Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı mücadelesi başta olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerindeki ekoloji haberlerini takip eden Gazeteci – Belgesel Yönetmeni Hakan Tosun, İstanbul Esenyurt’ta saldırıya uğramıştı. Tosun, kaldırıldığı hastanede 13 Ekim 2025’te hayatını kaybetmişti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ise saldırıyla ilgili olarak 18 ve 24 yaşlarında iki zanlının tutuklandığını açıklamıştı.
Tosun’un öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında savcılık fezlekesi hazırlandı. Fezlekeye tepki gösteren yaşam hakkı savunucuları Muğla dahil Türkiye ve Avrupa’nın bazı noktalarında, eş zamanlı basın açıklaması yaptı.

Muğla’nın Milas ilçesinde bugün (1 Mart 2026) saat 14.00’te yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“10 Ekim 2025 tarihinde, arkadaşımız ve dostumuz Hakan Tosun’a ulaşamayan ailesiyle birlikte ‘Hakan Tosun nerede?’ sorusunu sormaya başladık. Yaklaşık 30 saat sonra Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde olduğunu öğrendik. Bilincinin kapalı olduğunu öğrendiğimizde ise tek bir soruya odaklandık: Hakan Tosun’a ne oldu?”
Kamuoyuna çağrıda bulunarak Tosun’a ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, kamera görüntülerinin eksiksiz şekilde toplanmasının ve tanık beyanlarının titizlikle alınmasının hayati önem taşıdığını ifade ettiklerinin altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Avukatlarımız vasıtasıyla dosyaya en kısa sürede ulaştık ve olayın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalıştık. Ancak soruşturmanın henüz başında, basın aracılığıyla yalnızca bir kişinin Hakan’a yumruk attığı ve Hakan’ın yere düştüğü anlara ilişkin görüntüler servis edildi. Hakan’ın yalnızca bu yumruk nedeniyle hayatını kaybettiğine inanmamız beklendi.”
“GERÇEĞE AYKIRI BİR OLAY KURGUSU YAPILMIŞ VE BU DOĞRULTUDA SAVCILIK FEZLEKESİ HAZIRLANMIŞTIR”
Israrlı soruları ve avukatların incelemeleri sonucunda, olayın tutanaklarda aktarıldığı şekilde gerçekleşemediğini gördüklerinin belirtildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Dosyadaki eksikliklerin giderilmesi defalarca talep edilmesine rağmen bu talepler karşılık bulmadı. Mevcut görüntüleri ayrıntılı biçimde inceledik, raporladık ve olay örgüsünün farklı olduğunu somut verilerle ortaya koyduk.
Buna rağmen, gözümüzle gördüğümüz ve delillerle ortaya koyduğumuz tablo yerine, gerçeğe aykırı bir olay kurgusu yapılmış ve bu doğrultuda savcılık fezlekesi hazırlanmıştır.”
Açıklamanın devamında, fezleke hakkında şu ifadeler kullanıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Hakan Tosun, maruz kaldığı ağır ve sistematik şiddet sonucu hayatını kaybetmiştir. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen fezlekede, iki tutuklu şüphelinin 2neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçundan cezalandırılması talep edilmiş; ayrıca şüpheliler lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği belirtilmiştir.
Bu hukuki nitelendirmenin dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olmadığı açık ve nettir. Yargılamayı yapacak olan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi de bu hukuk dışı fezlekeye uygun bir karar verirse katiller iki buçuk yıl ceza çekip salınacaklardır. Oysa kasten öldürmenin cezası müebbet hapistir.”
Adli Tıp Raporu’na göre Tosun’un ölümünün; künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları, kafa içi kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiğinin belirtildiği açıklamada, şunlar işaret edildi:
“Kamera kayıtlarında mağdurun baş bölgesine yönelik birden fazla ve yoğun tekme ve yumruk atıldığı görülmektedir. Vücudunun başka yerlerinde de yaralanmalar tespit edilmiştir.
Hakan, aldığı ilk darbelerden sonra güçlükle toparlanıp olay yerinden uzaklaşmaya çalışmış, ancak sanıklar bir süre sonra tekrar olay yerine gelerek darbetmeye devam etmiştir. Bu ısrarlı takip ve şiddetin boyutu sanıkların öldürme kastıyla hareket ettiğinin kanıtıdır.”
“ORTADA KASITLI ÖLDÜRME SUÇU VARDIR VE ASLA HAKSIZ TAHRİK SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Hayati bölgeye yönelmiş, tekrarlayan ve ölümle sonuçlanan şiddetin “yaralama” kapsamında değerlendirilmesinin hukuken kabul edilemezolduğunun altının çizildiği açıklamada, “Ortada kasıtlı öldürme suçu vardır ve asla haksız tahrik söz konusu değildir” denildi.
Fezlekede, saldırganların ve yönlendirilmiş tanıkların sözlü ifadelerine dayanılarak sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının istendiğinin ifade edildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Ancak buna dayanak gösterilen tanık beyanları tarafsız olmayıp tamamen uydurmadır. Bu beyanlar görüntülerle yalanlanmıştır. Hakan’ın saldırganlara yönelik tahrik edici hiçbir davranışı olmamıştır.”
Ayrıca savcılık soruşturmasında; saldırganların arkasında azmettiren bulunup bulunmadığı, iletişim kayıtları ve olayın organizasyon boyutuna ilişkin kapsamlı incelemelerin yapılmadığının belirtildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Savcılık olayın iştirakçisi olan motosikletli şahıs hakkında da bir işlem yapmamış, bu şahsı dosyanın muteber tanığı olarak değerlendirmiştir. Oysa bu şahıs başından sonuna kadar saldırının içindedir ve sosyal medya hesabından Daltonlarla, çetelerle ve infaz timleriyle ilişkili olduğunu gösterir paylaşımlar yapmıştır.”
Açıklamanın devamında, şunların altı çizildi:
“Bu dosya yalnızca bir ceza dosyası değildir, yaşam hakkının korunması bakımından da temel bir önem taşımaktadır. Eylemin hukuki nitelendirilmesini doğru yapılması, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesi ve sorumluluğu bulunan herkesin adil şekilde yargılanması gerektiğini kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Aksi takdirde cezasızlık algısı oluşacak, sokak çeteleri cesaret kazanacak ve hiç kimsenin can güvenliği olmayacaktır. Soruyoruz: Katilleri kimler koruyor?”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!




