Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de, acele kamulaştırma kararının ardından Muğla Planlama Ajansı öncülüğünde “Kamu yararı mı, acele karar mı?” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde yurttaşlar, muhtarlar, hukukçular, meslek odaları ve sivil toplum acele kamulaştırma kararını tartıştı.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nın çevresinde yer alan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi, 10 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) tarafından işletilen Yeniköy Termik Santrali’ne kaynak olacak linyit kömürünün çıkarılması için acele kamulaştırılmıştı.
Acele kamulaştırma kararına, hem bölge halkın hem de belediye başkanları ve milletvekilleri tepki göstermişti.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Yurttaşlar, karara karşı 12 Ocak 2026’da İkizköy’de bir araya gelmiş; Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, CHP Muğla Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Süreyya Öneş Derici ve CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun da alanda yurttaşlara destek olmuştu.
İkizköy Mahallesi Muhtarı Nejla Işık tarafından sosyal medya üzerinden 18 Ocak 2026 tarihinde yapılan açıklamada, acele kamulaştırma kararından sonra dinamitlerin şiddetinin arttığını belirtmişti.


Muğla Planlama Ajansı (MUPA) ile Muğla Büyükşehir Belediyesi dün (23 Ocak) “Kamu yararı mı, acele karar mı?” başlığıyla panel düzenledi.
Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde saat 14:00’te başlayan etkinlikte yurttaşlar, muhtarlar, hukukçular, meslek odaları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi.


Fuaye alanında Grafik Tasarımcı ve İklim Aktivisti Yasemin Sayıbaş Akyüz’ün “Başka bir yolculuk gerek bize” isimli sergisi yer aldı.
Kamulaştırma kararlarının yaşam, tarım, su kaynakları ve gelecek kuşaklar üzerindeki etkilerini tartışıldığı panelin açılış konuşmasını yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, acele kamulaştırma kararlarının yalnızca bir mülkiyet meselesi olmadığını, doğrudan yaşam hakkını ilgilendirdiğini vurguladı.
Alınan kararlar nedeniyle 47 bin köylünün yurdundan olma riskiyle karşı karşıya kaldığını, 200 bini aşkın insanın suya erişiminin tehlikeye girdiğini belirten Aras, neredeyse bir Bodrum nüfusunun doğrudan etkilendiğine dikkat çekti.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!


“YURDU KORUMAK, YAŞAMI KORUMAKTIR”
“Bu toprakların her karışı bizim için kıymetlidir” diyen Aras, şunları kaydetti:
“Muğla yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle bir bütündür. Biz bu toprakları atalarımızdan tertemiz aldık, gelecek nesillere de aynı şekilde teslim etmek zorundayız.
Bu bizim çocuklarımıza, torunlarımıza olan borcumuzdur. Vatan dediğimiz şey sadece sınırlar değil, yaşadığımız ekosistemin tamamıdır. Yurdu korumak, yaşamı korumaktır.”
Konuşmasında meselenin yalnızca enerji ya da kömür konusu olmadığını vurgulayan Aras, bunun açık bir yaşam hakkı meselesi olduğunu ifade etti.


Aras, “Sadece insanların değil, doğanın da yaşam hakkı vardır. Bugün bu sorumluluk hepimizin omzundadır. Enerji ihtiyacını elbette yok saymıyoruz ancak kırarak, tahrip ederek nereye kadar devam edilebilir? Geri dönülemez zararların önüne geçmek zorundayız” dedi.
Muğla’nın ciddi bir kuraklık tehdidi altında olduğunu hatırlatan Aras, kuyu sularının tuzlanmaya başladığını, Mumcular ve Geyik Barajlarında ciddi su kayıpları yaşandığını belirterek şunları aktardı:
“MUSKİ bu konuyla ilgili gerekli başvuruları yaptı ve süreci başlattı. Suyumuzu, toprağımızı, tarımı korumak zorundayız. Tarım bu kentin geçmişidir, geleceğidir. Yaşamsal önceliğimiz ne, buna birlikte karar vermeliyiz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Ayrıca Aras, “Köyleri ortadan kaldırdığınızda o insanlar nerede yaşayacak? Özelleştirme sürecinde karşı çıkanlar haklıydı. Özel sermaye ile çalışmak başka, kamu güvencesiyle çalışmak bambaşkadır. Bugün yaşadıklarımız bunun sonucudur” şeklinde konuştu.
Forumun halk oturumu bölümünde söz alan muhtarlar ve köylüler, özellikle Milas ve çevresinde uygulanan acele kamulaştırma kararlarının günlük yaşamlarını nasıl etkilediğini somut örneklerle anlattı. Tarım alanlarının kaybı, su kaynaklarına erişim sorunu ve yerinden edilme kaygıları öne çıkan başlıklar oldu.


“SUSUZLUĞU MU, GIDASIZLIĞI MI, YOKSA EVSIZLIĞI MI SEÇECEĞIZ?”
Muğla Tabip Odası’ndan Dr. Naki Bulut’un moderatörlüğünde gerçekleşen halk oturumunda İkizköy Muhtarı Nejla Işık, yaşadıkları süreci şu sözlerle özetledi:
“Çok ağır bir yükün altındayız. Sesimizi duyurmaya çalıştık ancak görmezden gelindik. Bu noktaya gelineceğini biliyorduk. Şimdi bize sorulan soru şu: Susuzluğu mu, gıdasızlığı mı, yoksa evsizliği mi seçeceğiz?”


Balcılar Mahalle Muhtarı Mesut Esmer ise “Bir sonraki acele kamulaştırma kararı gelecek köylerden bir tanesi de biziz. Balcılar da maden ruhsat sahası içinde yer alıyor. Bugün İkizköy’ün yok olması demek yarın devamında onlarca köyün daha yok olması demek. Bugün bu mücadelede birlikteyiz” dedi.


Gümüşlük Mahalle Muhtarı Ahmet Ilbıra, kendi bölgeleri doğrudan etkilenmese de bu süreçte İkizköy’ün yanında olduklarının altını çizerek “Toprağımız tehlikede değil diye susacak değiliz. İkizköy ve Akbelen bu süreci yalnız yaşamıyor” ifadesinde bulundu.
Muhtarların ardından söz alan yurttaşlar, arazilerini, zeytinliklerini ve yaşam alanlarını nasıl kaybettiklerini anlattı.
İkizköy’den Halil İbrahim Demir, Karacahisar’dan Ayşe Günay ve Hasan Yorulmaz, Çamköy’den Zehra Ünal, Karacaağaç’tan Hörü Ölmez, maden emeklisi Necati Ova, KESK Muğla Şubeler Platformu Sözcüsü ve Eğitim-Sen Muğla Başkanı Nilüfer Enginsu, Milas Bakış Gazetesi’nden Kemal Kaşkar, Muğla Kent Konseyleri Birliği Sözcüsü Egemen Balaban ile köylülerin avukatı Barış Aydın söz aldı.


Çamköy’den gelen Zehra Ünal; kendisinin 80, eşinin ise 86 yaşında olduğunu belirterek bir gecede 50 dönüm arazisinin, zeytinliklerinin ve yarım asırlık ceviz ağaçlarının elinden alındığını söyledi.


“RANTASAL BİR KAMULAŞTIRMA”
Muğla Kent Konseyleri Birliği Sözcüsü ve Menteşe Kent Konseyi Başkanı Egemen Balaban ise Bergama’daki siyanürle mücadele, İzmir yolunun işgali gibi konulara değinerek “Bugün bize enerji ihtiyacı diye satılan kamulaştırma, rantsal bir kamulaştırmadır” dedi.
Gazeteciler Barış Terkoğlu, Çağdaş Bayraktar ve Ersin Eroğlu’nun video mesajları da katılımcılarla paylaşıldı.


Uzmanlar bölümünde Avukat Mehmet Horuş, TMMOB Muğla İKK Sekreteri ve JMO Muğla İl Temsilcisi Coşkun Çatalkaya, MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kali, EMO üyesi ve Marmaris Kent Konseyi Başkanı Hakan Öner, Tarım Orkam-Sen MYK Üyesi Bahadır Tamer, Muğla Toprağımızı Vermiyoruz Kampanya Grubu’ndan Halime Şaman ile ICLEI Avrupa Politika ve Savunuculuk Lideri Gökşen Şahin Licha konuştu.


Prof. Dr. Sebahat Genç’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen bu oturumda Milas’ın iktisadi ve kalkınma açısından stratejik bir bölge olduğu vurgulanarak, acele kamulaştırmanın hukuki boyutları, su kaynakları üzerindeki etkileri ve mevcut enerji politikaları ele alındı.


Konuşmacılar, bu tür yatırımların sürdürülebilir olmadığını, düşük katma değer yarattığını ve çevre ile enerji politikalarını geri dönüşü olmayan bir noktaya taşıdığını ifade etti.
Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin zorunluluğuna dikkat çekilirken, Muğla’nın bu alanda örnek bir model oluşturabileceği vurgulandı.


Etkinlik MUPA Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Bayırbağ’ın okuduğu kapanış bildirgesiyle sona erdi. Paylaşılan ortak bildirgede acele kamulaştırma kararlarının kamu yararı değil, açık biçimde kamu zararı doğurduğu vurgulandı.
NE OLMUŞTU?
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekillerinin imzasını taşıyan ve enerji ile maden yatırımlarına ilişkin düzenlemeler içeren “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 13 Haziran’da TBMM Başkanlığı’na sunuldu. 19 Haziran’da Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşmeler başlamıştı.
Muğla başta olmak üzere farklı kentlerden gelen yurttaşların komisyona alınmaması, AK Parti ve muhalefet partileri arasında fiziksel tartışmalara yol açtı. Avukat Yakup Okumuşoğlu Meclis’te yerde sürüklenmişti.
26 saat süren görüşmelerin sonunda teklif, 20 Haziran’da komisyon tarafından kabul edilmişti.
Ardından torba yasa kapsamında TBMM Genel Kurulu’na gelmişti. Bu süreçte Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nı korumak için bir araya gelen ve Akbelen Ormanı’nın kesilmesinden sonra da köyleri maden tehdidi altında olan İkizköylüler, 3 Temmuz’da Ankara’daki Cemal Süreyya Parkı’nda nöbete başlamıştı.
Köyleri yasadan doğrudan etkilenecek olan İkizköylüler görüşmelerin devem ettiği sırada, 16 Temmuz’da “süper izin yasasına” karşı açlık grevi başlatmıştı. Açlık grevi, 19 Temmuz akşam saatlerinde yurttaşların sağlık problemleri nedeniyle hastaneye kaldırılmalarının ardından sona ermişti
Yasanın Genel Kurul’da görüşülmesi ise 8 Temmuz’da başladı. Görüşmeler sırasında muhalefet vekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında arbedeye varan tartışmalar yaşanmıştı.
YASA NE GETİRİYOR?
İlk maddeye göre, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreçlerinde “ÇED gerekli değildir” kararının yanlış yorumlandığı öne sürülerek şirketlerin, gerekli izinleri alabilmesi için ÇED sürecinin tamamlanması gerekliliği ortadan kaldırılıyor.
İkinci maddeyle maden sahalarının çevresel rehabilitasyonu için ödenen çevre uyum teminatlarının yerine “rehabilitasyon bedeli” sistemi getiriliyor.
Üçüncü maddede ise madencilik faaliyetleri için izin süreçleri yeniden yapılandırılıyor. İlgili kurumlar izin başvurularına üç ay içinde yanıt vermezse ek bir aylık sürenin ardından “izin verilmiş” sayılıyor.
Diğer yandan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) talebiyle devlet ormanlarında madencilik faaliyetleri için 24 ay süreyle bedelsiz izin veriliyor; bu süre gerektiğinde 12 ay daha uzatılabiliyor.
Dördüncü maddeyle stratejik veya kritik madenler tanımı değişiyor, acele kamulaştırma uygulanabiliyor ve zorunlu maden stoku tutma yetkisi cumhurbaşkanına veriliyor.
Beşinci maddeyle ruhsat bedelinde yüzde 30 oranında indirim yapılıyor. Bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getiriyor.
Ayrıca, ruhsat bedelinin devlet bütçesine giden pay yüzde 50’den yüzde 70’e çıkarılıyor. Bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabiliyor.
Altıncı maddeyle Teklif ile ruhsat sahiplerinin işletme ruhsat bedeli kadar rehabilitasyon bedeli ödemesi zorunlu hale getiriliyor. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirim, asgari devlet hakkı miktarı da ruhsat bedelinin yüzde 50 fazlası kadar artırılıyor.
Diğer yandan krom madeni, Londra Metal Borsası’nda işlem görmediğinden, 3213 sayılı Maden Kanunu’na ekli 3 sayılı tablodan çıkarılarak genel hükümlere tabi oluyor.
Yedinci maddeyle arama ruhsatı düzenlenebilmesi için yatırım teminatı zorunluluğu getiriliyor. Ayrıca, IV. Grup madenlerin bent olarak ayrı ayrı ruhsatlandırılmasına imkân tanınabiliyor.
Sekizinci maddeyle arama döneminin sonuna kadar, üç boyutu ve miktarıyla rezervin belirlenmesi yükümlülüğü ve projede sunulan taahhüde uyulmaması hâli için teminatın iradı yaptırımı, asgari faaliyetlerin yapılmaması hâlinde ise ruhsat iptali yaptırımı öngörülüyor.
Ayrıca, programın iki yıl üst üste yüzde 50’nin altında gerçekleştirilmesi durumunda ruhsat iptal ediliyor. İşletilebilir rezerv bulunamayan durumlar için ruhsat bedeli ve ihale bedeli iade ediliyor.
Dokuzuncu maddeyle ruhsat süresinin uzatılması taleplerinin uygun bulunabilmesi için asgari üretim faaliyeti yapılması şartı getiriliyor. Bu asgari üretim şartının detaylarının ise yönetmelikle belirlenmesi bekleniyor.
Diğer yandan vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair belge ibrazına, rehabilitasyon bedeli iadesi başvuruları da dâhil ediliyor.
10’uncu maddeyle herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş bütün alanların; ihaleyle ruhsatlandırılması yerine, rezerv varlığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmaması durumlarında alanların genel hükümlere tabi olarak ruhsatlandırılabiliyor.
Ancak, II. Grup (b) bendi ve IV. Grup maden alanlarının sahayla ilgili konum, rezerv ve geçmiş bilgiler doğrultusunda Genel Müdürlük kararıyla ihaleyle verilebiliyor.
AK Parti’nin verdiği önergeyle teklifin 11’inci maddesindeki yeni değişiklikle ise 3213 sayılı Maden Kanun‘a eklenen geçici 45’inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan “öncelik verilmek suretiyle” ibaresinden sonra gelmek üzere, “taşınan ve taşınamayan zeytin ağacı sayısının en az iki katı zeytin ağacı ile oluşan” ibaresi eklendi.
Yapılan değişiklikle zeytinliği taşınacak olan köylülere; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından uygun görülen ya da maden sahalarının bulunduğu il sınırlarındaki KİT’lere ait taşınmazlarda yer alan zeytinlikler, değerinin yüzde biri üzerinden 20 yıl süreyle doğrudan kiralanabilecek.
Diğer yandan teklifin yürürlüğe girdiği tarihte ruhsat sahibi olan şirketlere, elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla yürüttükleri madencilik faaliyetleri için zeytinlik sahalarında izin verilebilecek. Bu iznin verilebilmesi için madencilik faaliyetinin başka bir alanda yürütülmesinin mümkün olmadığının tespiti gerekiyor ve “kamu yararı” şartı aranıyor.
Faaliyetin yürütüleceği alandaki zeytin ağaçlarının mümkün olduğunca aynı il veya ilçe içerisinde başka bir alana taşınması gerekiyor. Ancak taşınması mümkün olmayan zeytin ağaçları olması halinde bile madencilik faaliyetine izin verilebilecek. Madencilik faaliyetlerine izin verilen şirketler, taşınan veya zarar gören ağaçlar için eşdeğer büyüklükte yeni bir zeytinlik tesis etmekle yükümlü tutuluyor.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!












