Muğla Platformu’nun (MUÇEP) 38’inci Genel Meclis Toplantısı, dün (4 Nisan) saat 10:30’da Datça Kadın ve Gençlik Merkezi’nde başladı.
Toplantıda ilçe meclisleri faaliyet raporlarını sundu, çevre davalarındaki stratejiler gözden geçirildi, dernek için gelir sağlanması ve ekoloji alanında faaliyet gösteren farklı sivil toplum kuruluşlarıyla birleştirici etkinliklerin planlaması yapıldı.
Ayrıca, MUÇEP’in 10’uncu kuruluş yıldönümü ile Halkların İklim Zirvesi de toplantının gündem maddeleri arasında yer aldı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Bodrum, Milas, Menteşe, Fethiye’deki yerel meclislerin üye ve gönüllüleri de toplantıya katılım sağladı. Toplantıda verilen öğle arasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, CHP Datça İlçe Başkanı Abdullah Sezai Öz ve Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt ziyarette bulundu.


Ziyaret sırasında konuşma yapan CHP’li siyasetçiler MUÇEP’in 10’uncu yılını kutlayarak Muğla’daki ekoloji mücadelesine değindi.


Abdullah Sezai Öz ve Nail Kızıl, MUÇEP’in ekoloji mücadelesine destek vermeyi önemsediklerini vurgularken Süreyya Öneş Derici ise şunları söyledi:
“Hepimizin yolu bir, amacı bir. Gelecek nesillere yaşanılabilir bir ülke ve gelecek bırakmaya çalışıyoruz. Mücadeleyi ancak birlikte yürütürsek başarıya ulaşacağımıza inanıyorum.
Dolayısıyla her birimizin, birbirimizden farkı yok. Parti değil, ideolojik yaklaşım değil. Bence hepimiz aynı yolda yürüyoruz. Yolumuz açık olsun, başarmak zorundayız.”


Cumhur Uzun, çoğu zaman bir arada olduklarını belirterek şunları aktardı:
“Her şeyden önemlisi kendi dertlerimizi ülkenin genel problemlerinin üstünde görmüyoruz. Ülkenin genel problemleri çözülürse bizim de bireysel sorunlarımız çözülür anlayışıyla daha büyük fotoğrafı görmeye çalışıyoruz. O yüzden zaman zaman farklı yerlerde hep görüşüyoruz.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Çoğalmak zorundayız. Çoğaldığımız zaman, bu duyarlılığa daha çok insanı kattığımız zaman ancak sonuca varabileceğiz. Yılmadan mücadeleye devam edeceğiz.”


“Muğla’nın her yerinde yaşama sahip çıkıyorsunuz” diyen Gizem Özcan, “Hepimizin söyleyecek sözü de, bir arada olduğumuz sürece değiştirecek gücü de var. Sözü yükseltme zamanı, mücadeleyi yükseltme zamanı. Asla ama asla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” ifadesinde bulundu.


Ziyaretin ardından siyasetçiler ve MUÇEP üyeleri, İskele Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 5 bin metrekarelik eski hastane arazisinin özelleştirilmesine karşı düzenlenen basın açıklamasına katıldı.
Basın açıklamasından sonra toplantı devam etti. 17:30’da sona eren toplantının ardından MUÇEP Datça Meclisi’nden Aydın Bodur ile MUÇEP Milas Meclisi’nden Neşe Tuncer, Gündem Fethiye’den Songül Karadeniz’e konuştu.
MUÇEP’in 10 yıl önce kurulduğunu ve ilçe meclisleri olarak örgütlendiklerini belirten Aydın Bodur, Akbelen mücadelesine başından beri destek olmayı önemsediklerini aktardı.


Kuruluş felsefelerinin doğal yaşam alanlarını koruma odaklı olduğunun altını çizen Bodur, şöyle devam etti:
“COP31’e karşı planlanmış Halkların İklim Zirvesi’ni oluşturmak buna yönelik olarak uzunca bir konuşmamız oldu. halen devam edecek Datça’da yapılıyor olmasından dolayı Datça’nın problemlerine yönelik görüşmelerimiz oldu.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Siyasi parti ziyaretinin toplantıya yaptığı ziyaretten söz eden Bodur, yat limanı ve eski hastanenin özelleştirilmesine karşı yapılan basın açıklamalarına değindi. Bodur, “Kurduğumuz çalışma grupları ile sesi yükseltmeye, mücadeleyi yükseltmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.


“SU SADECE İNSANA AİT DEĞİLDİR”
“Hem alanlardayız, hem mahkeme salonlarındayız” diyen Neşe Tuncer, şunları kaydetti:
“Muğla Çevre ve Ekoloji Politikaları Derneği, onun da kısaltması yine MUÇEP. 2021 yılında kurulduğundan beri yaklaşık 25 civarında ÇED kararlarına, özelleştirme kararlarına, kamulaştırmalara, ormansızlaştırma kararlarına karşı davalar açtık.
En son batı Akdeniz havzası su tahsis ve eylem planına bir dava açtık çünkü burada Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kuraklık dönemlerinde suyun nasıl paylaşılacağıyla ilgili bazı önermeler vardı. Bunlar tamamen Anayasa’ya, insan haklarına ve müşterek dediğimiz su sadece insan ait değildir su müşterektir bütün canlılara aittir. Dolayısıyla bu konulardan bahsederek dava açtık.”
Muğla’da sadece çevre değil diğer hak mücadelelerinde de yer aldıklarını vurgulayan Tuncer, MUÇEP’in çalışmalarına destek olmak isteyenlere maddi ve manevi destek konusunda çağrıda bulundu.
“BU YAT LİMANININ VERECEĞİ ZARARLAR, UYDURULMUŞ BİR MASAL DEĞİL”
Genel Meclis Toplantısı’nın ikinci günü olan 5 Nisan’da ise Datça Yat Limanı projesinin yapılacağı alanın önünde basın açıklaması düzenlendi.


Açıklamada, ekolojik talana ve haksız özelleştirmelere karşı ses yükseltilirken; Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki göstererek ekoloji mücadelesinin sadece mahkemelerde değil, tüm demokrasi güçleriyle birlikte sokakta sürdürüleceğini vurgulandı.


Açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Senelerdir bu yat limanının Datça’nın korunması gereken denizine, oksijen kaynağı deniz çayırlarına, türü azalmış deniz canlılarına, azalan içme suyuna, göletine, ormanına, plajına, adasına, kültürüne, tarihine, halka açık olması gereken kıyısına, verimli toprağına, istihdam olanağı yaratacağı söylenen yerelde yaşayan insanına vereceği zararları anlattık durduk.
Bu yat limanının vereceği zararlar, uydurulmuş bir masal değil. Yerel mahkemelerde açtığımız davalarda, çeşitli üniversitelerden uzman bilirkişiler, bu yat limanının hem yapım ve hem de işletme sürecinde Datça’ya vereceği zararları raporlaştırdı. Ama adalet, maalesef tecelli etmedi. Üst mahkeme, bilirkişi raporlarına itibar etmedi ve yerel mahkemenin verdiği koruma kararını bozdu.”


Yargı kararlarının sermaye lehine bozulmasına dikkat çeken MUÇEP, açıklamasında son olarak şunları kaydetti:
“Önümüzde Kasım ayında ülkemizde, Antalya’da yapılacak bir İklim Değişikliği Konferansı var. Düzenlenen bu uluslar ve devletler-arası konferanslarda toprağına, suyuna el koyulanlar, havası kirletilenler, zehirlenenler, ezilenler, emekçiler, kadınlar, gençler, yaşlılar, yoksullar, halklar bir türlü taraf olamadı.
Bu konferanslarda taraf olanlar, hep sermaye kesimlerine arka çıkan devletler, devletlerin organları, siyasi destekçileri oldu. Devletlerin COP 31’ine karşı, tüm Halkların İklim Zirvesi’ne destek olacağız. Ölümü değil yaşamı savunacağız”


Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

