Muğla‘nın Ula ilçesinde bağlı Çıtlık Mahallesi’nde 2020 yılında 30 hektar alanın yetişmiş orman alanının endüstriyel plantasyon alanı ilan edilerek kesilmek istenmesi üzerine yurttaşlar projeye tepki göstermişti.
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve bölge milletvekilleri, koronavirüs salgını sürecinde başlatılan bu uygulamayı “yangından mal kaçırma” olarak nitelendirerek Muğla Valiliği’ne kesimin ivedilikle iptal edilmesi için resmi başvuruda bulunmuştu.
Söz konusu alanda yaklaşık 40 ağacın kesilmesinin ardından ekipler geri çekilirken, doğa savunucuları projenin tamamen iptal edilmesi talebiyle imza kampanyası ve hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini duyurmuştu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Çıtlık Ormanı’ndaki ağaçlarının kesimini durdurulması için 3 Nisan 2020’de Change.org üzerinden imza kampanyası başlattı.
Söz konusu kampanyadaki 33 bin kişinin imzası ile 27 Nisan 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden iletilen dilekçeye verilen yanıtta ise şu ifadelere yer aldı:
“CİMER şikayetinize konu ormanlık alan, İşletme Müdürlüğü’müz Karabörtlen Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde kalan Ula ilçesi, Çıtlık Mahallesi, Taşkesiği mevkisi, 106 ve 107 No’lu bölme, Endüstriyel Plantasyon başlığı altında planlanan bahse konu yer hakkında ilerleyen dönemlerde sosyal problem olabileceği düşünülerek kesim işleri durdurulmuştur.”
Muğla OGM ise Nisan 2020’de yaptığı açıklamada, söz konusu faaliyetlerin “Endüstriyel Ağaçlandırma Çalışmaları Eylem Planı” kapsamında belirli bir program dâhilinde yürütüldüğünü belirterek, söz konusu alanın ıslah edilmiş tohumlarla hızlı büyüyen ormanlar kurmayı amaçlayan yasal ve planlı bir proje sahası olduğunu öne sürdü.
BİLGİ EDİNME TALEBİ İÇİN 128 BİN 925 TL ÖDENMESİ İSTENDİ
Diğer yandan Gökova Ekoloji Meclisi üyelerinden Serdar Denktaş’ın CİMER aracılığı ile Muğla bölgesindeki devlet ormanları için hazırlanan amenajman planlarını Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde talep etti.
Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından verilen yanıtta ise planın 75 üniteden oluştuğu belirtilerek her ünitenin fiyatının bin 719 TL olduğu ve toplam 128 bin 925 TL’nin ödenmesi halinde söz konusu bilgilerin bilgi talep edenlerin getirecekleri diske kopyalanabileceği bildirildi.
Serdar Denktaş, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na (BEDK) söz konusu fahiş ücretin bilgi edinme hakkını fiilen ortadan kaldırdığı gerekçesiyle itiraz etmiş, ancak BEDK itirazı 16 Eylül 2020 tarihinde reddetti.
Karara itiraz edilerek açılan davada Danıştay 10. Dairesi’nin kararı onaması üzerine temyize gidildi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) ise verilen kararı onayarak kesinleştirdi.
Danıştay İDDK’nın kararının gerekçesinde, söz konusu bedelin Bilgi Edinme mevzuatına göre değil, 4736 sayılı Kanun (Kamu Kurumlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri) kapsamında idarenin ürettiği mal/hizmet bedeli olarak görülmesi gerektiği belirtildi.
Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri Orman Genel Müdürlüğü’nden talep ettikleri bilgi için kurumun ücret talep etmesi sonrasında konu yargıya taşıdı.
DAVA ANAYASA MAHKEMESİ’NE TAŞINDI
Davacı Serdar Denktaş, kararın temyizde onanması üzerine 14 Nisan 2026 tarihinde bireysel başvuru hakkını kullanarak davayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.
Serdar Denktaş’ın vekili Avukat Yaşar Güzin Altıniş Kurt tarafından AYM’ye sunulan başvuru dilekçesinde üç anayasal hakkın ihlal edildiği belirtilerek şu şekilde gerekçelendirildi:
“İfade Özgürlüğü ve Bilgi Edinme Hakkı İhlali” alt başlıklı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi, ifade özgürlüğünü ve bu özgürlüğün ayrılmaz bir parçası olan bilgiye erişim hakkını güvence altına almaktadır.
AİHM, Magyar Helsinki Bizottság v. Macaristan (B. No: 18030/11) kararında, kamu yararını ilgilendiren konularda bilgiye erişimin engellenmesinin veya fiilen imkansızlaştırılmasının Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlali olduğuna hükmetmiştir.”
Söz konusu ihlal örneğinin Çıtlık Mahallesi örneğine benzerliği vurgulanırken şunlar aktarıldı:
“Somut olayda başvurucu, Muğla bölgesindeki orman kesimlerine ve endüstriyel plantasyon projelerine ilişkin kamusal denetim yapabilmek, Anayasa’nın 56. maddesinde belirtilen “çevreyi korumak ve çevre kirlenmesini önlemek” şeklindeki anayasal vatandaşlık ödevini yerine getirebilmek amacıyla bu planları talep etmiştir.
Halihazırda idarenin elinde dijital olarak mevcut olan bu belgeler için talep edilen 128.925 TL, ortalama bir vatandaşın ödeme kapasitesini fersah fersah aşan, bilgi edinme hakkını kağıt üzerinde bırakan sansür niteliğinde bir meblağdır.”
“ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİNE AYKIRI OLAMAZ”
Hakkın özüne dokunulması ve ölçülülük ilkesinin ihlaline değinilen açıklamada, “Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz, hakkın özüne dokunamaz” denildi.
Kar amacıyla faaliyet gösteren bir işletmenin kar marjından dahi yüksek bir ücret talep edildiğine değinilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“İdarenin savunmalarında dahi, bir amenajman planının idarede incelenmesinin 64 TL, haritaların renkli fotokopisinin 60 TL olduğu kabul edilmiştir.
Kopyalama ve çoğaltma maliyeti kelimenin tam anlamıyla ‘sıfır’ olan mevcut dijital bir verinin (üstelik mobil diski de vatandaşın getirmesi şartıyla) kopyalanması için dosya başına bin 719 TL istenmesi hiçbir maliyet-fayda analiziyle açıklanamaz.”
“Danıştay İDDK, idarenin amenajman planlarını üretirken 150 bin TL masraf yaptığını belirterek bu ücreti makul bulmuştur. Oysa Orman Genel Müdürlüğü’nün amenajman planı hazırlaması, asli ve yasal görevidir” açıklamasında bulunulurken, şunlar kaydedildi:
“Devlet, kendi varlık sebebi olan asli bir kamu hizmetini yerine getirirken yaptığı masrafı, ‘Bilgi Edinme Hakkını’ kullanan vatandaşa fatura edemez. Bu yaklaşım, kamusal bilginin metalaştırılması (ticari bir ürüne dönüştürülmesi) anlamına gelmekte olup, hakkın özünü tamamen yok etmektedir.”
Açıklamada, adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği vurgulanırken, şunlar aktarıldı:
“Danıştay İDDK, uyuşmazlığı tamamen 4736 sayılı Kanun (mal ve hizmet satışı) çerçevesinde değerlendirerek, başvurucunun Bilgi Edinme Kanunu ve Anayasa madde 26 kapsamındaki iddialarını yanıtsız bırakmıştır.
Mahkeme, 128 bin 925 TL’lik fahiş bedelin sıradan bir vatandaşın bilgi edinme hakkı üzerinde yaratacağı ‘caydırıcı etkiyi (chilling effect)’ ve hakkı fiilen kullanılmaz hale getirdiği gerçeğini hiçbir şekilde tartışmamış, yalnızca idarenin üretim maliyeti üzerinden tek taraflı bir değerlendirme yapmıştır. Bu durum Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındaki adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının açık ihlalidir.”
GÖKOVA EKOLOJİ MECLİSİ’NDEN TEPKİ
Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri ise çevrenin korunmasının anayasal bir görev olduğunu, çevrenin korunabilmesi için kamusal bilgiye erişimin ise olmazsa olmaz bir gereklilik olduğunu ve bu hakkın da hem anayasa hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olduğunu belirtti.
Açıklamada, OGM’nin amenajman planları için yüksek ücret talep etmesinin, yurttaşların orman tahribatına karşı yürüttüğü faaliyetleri kısıtladığı ve bilgiye erişimi engellediği savunuldu.
Bilgi edinme hakkının temel bir insan hakkı olduğunun vurgulandığı metinde, Anayasa Mahkemesi’nden sonuç alınamaması durumunda, iç hukuk yollarının tüketilmesini takiben davanın AİHM’ye taşınacağı ifade edildi.
Endüstriyel plantasyonlar, Bartın Orman Fakültesi Dergisi’nde yer alan bir makalede şu şekilde ifade ediliyor:
“Endüstriyel plantasyonlar olarak bilinen endüstriyel ağaçlandırmalar yuvarlak odun işleyen veya yuvarlak odunlardan elde edilen yarı mamul ürünleri hammadde olarak kullanan orman endüstrisine odun hammaddesi sağlayan ağaçlandırma çalışmalarıdır.“
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

