Muğla’nın Fethiye ilçesinde bugün (19 Mart) Fethiye Birleşik Mücadele Platformu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve gözaltına alınmasının birinci yılında basın açıklaması düzenledi.
Açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması iptal edilmiş, kendisi ve çalışma arkadaşlarının gözaltına alınmasının üstünden bir yıl geçtiği ve ardından Türkiye’nin farklı noktalarında, seçimle göreve gelmiş CHP’li belediye başkanlarına yönelik “siyasi operasyonların” başlatıldığı hatırlatıldı.
Bu dönem yaşananlara dair şunlar söylendi: “Aynı gün başta İstanbul üniversitesi öğrencilerinin Beyazıt’ta aştığı barikatla birlikte ülkenin dört bir tarafında iradesine sahip çıkan milyonlar meydanları doldurdu. Seçme ve seçilme hakkına, demokrasiye sahip çıkan halk bu gözaltı ve tutuklamaların meşru olmadığını haykırdı.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!


“19 MART HUKUKUN VE ANAYASA’NIN ASKIYA ALINDIĞI, HALK İRADESİNİN VE DEMOKRATİK HAKLARIN SARAY REJİMİ TARAFINDAN AÇIKÇA YOK SAYILDIĞI BİR GÜN OLARAK TARİHE GEÇMİŞTİR”
Açıklamada, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın 2022’den ve o dönem Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) eş genel başkan olan Selahattin Demirtaş’ın 2016’dan bu yana devam eden tutukluluğu hatırlatılarak şunlar söylendi:
“19 Mart darbesi saray rejiminin keyfi ve anti-demokratik politikalarının doğrudan bir sonucudur. Tıpkı seçilmiş Milletvekili Can Atalay’ın, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hukuksuzca rehin tutulması gibi… Tıpkı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) kararlarına rağmen hala tutsak olan Selahattin Demirtaş ve yüzlerce gazeteci, siyasetçi ve hukukçu gibi… 19 Mart, hukukun ve anayasanın askıya alındığı; halk iradesinin ve demokratik hakların saray rejimi tarafından açıkça yok sayıldığı bir gün olarak tarihe geçmiştir. Koltuklarını korumak uğruna her şeyi göze alanların, neleri yapabileceğinin en açık göstergesi 19 Mart yargı darbesidir.”


NE OLMUŞTU?
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart 2025 tarihinde akşam saatlerinde üniversite diploması iptal edilmişti.
19 Mart’ta ise İBB’ye yönelik soruşturma başlatılmış, soruşturma kapsamında İmamoğlu, suç örgütü kurucusu olmak, irtikap, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek, ihaleye fesat karıştırmak, terör örgütüyle iş birliği ve yolsuzluk suçlamalarıyla iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. İmamoğlu’nun yanı sıra İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın da bulunduğu 100’den fazla kişi de gözaltına alınmıştı.
İmamoğlu gözaltına alınmasından sonra dört gün boyunca, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde kaldıktan sonra 22 Mart’ta akşam saatlerinde, tutuklama talebiyle Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmişti.
23 Mart’ta ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Ekrem İmamoğlu’nun “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklanmasına, “terör” soruşturmasının ise reddine karar vermişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmalar kapsamında nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince, mali nitelikli soruşturma kapsamında şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet almak, irtikap, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından tutuklanmasına, şüpheli Ekrem İmamoğlu hakkında ise üzerine atılı silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunmakla birlikte mali nitelikli suçlardan zaten tutuklanmasına karar verildiğinden bu aşamada gerek görülmemekle talebin reddine karar verilmiştir” ifadeleri yer almıştı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Nöbetçi sulh ceza hakimliği, İBB soruşturması kapsamında 18 kişinin daha tutuklanmasına hükmetmişti. Tutuklanan diğer isimler şunlardı:
İBB Medya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökçe, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas; iş insanları Ali Nuhoğlu, Adem Tuncay, Ali İlbak ile Ahmet Köksal, Eyüp Subaşı, Kamil Timur Delibaş, Mete Sarıaltun, Alper Aydın, Serdal Taşkın, Serkan Öztürk, Mustafa Nihat Sütlaş, Süleyman Atik, Ahmet Çiçek, Yusuf İlbak ve Servet Yıldırım.
İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına tepki göstermek için Türkiye genelinde protestolar başlamış, polis kipleri tarafından protestolara çok sayıda ilde biber gazı ve plastik mermilerle müdahale edilmişti. Muğla’da 19 Mart’ta toplanan ve aralarında Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve CHP’li ilçe belediye başkanlarının yer aldığı yurttaşlara polis biber gazı ile müdahale etmişti.
Müdahale sonucunda önce hastaneye giderek sağlık raporu alan Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ardından fotoğrafçısı ve koruma memuruyla birlikte 20 Mart’ta Marmaris Şehit Nedip Cengiz Eker Polis Karakolu’na gelerek ifade vermişti.
Ünlü hakkında kamu görevlisine direnme ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu‘na muhalefet suçları nedeniyle soruşturma başlatıldığı belirtilmişti.
Muğla’nın Fethiye ilçesinde 20 Mart’ta gerçekleşen protestoya polis biber gazı ile müdahale etmiş ve iki kişi gözaltına alınmıştı.


Aradan geçen bir yılda ise tablonun değişmediği gibi daha da ağırlaştığı söylendi ve şunlar belirtildi:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Üniversite öğrencileri, en temel demokratik haklarını, anayasal haklarını kullandıkları için okullarından uzaklaştırıldı. Asgari ücret açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildi. Emekliler yıllarca emek verdiği bu ülkede yaşayamaz hale getirildi. Çocuklar okullarda açlıktan bayıldı. Kadınlar erkek şiddetiyle katledildi. Tarikat ve cemaatlerin gölgesinde hayatlar karartıldı. Artan yoksulluk, çocukları MESEM’lere (Mesleki Eğitim Merkezi) mahkûm etti; çocuk işçiler iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetti.
Açıktır ki; saray rejimi, kendisine rakip gördüklerine yönelik kayyum ve tutuklama politikalarıyla yetinmemiş, ülkeyi her geçen gün daha da yaşanmaz hale getirmiştir.”
“Hukukun ve adaletin olmadığı bir yerde, hiçbirimiz güvende değiliz” ifadeleri kullanılan açıklamada, 19 Mart sürecinde savcı olarak görev yapan Akın Gürlek’in Adalet Bakanı görevine getirilmesine dair de “Akın Gürlek’in Adalet Bakanı yapılması bu yaşananın siyasi bir darbe olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir” dendi.


Açıklamada son olarak mücadele vurgusu yapılarak şunlar söylendi:
“Burası laik, demokratik bir ülkedir. Halkın iradesi gasp edilemez! Seçilmişler hukuksuzca tutuklanamaz! 19 Mart sürecinde demokratik hakkını kullanan yurttaşlar işkenceyle gözaltına alındı, ifadeleri bile alınmadan tutuklandı. Ne sağlıkları gözetildi ne de yaşam hakları. Biz unutmadık. Unutmayacağız. Çünkü biliyoruz: Zulüm varsa, direniş haktır!
Ama 19 Mart aynı zamanda bir kırılma noktasıdır. Halkın, kendi geleceğine sahip çıkmak için meydanlara çıktığı bir milattır. Beyazıt’ta aşılan barikatlar yalnızca demir değil, korkuydu. Gençlik o gün yalnızca bir engeli değil, bir dönemin suskunluğunu da yıktı. Direnen, biat etmeyen gençliğe selam olsun! Bugün hâlâ o meydanlar, o sesleri hatırlıyor. Ve biz hatırlatmaya devam ediyoruz:
Baskıyla, gözaltıyla, tutuklamayla bu halk susturulamaz! 19 Mart; ‘Yeter artık’ diyen emekçilerin, ‘Hak, hukuk, adalet’ diye haykıranların, direnen kadınların ve Gezi’nin cesaretini bugüne taşıyan gençlerin günüdür. Aradan geçen bir yılda baskılar arttıysa, bizlerin direnci de büyümüştür. Korku duvarları yıkılmıştır, geri dönüş yoktur! Bu memlekette gericiliğe, hukuksuzluğa, faşizme ve karanlığa geçit vermeyeceğiz! Çünkü bu ülke bizim. Çünkü gelecek bizim ve biz kazanacağız!”




Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

