Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) tarafından işletilen Yeniköy Termik Santrali’ne kaynak olacak linyit kömürünün çıkarılması için 10 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırıldı.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından kamulaştırılacak alanların değerlerinin tespit edilmesi ve el koyulması için Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden dava kapsamında, 30 Mart’ta acele kamulaştırma kararı verilen parsellerde keşif yapılmaya başlandı. Keşfe karşı çıkan İkizköylü Esra Işık, aynı gün saat 23.50 sıralarında gözaltına alındı ve ertesi gün (31 Mart) tutuklandı.
Işık’ın tutuklandığı gün ailesinin parselinde keşif yapıldı. Esra Işık 6 Nisan’da “güvenlik” gerekçesiyle İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Esra Işık hakkında düzenlenen iddianame, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Işık’ın tutukluluğunun devamına karar verildi ve duruşma 27 Nisan saat 10.00’a bırakıldı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Esra Işık, 27 Mart’ta Milas Adliyesi’ndeki “görevi yaptırmamak için için direnme” gerekçesiyle yargılandığı ilk duruşmaya kelepçeli şekilde getirildi.
Savcılık, Işık’ın tutukluluğunun devamını talep etti. Mahkeme heyeti, Esra Işık hakkında “kuvvetli suç şüphesi” ve “kaçma ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle tutukluluğunun devamına karar verdi. Ayrıca, 11 Mayıs’ta tutukluluğun yeniden değerlendirileceği belirtildi.
Karar ile ilgili İkizköy Çevre Komitesi, sosyal medya hesabından dün (28 Nisan) bir açıklama yayımladı.
Esra Işık’ın adliyeye kelepçeli olarak ön kapıdan getirilmesine değinilen açıklamada, şunlar söylendi:
“Yaklaşık sekiz saat süren duruşmada, Esra’mızın ve avukatlarının yaptığı savunmalar dikkate alınmadı. Esra’mızın yedi yıldır maruz kaldığı baskı ve hukuksuzluğa rağmen bu ülkenin genç bir evladı olarak topraklarını savunmak için verdiği mücadele görmezden gelindi.”
“MÜŞTEKİ SIFATIYLA YER ALAN KİŞİLERİN İSE DURUŞMA BOYUNCA HASMANE BİR TAVIR TAKINDIĞI GÖZLEMLENMİŞTİR”
Esra Işık’ın olay günü tepkisinin şirkete yönelik olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“30 Mart günü bölgeye sivil bir araçla, hiçbir bilgi verilmeden gelen heyet, tüm yöre halkında ‘şirketin yürüttüğü bir keşif faaliyeti’ olarak algılanmış ve Esra da tepkisini şirkete yönelik göstermiştir. Ancak Esra’nın gösterdiği tepki mahkeme heyetine yönelikmiş gibi değerlendirilmeye devam edilmiştir. Müşteki sıfatıyla yer alan kişilerin ise duruşma boyunca hasmane bir tavır takındığı gözlemlenmiştir.”
“BU KARAR BİZ KÖYLÜLERİN VİCDANINDA DERİN BİR YARA AÇMIŞTIR”
Işık’ın tutukluluğunun devamı yönündeki kararın köylülerin vicdanında derin bir yara açtığı ifade edilen açıklama, şöyle devam etti:
“Topraklarını korumak için çabalayan gencecik Esra’mız hakkında; akla, vicdana, hukuka ve bu ülkenin öz değerlerine aykırı olarak, ‘kaçma şüphesi’ gerekçesiyle tutuklu yargılanma kararı verilmiştir. Verilen bu karar biz köylülerin vicdanında derin bir yara açmıştır.”
679 parselin keşfinin altı yedi gün gibi kısa bir zamanda bitirildiği hatırlatılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Keşiflerin bitmiş olması, dolayısıyla Esra’nın ilk tutuklanma gerekçesinin hukuken ortadan kalkması gerekmesine rağmen tutukluluğun devamına hükmedilmesi, acele kamulaştırma sürecinin bütününe dair ağır bir şüphe doğurmuştur.
Bu haliyle, acele kamulaştırma sürecinin hukuka uygun bir şekilde uygulanma şansı kalmamıştır. En başından beri ‘kamu yararı’ adı altında şirket çıkarlarını gözeten bu tutum, tutukluluğun devamı kararıyla birlikte adalete olan inancımızı da ciddi şekilde zedelemiştir.”
Açıklamanın sonunda Danıştay’a, Anayasa Mahkemesi’ne ve Milas Adliyesi’ne şu çağrılarda bulunuldu:
“Danıştay’a çağrımızdır: Kamuoyunda ve toplumsal vicdanımızda derin şüpheler uyandıran, geri dönüşü imkânsız zararlar vermeye başlayan acele kamulaştırma kararı hakkında acilen yürütmeyi durdurma kararı verilmelidir.
Anayasa Mahkemesi’ne çağrımızdır: Acele kamulaştırmaya dayanak teşkil eden “torba kanun” hakkında ivedilikle yürütmeyi durdurma kararı verilmelidir.
Milas Adliyesi’ne çağrımızdır: Esra’mızın, köylülerin ve avukatların beyanlarıyla sabit olduğu üzere; heyetinize yönelik herhangi bir kasti bulunmayan çığlığına düşmanca yaklaşmaktan vazgeçilmesini, adil bir yargılama yapılmasını ve Esra’mızın tahliye edilmesini talep ediyoruz.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

