Muğla’nın Bodrum ilçesinde TMMOB Bodrum İlçe Koordinasyon Kurulu tarafından 6 Şubat depreminin üçüncü yıl dönümünde hayatını kaybeden yurttaşları anmak için basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir” denildi.
6 Şubat 2023’te gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerden 11 il etkilenmişti. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Bodrum İlçe Koordinasyon Kurulu (İKK), bugün (6 Şubat 2026) depremde hayatını kaybeden yurttaşları andı.
Muğla’nın Bodrum ilçesinde, depremin üçüncü yıl dönümünde gerçekleştirilen basın açıklamasını, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bodrum Temsilcisi Metin Soylu okudu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Meydana gelen depremin sonucunda; 10 binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiği, yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı ve 200 binden fazla binanın ağır hasar aldığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Bu büyük felaketin ardından geride kalanlara karşı sorumluluğumuzun bilinciyle, bu tarihi yalnızca bir anma günü olarak değil, aynı zamanda hatırlatma ve sorumluluk alma günü olarak görüyoruz.
Türkiye’de deprem, ‘beklenmedik’ bir doğa olayı değil; öngörülebilir ve etkileri bilimsel yöntemlerle büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçekliktir. Yıkımın boyutu, depremin büyüklüğünden çok yapı üretiminin kalitesi, denetimin etkinliği ve risk azaltma politikalarının varlığıyla doğrudan ilişkilidir.”
Aynı büyüklükteki depremlerin, farklı ülkelerde aynı şekilde yıkıcı sonuçlar doğurmadığının belirtildiği açıklamada, “Sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir” denildi.


“RİSK BİLİNMEDEN, ÖNCELİK BELİRLENMEDEN, ETKİLİ BİR DÖNÜŞÜMDEN SÖZ ETMEK DE MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Milyonlarca yapının hâlâ yüksek deprem riski altında olduğunun ifade edildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“2000 yılı öncesi inşa edilen binaların hasar görebilirliği yüksekken, son 25 yılda çıkarılan altı imar affıyla mühendislik hizmeti almamış kaçak yapılar yasal hale getirilmiştir.”
TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu’nun 2023 tarihli raporuna göre, Türkiye’de 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, şunlar aktarıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Ancak hâlâ ülke genelinde güncel ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri bulunmamaktadır.”
Hangi kentte kaç yapının riskli olduğunun net biçimde ortaya koyulduğunun belirtildiği açıklamada, şunların altı çizildi:
“Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir. Kentsel dönüşüm politikaları, risk temelli bir kamu politikası olmaktan uzak; çoğunlukla arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir.
Oysa dönüşüm, yalnızca bina yenilemek değil; zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar çok boyutlu bir planlama sürecidir.”
“ÜÇ YIL GEÇMESİNE RAĞMEN DEPREM BÖLGELERİNDE BARINMA, SAĞLIK, EĞİTİM VE ALTYAPI SORUNLARI DEVAM ETMEKTEDİR”
Özellikle dar gelirli yurttaşların yaşadığı bölgelerde dönüşümün ya hiç başlamadığına ya da sürdürülebilir biçimde ilerlemediğinin ifade edildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Depreme hazırlık, afet sonrasına sıkışmış bir başlık olarak değil, afet öncesi yapılan planlama ve güçlendirme çalışmalarıyla ele alınmalıdır. Okullar, hastaneler, kamu binaları ve altyapı sistemlerinin güvenliği konusunda kamuoyuna açık, şeffaf ve bütüncül bir bilgi paylaşımı yapılmamaktadır. Afet yönetimi yalnızca arama-kurtarma değil; risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür.”
Deprem toplanma alanları konusunda da benzer bir plansızlık olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Birçok kentte bu alanların sayısı yetersizken, mevcut alanların bir kısmı da yapılaşmaya açılmıştır. Oysa bu alanlar yalnızca boş araziler değil; geçici barınma, elektrik, su, ısınma, duş ve tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip alanlar olmalıdır.
Üç yıl geçmesine rağmen deprem bölgelerinde barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunları devam etmektedir. Yeniden inşa süreci yalnızca bina yapımıyla sınırlı tutulmakta; kentlerin sosyal, ekonomik ve kültürel dokusu göz ardı edilmektedir.”
“AFETLER KADER DEĞİLDİR”
Deprem sonrası iyileşmenin, uzun soluklu ve çok boyutlu bir süreç olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu uyarılarda bulunuldu:
Afetler kader değildir; bilim, planlama, mimarlık, mühendislik ve kamusal sorumluluğu dışlayan politikalara son verilmelidir.
Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalıdır.
Kentsel dönüşüm, rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalıdır.
Yapı üretiminin tüm aşamalarında mimarlık, mühendislik hizmetleri eksiksiz ve doğru biçimde sağlanmalı, denetim mekanizmaları bağımsız ve etkin hale getirilmelidir.
İmar barışı ve imar affı gibi kavramlar gündemimizden hatta lügatımızdan çıkmalıdır.
Yetkin mühendislik yasalaşmalı; şantiye şefliği yalnızca bir prosedür olmaktan kurtarılmalı, tam zamanlı bir görev olarak her şantiyede bir şantiye şefi bulunacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
Vatandaşlarımız, yapıların donanımına gösterdikleri özeni aynı şekilde taşıyıcı sistemlerine de göstermeyi öğrenmeli ve bu bilinç toplumda yerleşmelidir.
Yapıların taşıyıcı sistemine zarar veren bilinçsiz tadilat uygulamalarına kesinlikle son verilmelidir.
Açıklamanın devamında, “6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı en büyük sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır” denildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!













