Milas Yurttaş İnisiyatifi, sosyal medya üzerinden bugün (10 Nisan) yayınladığı açıklamada, Milas Belediyesi’nin ekoloji ve çevre davaları konusundaki tutumunu eleştirdi ve sorular sordu.
Yapılan açıklamada, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Ekim 2024’te bir televizyon programından A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası’na katılması halinde futbolculara ev vaadinde bulunması hatırlatıldı.
Hacıosmanoğlu bu programda, Muğla’nın Milas ilçesinde, koruma altında olan ve pek çok kuş türüne ev sahipliği yapan Bargilya Sulak Alanı’nı tehdit eden Ağaoğlu-Net Holding ortaklığından devraldığı turizm kenti projesinden futbolculara ev vereceğini söylemişti.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Hacıosmanoğlu, “4 bin tane villa yapacağız. Dünya Kupası’na katıldığımız takdirde bu evlerden futbolcularımıza vereceğiz” demişti
“MİLAS BELEDİYESİ’NİN FARKLI ÇEVRE DAVALARINDAKİ TUTUMU, KAYGI VERİCİ BİR ÖRÜNTÜYE İŞARET ETMEKTEDİR”
Milas Yurttaş İnisiyatifi hem Hacıosmanoğlu’nun açıklaması hem de Milas Belediyesi’nin konuya dair tutumuna ilişkin şunları söyledi:
“Milas’ın Boğaziçi Mahallesi’nde, Bargilya Tuzla Sulak Alanı’na bitişik konumdaki alanda yaklaşık çeyrek asırdır gündemde olan Ağaoğlu/Net Holding Turizm Kenti Projesi, son dönemde yeniden kamuoyunun gündemine taşınmıştır. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun projeyi devraldığını ve bölgeye 4 bin villa inşa edeceğini açıklamasının ardından, Milas Belediyesi’nin bu projeye ilişkin tutumu bir kez daha sorgulanır hale gelmiştir.
Bu sorunun yanıtını ararken dikkatimizi çeken yalnızca Boğaziçi meselesi değildir. Milas Belediyesi’nin farklı çevre davalarındaki tutumu, kaygı verici bir örüntüye işaret etmektedir.”
“DİBEKDERE EMSAL: KAZANILAN DAVADAN FERAGAT”
Açıklamada, Milas’ın Dibekdere Mahallesi’nde kurulmak istenen kum-çakıl maden projesi hatırlattı ve bahsedilen örüntünün somut göstergesi olarak ortaya koyuldu.
Projeye karşı açılan dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda söz konusu alanın “mutlak tarım arazisi” ve “özel ürün arazisi” niteliği taşıdığının belirlendiği belirtildi. Bilirkişiler tarafından projenin Sarıçay’a yalnızca 40 metre mesafede bulunduğunun ve köylülerin tek su kaynağı olan kuyuları kurutma riskini barındırdığının ortaya koyulduğu hatırlatıldı.
Ayrıca, bilirkişi raporunda 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’na aykırılık taşıdığının da belirtildiğinin ve bilirkişilerin oy birliği ile projede kamu yararı bulunmadığına karar verdiğinin altı çizildi. Bunun üzerine, Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin bu rapor doğrultusunda projeyi iptal ettiği, Danıştay’ın da bu kararı onadığı hatırlatıldı.
Fakat proje, şirketin “revize proje” adı altında yeniden başvuruda bulunmasıyla 7 Mart 2025’te projeye “ÇED Gerekli Değildir” kararı aldı.
Açıklamada bu aşamadan sonraki süreç şöyle anlatıldı: “Milas Belediyesi bu karara karşı Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde (Esas No: 2025/444) yeniden iptal davası açtı. Ancak resmî belgelere yansıyan bilgilere göre belediye, 27 Ağustos 2025 tarihinde mahkemeye feragat dilekçesi sunarak davadan çekildi. Mahkeme davanın sonlandırılmasına karar verdi; bilirkişilerle belgelenmiş tarım arazisi, belediyenin bu adımıyla önündeki en büyük hukuki engeli yitirdi.”
Açıklamada, var olan tablonun Boğaziçi projesindeki Milas Belediyesi tutumunu da farklı bir perspektiften değerlendirmeyi zorunlu kıldığı söylendi. Milas Belediyesi’ne konuyla ilgili şu sorular soruldu:
- 1. Ruhsat süreci hakkında: Fevzi Topuz yönetiminde 99 yapı ruhsatının 96’sı aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiştir. Geriye kalan 3 ruhsatın akıbeti nedir? İptal edilemeyen ruhsatlar hangi gerekçeyle geçerliliğini korumaktadır? Projenin herhangi bir parseli veya etabı için yeni ruhsat başvurusu yapılmış ya da yapılması gündemde midir?
- 2. Projeye destek iddiası hakkında: Kamuoyuna yansıyan haberlerde Milas Belediyesi’nin projenin hayata geçirilmesini desteklediğine dair iddialar yer almaktadır. Belediye, proje sahibi yatırımcılarla herhangi bir yazışma, toplantı veya protokol gerçekleştirmiş m<dir? Güncel resmi pozisyonu nedir?
- 3. Anayasa Mahkemesi sürecindeki tutum hakkında: Milas Belediyesi, aynı bölgedeki Vita Park Golf Tesisi projesine karşı TMMOB Mimarlar Odası ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Ağaoğlu/Haciosmanoğlu projesi söz konusu olduğunda belediyenin hukuki tutumu nedir? Aktif müdahil konumunu sürdürmekte midir?
- 4. Feragat pratiği hakkında: Dibekdere davasında yaşanan feragatin ardından şu soru kaçınılmaz hale gelmektedir: Milas Belediyesi, çevre davalarında dava açmayı bir hukuki mücadele aracı olarak mı, yoksa kamuoyu baskısını yönetmek için geçici bir pozisyon olarak mı kullanmaktadır? Boğaziçi ile ilgili açık olan davalarda belediyenin aktif takip taahhüdü var mıdır?
“MİLAS BELEDİYESİ’Nİ YUKARIDAKİ SORULARA KAMUOYU ÖNÜNDE, AÇIK VE YAZILI BİÇİMDE YANIT VERMEYE DAVET EDİYORUZ”
Açıklamada son olarak Bargilya Tuzla Sulak Alanı’nın uluslararası önem taşıyan ve yargı kararlarıyla koruma altında olan bir alan olduğu, Dibekdere’nin ise bilirkişilerin oybirliğiyle “kamu yararı” vurgusu yaptığı bir tarım ve su havzası olduğu hatırlatıldı. Milas Belediyesi’ne yönelik şunlar söylendi: ““Her iki alanda da belediyenin tutumu, söylemin ötesine geçen somut bir hesap verme yükümlülüğü doğurmaktadır. Milas Belediyesi’ni yukarıdaki sorulara kamuoyu önünde, açık ve yazılı biçimde yanıt vermeye davet ediyoruz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

