Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Muğla Milletvekili Kadem Mete dahil 57 AK Parti milletvekilinin imzasını taşıyan ve milli parklara ilişkin düzenlemeler ile Çevre Kanunu’nda değişiklikler içeren 30 maddelik kanun teklifinin ilk 13 maddesi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
“Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nde yer alan “Doğa turizmi potansiyelinin artırılması”, “kara av kaynakları”, “döner sermaye gelirleri” gibi ifadeler ve kanun teklifinin beşinci maddesi; ekoloji örgütleri, sivil toplum kuruluşları, muhalefet partileri ve yurttaşlar tarafından eleştirildi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, kanun teklifine ilişkin hazırladığı görüş raporunda; kanun teklifiyle 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu‘nun yanı sıra, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu‘nda değişiklik yapılacağına dikkat çekildi ve şunları aktardı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Anayasa hükümleri ve uluslararası sözleşmelerle çelişen kanun teklifiyle korunması gereken milli parklar işletme alanına dönüştürülmek istenmektedir”
Anayasa’nın 63, 168 ve 169’uncu maddelerinin; devlet ormanları, tabiat varlıkları ve korunan alanların devletçe korunmasını, yönetilmesini ve işletilmesini zorunlu kıldığının altının çizildiği raporda, “Anayasamıza göre doğal varlıklar kamu mülkiyetindedir ve kamu yararı dışında kullanılamaz” denildi.
Anayasa’nın 56/2 maddesinde yer alan “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” ibaresinin belirtildiği raporda, şu ifadeler kullanıldı:
“Hem sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına vurgu yapılmakta, hem de kamu kurumlarına ve vatandaşlara çevrenin korunması konusunda görev verilmektedir.”
Ayrıca, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Amaç” başlıklı birinci maddesindeki “Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır” ifadelerine dikkat çekilen raporda, şunlar aktarıldı:
“Kanun’un amacında ‘sürdürülebilir çevre’ kavramına atıfta bulunularak, insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin en alt seviyeye indirilerek, doğal kaynakların ve ekosistemlerin korunarak ve geliştirilerek hem bugünün hem de gelecek nesillerin faydalanabileceği şekilde yönetilmesi görevi verilmektedir.”
Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile çevrenin korunması ve iklim krizine karşı önlem alınması, mücadele edilmesi ve iklim değişikliğine uyum sağlanmasının amaçlandığına vurgu yapılan raporda, şunlar işaret edildi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Bu hedefler arasında ‘Amaç 13: İklim Eylemi ve Amaç 15: Karasal Yaşam’ yer almaktadır. ‘Amaç 13: İklim Eylemi’ hedefi, Ormanlar başta olmak üzere karbon yutak alanlarının korunmasını içerirken; ‘Amaç 15: Karasal Yaşam’ hedefi de karasal ekosistemlerinin korunması, iyileştirilmesi ve sürdürülebilir kullanımının desteklenmesi, sürdürülebilir orman yönetiminin sağlanması, çölleşme ile mücadele edilmesi, arazi bozunumunun durdurulması ve biyolojik çeşitlilik kaybının engellenmesi hedeflerini içermektedir.”
Türkiye’nin, 2024 yılında Bakü’de yapılan Birleşmiş Milletler 29. İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nda, 2053 yılına yönelik “Net sıfır emisyon” hedefini uluslararası kamuoyuna açıkladığının hatırlatıldı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin, 2021 yılında imzaladığı “İklim ve Enerji için Belediye Başkanları Küresel Sözleşmesi”ni 2025 yılında güncelleyerek Türkiye’nin ulusal emisyon hedefiyle uyumlu olacak şekilde “Muğla’nın 2050 yılında Karbon Nötr” bir şehir olacağını taahhüt ettiği belirtildi.
“MUĞLA ORMANLARININ YÜZDE 65’İ MADENLER İÇİN RUHSATLANDIRILMIŞTIR”
Ayrıca, 7552 sayılı İklim Kanunu’nun “Sera gazı emisyonlarının azaltım faaliyetleri” başlıklı beşinci maddesinde yer alan “Net sıfır emisyon hedefinin sağlanmasına yönelik emisyonların dengelenmesi için orman, tarım, mera ve sulak alanlarda karbon yutağı kayıplarını engellemek üzere ilgili kurum ve kuruluşlarca tedbirler alınır, yutak alanların ve korunan alanların korunarak artırılması sağlanır” ifadelerine dikkat çekilen raporda, şunlar aktarıldı:
“Ormanlar, milli parklar ve korunan alanlar önemli karbon yutak alanlarıdır. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) 2022 yılı sonu verileri kullanılarak yapılan analizlere göre ise Muğla ili sınırları içinde tanımlanan ‘İhale, Arama ve İşletme Ruhsat Alanlarının’ toplamı, Muğla ili yüzölçümünün yüzde 68’ini kapsamaktadır.”
Söz konuşa verilere göre; Muğla sınırları içinde toplam 946 arama ve işletme ruhsatıyla, bin 955 ihale edilecek sahanın bulunduğunun belirtildiği açıklamada, şunların atlı çizildi:
“TEMA tarafından 2021 yılında yayınlanan ‘Muğla ve Çevresinde Madencilik’ raporuna göre ise Muğla ormanlarının yüzde 65’i madenler için ruhsatlandırılmıştır.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Türkiye’de toplam büyüklüğü 3 milyon 769 bin 916 hektar alan olan bin 760 korunan alan olduğuna vurgu yapılan raporda, “Bu alanlardan iki adet milli park ile 13 adet tabiat parkı ve tabiatı koruma alanı, Muğla ili sınırlarında yer almaktadır” denildi.


MARMARİS MİLLİ PARKI’NIN YAKLAŞIK YARISI İHALE RUHSAT ALANI
Raporda; 29 bin 206 hektar büyüklüğe sahip olan Marmaris Milli Parkı’nın, 30 Ocak 1996 tarihli Resmî Gazete’ de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edildiği vurgulandı ve şunlar aktarıldı:
“Marmaris Milli Park alanı içerisinde gerçekleştirilen biyoçeşitlilik çalışmalarında, 64’ü endemik olmak üzere 724 bitki taksonu tespit edilmiştir. Bu taksonlardan 14 tanesi açık tohumlu bitkiler grubunda, 710 tanesi ise kapalı tohumlu bitki grubundandır.”
Endemik türlerin 43’ünün “CR” (kritik derecede tehlike altında), 17’sinin “LC” (düşük risk), ikisinin “EN” (tehlikede) ve ikisinin “VU” (hassas, tehlike altına girebilir, zarar görebilir) kategorisinde olduğunun belirtildiği raporda, şu ifadeler kullanıldı:
“Milli Park; hem deniz hem de orman alanlarına sahip olduğundan, korunması ve yönetilmesi deniz ve karasal biyoçeşitlilik için oldukça önemlidir.”
Diğer yandan, Marmaris Milli Parkı’nda kızılçam ve bölgeye özgü günlük ağacının doğal yayılış gösterdiği ve maki gibi türler de belirgin bir şekilde varlık gösterdiğinin vurgulandığı raporda, şunlara dikkat çekildi:
“Yöresel endemik bir tür olan sığla ağacı kıyı alanlarında yayılmıştır. Ayrıca meşe, yabani zeytin, kocayemiş, tesbih, sumak, keçiboynuzu, menengiç, zakkum ve defne gibi ağaççık formlu Akdeniz bitkileri de milli parkta geniş bir yayılım gösterirler.”
Ayrıca, Marmaris Milli Parkı’nda 112 kuş, 213 böcek, 35 balık, 21 memeli, 29 sürüngen ve yedi amfibi türünün yaşadığının tespit edildiği aktarıldı.
Bu türlerden başlıcaları, raporda şu şekilde yer aldı:
“Yaban domuzu, yaban keçisi, çakal, tilki, karakulak, porsuk, fare, ayı, yılan türleri, kirpi, oklu kirpi, kertenkeleler, atmaca, güvercin, şahin, kartal, kerkenez, ada doğanı, karatavuk, kınalı keklik, gümüş martı, ardıç kuşu, ada martısı, karabaş martı, çıvgın, kızıl gerdan, serçe, baştankara, ispinoz, saka ve kara kızılkuyruk.”


Marmaris Milli Parkı’nın önemli bir bölümünün ihalelik saha olarak madencilik faaliyetine ruhsatlı durumda olduğunun altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“MAPEG 2022 yılı verilerine göre, Milli Park alanının yaklaşık yarısı (14 bin 500 hektar) ‘İhale Ruhsat Alanı’ olarak belirtilmektedir. Diğer taraftan, Marmaris Milli Park alanının yaklaşık yüzde 12’si 2021 yılında yaşanan büyük Marmaris yangınlarından zarar görmüştür.”


SAKLIKENT MİLLİ PARKI’NIN YAKLAŞIK YÜZDE 5’İ BÜYÜKLÜĞÜNDE İHALE RUHSAT ALANI BULUNUYOR
Bakanlar Kurulu Kararı ile 6 Haziran 1996 tarihinde ilan edilen, Antalya ve Muğla sınırları içinde bulunan Saklıkent Milli Parkı’nın yüzölçümünün ise bin 643 hektar olduğunun belirtildiği raporda, şu ifadeler kullanıldı:
“Saklıkent Milli Parkı’nın alt rakımlarında maki ve kızılçam toplulukları bulunurken daha yukarılarda karaçam ve sedir toplulukları görülmektedir. Saklıkent Milli Parkı barındırdığı doğal kaynak değerleriyle kesin korunacak hassas alan ilan edilmiş olup, ana kaynak değerini, adını aldığı Saklıkent Kanyonu oluşturmaktadır.”
Raporda, şunlar aktarıldı:
“MAPEG verilerine göre Saklıkent Milli Parkı’nın kuzey bölümünde de Milli Parkın yaklaşık yüzde 5’i büyüklüğünde 77.3 hektar ‘İhale Ruhsat Alanı’ bulunmaktadır.”


“MUĞLA’NIN VE ÜLKEMİZİN ORMAN VARLIĞININ KORUNMASI GEREKMEKTEDİR”
Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ve akademik çevreler tarafından yapılan çalışmalarda; Muğla’nın yer aldığı Akdeniz havzasının, iklim krizine karşı en hassas ve kırılgan bölgelerden birisi olduğunun belirtildiğine dikkat çekilen raporda, şunlara vurgu yapıldı:
“Akdeniz havzasında ve Muğla’da beklenen iklim değişikliğiyle ilişkili riskler arasında sıcak hava dalgaları, orman yangınları, seller, deniz seviyesinin yükselmesi, kuraklık, su kıtlığı, tarımsal üretim ve ekosistem kaybı yer almaktadır. Bu nedenle, Muğla’nın ve ülkemizin orman varlığının korunması gerekmektedir.”
“MİLLİ PARKLARIN UZUN SÜRELİ TİCARİ İŞLETMELERE DÖNÜŞMESİNE VE EKOSİSTEMİN PARÇALANARAK BOZULMASINA NEDEN OLACAKTIR”
Muğla’nın 2050 karbon nötr hedefi için Marmaris Milli Parkı’nın mutlak korunması gereken alanlar arasında olduğunun altının çizildiği raporda, kanun teklifine ilişkin şu ifadeler kullanıldı:
“Milli parklarda turistik tesislerde 49 yıl (başarılı olmaları halinde 99 yıla kadar) özel şirketlere işletme izni verilmesi, milli parkların uzun süreli ticari işletmelere dönüşmesine ve ekosistemin parçalanarak bozulmasına neden olacaktır.
Katılımcı yaklaşımdan uzak bir şekilde yerel yönetimlerin, bilim insanlarının, meslek odalarının ve ilgili STK’ların görüşleri alınmadan hazırlanan kanun teklifi; TBMM Genel Kurulu’ndan geri çekilerek, çok katmanlı bir yönetişimle gözden geçirilmelidir.”
Raporun devamında, “İlgili tarafları dışarıda bırakarak ben yaptım oldu mantığıyla yapılan yasal düzenlemeyle kaybedilme riski bulunan karbon yutak alanları, BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansına (COP31) ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin uluslararası imajına da büyük zarar verecektir” denildi.
Milli parkların; ağacı, suyu, toprağıyla, yaban hayatı ve kültürel mirasıyla gelecek kuşaklara devredilmesi gereken ortak yaşam alanları olduğunun vurgulandığı açıklamada, şunlar aktarıldı:
“TBMM’de görüşülen teklif bu nedenle yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak, Muğla’nın doğal ve kültürel varlıklarını koruma sorumluluğumuzu kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!





