Marmaris Kadın Dayanışma, dün (24 Nisan) Gülistan Doku cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri ile ilgili Muğla‘nın Marmaris ilçesindeki Atatürk Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
Açıklamayı Aylin Yumuk okudu. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Beyaz kanatları gece karanlığında parlıyordu… Gökyüzüne süzülürken hiçbir zincire hiçbir duvara çarpmadan yürüyordu…Bir an kaybolup karlar üzerinde yeniden beliriyordu… Bizden başka düşmanları var mıydı? Bilmiyorum… Gülistan Doku’dan kalan son izler elleri koynunda yürüyüşüdür…
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
‘Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu / Gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den onu…’
Gülistan bir koyun değil bir insan… Fırat’ta kaybedildi. Kim katletti? Kimler kaybetti?”


“NASIL OLUR DA GÜLİSTAN DOKU CİNAYETİNİN TÜM BELGELERİNİ KARARTILIR?
Açıklamada, Gülüstan Doku cinayetinde dönemin valisinin, başhekimin, güvenlik görevlisinin dahil olduğu “uzman bir ekiple” 12 kişi eşliğinde organize bir suç örgütü kurularak belgelerin karartıldığı söylendi ve “Nasıl olur da Gülistan Doku cinayetinin tüm belgelerini karartılır? Nasıl olur da Gülistan Doku’nun telefonunda suç unsuruna rastlanmaz?” diye soruldu.


Gülistan Doku’nun öldürülmesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 15 kişiden, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, Tuncay Sonel’in koruma polisi Şükrü Eroğlu, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Operatör Doktor Çağdaş Özdemir, Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeynel Abakarov, Abakarov’un eski polis üvey babası Engin Yücer, Abakarov’un annesi Cemile Yücer, Eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Altaş ve Ferhat Hanedan Güven tutuklandı. Üç kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
Açıklamada Gülistan Doku’nun altı yıldır kayıp olmasına vurgu yapıldı ve “Gülistan için bir mezarı çok görenler ve buna seyirci kalanlar bu utançla yaşamaya mahkumdur. Gülistan Doku’nun kemikleri ailesine teslim edilene kadar, katil ve diğer failler hak ettikleri cezayı bulana kadar, bu davanın takipçisi olacağız” dendi.


“SAVCILARIN BU DOSYALARI TOZLU RAFLARDAN İNDİRMELERİNİ TALEP EDİYORUZ”
Diğer yandan açıklamada, Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı olan ve cansız bedeni 12 Şubat 2024’te Batman’da Hasankeyf Baraj Gölü’nde bulunan Rojwelat Kızmaz hatırlatıldı. Rojwelat Kızmaz’ı da intihar ettiği söylenerek dosyanın kapatılmak istenmesine dikkat çekildi. Şüpheli kadın ölümlerine dair şunlar söylendi:
“Gülistan’ın, Rojwelat’ın hikayeleri yalnızca bir arkadaşlığın değil, cezasızlık politikasının ve ihmaller zincirinin bir özetidir… Buradan sesleniyoruz Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz, Aslı Baş, Rojin Kabaiş, Rabia Naz, Nadira Kadirova, Yeldana Kharman, Fatma Nur Çelik ve küçücük kızı İkra dahil olmak üzere intihar süsü verilerek üstü örtülmek istenen tüm kadın cinayetleri şüphelidir… Savcıların bu dosyaları tozlu raflardan indirmelerini talep ediyoruz.”


“FAİLLERİN ELİNDEKİ SİLAH KADINA SUNULAN KORUMADAN ÇOK DAHA HIZLI ÇALIŞIYOR”
Açıklamada, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinden sonra kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekildi ve şunlar söylendi:
“Bu hukuki olarak geri adım olmakla birlikte ‘failler itinayla korunup kollanır’ın açık mesajıdır… Kadınlar tecavüze uğruyor, korkunç bir şekilde parçalanıp canice surlardan atılıyor, yüksekten düşüyor, işkence görüyor, sokak ortasında fütursuzca yüzlerine kezzap atılıyor, barajlardan, denizden her yerden kadın cesetleri çıkarılıyor… Nedense faillerin elindeki silah kadına sunulan korumadan çok daha hızlı çalışıyor… Her gün bir başka kadın katlediliyor, fail kısa bir süren bir tutukluluk, iyi hal indirimleri ve af gibi süreçlerle serbest bırakılıyor.
Katledilen kadınların, çocukların ve gençlerin boy boy fotoğrafları yayınlanırken utanmadan ‘dosyada gizlilik kararı var hüküm henüz kesinleşmemiş’ denilerek katillerin yüzleri gibi dosya da fail de korunuyor… Hatta aynı apartmanda yasayan komşuları bile bu kişileri tanımıyor, ‘seyahatte’ diyebiliyorlar. Ne ala bir süre sonra fail eve dönüyor ve ne ala ki mutlu mesut yaşıyor…”


Açıklamada son olarak 2026’nın Mart ayında en az 32 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü hatırlatıldı. Ayrıca, Türkiye’nin OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development – Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) ülkeleri arasında da kadın cinayetleri konusunda ilk sıralarda yer aldığına dikkat çekildi ve “Artık yeter! Biz istatistik olmak istemiyoruz. İkinci sınıf yurttaş olmak istemiyoruz. İstanbul sözleşmesinin yeniden hayat bulmasını istiyoruz” dendi.
Açıklamada, kadınların yaşam hakkı başta olmak üzere eşitliğinin, haklarının, özgürlüğünün yasalar ve uygulamalarla güvence altına alınması, kadın cinayetlerine karşı köklü çözümlerin üretilmesini talep edildi.
NE OLMUŞTU?
Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, Tunceli’de kaldığı yurttan 5 Ocak 2020’de ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamadı. O sırada 21 yaşında olan ve aslen Diyarbakırlı olan Doku’nun ailesi, ertesi gün Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu.
Yürütülen ilk incelemelerde Doku’nun o gün saat 11.29 sıralarında eski erkek arkadaşı Zeynal Abarakov ile bir pastane önünde kısa süreli görüştüğü, ardından şehir içi minibüse bindiği tespit edildi ve son olarak saat 12.24’te Dinar Köprüsü üzerinde görüldüğü kayıtlara geçti ancak nerede indiği belirlenemedi. Cep telefonunun son sinyali ise Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinden alındı.
Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinasyonunda Uzunçayır Baraj Gölü’nde geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. Suda 300 gün süren aramalardan sonuç çıkmadı. Gülistan Doku’nun suya atladığı iddia edilen köprünün 4 Ocak 2020 tarihine ait kamera görüntülerini inceleyen ulusal kriminal büro, suya düşenin bir nesne değil efekt olduğu tespitine vardı. Raporda, “Köprü ayağındaki efekt bir piksel artığı olup, kesinlikle yukarıdan suya düşen bir insan veya eşyanın suda yükselttiği su sütunu değildir” ifadelerine ye verildi.
Aile avukatı Ali Çimen, bu raporun intihar tezini çürüttüğünü savundu.
Baş şüphelinin üvey babası ve Doku’nun kaybolduğu dönemde Tunceli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube’sinde görevli polis memuru Engin Yücer, dosyadaki bazı belgeleri basınla paylaştığı gerekçesiyle hakkında kamu davası açılarak Ocak 2021’de meslekten ihraç edildi.
Gülistan Doku’nun ailesi 1 Ocak 2022’de, kızlarının akıbetinin aydınlatılması talebiyle Tunceli Adliyesi önünde oturma eylemi başlattı. Anne Bedriye ve baba Halit Doku, süreç içinde dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüştü.
17 Mart 2022’de Zeynal Abarakov Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı, ancak ertesi gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bu gelişme kamuoyunda tepkiye neden oldu. Baraj gölündeki aramalardan sonuç alınamayınca çalışmalar Ekim 2022’de sonlandırıldı.
Aile, Ocak 2024’te dosyanın baş şüphelisi ve adli kontrolle serbest bırakılan Zeinal Abakarov’un tutuklanması için ve o dönem dosyayı yürüten asayiş biriminde görevli olan Engin Yücel’in şüpheli sıfatıyla dosyaya girmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi. Ayrıca Tunceli Valisi hakkında baş şüphelinin yurt dışına kaçırılmasının bilgisi dahilinde olduğu iddiasıyla görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulundu.
Aile avukatı Ali Çimen aynı dönemde yaptığı açıklamada, dosyanın örtbas edilmesinde rol aldığını beyan eden bir kişinin kendilerine ulaştığını ve üst üste aynı kamu görevlisinin adını verdiğini belirtti.
Dosyanın seyrinde Haziran 2024’te değişiklik oldu. Tunceli’ye atanan başsavcı Ebru Cansu, göreve gelmesiyle birlikte Gülistan Doku dosyasını yeniden açtı ve tüm delillerin toplanıp yeniden incelenmesi için özel bir ekip kurdu. Soruşturma bu aşamadan itibaren cinayet şüphesi ekseninde yeniden yapılandırıldı.
14 Nisan 2026’da ise dosyada “yeni” bir aşamaya geçildi. Cinayet şüphesi kapsamında yedi ilde 13 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verildi. Tunceli merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ ve İzmir’de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Gözaltına alınanlar arasında Doku’nun Alanya’da yaşayan erkek arkadaşı Zeynel Abarakov da yer aldı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de operasyonlarda gözaltına alındı.
Aile, Doku’nun kaybolmasında eski erkek arkadaş Zeynal Abarakov’u ve ailesini sorumlu tuttu. Ablası Aygül Doku, kardeşinin gelecek planları olduğunu, Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) hazırlandığını ve Diyarbakır’da bir işe başlamak üzere olduğunu belirterek intihar ihtimalini sürecin başından itibaren reddetti.
ÖZGÜR ÖZEL’DE SORUŞTURMANIN “ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK’İN TALİMATIYLA BAŞLADIĞI” BİLGİ NOTU AÇIKLAMASI
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel 14 Nisan’da partisinin haftalık grup toplantısında konuya dair yaptığı açıklamada başlatılan operasyonu önemsediklerini belirtti ve “Bugüne kadar ilerlemeyen soruşturmalara nasıl tepki gösteriyorsak, şüphelere nasıl tepki gösteriyorsak şimdi de bu noktadaki çabaları o kadar destekliyoruz” dedi.
Diğer yandan, operasyonla ilgili haberlerin “Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla başladığı” yönünde bilgi notuyla servis edildiğini açıkladı ve şöyle konuştu:
“Diyor ki ‘Sayın Akın Gürlek’in talimatıyla operasyonun başladığını…’ Bir, yargı bağımsızsa Adalet Bakanı kimseye talimat veremez. Adalet Bakanı, yargı bağımsızlığı konusunda net bir tutum sahibi olur, ona göre davranır. Arayıp da ‘Şu dosyayı açın, operasyon yapın’ diyemez. ‘Yapıyorsunuz’ diyenlere yıllardır, ‘Öyle şey mi olur, yargı bağımsızdır, talimat mı alınır?’ diyordu. Bugün basın danışmanı şöyle bir not yolluyor, ‘Sayın Adalet Bakanımızın talimatıyla soruşturmanın başladığının söylenmesi.’ İki, ‘Akın Gürlek harekete geçti ibaresinin kullanılması.’ Üç, ‘Dosyanın tozlu raflardan indirildiğinin vurgulanması.’ Dört, ‘Akın Gürlek’in yargıyı harekete geçirirken güçlü korunuyor imajı ile mücadele ettiği.’ Beş, ‘Ucu nereye giderse gitsin ifadesinin bakanımızın ağzından ısrarla söylendiğinin haber metninde yer almasını istiyoruz’ diye.”
Akın Gürlek’in “Ucu nereye çıkarsa çıksın” söylemi ile ilgili de önceki adalet bakanlarına seslenen Özel şunları söyledi:
“Bugün yazılan bilgi notu Abdulhamit Gül’ün, Bekir Bozdağ’ın, Yılmaz Tunç’un ve bir bütün olarak AK Parti siyasetinin Gülistan Doku dosyasını kapattığını, şimdi gelip Akın Gürlek’in gereğini yaptığını ve şu anda o dosyada eli olanların da bunu onun talimatıyla yaptığını söyleyen ve hepinizin hem mesleki hem siyasi ahlaklarına dil uzatan bilgi notudur. Furkan Torlak bu sefer bize değil; sizin haysiyetinize saldırdı. Susun da göreyim.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

