Muğla’nın Menteşe ilçesindeki bir güzellik merkezinde 13 Haziran gece saatlerinde, işletmeci tarafından yapılan bir KADES ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi.
Polis Memuru Tayfun Baş’a ve ihbarda bulunan kadına, eskiden evli olduğu erkek Muğla İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli Astsubay G.Y tarafından tabancayla ateş açıldı.
Saldırıda yaralanarak hastaneye kaldırılan Polis Memuru Tayfun Baş, tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Kadının ise hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu tarafından olaya ilişkin sosyal medya hesabından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Şehrimizde geçtiğimiz günlerde, eski eşi olan jandarma personeli tarafından ağır şiddete maruz bırakılan bir kadının hayatını kurtarmak amacıyla KADES uygulaması üzerinden yaptığı ihbar ve sonrasında yaşanan elim olaylar, kadına yönelik şiddetle mücadele gerekliliğinin geldiği noktayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.
Olay yerine intikal eden polis memurunun, fail jandarma personeli tarafından açılan ateş sonucu şehit edilmesi hepimizi derinden yaralamıştır. Görevi başında yaşamını yitiren polis memuruna rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Failin cinayetin ardından kadını ağır yaralaması ve intihara teşebbüs etmesi ile sonuçlanan bu vahim tablo, hukuki ve toplumsal yüzleşmeyi zorunlu kılmaktadır.”
Açıklamada, “Kadınların yaşam hakkını korumak için oluşturulan mekanizmaların etkin işletilmemesi yalnızca şiddet mağduru kadınları değil, bu ihbarlara müdahale eden kolluk görevlilerini de risk altında bırakmaktadır” ifadesinde bulunuldu.
“ŞİDDET MAĞDURU KADINLARI ÜRKÜTMEKTE”
Yaşanan olayın yalnızca güvenlik meselesi olarak değil kadına yönelik şiddetin önlenmesindeki yapısal eksiklerin sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanan açıklama şöyle devam etti:
“Günlerdir sosyal mecralarda ve haber bültenlerinde ortaya koyulan söylemlerle, polis memurunun vefatı KADES ihbarına bağlanarak, hayat kurtaran bu uygulama adeta zararlı ve tehlikeli bir sistemmiş gibi hedef gösterilmektedir.
Bu söylemler, meselenin özü olan kadına yönelik erkek şiddetini arka plana itmekte ve gölgede bırakmaktadır. Medyada yer alan bu tür sorumsuz söylemler, şiddet mağduru kadınları ürkütmekte, devletin koruma mekanizmalarına başvurmaktan alıkoymakta ve kadınların yaşam hakkını doğrudan tehlikeye atmaktadır.”
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun‘un 8. maddesinin 1. fıkrasının s ve ş bentlerine atıf yapan açıklamada, “Kamuoyunun haber alma hakkı, kadına yönelik şiddeti sıradanlaştırmak veya şiddetle mücadele araçlarını itibarsızlaştırmak için kullanılamaz” denildi.
Ayrıca “Olayın merkezinde bir koruma mekanizması değil, bir erkeğin bir kadına yönelttiği ölümcül şiddet bulunmalıdır. Vurgulanması gereken nokta KADES ihbarı değil, kadınların hala ölüm tehdidi altında yaşamak zorunda bırakılmasıdır” açıklamasında bulunuldu.
“VAZGEÇİLMEZ BİR UYGULAMADIR”
“KADES, şiddet sarmalındaki kadınlar için yaşam hakkını korumayı hedefleyen vazgeçilmez bir uygulamadır” ifadesinin vurgulandığı açıklamada şunlar aktarıldı:
“Sosyal medyada yazılanlardan çıkarılabilecek olan sonuç gibi, KADES nedeniyle bir polis memuru hayatını kaybetmemiştir; bir erkeğin uyguladığı silahlı şiddet nedeniyle hem bir polis memuru yaşamını yitirmiş hem de bir kadın ağır yaralanmıştır.”
6284 sayılı Kanun kapsamında jandarma personeli olan failden alınan silahın koruma kararının kalkmasıyla iade edilmesini eleştiren açıklamada, mesleği gereği silaha kolayca erişebilen kamu görevlileri söz konusu olduğunda devletin yaşam hakkını korumak adına mutlaka etkin bir risk değerlendirmesi yapması gerektiğinin altı çizildi.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede mekanizmaların olaylara yaklaşım biçiminin yapısal bir sorun olduğu aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“KADES ihbarları, içeriğinde olayın ve failin silahlı olup olmadığına dair detay barındırmayan acil durum çağrılarıdır. Buna rağmen ihbarı alan birimler, bu ihbarları sıklıkla aile içi basit bir uyuşmazlık olarak değerlendirmektedirler.
Oysa KADES ihbarında failin barındırdığı tehlikenin ve silah durumunun bilinmesi mümkün olmadığından, çok sayıda personelin gerekli teçhizatlarla olay yerine intikal ettirilmesi gerek kadının yaşamının korunmasında gerek ise kolluk görevlilerinin güvenliğinin sağlanmasında oldukça elzemdir.”
DANIŞTAY KARARLARI HATIRLATILDI
Danıştay kararlarının hatırlatıldığı açıklamada, insanların can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik yükümlülüğe değinilirken şunlar kaydedildi:
“İdare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hizmete hazır bulundurmak ve yine doğması olası bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.”
Açıklamada, yaşanan olayın CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan risk değerlendirmesi, koruma ve önleme ilkelerinin önemini bir kez daha gösterdiği belirtilerek, devletin kadınları şiddetten koruma ve onlara bağımsız bir hayat sağlama yükümlülüğü vurgulandı.
Açıklamada, “12. yargı paketi ile 6284 sayılı kanununda değişikliğe gidileceği ve özellikle ‘somut beyan ve ek delillerin’ aranacağı meclis gündeminde iken bu üzücü olay göstermiştir ki; 6284 Sayılı Kanun’u değiştirmek bir yana, korunması ve etkin bir şekilde uygulanması için dahi mücadele mekanizmalarını güçlendirmek gerekmektedir” denildi.
Ayrıca, “Mevcut yasayı korumak ve etkin bir şekilde uygulanması için gerekli eylemlerde bulunmak kadınların yaşam hakkının korunmasının bir gereğidir” ifadesinde bulunuldu.
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu olarak çağrıda bulunulan açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi:
“Kadına yönelik şiddeti münferit olaylara indirgeyen, koruma mekanizmalarını zafiyete uğratan ve KADES gibi hayati uygulamaları kamuoyu nezdinde itibarsızlaştıran her türlü söylem ve eylemin karşısındayız.
6284 sayılı Kanun eksiksiz ve etkin bir biçimde uygulanmalı, koruma kararları kağıt üzerinde bırakılmamalı, bu olay hakkında idari ve adli soruşturmalar etkin biçimde yürütülmeli, kolluk kuvvetlerine toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde eğitimler verilmeli ve kadının devlet güvencesinde, failden tamamen bağımsız bir hayat kurabilmesi sağlanmalıdır.”
