Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) tarafından işletilen Yeniköy Termik Santrali’ne kaynak olacak linyit kömürünün çıkarılması için 10 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırıldı.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından kamulaştırılacak alanların değerlerinin tespit edilmesi ve el koyulması için Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden dava kapsamında, 30 Mart’ta acele kamulaştırma kararı verilen parsellerde keşif yapılmaya başlandı.
Keşfe karşı çıkan İkizköylü Esra Işık, aynı gün saat 23.50 sıralarında gözaltına alındı ve ertesi gün (31 Mart) tutuklandı. Işık’ın tutuklandığı gün ailesinin parselinde keşif yapıldı ve Esra Işık 6 Nisan’da “güvenlik” gerekçesiyle İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“ÇEVREYİ, YAŞAM ALANLARINI VE MÜŞTEREKLERİ KORUMAYA YÖNELİK MEŞRU TOPLUMSAL MÜCADELENİN KRİMİNALİZE EDİLMESİDİR”
Esra Işık’ın tutuklanmasına ilişkin Halkların İklim Zirvesi, yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Esra Işık; doğup büyüdüğü, yaşadığı toprakların, nefes aldığı ormanın, ‘kalkınma’ adı altında bir sermaye gurubuna devredilmesine itiraz eden Akbelenli bir yaşam savunucusudur” ifadeleri kullanıldı.
Işık’ın, “kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme ve tehdit” suçlamasıyla tutuklanmasının haksız ve hukuksuz olduğunun belirtildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Bu tutuklama, yalnızca bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması değil; aynı zamanda çevreyi, yaşam alanlarını ve müşterekleri korumaya yönelik meşru toplumsal mücadelenin kriminalize edilmesidir.
Fiziki olarak onlarca güvenlik görevlisinin bulunduğu bir ortamda, bir kişinin ‘tehdit’ fiilinin gerçekliğinden söz edilebilmesi için sarf edilen sözlerin, karşı tarafta ciddi bir korku ve endişe yaratmaya objektif açıdan elverişliliği ve fiilen gerçekleştirilebilme kapasitesinin de gerçekçiliği gerekir.”
“HUKUKEN KORUNMASI GEREKEN HAKLARININ KORUNMAMASI KARŞISINDA ORTAYA ÇIKAN BİR TEPKİNİN DIŞA VURUMUDUR”
Işık’ın sarf ettiği sözleri, fiilen gerçekleştirme gücüne sahip olduğunun söylenemeyeceğinin vurgulandığı açıklamada, şunlar işaret edildi:
“Aksine, söz konusu ifadeler, hukuken korunması gereken haklarının korunmaması karşısında ortaya çıkan bir tepkinin dışa vurumudur. Yaşam alanını korumaya çalışan bir kişinin, ‘idare’nin yerel halkın görüşünü almaksızın gerçekleştirdiği acele kamulaştırma kararına karşı hissettiği yok olma ve kaybolma duygusunun anlık bir ifadesidir.
Nitekim son altı yıldır Akbelen’de yaşanan süreç, bu kaygıların soyut olmadığını; yaşam alanlarının ekonomik çıkarlar uğruna sistematik biçimde yok edilebildiğini açıkça ortaya koymaktadır.”
Akbelen’de verilen mücadelenin, yalnızca ağaçların korunmasına indirgenemeyeceğinin altının çizildiği açıklamada, “Bu mücadele; yaşam hakkının, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ve demokratik katılım hakkının doğrudan bir tezahürüdür” denildi.
“ESRA IŞIK, BAŞARAN AKSU VE DOĞUKAN AKAN DERHÂL SERBEST BIRAKILMALIDIR”
Işık’ın tepkisinin, yerel halkın kendi yaşam alanları üzerindeki söz ve karar hakkını savunma iradesini temsil ettiğinin belirtildiği açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Bu nedenle Esra Işık’ın tutuklanması, ardından Milas’taki holding talanını teşhir ettiği için Umut-Sen Örgütlenme Sekreteri Başaran Aksu’nun ‘yalan bilgiyi alenen yaymak’ suçlamasıyla tutuklanması, Başaran’ın tutuklanmasına tepki gösterdiği için Bağımsız Maden İş Sendikası örgütlenme uzmanı Doğukan Akan’ın da tutuklanması; halkın, doğal çevreyi ve yaşam alanlarını korumaya yönelik ‘bazı kesimler için rahatsız edici olsa da meşru bir hak kullanımı’nın cezalandırılması anlamına gelmektedir.”
Açıklamanın devamında, şunlara vurgu yapıldı:
“Çevre ve yaşam hakkını savunanların susturulması; katılım hakkı, bilgiye erişim ve hesap verebilirlik ilkelerinin çiğnenmesi, çevre savunucularına yönelik baskı ve suçlulaştırma politikaları kabul edilemez!
Esra Işık, Başaran Aksu ve Doğukan Akan derhâl serbest bırakılmalıdır! Acele kamulaştırma kararına dayanılarak yürütülen el koyma işlemleri durdurulmalıdır! 7554 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmelidir!”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

