve mevsimsel yangınlara alışkın tüm ülkelerde bugün karşı karşıya olunan durum, bu.”

“ASIL ÖNEMLİ OLAN YANGIN ÇIKMADAN ÖNCE ALINACAK ÖNLEMLER”

Ekberzade, yangın sonrası müdahaleden ziyade öncesinde alınabilecek önlemlere dikkat çekiyor ve yerel bilginin öneminin altını şu sözlerle çiziyor:

“Türkiye’de yıllar yılı Toros Dağları’nda dolaşan yörük keçi çobanları, ormanlardaki yakıt yükünü de azaltırdı. Ayrıca orman köylüsü olarak bilinen ve devlet tarafından desteklenen köylüler vardı. Bu köylüler adeta Anadolu yarımadasının yangın gözetleme kuleleri gibiydiler.

Türkiye yüksek rakımlı, çok dağlık bir ülke; bu nedenle dağ köylüleri, orman yangınlarının önlenmesinde kritik rol oynardı. Asıl önemli olan yangın çıktıktan sonra yapılacaklar değil, yangın çıkmadan önce alınacak önlemler. Burada da yerel bilginin değeri ortaya çıkıyor.

Bu yerel bilgiyi yeniden canlandırarak, köylülerin yeniden ilk müdahaleciler haline gelmesi sağlanabilirse, yüksek şiddetli yangınları orta ya da düşük seviyelere çekmek veya en azından yanma alanlarını sınırlamak, kasaba ve köyleri yutmasını engellemek mümkün olabilir.

İklim değişikliği bu şekilde devam ederse, giderek büyüyen yangın alanlarıyla karşı karşıya kalacağız. Daha da önemlisi, yangınların geri dönüş süresi kısalacak – yani yangınlar daha sık yaşanacak. İklim verileri, yüzyıl sonuna kadar böyle bir gidişata işaret ediyor.”

İklim krizi, orman yangınlarını değiştirdi: “Yalnızca söndürmeye odaklanırsak kaybedeceğiz”

“YÜKSEK YANGIN RİSKİ 40-50 GÜN UZAYACAK”

Girit Teknik Üniversitesi AXA Orman Yangınları ve İklim Kürsüsü Başkanı ve Leverhulme Orman Yangınları, Çevre ve Toplum Merkezi (Imperial College London) Başkan Yardımcısı Dr. Apostolos Voulgarakis’in çalışmaya dair değerlendirmeleri ise şu şekilde:

“Yunanistan’da üst üste üç yazdır yıkıcı yangın sezonları geçiriyoruz. Benzeri görülmemiş ölçekteki bu yangınlar, ayrım gözetmeksizin ülkenin kuzeyini, güneyini, doğusunu, batısını, adaları, anakarayı, dağlık ve kıyı bölgeleri vuruyor. Örneğin ülke nüfusunun neredeyse yarısının yaşadığı, Atina’yı çevreleyen Attika bölgesi, son sekiz yılda ormanlarının üçte birinden fazlasını kaybetti. Geçen yıl Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi ve Atina Ulusal Gözlemevi analizlerine dayanarak hesaplanan bu oran, bu sene yüzde 40’ı aşmak üzere.

Temmuz-ağustos aylarında kuzeyden esen Etezyen rüzgarları da iklim değişikliğiyle birlikte artıyor. Bu aylarda sıcaklıkları biraz daha düşük tutan bu rüzgarlar, aynı zamanda yangınları körükleyebiliyor. Son yıllarda bu rüzgarların şiddetlendiği ve – bugüne kadar alışılanın aksine – geceleri de dinmediği gözlemleniyor. İklim değişikliği nedeniyle Afrika’daki yüksek basınç sisteminin Akdeniz’e doğru genişlemesi, bu rüzgarları güçlendiriyor. Bizim çalışmamız, yüzyıl sonunda, yılda fazladan 40-50 gün ‘yüksek yangın riski günü’ yaşanacağını gösteriyor. Bu, oldukça dramatik bir tablo.

Yangınlara hazırlıklılık açısından Yunanistan’da da önemli ilerlemeler var. Eksiklikler yok değil, ancak son yıllarda yangınla mücadele araçlarına ciddi yatırım yapıldı. Modern ekipman alımı hızlandı; örneğin drone’lar artık sıklıkla kullanılıyor. Hava filosu da büyük ölçüde güçlendirildi. Erken tespit sistemleri ve yangın söndürme uçaklarına da yatırım yapıldı. Dolayısıyla müdahale kapasitesi oldukça arttı. Ancak iş önlemeye gelince farklı bir tablo ile karşı karşıyayız.

Hazırlığın en önemli parçası önleme, ancak bu alandaki yatırımlar hala yetersiz. Örneğin (orman altındaki kuru ot, çalı, yaprak ve dallar gibi yanıcı maddelerden oluşan) ‘yakıt yükü’nü azaltmak için gereken kontrollü yakma uygulamalarının net bir yasal çerçevesi yok. Birkaç deneme yapıldı ancak hassas bir konu olduğu için çok gündeme getirilmiyor. Dünyanın başka bölgelerinde uygulanan bu yöntem, mega yangınların önüne geçmek için orman altında biriken yanıcı maddeleri kontrollü biçimde azaltmayı amaçlıyor.

Bir diğer sorun da ormanlık alanların içine kadar giren ve özellikle çam ağaçlarının yoğun olduğu bölgelerde yaşanan kontrolsüz yapılaşma. Bu gibi sorunları çözmek, birkaç yıl içinde yeni uçaklar almak kadar kolay değil; güçlü bir siyasi irade gerektiriyor.

Geçtiğimiz yüzyıl boyunca hem Yunanistan’da hem de dünyanın orta kuşaklarındaki hemen her yerde, yangınları fazla bastırdığımız için yakıt yükü birikti. Şimdi bu birikmiş yakıtı azaltmadan, önleme boyutunu güçlendirmeden, gerçekten hazır olduğumuzu söyleyemeyiz.”

YAZAR HAKKINDA

Dr. Bikem Ekberzade, araştırmalarını İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nde yürütmektedir ve European Geosciences Union (EGU) içinde 4 yıldır faaliyet gösteren Biyoçeşitlilik Eylem Grubu’nda yer alan 8 yer sistem bilimciden birisidir. Başlıca çalışma alanı, iklim değişikliğinin karasal ekosistemler, biyoçeşitlilik ve sistem kırılganlığı üzerindeki etkisidir.

Dr. Bikem Ekberzade

Lisans eğitimini Boston Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde (1989-1993), yüksek lisans eğitimini Boston Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde (1995-1996) ve doktorasını İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nde (İTÜ-AYBE) (2019-2024) tamamlamıştır.

1993-2018 yılları arasında aralıksız olarak farklı uluslararası basın organizasyonlarında gazeteci olarak çoğunlukla çatışma bölgelerinden çalışmıştır. 2011 yılında Birleşmiş Milletler bünyesinde Irak’ta görev yapmıştır. Zorunlu göç üzerine iki kitabı, medya eleştirisi içeren bir kitabı vardır. Son kitabı ‘Standing Rock, Greed, Oil, and Lakota’s Struggle for Justice’, 2018 yılında Zed Books tarafından yayınlanmıştır. Bu kitap akabinde, aynı isimden yola çıkarak Açık Radyo’da beş yıl boyunca Dikilen Kaya programını sunmuştur. 2019 yılında hazırlamaya başladığı Entropi programı, Açık Radyo’da hali hazırda devam etmektedir.

2020 yılında kurulan Biyoçeşitlilik Eylem Grubu kapsamında Avrupa Birliği tarafından hazırlanan ancak kanunlaştırılması sürecinde aksamalar yaşanan Doğa Restorasyon Kanunu (Nature Restoration Law) konusunda AB parlamenterlerine bilimsel konularda aktif destek sunmuştur. Halihazırda çoklu jeotehlikeler ve bu tehlikeler üzerinde iklim değişikliğinin etkisi, ve tehlikelerin şiddet ve frekanslarındaki olası değişimi, farklı disiplinlerden uzman bir grup bilim insanı ile birlikte araştırmaktadır.

Uzmanlık Alanları: İklim değişikliği; Karasal ekosistemler; Biyoçeşitlilik; Sistem dinamikleri; Jeotehlikeler; İklim politikaları

İKLİM MASASI HAKKINDA

İklim Masası, basına bilimsel temelli iklim haberleri servis etmek amacıyla kurulmuştur. İklim değişikliğini, ekonomiden tarıma, biyoçeşitliliğe etkilerinden toplumsal sonuçlarına, tüm yönleriyle ele almayı hedefleyen bir haber servisidir.

Bilim insanları tarafından İklim Masası için kaleme alınan haber metinleri, gazetecilere ve basın kuruluşlarına ücretsiz sunulur.

Gazeteciler, haberi hazırlayan bilim insanını ve İklim Masası’nı referans göstermek kaydıyla, metinlerin tamamını veya bir kısmını kullanabilir ve metinlerden alıntı yapabilir.

İklim Masası, iklim değişikliğiyle ilgili basında yer alan haberlerin nicelik, nitelik ve konu çeşitliliği bakımından gelişmesini hedefler. İklim değişikliği konusundaki çalışmaları daha görünür kılmayı, yeni araştırmalara ilham vermeyi ve iklim değişikliği konusunda üretilen akademik bilgiyi bir araya getirerek gazeteciler için güvenilir bir bilgi kaynağı oluşturmayı amaçlar.

İklim Masası’nın paylaştığı haberler, haberi yazan bilim insanını referans göstermek kaydıyla, kısmen veya tamamen paylaşılabilir veya alıntılanabilir. Kısmen paylaşıldığı durumlarda, bütünün anlamından koparılarak veya çarpıtılarak gerçek dışı bilimsel veya siyasi bir anlam çıkarılamaz.

Bilim insanlarından yeni araştırma: “İklim krizi, Türkiye’nin Batı kıyılarında yaz turizmini tehdit ediyor”

Paylaş:

  • X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
  • Telegram'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Telegram

İlginizi Çekebilecek Haberler

2025 İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları’nda Muğla’dan altı sporcu mücadele edecek

Milas Yurttaş İnisiyatifi: “İki kadın, iki ölüm, aynı ilçede, birkaç gün arayla… Bu tesadüf değildir”

Menteşe’deki trafik kazasında motosiklet sürücüsü hamile kadın yaralandı

Köyceğiz’de Zafer Kupası Floor Curling Turnuvası gerçekleştirildi

Milas’ta bir haftada iki kadın cinayeti | Bodrum Kadın Platformu: “Kadınlar için evde, işte, sokakta güvenli bir yaşam bırakılmamıştır”

Paylaş
Önceki Haber antalya elektrik kesintisi, antalya elektrik kesintisi son dakika, aedaş elektrik kesintisi antalya, aedaş elektrik kesintisi, aedaş antalya Antalya elektrik kesintisi 30 Ağustos 2025
Sonraki Haber 2025 İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları’nda Muğla’dan altı sporcu mücadele edecek

Bizi Takip Edin

37.8k Takipçi Beğen
3k Takipçi Takip Et
28.7k Takipçi Takip Et
2.4k Abone Abone Ol

En Çok Okunan Haberler

yıllar sonra yeniden resim sergisi, muğla yıllar sonra yeniden sergisi, muğla resim çalışanları grubu, muğla resim çalışanları grubu sergi, muğla resim sergisi
Menteşe’de “Yıllar Sonra Yeniden” sergisi açıldı
Kültür&Sanat
muğlaspor transfer, muğlaspor, muğlaspor kulübü, muğlaspor kadro, muğlaspor transferler
Muğlaspor, Arel Ekinci ile Çağrı Fedai’yi kadrosuna kattı
Spor
Fethiye’de Akdeniz foku görüldü
Yaşam
Köyceğiz’de Zafer Kupası Floor Curling Turnuvası gerçekleştirildi
Spor
marmaris sergi, marmaris vefa sergisi, vefa sergisi, marmaris, marmaris modern tığ işi eserleri
Marmaris’te modern tığ işi eserlerin yer aldığı “Vefa” sergisi açıldı
Kültür&Sanat

Hakkımızda

  • Biz Kimiz?
  • Gizlilik İlkeleri / Privacy Policy
  • Künye
  • İletişim
  • Politika Belgeleri

Kategoriler

  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan

Sosyal Medya

  • Twitter
  • Facebook
  • İnstagram
  • Youtube

İlçeler

  • Fethiye
  • Bodrum
  • Menteşe
  • Marmaris
  • Datça
  • Milas
  • Seydikemer
  • Köyceğiz
  • Ortaca
  • Dalaman
  • Ula
  • Yatağan
  • Kavaklıdere

Copyright © 2023 Gündem Fethiye. Tüm Haklı Saklıdır.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?