Muğla Barosu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Muğla, Bodrum, Fethiye, Marmaris, Milas, Ortaca, Köyceğiz, Seydikemer ve Yatağan adliyeleri önünde bugün (9 Mart) saat 13:30’da ortak basın açıklaması yapıldı.
Fethiye Adliyesi önünde yapılacak olan basın açıklaması ise Kavaklıdere’de yaşanan kadın cinayeti nedeniyle gerçekleşecek cenaze töreniyle aynı zamana denk gelmesi sebebiyle saat 15:30’da gerçekleşti.
Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’ndan avukatların okuduğu açıklamada, şunlar kaydedildi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“8 Mart; kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı mücadelesinin tarihsel en önemli simgelerindendir. Kadınların bugün sahip olduğu hak ve kazanımlar kimsenin bahşetmesi ya da lütfu ile var olmadı. Yüzyılı aşkın süredir devam eden örgütlü mücadelelerin, dayanışmanın ve direnişin sonucunda elde edildi.
Bugün daha güçlü mücadele ve dayanışma içinde olmayı zorunlu kılan ise, erkek egemen sistemin hız kesmeden kendini yeniden üretmesi ve kadınlara yönelik sistematik eşitsizlik uygulamaları ile saldırıların dünyanın birçok ülkesinde sürdürülmesidir.”


Açıklamada, “Bu nedenle 8 Mart yalnızca bir anma günü değil; kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam talebini yüksek sesle dile getirdiği, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin büyütüldüğü, kadın hakları konusundaki kazanımların vazgeçilmez ve daraltılamaz olduğunun bir kez daha hatırlatıldığı ve kadınların hak mücadelesinin kutlanıldığı gündür” denildi.
“KADINLARA REVA GÖRÜLEN YAŞAM, GÜVENCESİZLİK, ŞİDDET VE SESSİZLİĞE MAHKÛM EDİLMEKTEN İBARET”
“Türkiye’de devlet mekanizmalarının korumadığı, yargının cezalandırmadığı bu düzende kadınlara reva görülen yaşam, güvencesizlik, şiddet ve sessizliğe mahkûm edilmekten ibaret” ifadesinin yer aldığı açıklama, şöyle devam etti:
“Kadınlar açısından en temel insan hakkı olan yaşam hakkı hâlâ ciddi bir tehdit altındadır. Kadına yönelik erkek şiddeti, bireysel ve münferit olaylar olarak değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen sistematik bir tahakküm biçimi olarak ele alınması gereken bir sorundur.
Bugünlerde dünya çapında başlatılan savaşlar dikkate alındığında net bir şekilde söyleyebiliriz ki; kadınlar çatışmaların ortasında yalnızca yaşamlarını yitirmemekte; zorla yerinden edilme, cinsel şiddet, insan ticareti ve ağır yoksulluk gibi çok katmanlı hak ihlallerine maruz bırakılmaktadır.”


Ayrıca, “Uluslararası hukuk sivillerin korunmasını açık biçimde düzenlese de savaş politikaları kadınların yaşamını hiçe saymakta ve hatta kadın bedeninin sömürülmesi ve köleleştirilmesi, bir savaş ganimeti olarak görülmektedir. Bu suretle şiddetin ve cezasızlığın zemini genişlemektedir” açıklamasında bulunuldu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Kadın avukatlar yaptıkları açıklamada, 2025 yılı verilerine göre şüpheli kadın ölümlerinin ilk kez kadın cinayetlerini aşmasının ciddi bir politika sorunu olduğunu belirterek, bu durumun etkin soruşturma eksikliğinden ve erkek faillerin lehine işleyen cezasızlık sisteminden kaynaklandığını vurguladı.


“KADINA KARŞI AYRIMCILIĞIN NORMALLEŞTİRİLDİĞİNİN GÖSTERGESİDİR”
“Bu sömürü ve sistematik yok edişe dünyanın seyirci ve sessiz kalması, kadına karşı ayrımcılığın normalleştirildiğinin göstergesidir” açıklamasında bulunulurken, şunlar aktarıldı:
“Savaşı başlatan erkek iktidar, bedelini ödeyen ise kadınlardır. Bu nedenle kadınların yaşam hakkını savunmak aynı zamanda militarizme, savaşa ve çatışma politikalarına karşı barışı savunmayı da gerektirir.”
Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca devletin yaşam hakkını koruma ve ihlalleri etkin şekilde soruşturma yükümlülüğü bulunduğu hatırlatılarak, “şüpheli” olarak kaydedilen her kadın ölümünün bu kapsamda bağımsız ve tarafsız bir adli süreçle aydınlatılması gerektiğinin altı çizildi.
Muğla Barosu’nun açıklaması şöyle devam etti:
“Kadınların şüpheli biçimde hayatını kaybettiği olaylarda yürütülen soruşturmaların etkin yürütülmemesi, delillerin yeterince toplanmaması, gerekli araştırmaların yapılmaması ya da dosyaların delillerin toplanmadan ve var olan deliller değerlendirmeden kısa sürede kapatılması; devletin yaşam hakkını koruma ve etkin kovuşturma yönündeki pozitif yükümlülüğünün ihlalidir.
Etkin yürütülmeyen her soruşturma, adaletin sağlanmasını engellediği gibi kadına yönelik şiddetin görünmez kılınmasına, ihmal nedeniyle delillerin karartılmasına ve dolayısıyla cezasızlığın önünü açarak güçlenmesine de zemin hazırlamaktadır.”


ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
“Şüpheli ölümlere dair bu tablonun, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesiyle ilgili olduğunu biliyoruz” denilirken, şunlar kaydedildi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Kadına yönelik şiddetle etkin şekilde mücadele etme hususunda devletlere açık ve bağlayıcı yükümlülükler getiren İstanbul sözleşmesinden vazgeçilmesi, kadınların hayatından bilinçli bir vazgeçiştir.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası insan hakları standartlarından uzaklaşılması; kadınların yaşam hakkını koruyan mekanizmaların zayıflamasına, şiddetin önlenmesine yönelik politikaların gerilemesine ve kadınların korunmasında ciddi boşlukların oluşmasına yol açmıştır.”


“Bu durum tesadüf ya da münferit değil, doğrudan politik bir tercihin sonucudur” sözlerinin yer aldığı açıklamada, son dönemdeki Bahar Taş, Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler vakalarının kurumsal ihmaller ile erkek egemen sistemin bir sonucu olduğunu ifade edildi.
Ayrıca, 11. Yargı Paketi gibi “af mahiyetindeki” infaz düzenlemelerinin cezasızlık algısını beslediğine dikkat çekerek, Anayasa’nın 10. maddesi uyarınca devletin eşitliği sağlama yükümlülüğü gereği şiddet faillerine koşullu salıverilme hükümleri uygulanmadan tam infaz yapılması çağrısında bulunuldu.
6284 sayılı Kanun’un sunduğu koruma mekanizmalarının uygulamadaki aksaklıkların kadınların yaşam hakkını tehlikeye attığı, bu hakkın korunmasının devletin asli ve öncelikli görevi olduğunu vurgulanırken “Her kadın ölümü etkin, bağımsız ve tarafsız biçimde soruşturulmalı ve tek bir şüphe kalmayana değin aydınlatılmalıdır” denildi.
Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu yaptığı açıklamada; kadına yönelik şiddetle mücadelede koruma mekanizmalarının eksiksiz uygulanması, faillere tavizsiz cezai yaptırımlar getirilmesi ve kadınların eşitlikçi bir toplumda adalete erişim haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceklerini kamuoyuna bildirdi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

