2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle İklim Adaleti Koalisyonu tarafından suyun ve sulak alanların önemini vurgulayan bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, “Kendi tarihimiz boyunca suyu, sulak alanları bu boyutta ‘ürküttüğümüz’ başka bir dönem daha olmadı” denildi.
İklim Adaleti Koalisyonu, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında suyun ve sulak alanların önemine değinen bir açıklama yayımladı.
“Su kuşun kanadında, ürkütürsen bulamazsın” sözlerinin vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Gezegende yaklaşık beş milyar yıldır var olan su, bize sulak alanların; tüm derelerin, nehirlerin, göllerin, lagünlerin, bataklıkların, turbalıkların, mevzuata göre söyleyecek olursak altı metre derinliğe kadar denizlerin tarihçesi hakkında da bir fikir veriyor. Gezegenin su küresi, insanlık, tarihi ve kültürü dahil tüm yaşamın kaynağı niteliğinde.”
Açıklamada, “Binlerce yıldır uygarlıkların suya dayalı, ona bağlı kurulmuş, devam etmiş olması da tesadüf değil. Yaşadığımız coğrafya her açıdan bunun binlerce örneğiyle dolu” denildi.
“Anadolu’nun bilinen tüm halkları, kült ve kültürleri suyu kutsal da saymış. ‘Topraktan önce olan’ denmiş. Su kenarlarına yerleşmişiz” ifadesinin yer aldığı açıklama şöyle devam etti:
“Antik kentler, yerleşimler bugün hala ayakta, onlardan öğrenmeyi sürdürüyoruz. Suyun saflık, bereket, arınma, yeniden doğma gibi anlamları devam ediyor. Sayesinde tanıştığımız turnalardan nice türküler, öyküler yaratmışız, semahlar dönmüşüz. Türkülerinde “pınar başı” olmayan yöre yok.
Pınar başlarında kavuşmuşuz, ayrılmışız, sevinmişiz, üzülmüşüz. Halılara, kilimlere su yolu diye motif yapmışız. Su gibi aziz olmuşuz, su gibi aksın diye temenni yaratmışız, derdimizi suya bırakmışız, yanında huzur, aş, iş bulduklarımızın başında su gelmiş.”


“ÇINAR SEMBOLÜ KÖKLÜLÜK, KADİMLİK, EBEDİLİK İFADE ETMİŞ”
Ayrıca, “Su sayesinde ulu çınarlar olmuş, öyle çınarlarla tanışabildiğimiz için çınar sembolü köklülük, kadimlik, ebedilik ifade etmiş” ifadesinde bulunuldu.
Akarsularla su kemeri ve su değirmenleri yapmanın öğrenildiği vurgulanırken şunlar aktarıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Yokluğu, bunun ihtimaliyle sarnıç bilgisi yaratılmış tüm Anadolu’da. Geleneksel balıkçılığın binlerce yıldır aynı şekilde yürütüldüğü bölgeler hala mevcut. Kurda, kuşa, aşa ilkesiyle. Ustalıkları Anadolu’ya özgü gulet, tırhandil, taka gibi tekneler yaratmışız. Ebru sanatının bile suyla yaşamın binlerce yıllık bilgisine dair bir yanı var.”
Yazılı ve sözlü kültürde su ve sulak alanlarla beraber yaşamanın bilgisine dayalı sayısız örnek bulunabileceği değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Böyle de baktığımızda sulak alanlar, adeta bir dolaşım sistemi gibi sadece toprak, yerleşimler ve habitatlar arasındaki bağı değil aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bilginin, toplumsal hayatın da bağını kurar nitelikte.
Beraber yaşamaktan çıkıp, sahibi olduğumuz hezeyanı içinde tüm sulak alanlara tahakküm kurmayabaşladığımızda, bugün sadece su varlıklarını değil başka türlü nice bilgiyi ve bağı da kaybetmenin eşiğindeyiz.”


“TÜM CANLILAR İÇİN SAĞLIKLI NEFES DEMEK”
Ayrıca, “Oluşumları ve barındırdıkları biyoçeşitlilikle iklim krizi karşısında en kırılgan ekosistemler olmakla beraber, karbon yutak alanı olmalarından ötürü, sulak alanlar aynı zamanda tüm canlılar için sağlıklı nefes demek” sözleri vurgulandı.
Açıklamada, “Yaşamın kaynağı ve devamı niteliğindeki varlığın, alanların kullanım, tüketim odaklı kaynağa dönüşmüş olması hiçbir gerekçeyle açıklanamayacak boyuta gelmiştir” denildi.
Yüzlerce baraj, HES, yanlış tarım politikaları ve sanayi-madencilik tahsisleri nedeniyle havza bütünlüğünün bozulduğu, yerüstü ve yeraltı su varlıklarının hızla tükendiği vurgulandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Açıklamada, barajların ekolojik ve toplumsal yıkım yarattığı, tarımsal sulama ve nüfus politikalarının krizi derinleştirdiği, gri su ve yağmur hasadı gibi çözümler yerine desalinasyon gibi yeni müdahalelere yönelindiği belirtildi.
“KUŞLARLA SUYUN İZİNİ SÜRMEK MÜMKÜN”
Ayrıca suyun ticarileşmesi, kirlilik ve kaçak kullanımların temiz suya erişimi sınıfsal bir sorun haline getirdiği, yaşanan kuraklığın artık geleceğin değil bugünün krizi olduğu ifade edilirken şunlar kaydedildi:
“Kendi tarihimiz boyunca suyu, sulak alanları bu boyutta ‘ürküttüğümüz’ başka bir dönem daha olmadı. Anadolu’nun yerleşik ya da göçmen kuşları suyu takip eder, sulak alanlar onlar için de hayatidir.
Kuşlarla suyun izini sürmek mümkündür. Bir gün turnalar gelmez olursa, Anadolu’nun sulak alanları da göçmüş, yitmiş demektir. Belki türküleri de. Pek vakit kalmadı.”
“Onlarca yıldır inatla sürdürülen yanlış politikalar yüzünden bu noktaya geldiğimizin farkındayız” denilirken son olarak şu ifadelere yer verildi:
“Sadece belli bir siyasi parti değil, sistemin yürümesine yol açan tüm aktörlerin sorumlu olduğunu da iyi biliyoruz. Dolayısıyla gündemdeki Su Kanunu’nun da ne içereceği, nasıl çıkarılacağı konusunda hayli kaygılıyız.
Bütün bu iflasa yol açan tüm mevzuat ve uygulamaların da acilen, suyun ve tüm canlıların hakkını gözeten yönde değişmesi talebimizde ısrarcıyız. Korumak ve onarmak için suyun da hakkı olduğunu unutmayan bir iradeye acilen ihtiyaç vardır. Su yoksa yaşam da yok.“
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!








