Muğla’nın Menteşe ilçesinde kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Menteşe Kadın Platformu’nun çağrısıyla saat 18.00’de Akyol Parkı’nda bir araya geldi.
Sınırsızlık Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından Menteşe Kadın Platformu, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kadınlar savaşa ve şiddete karşı barışı, ayrımcılığa karşı eşitliği siyasal İslamcı dayatmalara karşı laikliği savunuyor” ifadeleri kullanıldı.
8 Mart’ın, kadınların yalnızca eşitlik talebini değil; sömürü düzenine karşı tarihsel itirazını simgeleyen birlik, dayanışma ve mücadele günü olduğunun altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“19. yüzyılın sanayi kapitalizmi içinde ağır koşullara mahkûm edilen kadın işçilerin direnişi, 1910’da Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda politik bir çağrıya dönüştü. Clara Zetkin’in teklifi ve öncülüğünde ilan edilen bu gün, kadınların oy hakkı ve yurttaşlık mücadelesini, sınıf mücadelesiyle birlikte ele alan bir gündür.
8 Mart bu nedenle anmadan çok ataerkil ve kapitalist sömürüye karşı örgütlü kadın direnişin adı ve bu tarihsel eşik, zamanla büyüyen feminist mücadelenin de dayanak noktasıdır.”
Açıklamanın devamında, şunlar işaret edildi:
“Bugün erkek egemenliğine, erkek şiddetine, emeğimizin sömürüsüne, savaşa, bütün yaşam alanlarımızı daraltan neoliberal ve otoriter politikalara karşı eşitlik, laiklik ve özgür yaşam hakkımızı savunmak için bir kez daha dünyanın dört bir yanında ve ülkenizde sokaklardayız, meydanlardayız.”


“NEOLİBERAL POLİTİKALAR, GERİCİ, AİLECİ SÖYLEMLERİN MAKBUL KADIN TANIMINDAN GÜÇ ALMAKTADIR”
Kadın dayanışmasının ve feminist mücadeleyi, 8 Mart’ta yükselttiklerinin belirtildiği açıklamada, şunlara vurgu yapıldı:
“Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, bölgemizde savaşların ve soykırımın; ülkemizde kadına yönelik şiddetin boyutlarının arttığı neredeyse kadın katliamına dönüştüğü, eşitlik ve laiklik karşıtı politikaların gölgesinde karşılıyoruz.”


Şubat ayında 23 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünün ve 29 kadının şüpheli şekilde hayatını kaybettiğinin hatırlatıldığı açıklamada, şunlar aktarıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Bugün Muğla’da Kavaklıdere’de Sermin Bacak, evli olduğu erkek A.B. tarafından öldürüldü. Şiddetin bu denli artmasının nedeni muhafazakâr politikalar ve kadınlara yönelik şiddete karşı uygulanan cezasızlık politikalarıdır.
Kadınlar başvurabilecekleri makamlara başvurup defalarca yardım istemelerine rağmen 6284 etkin uygulanmamakta; tedbir, koruma, önlem alınmamaktadır. Kadın katilleri ataerkil ahlakçı söylemlere sarılarak erkek adalet tarafından ceza indirimleri almaktadırlar.”


“Kadın cinayetleri politiktir” denilen açıklamada, şunların altı çizildi:
“Neoliberal politikalar, gerici, aileci söylemlerin makbul kadın tanımından güç almaktadır. Laik hukuk sistemi ve medeni haklarımıza saldırılardan da bağımsız değildir.”


“HER GÜN EN AZ BEŞ KADIN ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMEKTE”
Kadın cinayetlerine karşı acil eylem planının derhal hayata geçirilmesi gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Bölgemizde soykırımlar, savaşlar ve kitlesel yıkımlar yaşanırken ülkemizde başka bir ağır gerçeklik yaşanmaktadır: Her gün en az beş kadın erkekler tarafından öldürülmekte, bir o kadar kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetmektedir.
2 Mart’ta Fatma Nur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı Hifa İkra göz göre göre öldü. Aynı gün, öğretmen Fatma Nur Çelik de gene bir şiddet sarmalı içinde öldürüldü. Kızıyla yıllardır şiddete ve cinsel istismara karşı mücadele eden Fatma Nur ‘Başıma bir şey gelirse intihar demeyin’, Fatma Nur öğretmen de ‘Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz’ demişti. Bu ülkede kadınlar ölmeden önce devlete başvurmakta ancak devlet sorumluluklarını yerine getirmemektedir.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!


Açıklamanın devamında, şunlar aktarıldı:
“Siyasi iktidarın sürdürdüğü politikalar, tarikat ve cemaatlerin güçlenmesi, nüfuz sahibi erkeklerin taciz ve tecavüzü kendilerine hak görmeleri kadınlara karşı şiddetin artmasına neden olmaktadır. Yıllardır ortaya saçılan çocuk istismarı, zorla evlendirme, ekonomik sömürü ve biat dayatmaları; kadınların ve kız çocuklarının bu yapılar tarafından nasıl sistematik biçimde denetim altına alındığını göstermektedir.”


“ŞİDDET FAİLLERİ LEHİNE UYGULANAN İNFAZ DÜZENLEMELERİ ADI ALTINDAKİ AFLARDAN VAZGEÇİLMELİDİR”
Çocuk yaştayken Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş tarafından istismar edilen ve faille evlendirilen Fatmanur Çelik ile failin istismar ettiği sekiz yaşındaki kızının cansız bedenlerinin bulunduğunun belirtildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Fatma Nur Çelik ve kızının şaibeli ölümü, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çekilen iktidarın, 6284 sayılı kadına şiddetin önlenmesi yasası dâhil mevcut yasaları etkili uygulamamasının, eşitlik ve laiklik karşıtı söylemlerinin ve cezasızlık politikasının sonucudur.
Yapılacak şey bellidir, iktidar ve muhalefet yaşanan bu şiddetleri ilk gündem kabul etmeli; sorumluları belli, kadın cinayetlerine karşı somut ve etkili bir acil eylem planı derhal hayata geçirilmelidir.”


Kadınlar, şu çağrıda bulundu:
Şiddet üzerine uzmanlaşmış kadın örgütleriyle birlikte kadınlara karşı her türlü şiddetle mücadele için acil bir eylem planı oluşturulmalıdır.
İstanbul Sözleşmesi içeriği yürürlüktedir. Sözleşme sadece merkezi iktidarı değil; Meclis, yargı, tüm yerel yönetimler, üniversiteler, siyasi partiler, sendikalar, medya, meslek odaları, spor kulüpleri ve herkesi bağlamaktadır. Derhal eksiksiz ve etkin şekilde uygulanmaya başlanmalıdır.
6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesi yasasının etkin uygulanması sağlanmalı, bağımsız izleme mekanizmaları kurulmalıdır.
6284 ve diğer yasalar kapsamındaki görevlerini ihmal eden veya kötüye kullanan kamu görevlilerine karşı rutin olarak soruşturma ve dava açılmalıdır.
Şiddet failleri lehine uygulanan infaz düzenlemeleri adı altındaki aflardan vazgeçilmelidir.


“KADIN HAKLARINI ARAÇSALLAŞTIRAN EMPERYALİST SALDIRILARA DA KARŞIYIZ”
Açıklamanın devamında, şunlara dikkat çekildi:
“Teokratik, otoriter, kadın düşmanı rejimlere de kadın haklarını araçsallaştıran emperyalist saldırılara da karşıyız. Bölgemizdeki kadınların yaşamı hem teokratik rejimlerin hem de kadın haklarını kendi çıkarları için araçsallaştıran emperyalist müdahalelerin kıskacı altında; Afganistan, Suriye, Filistin, Irak, İran.”
ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar hakkında şu ifadeler kullanıldı:
“Bunu yaparken yıllardır patriyarkal ve teokratik molla rejiminin ağır baskısı altında özgürlük mücadelesi veren İranlı kadınların mücadelesini ve kadın haklarını da araçsallaştırdı. Oysa bu emperyalist saldırı, tüm bölgeyi kadınlar ve çocuklar için daha güvensiz hale getirdi, kadın hakları savunucularına ve muhaliflere yönelik baskı ve saldırıların önünü açtı.”


İran’daki bir ilkokula yönelik gerçekleştirilen hava saldırıcı sonucu en az 150 kız çocuğunun hayatını kaybettiğinin belirtildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Irak’ta, Kadınların Özgürlüğü Örgütü kurucusu Yanar Mohammedi öldürüldü. Bu suikast, mezhepçiliğin ve kadınlara karşı saldırıların geldiği noktayı ve kadınların özgürlük mücadelesinin ne kadar tehdit edici bulunduğunu gösterdi.
Biz kadınlar, kadın haklarının savaşların ve müdahalelerin gerekçesi haline getirilmesine de bölgemizdeki otoriter rejimlerin kadın düşmanı politikalarına da karşıyız.”


“MEDENİ YASA VE LAİKLİK SAVUNUSU BİR ‘KÜLTÜR SAVAŞI’ DEĞİLDİR”
Barış için mücadele etmeye devam edeceklerinin altının çizildiği açıklamada, şunlara vurgu yapıldı:
“Medeni Yasa ve laiklik sadece bir yönetim ilkesi değil, kadınların eşit ve özgür yaşayabilmesinin temel koşuludur. İktidar, sınırlarını kendisinin belirlediği bir toplum tahayyülünü ve aile modelini hepimize dayatarak, geleneksel cinsiyet rollerini pekiştirerek, cinsiyetçi uygulama ve söylemlerin dozunu artırarak kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını tehdit etmektedir.
Belli bir dinin belli bir yorumunu hepimize norm olarak dayatmaya çalışanlar bedenimize, kimliğimize, emeğimize el koymak, bizleri evlerin ücretsiz köleleri, neoliberal sistemin ucuz ve güvencesiz işgücü yapmanın peşindedir. “


Medeni Kanun’un, kadınların aile içinde eşit bireyler olarak tanınmasının ve laik hukuk düzeninin en önemli dayanaklarından biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şunlar işaret edildi:
“’Medeni yaşamın anayasası’ olan Medeni Yasa’nın kadınlar lehine sağladığı güvenceler, nafaka hakkı, soyadı hakkı, boşanma süreçlerindeki yasal korumalar ve kadınların ekonomik güvenceleri sürekli tartışmaya açılmakta; yüz yıllık kazanımlar aşındırılmaya çalışılmaktadır.
Medeni Yasa ve laiklik savunusu bir ‘kültür savaşı’ değildir. Laiklik, kadınların bugünü ve geleceğidir. Biz laikliği yalnızca savunmuyoruz; eşitlikçi, demokratik ve barışçıl bir toplumun kurucu ilkesi olarak yeniden tarif ediyoruz: Laiklikten vaz geçmiyoruz, tarikat cemaat hepsi kapatılacak, tarikata değil kadınlara bütçe.”


Açıklamanın devamında, şunların altı çizildi:
“Taleplerimiz açık, mücadelemiz baki: 8 Mart’a yalnızca yas tutarak değil, öfkemizi büyüterek dirençle ve mücadele kararlılığıyla giriyor, dünyanın her yerinde özgürlükçü, barışçıl, eşitlikçi ve laik bir toplum için diktatörlere, faşist liderlere ve molalara karşı mücadele eden tüm kadınları selamlıyoruz. Hayatlarımız, haklarımız ve hayallerimiz için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz!”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

