Muğla’nın Fethiye ilçesinde toplu sözleşme sürecine ve maaş artışlarına karşı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında grevdeyiz” denildi.
KESK, maaş artışlarına karşı bugün (14 Ocak 2026) iş bırakma eylemi yapacaklarını açıklamıştı. Bununla birlikte Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan Fethiye Kültür Merkezi önünde, grevde olan kamu emekçileri bugün saat 11.00’de bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Basın açıklamasını KESK’ten Ayşin Ragıpoğlu okudu. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Geçinemiyoruz, insanca bir yaşam için bugün hizmet üretmiyoruz. Emeğimizin karşılığını istiyoruz. Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz. Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında grevdeyiz.”
Neden iş bıraktıkları ve ne talep ettikleriyle ilgili “Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar. Duymazdan geliyorlar” denildi.


“HER KALEME BİZİM MAAŞLARIMIZA YAPILAN ARTIŞIN EN AZ İKİ KATI KADAR ZAM YAPILDI”
Açıklamada, geçinemediklerinin nedenleri şu şekilde ifade edildi:
“Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sırlamasında dünya beşinciliğine yükselen bir ülkede yaşıyoruz. Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sırdayız. AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece bir ayda yaşanıyor. Buna rağmen her yıl aynı tablo ile karşılaşıyoruz.“
Maaşlarının, Merkez Bankası’nın enflasyon tahminine ve TÜİK’in verilerine göre artırıldığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar aktarıldı:
“En son 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre maaşlarımız Ocak ayından itibaren yüzde 18,60 aratacak ama bununun içinde enflasyon farkı da var. Yani her defasında yaptıkları şeyi tekrar ediyorlar. Yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına denk gelmeyen verileri, altışar aylık dilimler halinde enflasyon farkı, maaş zammı diye yutturuyorlar.”
Kamu emekçileri olarak 2026 yılına taban aylıklarına yapılacak bin TL seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile girdiklerinin belirtildiği açıklamada, şunların altı çizildi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine kadar her kaleme bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı.”
“MAAŞ ZAMMI CEBİMİZE GİRMEDEN VERGİYE GİDECEK, BUHARLAŞACAK”
Kiralara ise maaş atışlarının yaklaşık üç katı, yüzde 35 zam yapıldığının ifade edildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Tablo çok net: Aralıkta 55 bin lira maaş alan bir memur, 25 bin lira kira ödüyordu. Ocak’ta maaşı enflasyon farkı dâhil 66 bin lira oldu ama kirası 33 bin 720 liraya çıktı. Yani maaş zammı diye verilenin çoğu kiraya gitti. Kalanı ise adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile lime lime edilecek. Cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak.”
Bu tabloyla ilk defa karşılaşmadıklarının vurgulandığı açıklamada, şunlar işaret edildi:
“‘Toplu sözleşme’ adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor. Öte yandan bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Bu tabloda yıllardır bir sendikadan öte iktidarın memur kolları gibi faaliyet yürütenlerin de önemli payı vardır.”
Açıklamanın devamında, şunlara dikkat çekildi:
“Yandaş konfederasyon sözcüleri daha bu Ağustos’ta KESK olarak bizim en başından beri söylediğimiz şeyleri tekrar ettiler mi? ‘Hakem Kurulu işverenin noterine dönüşmüştür. Bu kuruldan memurların lehine bir şey çıkmaz’ dediler mi? Bu nedenle Hakem’e başvurmayacaklarını açıkladılar mı? Ama ne yaptılar? Sözlerini unutup, çağrılır çağrılmaz nefesi Hakem Kurulu toplantısında aldılar.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Süreci parlamentodaki bütçe görüşmelerine kadar sürdürme, o zamana kadar tüm kamu emekçilerinin ortak talepleri için hep birlikte mücadele etme çağrılarımıza kulak tıkadılar. İşverenin noteri dedikleri Hakem Kurulu toplantısına katıldılar. İş işten geçtikten sonra da kalkıp ‘biz oy kullanmadık’ diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar.”
“BU ÜLKENİN EMEĞİ İLE GEÇİNEN TÜM KESİMLERİ GİBİ BİZLER DE ESKİ GÜNLERİMİZİ ARAR HALE GELDİK”
Söz konusu çabaların, yararsız olduğunun belirtildiği açıklamada, şunlar söylendi:
“Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu’ndan oluşan ittifakın ortak eseridir. Bizler hangi sendikanın üyesi olursak olalım günden güne daha fazla yoksullaşırken iktidar sözcüleri bozuk bir plak gibi aynı nakaratı tekrarlayıp duruyorlar.”
“İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz” ve “Eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” denildiğinin ifade edildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik. En düşük maaşımızla 10 yıl önce 17 adet çeyrek altın alınırken bugün altı adet bile alınamıyor. 10 yıl önce kiraya maaşımızın dörtte biri yetiyordu. Bugün yarısı bile yetmiyor.
25 yıl önce emekli olduğumuzda ikramiyemiz ile ortalama standartlarda bir ev alabiliyorduk. Bugün 10 yaşında ikinci el bir otomobil bile alamıyoruz. 25 yıl önce ortalama emekli aylığımız asgari ücretin iki katıydı. Bugün asgari ücretin dahi altına inmiş durumda.”


“SORUN KAYNAK SORUNU DEĞİL, KAYNAKLARIN KİMİN İÇİN HARCANDIĞI”
Sadece asgari ücretin değil, en düşük memur emeklisi aylığının da ilk defa açlık sınırının altında kaldığına vurgu yapılan açıklamada, şunlara dikkat çekildi:
“Ortalama maaşlarımız yoksulluk sınırının yarısına geriledi. Peki, neden bu noktaya geldik? Çünkü ülkeyi yönetenler, yıllardır biz ne zaman emeğimizin karşılığını istesek ‘kaynak yok’ diyorlar. ‘Bütçe imkânlarımız kısıtlı’ diyorlar. Oysa sorun kaynak sorunu değil, kaynakların kimin için harcandığı sorunudur.”
Açıklamanın devamında, şu ifadeler kullanıldı:
“Son bütçede bir kez daha gördük. Tüm vergi yükünü yine bizlerin omuzlarına yıktılar. Buna karşın bizden, halktan toplanan her 100 TL verginin: 20 TL’sini yabancı ve yerli mali oligarşiye faiz olarak, 5 TL’sini patronlara teşvik, prim desteği, katkı olarak, en az 16 TL’sini silah tüccarlarına, tekellerine ‘savunma ve güvenlik harcaması’ olarak, 3 TL’sini ise yandaş müteahhitlere dolar cinsinden hazine garantisi olarak ayırdılar.
Ülkenin temel sorunlarına ayırdıkları kaynak ise devede kulak bile değil. Toplanan her 100 TL verginin; sadece 4 TL’si yoksullukla mücadeleye, 3 TL’sini istihdama, 3 TL’sini tarıma, sadece 62 kuruşunu hukuk ve adalete, 11 Kuruşunu bağımlılıkla mücadeleye, 6 Kuruşunu kadının güçlenmesi programlarına ayırmakla yetindiler. İki işçiden birisine açlık sınırının altında kalan bir asgari ücreti reva görüyorlar.”
“YILLARDIR BİZİ YOKSULLAŞTIRANLAR, BİR AVUÇ AZINLIĞI ZENGİNLEŞTİRİYOR”
Yerli ve yabancı sermayeye, 2026’da dakikada 186 asgari ücret tutarında faiz verileceğinin belirtildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“En düşük emekli aylığını, sefalet harçlığı verir gibi 20 bin TL’ye çıkarmakla övünüyorlar. ‘Daha fazlasını hazine kaldırmaz’ diyorlar ama aynı hazineden bu yıl sermayeye, patronlara teşvik olarak dakikada tam 70 emekli aylığı verecekler.
Müjde veriri gibi ‘Memur maaşını yüzde 18,6 arttırdık. En düşük memur maaşı eş ve çocuk yardımı dâhil 61 bin 500 TL oldu’ diyorlar ama bütçeden bu yıl ‘savunma ve güvenlik’ adı altında silahlanmaya dakikada tam 66 memur maaşı harcayacaklar.”
Türkiye’nin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şunların altı çizildi:
“Bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil; bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılmaktadır. Yıllardır bizi yoksullaştıranlar, bir avuç azınlığı zenginleştiriyor. Hem de bunu bizim vergilerimizle, bizim soframızdan çalınanlarla yapıyorlar.
Üstelik antidemokratik uygulamalarla, baskıyla, yasakla, korkuyla bu düzene razı olmamızı istiyorlar. Bizleri biat eden modern kölelere dönüştürmeye çalışıyorlar. Bir avuç azınlığın lehine olan bu tabloyu biz yaratmadık. Biz kapıkulu değiliz! Biz kamu emekçisiyiz! Tüm baskılara karşı emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur demenin zamanıdır.”
“MAAŞLARIMIZDA HEMEN ŞİMDİ, OCAK AYINDAN İTİBAREN EK YÜZDE 20 ARTIŞ YAPILMASINI İSTİYORUZ”
Açıklamada, şunlar talep edildi:
Maaşlarımızda hemen şimdi, Ocak ayından itibaren ek yüzde 20 artış yapılmasını istiyoruz.
2023 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen ‘İlave’ seyyanen ödeneğin taban maaşlarımıza yansıtılmasını istiyoruz.
Verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesini, mülakatın kaldırılmasını istiyoruz.
Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini istiyoruz.
En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulmasını istiyoruz.
En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, kira, kreş ve yol desteği istiyoruz.
“MİLYONLAR, BU BASKI VE SÖMÜRÜ DÜZENİN DEĞİŞMESİNİ İSTİYOR”
Ayrıca açıklamanın devamında, şunlara dikkat çekildi:
“Biliyoruz ki; sadece bizler değil, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan tüm emekçi sınıflar, sefalete itilenler, ötekileştirilenler hepimize yoksulluk, güvencesizlik ve baskıdan başka bir şey vaat etmeyen bu düzenden bıkmış, usanmış durumda.
Biliyoruz ki; milyonlar, bu baskı ve sömürü düzenin değişmesini istiyor. Etrafını bu umutla izliyor ama yine hepimiz biliyoruz ki sadece istemek, umut etmek yetmez. Asıl olan değiştirmek için mücadele etmektir.”
Tüm kamu emekçilerine, mücadele alanlarına ve KESK’te örgütlenmeye çağrı yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“İşçisinden emeklisine, asgari ücretlisinden gencine, kadınına kadar tüm kesimleri insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza vermeye davet ediyoruz. Bugün susarsak yarın geç kalırız. Bugün durursak yarın yok sayılırız. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın KESK.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!












