Fransız Donanması’na bağlı “Guepratte” isimli fırkateyn, NATO (North Atlantic Treaty Organization) görevi için Muğla’nın Marmaris ilçesindeki Albatros Marina’ya 20 Haziran’da demir atmıştı.
Kızıl Partililer, NATO gemisini dün (22 Haziran) marina önünde protesto etmişti. Protestoda “NATO’dan çıkılsın, üstler kapatılsın” ve “Katil NATO, iş birlikçi AKP” sloganları atılmıştı.
Protestonun ardından dört Kızıl Partili “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla Muğla’da gözaltına alındı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Gözaltına alınan dört kişi 22 Haziran’da serbest bırakıldı.
Gözaltına alınan Kızıl Partililerden Ali Y, Gündem Fethiye’den Burak Necip Başar’ın sorularını yanıtladı.
“ANAYASA’NIN DA TANIDIĞI PROTESTO HAKKIMIZI KULLANDIK”
Anayasa’nın 34. Maddesi’nin herkesin önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğunu söylediğini anımsatan Ali Y, şunları söyledi:
“Kızıl Parti olarak biz de Fransız bayraklı bir NATO gemisinin Marmaris’teki bir marinaya geldiğini ve burada üç gün kalacağını öğrendik. Biz de buraya gelip rahat rahat konaklayamayacaklarını, turist gibi gezemeyeceklerini ve bu topraklarda yeni savaşların, ölümlerin ve katliamların planlarını sessiz sedasız yapamayacaklarını hatırlatmak istedik. Dolayısıyla Anayasa’nın da tanıdığı protesto hakkımızı kullandık.”
“HUKUKA AYKIRI BİR GÖZALTI KARARIYLA GÖZALTINA ALINDIK VE SUÇLANDIK”
Eylem sonrası gözaltı sürecini anlatan Ali Y, şunları aktardı:
Eylem sırasında herhangi bir kolluk kuvveti yoktu. Açıklamamızı yaptıktan sonra Muğla’ya geçtik. Gözaltı sürecinde ise polislerden duyduğumuz ‘Ankara’dan talimat geldi’ sözlerinden, savcının kolluğa doğrudan talimat verdiğini anladık. Sonrasında hukuksuz bir şekilde teknik takibe alındık. Bir kafede otururken TEM polisleri gelip hakkımızda yakalama kararı olduğunu söylediler. Gösterdikleri talimatta, ‘bir grup şahsın halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği’ iddiasıyla arandığımız yazıyordu. Yani aslında ellerinde ne isim vardı ne de somut bir suç isnadı. Daha sonra düzenlenen, imzasız ve hukuka aykırı bir gözaltı kararıyla gözaltına alındık ve suçlandık.”
Kendilerine yöneltilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlaması hakkında konuşan Ali Y, “Açıkçası bu suçlama oldukça komik. Bana göre burada biraz ‘Ankara’dan gelen talimat’, biraz da savcının iş bilmezliği birleşmiş ve ortaya hem trajik hem de komik bir tablo çıkmış” dedi.
Suçlamanın hukuka da mantığa da aykırı olduğunu söyleyen Ali Y, şu ifadelere yer verdi:
“NATO halkın bir parçası değil, bir savaş örgütü. Dolayısıyla halkı NATO’ya karşı kin ve düşmanlığa nasıl tahrik ettiğimizi biz de anlamış değiliz. Normalde bu tür eylemlerde insanlar 2911 Sayılı Kanun’dan (Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu) işlem görüyor. Böyle bir işlem de hukuksuz olurdu ama en azından hangi gerekçeyle hareket edildiği anlaşılabilirdi. Burada ise hukukla da mantıkla da açıklanamayacak bir suçlamayla karşı karşıya kaldık.”
“DEVRİMCİLER; GÖZALTILARLA, TUTUKLAMALARLA VE YASAKLARLA SUSTURULMAYA, SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılacak olan NATO Zirvesi öncesi İstanbul’da ve Ankara’daki gözaltılar hakkında konuşan Ali Y, şöyle devam etti:
“NATO’nun bir savaş örgütü olduğunu zaten söyledik. Kurulduğu günden bugüne halklara ölüm, yıkım ve katliamdan başka bir şey getirmemiş bir örgütten bahsediyoruz. Böyle bir örgüte elbette karşı çıkanlar da olacaktır, destek verenler de. Destek verenlerin kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. Dün de bugün de sermaye, milliyetçiler ve siyasal İslamcılar NATO’nun yanında durmuşlardır.
Ama aynı şekilde, bu topraklarda devrimcilerin de onların karşısında durduğu bilinen bir gerçektir. Devrimciler 6. Filo’ya secde etmedi; tam tersine Amerikan askerlerini denize döktü. Bugün de bu savaş örgütünün faaliyetlerine karşı çıkmak, 7-8 Temmuz’da yapılacak zirvede hazırlanacak yeni savaş planlarına itiraz etmek isteyen devrimciler; gözaltılarla, tutuklamalarla ve yasaklarla susturulmaya, sindirilmeye çalışılıyor.”
“SADECE KENDİ KORKULARINI ORTAYA ÇIKARIYORLAR”
Gözaltıların ve yasak kararlarının iktidarın toplumsal muhalefetten ne kadar çekindiğini gösterdiğini ifade eden Ali Y, şunları söyledi:
“Haftalar öncesinden yasak kararları alanlar, uydurma gerekçelerle gözaltılar yapanlar aslında sadece kendi korkularını ortaya çıkarıyorlar. Bugün Ankara’da yaklaşık 250 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılması da bunun bir örneği. Halkı sindirmeye yönelik bütün bu girişimler, iktidarın suçunu gizlemeye çalıştığını, ne kadar korktuğunu ve toplumsal muhalefetten ne kadar çekindiğini gösteriyor.”
