Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Kötekli Mahallesi’ndeki bir mekanda üniversite öğrencisine yönelik cinsel saldırı davasının karar duruşması, 28 Nisan’da Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Fail erkek İ.İ. hakkında “basit cinsel saldırı” suçundan indirimle beraber dört yıl iki ay hapis cezası kararı verildi.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden Avukat Perihan Ceviz Turasay, kararının ardından yaptığı açıklamada, “Kadının soyut beyanı diye bir şey yoktur, kadının beyanı vardır ve bu beyan eğer adli tıp raporuyla destekleniyorsa burada artık ortada somut ve kesin bir delil vardır” ifadelerini kullanmış ve kararı istinafa taşıyacaklarını belirtmişti.
Avukat Perihan Ceviz Turasay, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına 25 Mayıs’ta itiraz ederek dosyayı istinafa taşıdı. Başvurusunda, sanığın eyleminin “basit cinsel saldırı” sınırını aştığını savundu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Turasay, failin; cinsel şiddetten hayatta kalan kadının kendini savunamayacak durumda olmasından yararlandığını belirterek, suçun “nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs” olarak kabul edilmesini ve sanığa en üst sınırdan ceza verilmesini talep etti.
Başvuruda; dosyadaki somut deliller, adli tıp raporu ve şiddete maruz bırakılan kişinin süreç boyunca değişmeyen ifadeleri bir arada değerlendirildiğinde, failin eylemini şiddete maruz bırakılan kadının gösterdiği direniş sayesinde tamamlayamadığının açıkça ortaya çıktığı vurgulandı. Devamında şu ifadelere yer verildi:
“Müvekkilin sanığı tanımaması, aralarında hiçbir husumet bulunmaması ve olaydan hemen sonra şikayetçi olarak iç beden muayenesine rıza göstermesi, ‘mağdurun beyanı esastır’ ilkesinin somut olayda ne denli güçlü bir zemine oturduğunu göstermektedir. Sanığın eylemleri, müvekkilin cinsel özerkliğini yok sayan, onu bir nesne gibi gören ataerkil şiddetin en karanlık tezahürlerinden biridir.
Bu saldırı, müvekkilin sadece o geceki güvenliğini değil, toplum içindeki varoluşunu ve cinsel dokunulmazlığına olan güveni de hedef almıştır. Bu nedenle, sanığın eylemlerinin basit bir cinsel saldırı olarak nitelendirilmesi, yaşanan şiddetin boyutunu küçültmek ve faili cezasızlıkla ödüllendirmek anlamına gelecektir.”
Yargılama süresince failin pişmanlık göstermediğine dikkat çekilen başvuruda; fail hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması, fail tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi ve failin tutuklanması talep edildi.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE ALANINDA CEZASIZLIK ALGISI YARATAN YARGI PRATİĞİ İLE KARŞILAŞMIŞ DURUMDAYIZ”
İstinaf başvurusuna ilişkin Ceviz Turasay tarafından yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Cinsel saldırı dosyalarında, failin nitelikli cinsel saldırı kastıyla icraya başladığı, ancak mağdurun direnişi veya harici bir engel nedeniyle eylemini tamamlayamadığı durumlarda, suçun ‘nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs’ yerine ‘basit cinsel saldırı’ olarak vasıflandırılması yerleşik bir hata haline gelmiştir.
Bu dosyada da maalesef bu hatalı ve kadına yönelik şiddetle mücadele alanında cezasızlık algısı yaratan yargı pratiği ile karşılaşmış durumdayız. Somut olaya ilişkin dava açılmasının akabinde eylemin ‘nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs’ suçu kapsamında olabileceği değerlendirilerek verilen görevsizlik kararıyla dosya, ağır ceza mahkemesine gönderilmişti.”
Mahkeme’nin, “Sanığın katılana yönelik eyleminin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs olduğuna dair somut, objektif ve her türlü şüpheden uzak delil olmaması” gerekçesiyle ‘basit cinsel saldırı’ suçundan hüküm kurduğunun altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Oysa adli tıp raporuyla desteklenen katılan beyanları nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçunun oluştuğunu göstermektedir. Yine aşamalarda suçu inkar eden ve hiçbir pişmanlık göstermeyen sanık hakkında iyi hal indirimi olarak bilinen takdiri indirimin uygulanması da kabul edilemez. Bu sebeplerle karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduk.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

