Gündem Fethiye Gündem Fethiye Gündem Fethiye
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Okunuyor Fethiye Kadın Platformu ve KESK’ten 8 Mart açıklaması: “Hayatlarımız, haklarımız ve hayallerimiz için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz”
Paylaş
Font ResizerAa
Gündem Fethiye Gündem Fethiye
Font ResizerAa
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Arama
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Takip edin
© 2022 Foxiz News Network. Ruby Design Company. All Rights Reserved.
Toplumsal Cinsiyet

Fethiye Kadın Platformu ve KESK’ten 8 Mart açıklaması: “Hayatlarımız, haklarımız ve hayallerimiz için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz”

Muğla’nın Fethiye ilçesinde Fethiye Kadın Platformu ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, kadınların bölgede savaşın etkilerini yaşadığını, Türkiye’de ise kadın cinayetlerinin cinskırım boyutuna geldiği söylendi. Kadınların ise mücadelelerinden vazgeçmeyeceği vurgulandı.

Son Güncelleme: 8 Mart 2026 22:37
Haber: Hülya Çetinkaya
8 Mart 2026 22:37
Paylaş
Paylaş

Muğla’nın Fethiye ilçesinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlar bir araya geldi. Fethiye Kadın Platformu ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) saat 18:00’de Fethiye Belediyesi Özer Olgun Kültür Merkezi (FKM) önünde basın açıklaması yaptı.

Fotoğraf: Hülya Çetinkaya / Gündem Fethiye

Basın açıklamasının ardından müzik dinletisi gerçekleşti.

Fotoğraf: Hülya Çetinkaya / Gündem Fethiye

“Yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı, barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz” başlıklı açıklamada, 8 Mart’ın mücadele günü olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon

“169 yıl önce New York’ta tekstil işçisi kadınlar günde yirmi saat süren ağır çalışma koşullarına rağmen düşük ücret almaya karşı çıkarak örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Bu greve polis saldırdı. İşçiler fabrikaya kilitlendi. Ardından çıkan yangında fabrika önüne kurulan barikatlardan kaçamayan 129 kadın hayatını kaybetti.”

“İRAN’DA EMPERYALİST SALDIRI, TÜM BÖLGEYİ KADINLAR VE ÇOCUKLAR İÇİN DAHA GÜVENSİZ HALE GETİRDİ”

2026 yılında ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bölgede savaş, soykırımın, Türkiye’de ise cinskırım boyutuna ulaşan kadın katliamlarının gölgesinde karşılandığı söylendi.

Fotoğraf: Hülya Çetinkaya / Gündem Fethiye

“Teokratik, otoriter, kadın düşmanı rejimlere de kadın haklarını araçsallaştıran emperyalist saldırılara da karşıyız” denen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bölgemizdeki kadınların yaşamı hem teokratik rejimlerin hem de kadın haklarını kendi çıkarları için araçsallaştıran emperyalist müdahalelerin kıskacı altında. Afganistan, Suriye, Filistin, Irak, İran… Geçtiğimiz hafta, Ortadoğu’da süren çatışmalara bir yenisi eklendi. ABD ve İsrail, İran’a saldırdı. Üstelik bunu yaparken yıllardır patriyarkal ve teokratik molla rejiminin ağır baskısı altında özgürlük mücadelesi veren İranlı kadınların mücadelesini ve kadın haklarını da araçsallaştırdı.

Oysa bu emperyalist saldırı, tüm bölgeyi kadınlar ve çocuklar için daha güvensiz hale getirdi, kadın hakları savunucularına ve muhaliflere yönelik baskı ve saldırıların önünü açtı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’da bombaladığı ilkokulda en az 150 kız çocuğu öldü.

Irak’ta, Kadınların Özgürlüğü Örgütü kurucusu Yanar Mohammedi öldürüldü. Bu suikast, mezhepçiliğin ve kadınlara karşı saldırıların geldiği noktayı ve kadınların özgürlük mücadelesinin ne kadar tehdit edici bulunduğunu gösterdi. Biz kadınlar, kadın haklarının savaşların ve müdahalelerin gerekçesi haline getirilmesine de bölgemizdeki otoriter rejimlerin kadın düşmanı politikalarına da karşıyız. Barış için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

“KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI ACİL EYLEM PLANI DERHAL HAYATA GEÇİRİLMELİDİR”

Bölgede savaşı etkileri yaşanırken Türkiye’de ise cinskırım yaşandığı söylendi ve kadın cinayetlerine karşı acil eylem planının hayata geçirilmesi talep edildi.

Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon

2026’nın ilk ayında en az 22 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, 14 kadının ölümünün ise kayıtlara “şüpheli” olarak geçtiğinin altı çizildi. Bu cinayetlerinin politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret ettiği belirtilen açıklamada “Cezasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor” ifadeleri kullanıldı.

Fotoğraf: Hülya Çetinkaya / Gündem Fethiye

Yaşanan erkek şiddetine ilişkin şunlar söylendi:

“2 Mart’ta Fatma Nur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı Hifa İkra göz göre göre öldü. Aynı gün, öğretmen Fatma Nur Çelik de gene bir şiddet sarmalı içinde öldürüldü. Kızıyla yıllardır şiddete ve cinsel istismara karşı mücadele eden Fatma Nur “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin”, Fatma Nur öğretmen de “Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz” demişti. Bu ülkede kadınlar ölmeden önce devlete başvurmakta ancak devlet sorumluluklarını yerine getirmemektedir.

Siyasi iktidarın sürdürdüğü politikalar, tarikat ve cemaatlerin güçlenmesi, nüfuz sahibi erkeklerin taciz ve tecavüzü kendilerinde hak görmeleri kadınlara karşı şiddetin artmasına neden olmaktadır. Yıllardır ortaya saçılan çocuk istismarı, zorla evlendirme, ekonomik sömürü ve biat dayatmaları; kadınların ve kız çocuklarının bu yapılar tarafından nasıl sistematik biçimde denetim altına alındığını göstermektedir.

Bunun son örneği, yıllar önce Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’in tecavüzüne uğrayan ve fail Şengüler ile zorla evlendirilen Fatma Nur Çelik ve failin cinsel olarak istismar ettiği öz kızı Hifa İkra’nın tam da bu 8 Mart haftasında ölü bulunmasıdır. Fatma Nur Çelik ve kızının şaibeli ölümü, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çekilen iktidarın, 6284 sayılı kadına şiddetin önlenmesi yasası dâhil mevcut yasaları etkili uygulamamasının, eşitlik ve laiklik karşıtı söylemlerinin ve cezasızlık politikasının sonucudur.”

Açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un etkisiz hale getirilmesinin yanında “iktidar ve gerici-milliyetçi ittifakı, tüm kurumları ve medyasıyla kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını, nefret söylemini yaygınlaştırıyor” dendi.

Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon

“Medeni Yasa’nın kadınların lehine maddelerini hedef haline getiren iktidar, yanına tarikat ve cemaatleri de alarak mücadele ederek elde ettiğimiz kazanımlarımızı gasp ediyor.

Siyasi İslam dayatması kadınların kamusal hayattan çekilmesini ve kadınlar için yaşamsal olan laikliği hedefe koyuyor. Laiklik, kadınların yaşam ve eşitlik güvencesidir. Devletin ve hukukun dinselleştirilmesi, patriarkal düzeni güçlendirirken kadınları hem kamusal alandan hem de emek süreçlerinden dışlamayı hedefler. “Kutsal aile” söylemiyle kadın emeğini görünmez ve karşılıksız kılmak isteyen bu düzene karşı laikliği savunmak, aynı zamanda kadınların ekonomik ve toplumsal özgürlüğünü savunmaktır. Laiklik olmadan eşitlik, eşitlik olmadan özgürlük olmaz.

Yapılacak şey bellidir, yaşadığımız cinskırım iktidar ve muhalefet tarafından ilk gündem kabul edilmeli; sorumluları belli, somut ve etkili bir kadın cinayetlerine karşı acil eylem planı derhal hayata geçirilmelidir.

Medeni Yasa ve laiklik sadece bir yönetim ilkesi değil, kadınların eşit ve özgür yaşayabilmesinin temel koşuludur

İktidar, sınırlarını kendisinin belirlediği bir toplum tahayyülünü ve aile modelini hepimize dayatarak, geleneksel cinsiyet rollerini pekiştirerek, cinsiyetçi uygulama ve söylemlerin dozunu artırarak kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını tehdit etmektedir. Belli bir dinin belli bir yorumunu hepimize norm olarak dayatmaya çalışanlar bedenimize, kimliğimize, emeğimize el koymak, bizleri evlerin ücretsiz köleleri, neoliberal sistemin ucuz ve güvencesiz işgücü yapmanın peşindedir. Kadınların aile içinde eşit bireyler olarak tanınmasının ve laik hukuk düzeninin en önemli dayanaklarından biri olan Medeni Yasaya saldırılar da bu yüzdendir. “Medeni yaşamın anayasası” olan Medeni Yasa’nın kadınlar lehine sağladığı güvenceler, nafaka hakkı, soyadı hakkı, boşanma süreçlerindeki yasal korumalar ve kadınların ekonomik güvenceleri sürekli tartışmaya açılmakta; yüz yıllık kazanımlar aşındırılmaya çalışılmaktadır. Medeni Yasa ve laiklik savunusu bir “kültür savaşı” değildir. Laiklik, kadınların bugünü ve geleceğidir. Biz laikliği yalnızca savunmuyoruz; eşitlikçi, demokratik ve barışçıl bir toplumun kurucu ilkesi olarak yeniden tarif ediyoruz.

Hayatlarımız, haklarımız ve hayallerimiz için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz!

Dünyada ve ülkede yaşanan tüm krizlerin bedeli önce kadınlara ödetilmeye çalışılıyor. Neo-liberal politikalar en çok kadınları etkiliyor. Kadınlar sermayenin çıkarına ucuz işgücü olarak, düşük ücret, yarı haklar ile emek pazarına dâhil edilmeye çalışılırken, devletin kamu hizmetlerini tasfiyesini “iş ve aile uyumunu sağlama” gibi bir kılıfa sokması en çok bize, kadınlara zarar veriyor. Esnek, kısmi/yarı zamanlı ve evden çalışma bir seçenekmiş gibi sunuluyor. Kadınların hane içinde bakımı, ev içindeki ücretsiz emeği aksatmadan istihdama dâhil edilebilmesi sağlanmaya çalışılıyor; yani bize ataerki ile kapitalizmin çıkarlarını kesiştiren bir çalışma alanı yaratılıyor.

Ekonomisinin 23 yıldır büyüdüğüyle övünen devlet, bir kriz yanılsaması yaratarak kamusal hizmet kapsamında olması gereken sorumluluklarından çekiliyor. Kreşler, yaşlı-gündüz bakım evleri gibi kamusal bakım hizmetleri tasfiye ediliyor. Teşviklerle sermayenin insafına bırakılan özel kreş ve bakımevleri kadınların yüzde 69’unun asgari ücret ve altında çalıştığı koşullarda kadın istihdamının önünde bir engel olarak duruyor. Kamu harcamaları kısılırken. Sosyal hakların daraltılmasının boşluğu da ailenin yani aslında kadınların ücretsiz emeğiyle dolduruluyor. “Annelik,” “vicdan,” “fedakârlık” değerlerinin sıkça gündeme getirildiği “aile on yılı” politikaları çerçevesinde, bakım ve ev içi emek kadınların omzunda bir yüke dönüştürülüyor. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı yarı zamanlı çalışma modeliyle, bakım ödenekleriyle, komşu annelik gibi uygulamalarla “hükümetin enformel çalışanları” haline getirilirdik. Emeğimizin sömürüsü katmerlenerek artıyor.

Bakımın toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor, kadın doğasının/fıtratının bir parçası olduğu anlayışının yerleştirilmesine ve cinsiyetçi iş bölümünün kurumsallaştırılmasına itiraz ediyoruz. Bu politikaların kadınları istihdam dışında bırakmaktan, hane içi emeğimizin görünmez kalmasını ve değersizleştirilmeye devam edilmesini sağlamaktan başka bir şeye hizmet etmeyeceğini biliyoruz.

Kadınlara en az üç çocuk doğurun diyen AKP iktidarı her fırsatta kadını çalışma yaşamının dışına itecek saldırıları müjde gibi sunmaya devam ediyor. Yarı zamanlı çalışma her ne kadar ebeveyn izni gibi sunulsa da bu izni öncelikle kadınların kullanmak zorunda olacağını biliyoruz; yarı zamanlı çalışma esnek çalışmadır ve hem kadının yükünü artırır hem de emeklilik, kıdem ilerlemesi gibi haklarının gasp eder. Bir kez daha hatırlatıyoruz; kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm yarı zamanlı çalışma değil iş yerlerine sayı kısıtlaması olmaksızın ücretsiz kreş açılmasıdır!

Türkiye’de kadın işsizliği yüzde 45’lere ulaştı. Yoksulluk, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için eğitimin dışına itilen yüzbinlerce kız çocuğu eğitim hakkından faydalanamıyor. Kesintili eğitim sistemi, MEB yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, “milli ve yerli” eğitim müfredatı ve şimdi de karma eğitimin tartışmaya açılmasıyla demokratik bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve laik eğitim ortadan kaldırılırken, çocuklara çok küçük yaştan itibaren katı cinsiyetçi iş bölümü yeniden üretiliyor.

MESEM projelerinde 77.715 kız çocuğu, çocuk işçi olarak hem ucuz işgücü hem de her türlü tacize ve istismara açık sermayenin emrine veriliyor. Bu sistemin getirdiği can yakıcı sonuçlardan birini de TBMM’de gördük. Stajyer öğrencileri istismar edenler serbest bırakıldı!

İSİG verilerine göre iş yerlerinde işçi güvenliği ve sağlığına yönelik tedbirlerin alınmadığı için iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu, çocuk işçi katledildi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’teki yangında hiçbir önlem alınmadığı için adeta göz göre göre katledilen üçü çocuk yedi işçiyi unutmadık, unutturmayacağız!

Bize yoksulluk ve yoksunluk dayatan bu sisteme; herhangi bir sosyal güvence olmadan, kayıt dışı, açlık sınırının altında ücretle çalıştırılmaya, yarım ücret almaya, güvencesiz bırakılmaya, çocuk yaşta işçileşmeye, çalışırken ölmeye, cam tavanlara, kırık merdivenlere itiraz ediyoruz.

Sevgili kadınlar, bizler kadın mücadelesine dönük tüm baskı ve şiddet politikalarının dönemsel değil stratejik, sistemik olduğunun farkındayız. Karşımızdaki olumsuz tabloya, faşizmin ve köktendinciliğin kendisini kurumsallaştırma girişimlerine rağmen, kadınların yaşamın her alanına eşit ve özgür katıldığı, gerçek anlamda demokrasinin, barışın, laik bir yönetim biçiminin inşa edildiği bir ülke yaratmanın mümkün olduğunu biliyoruz.

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa’nın etkin bir şekilde uygulanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için alanlardayız!

Güvenceli iş, güvenli gelecek demek için, insanca yaşamaya yetecek ücret için alanlardayız!

Kadın yoksulluğunu derinleştiren politikalara son verilmesi, kadın istihdamını artıracak sosyal politikaların hayata geçirilmesi için alanlardayız!

Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılığın son bulması, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine karşı sözümüzü örgütlemek için alanlardayız!

ILO’nun İşyerinde Taciz ve Şiddeti Önlemeye yönelik 190 sayılı Sözleşmesinin onaylanması için alanlardayız!

Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyet sağlanması için alanlardayız!

Kadın istihdamının önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımının kamusal hizmet olarak sunulması, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikaların yapılması ve hayata geçirilmesi için alanlardayız!

Tam zamanlı, ücretsiz, nitelikli ve anadilinde hizmet veren kamu kreşlerinin açılması için alanlardayız

Kadınlar ve LGBTİ+’lara yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddeti önleyen yasal düzenlemeler yapılması ve hayata geçirilmesi için alanlardayız!

Eşit ve özgür olduğumuz, sömürünün baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için alanlardayız!

Hayatlarımıza sahip çıkmak için alanlardayız!

Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için, barış içinde bir arada yaşamak için alanlardayız!

Demokratik ve laik bir ülke için alanlardayız!

Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için alanlardayız!

Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için alanlardayız!

Yaşasın örgütlü kadın mücadelemiz”

TİP’li kadınlar 8 Mart’ta Fethiye’den seslendi: “Kara düzeninizi kadınlar yıkacak”
5. Yılda 500 Abone
Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon
9 Mayıs'a kadar hedef:
Babadağ’dan yılın ilk yedi ayında 102 bin 53 yamaç paraşütü uçtu
Muğla’da 21 uyuşturucu operasyonunda 21 kişi gözaltına alındı
Datça’da 89 adet kaçak elektronik sigara ele geçirildi
Deştinliler Menteşe Belediyesi’ne seslendi: “Halktan ve halkın öfkesinden değil de çimentoculardan mı korkuyorsunuz?”
MUÇEP: “Torba yasayla Muğla’da 48 köy ve mahalle tehdit altında”
Paylaş
Önceki Haber Fotoğraf: Gündem Fethiye / Hülya Çetinkaya TİP’li kadınlar 8 Mart’ta Fethiye’den seslendi: “Kara düzeninizi kadınlar yıkacak”
Sonraki Haber Fethiye’de kadınlar 8 Mart’ta meydanlarda: “Savaş erkek aklının ürünüdür; barış ise kadınların direncinde filizlenir”

Bizi Takip Edin

FacebookBeğen
XTakip Et
InstagramTakip Et
YoutubeAbone Ol
TiktokTakip Et
TelegramTakip Et
WhatsAppTakip Et
Google NewsTakip Et
LinkedInTakip Et
BlueskyTakip Et

Hakkımızda

  • Biz Kimiz?
  • Gizlilik İlkeleri / Privacy Policy
  • Künye
  • İletişim
  • Politika Belgeleri

Kategoriler

  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan

Sosyal Medya

  • Twitter
  • Facebook
  • İnstagram
  • Youtube

İlçeler

  • Fethiye
  • Bodrum
  • Menteşe
  • Marmaris
  • Datça
  • Milas
  • Seydikemer
  • Köyceğiz
  • Ortaca
  • Dalaman
  • Ula
  • Yatağan
  • Kavaklıdere
Copyright © 2026 Gündem Fethiye. Tüm Haklı Saklıdır.
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Şifrenizi mi Unuttunuz?