“Hayatı Zehir Olan Çocuklar” dizi filmi ve düşündürdükleri – 2
Filmde, Polonya’da bahsi geçen yörede halk çok kötü şartlarda yaşamaktadır. Kurşun Ergitme Fabrikası’nın daha verimli çalışabilmesi ve üretimin daha da arttırılabilmesi için teknolojik yenilik yerine kolay yöntem seçilir. Baca çekişini yavaşlattığı düşünülen torba filtrelerin önce yarısı sonra da tamamı çıkarılır. Baca gazı hiçbir filtreye tabi olmadan atmosfere atılır.
Hiçbir arıtmaya tabi tutulmayan zehirli baca gazları nedeniyle başta çocuklar olmak üzere herkes etkilenir.
Şehri yönetenler için öncelik; çevrenin ve halkın sağlığı değil, sanayi üretimini arttırıp, üst yöneticilerin gözüne girmektir.
***
Peki, bizde durum nasıl?
Muğla’daki Termik Santrallarda vahşi çalışma dönemi:
Muğla’daki termik santrallar, Polonya’daki ergitme fabrikasından farklı. Bacalarında da aynı şey yapılmadı fakat fosil yakıt yakma sonucu (kömür ve fuel oil) oluşan zehirli duman nedeniyle benzeri süreçler yaşandı.
Mevcut üç termik santral, hem fiili hem de hukuksal olarak yürütülen çevre mücadelesi sonucunda Baca Gazı Kükürt Giderimi (FGD) üniteleri kurulana kadar hiçbir arıtmaya tabi olmadan çalıştı. Bacalarda uçucu külleri tutan elektrostatik filtreler haricinde (ki bunlarda her zaman düzgün çalışmıyordu) hiçbir arıtma yoktu ve yanma sonucu oluşan zehirli gazlar olduğu gibi atmosfere atıldı.
Yatağan Termik Santrali 1982-2008 yılı arası 26 yıl, Yeniköy Termik Santrali 1986-2007 yılı arası 21 yıl, Kemerköy Termik Santrali 1993-2003 yılı arası 10 yıl hiçbir arıtmaya tabi olmadan vahşi bir şekilde çalıştı.
***
Baca Gazı Kükürt Giderimi (FGD) dönemi:
Binlerce ton su ve kireç taşı tüketerek çalışan Baca Gazı Kükürt Giderimi (FGD), yani Desülfürizasyon ünitelerinin yapılmasıyla kükürt dioksit tutulup, havadan tepemize sülfürik asit yağması bir miktar engellense de santrallar yine öngörülen standartların dışında çalışmaya devam ettiler.
Uçucu külün bacadan kaçması sorunu daha aşağı çekilmişti ama yine emisyon değerleri kabul edilenin çok üzerindeydi. Bunu aşmak için Avrupa Birliği’nin de zorlamalarıyla 2020-2024 arası rehabilitasyon çalışmaları yapıldı. Miadı dolmuş termik santralları kapatıp sorunu kökten çözmek yerine kazan, türbin ve elektrostatik filtrelerde kısmi iyileştirmeler yapıldı.
Sorun çözüldü mü?
Hayır, termik santrallar baca dumanlarıyla şehri kirletmeye devam etti ve hala devam ediyor.
***
Küllerin ve FGD atıklarının durumu:
Santrallarda yanan linyit kömürünün yüzde 30’u küle dönüşür. Bu külün yaklaşık yüzde 30’u taban, yüzde 70’i elektro filtrelerde tutulan uçucu kül şeklindedir ve her yıl oluşan 1,5-2 milyon ton kül santral çevresinde büyük kül dağları oluşturacak şekilde depolanır.
Bu küllerin İçlerinde ağır metaller (Kurşun (Pb), Krom (Cr), Nikel (Ni), Çinko (Zn), Kadmiyum (Cd), Arsenik (As), Cıva (Hg)) ve radyoaktif elementler (Uranyum (U), Toryum (Th), Potasyum-40) vardır.
Bu kül depolama sahalarındaki küllerin bir kısmı rüzgarla havaya, bir kısmı yağmur suları ile yeraltı sularına karışarak havayı, suyu, toprağı kirletir.
Bu kül yığınlarının yanı sıra FGD yani desülfürizasyon ünitelerinden çıkan alçı taşlarının ekonomik olarak değerlendirilemeyen kısmı da atık olarak depolanır.
Yağmur altında kaldığında alçı taşının çabuk çözülmesi ve sülfat içeriği nedeniyle yeraltı sularının kalitesini bozduğu gibi yanına depolanan uçucu küllerin içindeki ağır metalleri (Arsenik, Selenyum, Bor gibi) de çözer ve bu toksik maddelerin yeraltı suyuna sızmasını hızlandırır. Yani alçı taşı, zehirli maddeler için bir nevi “taşıyıcı sıvı” oluşturur.
Yani termik santrallar aşırı su tüketimlerinin yanı sıra hem havayı, hem suyu hem de toprağı zehirlerken, bu ortamda yaşamak zorunda olan her türlü canlı, bitkiler, hayvanlar ve insanlar doğrudan ya da dolaylı yolla az ya da çok zehirlenir.
***
Polonya’da Kurşun Ergitme Fabrikası yaydığı kirlilik görmezden gelinmiştir, peki, Muğla’da ne yapılmıştır?
2019 yılında yayınlanan Kömürün Gerçek Bedeli çalışmasında Muğla’daki üç termik santralin baca gazları nedeniyle yaşanan hava, su, toprak kirliliği ve insanlarda yarattığı sağlık sorunları bilimsel rakamlarla ortaya konmuş ve 2017 yılına kadar yaklaşık 45.000 kişinin hava kirliliği nedeniyle hasta olup, hayatını kaybettiği hesaplanmıştır.
Termik santralların yarattığı çevre kirliliği nedeniyle olan hastalık ve ölüm sayılarıyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’ndan ve hastanelerden resmi kayıtlar ulaşılamadığı için gerçek sayı ancak eldeki verilere göre tahminen hesaplanmaktadır.
***
İki ülke insanı arasında ne fark var?
Filmi seyrettiğimizde hangi siyasal sistem içinde yaşarsak yaşayalım, yaşamın her alanında insanlık hallerimizin nasıl öne çıktığına şahit oluyoruz.
Kötülüğün kaynağının ekonomide, mülkiyetin özel ya da kamu biçiminde, dindar ya da dinsiz oluşumuzda, kutsal kitabın kurallarına uyup, uymamamızda, milliyetçi olup, olmamamızda, sosyalist ya da komünist olmamızda ya da olmamamızda, ideolojimizde vb. birçok sebepte olduğunu iddia edebiliriz.
Ama insanlık hallerini yok saydığımızda kesinlikle yanılırız.
Akıllı, aptal, cesur, korkak, iyi, kötü, cömert, cimri, sabırlı, sabırsız, alçak gönüllü, kibirli, merhametli, zalim, çalışkan, tembel, dürüst, yalancı daha birçok özelliğimiz var.
Kişiliğimiz, yetişme tarzımız, içinde bulunduğumuz ortam bizim bazı özelliklerimizi daha çok öne çıkarabilir ama hepimiz insanız ve hepimiz olumlu, olumsuz bütün insanlık hallerini taşıyoruz.
Kötülüğün kaynağını kendimiz dışında aradığımızda yanılırız. Bu dünyayı cehenneme de çeviren, cennete de çevirecek olan bizleriz. Savaşları da, katliamları da, işkenceleri de biz yapıyoruz. Bunları değiştirecek; barış içinde adil, vicdanlı bir dünyayı da kuracak olan bizleriz.
Tüm çevrenin ve insanların zehirlenmesine sebep olan, göz yuman, hatta arka çıkan, korkak, bencil, hain olan da biziz, bunların değişmesi için mücadele eden de.
Bu yüzden ben diyorum ki hangi sistem içinde yaşıyor olursak olalım tüm olumsuz huylarımızdan, özelliklerimizden kurtulma şansımız olmasa bile, önce kendimizi olumlu anlamda değiştirmemiz gerekiyor.
Sonra da içinde yaşadığımız sistemi ve dünyayı, savaşın ve sömürünün olmadığı; daha temiz, daha adil, daha yaşanılır, daha vicdanlı hale getirmek için ne yapmak gerektiğini düşünüp, buna göre de mücadele etmeliyiz.
Savaşın ve sömürünün olmadığı, daha temiz, daha adil, daha yaşanılır, daha vicdanlı bir dünya mümkün mü?
Evet mümkün!
Dip Notlar:
- Netflix, 2026 yapımı “Hayatı Zehir Olan Çocuklar” dizi filmi.
- https://www.sondakika.com/guncel/haber-yatagan-i-nefessiz-birakan-ariza-5055364/
- https://www.guris.com.tr/EN%2C1663/thermal-power-plants.html
- https://www.ykenerji.com.tr/yenikoy-termik-santrali
- https://www.ykenerji.com.tr/kemerkoy-termik-santrali
- Muğla’daki termik santrallar tam kapasite ile çalıştığında FGD yani desülfürizasyon ünitelerinin günlük su tükemi 35.000 ton/gün ve kireçtaşı tüketimi ortalama 4000 ton/gündür. Bu işlemden atık olarak da yaklaşık 6.500 ton alçı taşı atık olarak çıkar.
- http://www.komurungercekbedeli.org/komurun-insan-sagligina- bedeli.html

Makina mühendisiyim. İstanbul’dan Muğla’ya bir otel şantiyesinde çalışmak için 1991 yılında geldim. Geliş o geliş. O günden bu yana Muğlalıyım. İnşaat faslından sonra turizmde teknik müdür olarak 17 sene çalıştım. Arada 3 sene Antalya merkezli çalışma var ama o zaman bile Muğla ile bağım kopmadı. Muğla’ya yerleştiğim yıldan bu yana Muğla’nın havasına, suyuna, taşına, toprağına sahip çıkma mücadelesine elimden gelen desteği vermeye çalışıyorum. Gündem Fethiye ile bu vesile ile tanıştık, yazılarımla da bir nebze katkıda bulunabilirsem ne mutlu bana.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
