Kadın olmak
Türkiye’de, ‘Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ ve basın derlemelerine göre; son üç yılda 900 ile bin arasında kadın, erkek şiddeti sonucunda hayattan koparıldı. Onları öldüren erkekler; eşleri, eski eşleri, babaları, erkek kardeşleri, erkek arkadaşlarıydı.
2023 yılında yaklaşık 315 kadın,
2024 yılında yaklaşık 394 kadın,
2025 yılında yaklaşık 299 kadın öldürüldü.
Üstelik ‘şüpheli kadın ölümleri’ bu sayılar içinde yok. Şüpheli kadın ölümleri dahil edilirse sayı çok daha yüksek.
***
Söze, erkek şiddeti sonucunda hayattan koparılan kadınlarla başlamam, bilinçli bir tercih. Kadın olmaktan söz edebilmek için bu tabloyu görmek ve üzerinde düşünmek gerekiyor çünkü.
Elbette erkek şiddeti sonucunda hayattan koparılan kadınlardan birer sayı olarak bahsetmek doğru değil. Çünkü her biri bir can, bir hayat ama bu sayılar, sırf kadın olmamız nedeni ile cins kırımına uğradığımızın kanıtı aynı zamanda.
***
Kadınlar neden cins kırımına uğruyor?
Böyle vahim bir tablonun gölgesinde asıl yaşanan bir ‘kadın devrimi’ olabilir mi?
Kadınların; düne göre bugün daha çok ve ısrarlı bir biçimde, kadın kimlikleri ile barışık ve özgür yaşamak istedikleri açık.
Doğumdan ölüme hayatlarının her aşamasında baskı altına alınmış, ‘eksik insan’, hatta ‘mal’ muamelesi görmüş kadınlar, isyanda artık.
Öyleyse bir ‘kadın devrimi’nden söz etmek mümkün. Acı olan; her devrim gibi kanlı olması…
***
Diğer yandan bugün, bu vahim tablonun gölgesinde yaşanan ‘kadın devrimi’ bir zorunluluk. Aksini düşünmek demek, zihinlerimizin içine adeta nakşedilmiş şu sözlere uymak ve yaşarken ölmek demek;
‘Kadın değil misin kır dizini otur evinde’
‘Kadın aklınla erkek işine karışma’
‘Bu gidişle o*spu olacaksın’
‘Elin işte gözün oynaşta senin’
‘Her şeyi abartıyorsun, kadınlar hep dramatiktir’
‘Çok konuşuyorsun, kadın dediğin sessiz olur’
‘Kariyer yapacağına çocuk yapsaydın’
‘Kadın başına bunu nasıl yaptın’
‘Evlenince düzelirsin’
‘Duygusalsın, mantıklı düşünemezsin’
‘Erkek insan, kadın ise eksik insandır’
‘Sen anlamazsın bu erkek işi’
Bu sözlerin her birine verilecek cevapları var kadınların, bu yüzden yaşanıyor ‘kadın devrimi’ ve bu yüzden de yaşanmalı.
***
Oysa kadının yeri, olmak istediği yerdir. Hayatıyla ilgili kararları kendisi vermek ister ve ne zaman anne olacağını ya da olmayacağını planlayabilir. Onu tanımlayan kıyafetleri değil, davranışlarıdır. Evlilik kadını düzeltmez -ne demekse- çoğu zaman köle yapar. Kadınlar, duygularını küçümsemeniz yerine anlattıklarına odaklanmanızı ister. Duygusal olmak mantıksız olmak değildir. Erkeklerin yaptığı ne varsa kadınlar da yapabilir. Sessizlik kuşku, konuşmak güven verir. Bilgi cinsiyete göre değil, öğrenmeye göre belirlenir.
***
Sözün özü; bir ‘kadın devrimi’ zorunlu. Yukarıdaki vahim tabloda erkek şiddeti nedeniyle hayattan koparılan kadınlar da birer ‘kadın devrimi’ kurbanı… Kadın kimliği ile barışık, özgür yaşamak isteyen tüm kadınlar; siz çok yaşayın emi!
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
