İkizköylülerin avukatları, Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nın çevresinde bulunan mahalleleri kapsayan acele kamulaştırma kararına karşı toplam 96 dava açıldığını belirtti ve davalara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nın çevresinde yer alan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi, 10 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) tarafından işletilen Yeniköy Termik Santrali’ne kaynak olacak linyit kömürünün çıkarılması için acele kamulaştırılmıştı.
Acele kamulaştırma kararına, hem bölge halkı hem de belediye başkanları ve milletvekilleri tepki göstermişti ve karara karşı 12 Ocak 2026’da İkizköy’de bir araya gelmişlerdi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
İkizköylülerin avukatları acele kamulaştırma kararına karşı açılan davalara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, süreçle ilgili şunlar aktarıldı:
“Muğla’nın Milas ilçesi ve çevresinde, özellikle Akbelen ve İkizköy hattında yıllardır süren süreç, termik santrallere kömür sağlamak amacıyla maden sahalarının genişletilmesi girişimleriyle başlamış; bu doğrultuda ormanlar, tarım alanları ve zeytinlikler birer birer maden faaliyetlerine açılmıştır.”
Süreç boyunca bölge halkının; zeytinliklerini, geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını korumak için defalarca hukuki mücadele yürüttüğünün altının çizildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Açılan davalar, keşifler ve mahkeme süreçleri devam ederken 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı ile yüzlerce taşınmaz için yeniden acele kamulaştırma kararı alınmıştır. Oysa yörede yaşayanlar açısından mesele yalnızca mülkiyet değil, yaşam alanlarının ve geleceğin korunmasıdır.”
“BAŞTA MÜLKİYET HAKKI OLMAK ÜZERE, ÇEVRE HAKKI, YAŞAM HAKKI VE YERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ AÇISINDAN CİDDİ HUKUKA AYKIRILIKLAR BARINDIRMAKTADIR”
Acele kamulaştırma kararlarının; Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacahisar ve Karaağaç mahallerindeki tarım alanları ile zeytinlikleri kapsadığının belirtildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Bu alanlarda yalnızca tarım arazileri değil; köylülerin yıllardır yaşadığı konutlar, avlular ve yerleşim alanları da kamulaştırma kapsamına alınmıştır. Bu durum, yurttaşların yalnızca toprağını değil, doğrudan evini ve yaşam alanını kaybetmesi anlamına gelmektedir.
Daha önce de köylerin boşaltıldığı, yurttaşların defalarca yer değiştirmek zorunda bırakıldığı ve zeytinliklerin maden sahasına dönüştürüldüğü bilinmektedir.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Kamulaştırmaların yalnızca mülksüzleştirmeye değil; göçe, tarımsal üretimin bitmesine ve köy yaşamının çözülmesine yol açtığının vurgulandığı açıklamada, şunlar işaret edildi:
“Zeytinliklerin ve yerleşim alanlarının maden sahasına dönüştürülmesi, bölgenin ekolojik dengesini ve yöre halkının geçimini doğrudan ortadan kaldırmaktadır. Dava konusu acele kamulaştırma kararları ise başta mülkiyet hakkı olmak üzere, çevre hakkı, yaşam hakkı ve yerleşme özgürlüğü açısından ciddi hukuka aykırılıklar barındırmaktadır.”
“ELEKTRİK ÜRETİMİ AÇISINDAN ZORUNLU BİR DURUM BULUNMADIĞINA İLİŞKİN TEKNİK RAPORLAR VE BİLİMSEL DEĞERLENDİRMELER DE MEVCUTTUR”
Zeytinliklerin korunmasına ilişkin özel mevzuat ve daha önce verilmiş yargı kararlarının yok sayılarak, devam eden davaların sonuçları beklenmeden yeni kamulaştırma kararlarının alınmasının, hukuki güvenlik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığının altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Üstelik kamu yararı gerekçesi ileri sürülmesine rağmen, elektrik üretimi açısından zorunlu bir durum bulunmadığına ilişkin teknik raporlar ve bilimsel değerlendirmeler de mevcuttur.”
Bu nedenle bölgede taşınmazları acele kamulaştırma kapsamına alınan yurttaşlar adına, 200 parseli kapsayan toplam 96 ayrı dava açıldığının belirtildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Açılan bu davalar yalnızca bireysel mülkiyet haklarının korunması için değil; tarım alanlarının, zeytinliklerin, köy yerleşimlerinin ve yaşam alanlarının korunması için yürütülen toplumsal bir hukuk mücadelesidir. Her bir dava, köylülerin yaşam alanlarını koruma iradesinin hukuki karşılığıdır.”
“ACELE KAMULAŞTIRMA ANCAK GERÇEKTEN ZORUNLU VE İSTİSNAİ DURUMLARDA UYGULANABİLECEK BİR YÖNTEMDİR”
Yargı makamlarının, süreci hukuk devleti ilkesine uygun şekilde ve acele kamulaştırmanın olağanüstü niteliğini gözeterek değerlendirmeleri yönünde çağrıda yapılan açıklamada, şunlara vurgu yapıldı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Acele kamulaştırma ancak gerçekten zorunlu ve istisnai durumlarda uygulanabilecek bir yöntemdir. Oysa burada acelelik hali bulunmadığı gibi, yıllardır devam eden bir madencilik planının kamulaştırmayı acil bir ihtiyaç gibi sunması hukuken kabul edilebilir değildir.
Yargıdan beklentimiz, yurttaşların mülkiyet hakkını, çevre hakkını ve adalete erişim hakkını koruyan kararlar vermesidir.”
Dava konusu alanlarda daha önce acele kamulaştırma kararları alındığına dikkat çekilen açıklamada, “Hatta bazıları kısa süre sonra geri çekilmiş veya yeniden gündeme getirilmiştir” denildi.
Aynı alanlar için tekrar kamulaştırma yoluna gidilmesinin, acele kamulaştırmanın istisnai niteliğiyle bağdaşmadığı ve yurttaşlar üzerinde sürekli bir mülksüzleştirme, yerinden edilme baskısı yarattığının altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz durum, acil bir kamu ihtiyacının değil, yıllardır sürdürülen bir maden genişletme politikasının sonucudur. Bizler bir kez daha vurguluyoruz: Bu topraklar yalnızca maden sahası değil; insanların evidir, yaşam alanıdır ve hukuk mücadelesi sonuna kadar sürdürülecektir.”
Diğer yandan, acele kamulaştırma maruz bırakılan yurttaşların çağrısı üzerine yarın (15 Şubat 2026) saat 14.00’te Milas’ta bulunan Atapark’ta, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla “Acele Kamulaştırmaya Hayır” mitingi düzenlenecek.
NE OLMUŞTU?
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekillerinin imzasını taşıyan ve enerji ile maden yatırımlarına ilişkin düzenlemeler içeren “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 13 Haziran’da TBMM Başkanlığı’na sunuldu. 19 Haziran’da Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşmeler başlamıştı.
Muğla başta olmak üzere farklı kentlerden gelen yurttaşların komisyona alınmaması, AK Parti ve muhalefet partileri arasında fiziksel tartışmalara yol açtı. Avukat Yakup Okumuşoğlu Meclis’te yerde sürüklenmişti.
26 saat süren görüşmelerin sonunda teklif, 20 Haziran’da komisyon tarafından kabul edilmişti.
Ardından torba yasa kapsamında TBMM Genel Kurulu’na gelmişti. Bu süreçte Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nı korumak için bir araya gelen ve Akbelen Ormanı’nın kesilmesinden sonra da köyleri maden tehdidi altında olan İkizköylüler, 3 Temmuz’da Ankara’daki Cemal Süreyya Parkı’nda nöbete başlamıştı.
Köyleri yasadan doğrudan etkilenecek olan İkizköylüler görüşmelerin devem ettiği sırada, 16 Temmuz’da “süper izin yasasına” karşı açlık grevi başlatmıştı. Açlık grevi, 19 Temmuz akşam saatlerinde yurttaşların sağlık problemleri nedeniyle hastaneye kaldırılmalarının ardından sona ermişti
Yasanın Genel Kurul’da görüşülmesi ise 8 Temmuz’da başladı. Görüşmeler sırasında muhalefet vekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında arbedeye varan tartışmalar yaşanmıştı.
YASA NE GETİRİYOR?
İlk maddeye göre, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreçlerinde “ÇED gerekli değildir” kararının yanlış yorumlandığı öne sürülerek şirketlerin, gerekli izinleri alabilmesi için ÇED sürecinin tamamlanması gerekliliği ortadan kaldırılıyor.
İkinci maddeyle maden sahalarının çevresel rehabilitasyonu için ödenen çevre uyum teminatlarının yerine “rehabilitasyon bedeli” sistemi getiriliyor.
Üçüncü maddede ise madencilik faaliyetleri için izin süreçleri yeniden yapılandırılıyor. İlgili kurumlar izin başvurularına üç ay içinde yanıt vermezse ek bir aylık sürenin ardından “izin verilmiş” sayılıyor.
Diğer yandan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) talebiyle devlet ormanlarında madencilik faaliyetleri için 24 ay süreyle bedelsiz izin veriliyor; bu süre gerektiğinde 12 ay daha uzatılabiliyor.
Dördüncü maddeyle stratejik veya kritik madenler tanımı değişiyor, acele kamulaştırma uygulanabiliyor ve zorunlu maden stoku tutma yetkisi cumhurbaşkanına veriliyor.
Beşinci maddeyle ruhsat bedelinde yüzde 30 oranında indirim yapılıyor. Bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getiriyor.
Ayrıca, ruhsat bedelinin devlet bütçesine giden pay yüzde 50’den yüzde 70’e çıkarılıyor. Bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabiliyor.
Altıncı maddeyle Teklif ile ruhsat sahiplerinin işletme ruhsat bedeli kadar rehabilitasyon bedeli ödemesi zorunlu hale getiriliyor. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirim, asgari devlet hakkı miktarı da ruhsat bedelinin yüzde 50 fazlası kadar artırılıyor.
Diğer yandan krom madeni, Londra Metal Borsası’nda işlem görmediğinden, 3213 sayılı Maden Kanunu’na ekli 3 sayılı tablodan çıkarılarak genel hükümlere tabi oluyor.
Yedinci maddeyle arama ruhsatı düzenlenebilmesi için yatırım teminatı zorunluluğu getiriliyor. Ayrıca, IV. Grup madenlerin bent olarak ayrı ayrı ruhsatlandırılmasına imkân tanınabiliyor.
Sekizinci maddeyle arama döneminin sonuna kadar, üç boyutu ve miktarıyla rezervin belirlenmesi yükümlülüğü ve projede sunulan taahhüde uyulmaması hâli için teminatın iradı yaptırımı, asgari faaliyetlerin yapılmaması hâlinde ise ruhsat iptali yaptırımı öngörülüyor.
Ayrıca, programın iki yıl üst üste yüzde 50’nin altında gerçekleştirilmesi durumunda ruhsat iptal ediliyor. İşletilebilir rezerv bulunamayan durumlar için ruhsat bedeli ve ihale bedeli iade ediliyor.
Dokuzuncu maddeyle ruhsat süresinin uzatılması taleplerinin uygun bulunabilmesi için asgari üretim faaliyeti yapılması şartı getiriliyor. Bu asgari üretim şartının detaylarının ise yönetmelikle belirlenmesi bekleniyor.
Diğer yandan vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair belge ibrazına, rehabilitasyon bedeli iadesi başvuruları da dâhil ediliyor.
10’uncu maddeyle herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş bütün alanların; ihaleyle ruhsatlandırılması yerine, rezerv varlığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmaması durumlarında alanların genel hükümlere tabi olarak ruhsatlandırılabiliyor.
Ancak, II. Grup (b) bendi ve IV. Grup maden alanlarının sahayla ilgili konum, rezerv ve geçmiş bilgiler doğrultusunda Genel Müdürlük kararıyla ihaleyle verilebiliyor.
AK Parti’nin verdiği önergeyle teklifin 11’inci maddesindeki yeni değişiklikle ise 3213 sayılı Maden Kanun‘a eklenen geçici 45’inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan “öncelik verilmek suretiyle” ibaresinden sonra gelmek üzere, “taşınan ve taşınamayan zeytin ağacı sayısının en az iki katı zeytin ağacı ile oluşan” ibaresi eklendi.
Yapılan değişiklikle zeytinliği taşınacak olan köylülere; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından uygun görülen ya da maden sahalarının bulunduğu il sınırlarındaki KİT’lere ait taşınmazlarda yer alan zeytinlikler, değerinin yüzde biri üzerinden 20 yıl süreyle doğrudan kiralanabilecek.
Diğer yandan teklifin yürürlüğe girdiği tarihte ruhsat sahibi olan şirketlere, elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla yürüttükleri madencilik faaliyetleri için zeytinlik sahalarında izin verilebilecek. Bu iznin verilebilmesi için madencilik faaliyetinin başka bir alanda yürütülmesinin mümkün olmadığının tespiti gerekiyor ve “kamu yararı” şartı aranıyor.
Faaliyetin yürütüleceği alandaki zeytin ağaçlarının mümkün olduğunca aynı il veya ilçe içerisinde başka bir alana taşınması gerekiyor. Ancak taşınması mümkün olmayan zeytin ağaçları olması halinde bile madencilik faaliyetine izin verilebilecek. Madencilik faaliyetlerine izin verilen şirketler, taşınan veya zarar gören ağaçlar için eşdeğer büyüklükte yeni bir zeytinlik tesis etmekle yükümlü tutuluyor.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

