Muğla’nın Ortaca ilçesinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Ortaca Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, saat 13.00’te Atatürk Bulvarı’nda bir araya gelerek Cumhuriyet Meydanı’na yürüdüler.
Meydan’da yapılan basın Açıklamasını, Ortaca Kadın Platformu adına Döndü Taka Çınar okudu. Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Sömürüye ve şiddete dayalı bu düzene karşı yüz yılı aşkın süredir eşit işe eşit ücret, oy hakkı, insanca çalışma ve yaşam koşulları için mücadele eden kardeşlerimizi anıyoruz, dayanışmamızı, mücadelemizi büyütme kararlılığımızı bir kez daha yineliyoruz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!


Filistin’den Suriye’ye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye (Rojava), Ukrayna’ya, İran ve Afganistan’a savaş koşullarında var olmaya çalışan kadınların selamlandığı açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Temel Conta’dan Digel Tekstil’e, Şık Makas’tan Migros Depo’ya, fabrika önlerinde, tekstil atölyelerinde, seralarda insanca yaşam, güvenceli çalışma, sendika hakkı talebiyle direnen kadın işçileri selamlıyoruz.
Akbelen’de, İda dağlarında, Arhavi’de, memleketin dört tarafında maden ve enerji şirketleri tarafından talan edilen toprağı, suyu, zeytini, için direnen emekçi kadınları selamlıyoruz. En yakınlarındaki erkekler tarafından katledilen kadınlar için adalet araya kardeşlerimize selam olsun.”


“BU YIL, 8 MART’I EMPERYALİST SAVAŞIN, YOKSULLUĞUN, AYRIMCILIĞIN VE ŞİDDETİN GÖLGESİNDE KARŞILIYORUZ”
Açıklamanın devamında, “Bu yıl, 8 Mart’ı emperyalist savaşın, yoksulluğun, ayrımcılığın ve şiddetin gölgesinde karşılıyoruz. Emperyalist güçlerin bölgeyi yeniden paylaşım hesapları, Orta Doğu’da gerilimi artırıyor, savaş tehdidini büyütmeye devam ediyor” denildi.
Savaş politikaları karşısında kadınların, barış talebini yükseltmekten vazgeçmediğinin altının çizildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“İran’da kadınlar; hem baskıcı yönetime hem de emperyalist müdahalelere karşı mücadele ediyor. Bizler de, bu emperyalist saldırganlığa, ülkemizin bu saldırganlığın lojistik üssü haline getirilmesine ‘hayır’ diyoruz! Ülkemizde bulunan ABD ve NATO üstleri kapatılsın! Savaşa hayır, yaşasın barış!
Dünyada ve ülkemizde yaşanan tüm krizlerin bedeli önce kadınlara ödetilmeye çalışılıyor. Kapitalist sömürü politikaları en çok kadınları etkiliyor.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!


“YOKSULLUK DERİNLEŞTİ, ŞİDDET HER YÖNÜYLE KÖRÜKLENDİ”
Kadın işçilerin, iş yeri ve fabrikalarda; sendikasız, güvencesiz ve sağlıksız koşullarda, 12 saat, açlık sınırının altında ücretle çalışmaya zorlandığının belirtildiği açıklamada, şunlar işaret edildi:
“’İş ve aile uyumunu sağlama’ kılıfıyla, esnek, kısmi/yarı zamanlı ve evden çalışma bir seçenekmiş gibi sunuluyor. Böylece kadınların hem ev içindeki çocuk, yaşlı, hasta bakım hizmetleri, ev içi ücretsiz emeği aksatmadan istihdama dâhil edilmeye çalışılıyor.
Kadınların, çalışma ve yaşam alanlarında eşit yurttaşlık temelinde değil, annelik ve bakım rolleri üzerinden tanımlamasını reddediyoruz.”
Son yıllarda eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin özelleştirilerek paralı hale getirildiğinin vurgulandığı açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Kreşler, gündüz bakım evleri kapatılırken, çocuklar tarikat yurtlarına ve sübyan mekteplerine itiliyor. Kadınların kamusal hizmetlere erişimi zorlaştırılırken üzerlerindeki bakım yükü artırıldı. Yoksulluk derinleşti, şiddet her yönüyle körüklendi.”


“TEMEL İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMADIĞI İÇİN YÜZ BİNLERCE KIZ ÇOCUĞU EĞİTİM HAKKINDAN FAYDALANAMIYOR”
Türkiye’de kadın işsizliğinin, yüzde 45’lere ulaştığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Yoksulluk, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için yüz binlerce kız çocuğu eğitim hakkından faydalanamıyor.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
MEB yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, ‘milli ve yerli’ eğitim müfredatı ve şimdide de karma eğitimin tartışmaya açılmasıyla demokratik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve laik eğitim ortadan kaldırılırken, çocuklara çok küçük yaştan itibaren katı cinsiyetçi iş bölümü yeniden üretiliyor.”
Açıklamanın devamında, şunların altı çizildi:
“MESEM projelerinde 77 bin 715 kız çocuğu, çocuk işçi olarak hem ucuz işgücü hem de her türlü tacize ve istismara açık sermayenin emrine veriliyor. TBMM’de Stajyer öğrencileri istismar edenler serbest bırakıldı! İSİG verilerine göre, iş yerlerinde işçi güvenliği ve sağlığına yönelik tedbirlerin alınmadığı için iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu, çocuk işçi katledildi.
Dilovası’nda Ravive Kozmetik’teki yangında hiçbir önlem alınmadığı için adeta göz göre göre katledilen üçü çocuk yedi işçiyi unutmadık, unutturmayacağız!”


“DEVLET KORUMA KARARLARINI ETKİN UYGULAMADI”
“Kadın cinayetleri son bulsun, şüpheli kadın cinayetleri aydınlatılsın” denilen açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Fatma Nur Çelik isimli iki kadının ölümü; kadınları korumayan, gericiliği ve cezasızlığı büyüten bu karanlık düzenin bir sonucu olarak karşımızda duruyor. Öğretmen Fatma Nur Çelik, tüm uyarıları görmezden gelinerek eğitim sistemindeki kokuşmuşluk yüzünden hayatını kaybetti.
Diğer yandan; kızının, Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticisi olan babasından gördüğü istismara karşı mücadele eden Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra ise sorumlu kurumların seslerini kısmaya çalışması ve tarikatın tehditleri altında şüpheli şekilde ölü bulundu.”
2025 yılının “Aile yılı” olarak ilan edilmesine dikkat çekildi ve şunlara vurgu yapıldı:
“2025’te 294 kadın katledildi, 297 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. 2026’nın ilk iki ayında 45 kadın katledildi, 29 kadının ölümü aydınlatılmadı.
2025’te katledilen kadınların 104’ü evli olduğu erkek, 32’si eskiden evli olduğu erkek, 28’i akrabası tarafından öldürüldü. 23 kadının öldürüldüğü anda koruma kararı vardı. Ancak devlet koruma kararlarını etkin uygulamadı.”


“VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ”
Açıklamanın devamında, şu ifadeler kullanıldı:
“Bizler biliyoruz ki bu cinayetler göz göre göre gerçekleşiyor; kadınları, çocukları korumayan politikalar, alınmayan önlemler ve cezasızlık politikaları bu ölümlerin önünü bizzat açıyor.
Bir kez daha haykırıyoruz: Kadın cinayetleri son bulsun, şüpheli kadın cinayetleri aydınlatılsın, cezasızlık son bulsun, adil, caydırıcı cezalar uygulansın! İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa etkin uygulansın.”


Demokrasinin, barışın ve laik bir toplumsal yaşamının mümkün olduğunu bildiklerinin belirtildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Kadınları ve çocukları tarikatların, gericiliğin ve şiddetin insafına bırakan düzenden hesap soruyoruz. Kadınları yoksulluğa mahkûm eden politikalara, cinayetlere, şiddete ve hayatın her alanında dayatılan güvencesizliğe karşı hep birlikte mücadelemiz var! Bize dayatılan karanlığa teslim olmayacağız.”
Örgütlü mücadeleye dikkat çekilen açıklamada, şunların altı çizildi:
“8 Mart sonrasında da mücadeleyi büyütmek için tüm işçi ve emekçi kadınlara çağrıda bulunuyoruz: Savaşa, sömürüye, iş yerlerindeki ayrımcı uygulamalara, baskı politikalarına karşı; güvenceli iş, eşit, özgür ve barış içinde, şiddetsiz, bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyütelim! Vardık, varız, var olacağız!”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

