AYIN KARANLIK YÜZÜ / YOKSUL HAYATLAR
Herkes bilir; ‘Dünyanın En Zenginleri Listesi’ diye bir şey vardır. Böyle bir listenin varlığı anlaşılır bir şeydir çünkü zenginler sayıca çok azdırlar ve listeleri yapılabilir. Sayıca az olmaları konusunda bir örnek; ‘Dünyanın En Zenginleri Listesi’ ne sadece 35 Türk milyarder girebilmiştir. Bir kısmının yurt dışında yaşadığı belirtilen 35 Türk milyarderi ve diğer ‘Dünyanın En Zenginleri’ listesine giren milyarderlerin son yıllarda sayıca artmadıkları ama servetlerini katlayarak arttırdıkları tespit edilmiştir (Forbes Türkiye).
Peki ya yoksullar? Sayıca o kadar çokturlar ki bir listelerinin yapılması mümkün değildir. İstatistik bilimi en fazla ‘Dünyanın En Yoksul Ülkeleri Listesi’ yapılabiliyor bu yüzden. Örneğin; Türkiye çocuk yoksulluğunda, OECD içinde en yoksul ülkelerden biri olarak tespit edilmiştir (AP News).
Yoksulların, sayıca çok olmaları nedeniyle bir listelerinin yapılamaması yanı sıra, ayın aydınlık yüzünde yaşayabilenler açısından bakıldığında, bir de ‘görünmez’ olma halleri vardır. Ne kadar çok sayıda olurlarsa, o kadar az görünürler.
Şöyle diyebiliriz; ‘Yoksullar hayatın içinde değil, kenarında yaşar.’
Her gün dolaştığımız sokaklarda, caddelerde, büyük alışveriş merkezlerinde (AVM), restoranlarda, çarşı pazarda, sosyal medyada, televizyon programlarında yoksullar ‘görünmez.’ Bu durum yoksulların sayıca çok oldukları düşünüldüğünde bir çelişki gibi görünse de ortada bir çelişki yoktur; yoksullar, hayatın kenarında, ayın karanlık yüzünde yaşamaktadır ve biz onları ‘göremeyiz.’
Sabahın daha ilk ışıklarında derme çatma evlerinden çıkarak, her gün dolaştığımız caddelerde işçi servislerine biner, gün boyu gün ışığından uzak çalışır, akşam saatlerinin alaca karanlığında işçi servislerinden aynı caddelerde inerler. Onlar gün ışığı, biz onları ‘görmemişizdir.’ Bu, böyle devam eder.
Çarşı, pazarlarda ise pazar tezgâhlarının toplandığı saatlerde çıkarlar ortaya; o saatler sebze-meyve ucuzlamıştır. Bozulmuş, dökülen meyve-sebzeyi toplarlar.
Restoranlarda aynı mekanda olsak da –onlar mutfakta bulaşık yıkamaktadırlar- duvarlar vardır aramızda, ‘görünmezler.’
Büyük alışveriş merkezleri (AVM) bizler için ışıklı vitrinler, onlar için penceresiz depolara malzeme taşımak, malzeme istiflemek demektir.
Sosyal medya; gerçekleri eğip büker, değiştirir, yok sayar. Yoksulları yok sayması onun bu karakterindendir.
Televizyon programları, en çok da dizi filmler; hemen herkesin yalılarda yaşadığını, son model araçlara bindiğini düşündürür insana. Zenginlik o denli vurgulanmıştır ki bu dizilerde, bu yalıların hizmetçi ve şoförleri zenginlik vurgusunun altında ezilmiş, inandırıcılığını yitirmiştir. ‘Açlık sınırı’, ‘geniş katmanlara yayılan yoksulluk’, ‘yoksulluk sınırı’ ve benzeri kavramlar haber programlarından kulaklarımıza çarparken, yoksullar ‘görünmez’ olmaya devam etmektedirler. Haber programlarının konuk koltuklarında tek bir yoksul oturmamaktadır. Yoksulları görünür kılmak istemeyen gizli bir anlaşma içindedirler sanki.
Bu yüzden insan; yoksulluğu, yoksulların hapsedildiği ayın karanlık yüzünü hayal etmek zorunda kalır. Ben de öyle yaptım. Onları; sabahın ilk ışıklarında, akşamın alaca karanlığında, işçi servislerinde, gece vardiyalarında, penceresiz depolarda, maden ocaklarında, karakollarda, cezaevlerinde, yetiştirme yurtlarında, köprü altlarında, meşhur yemek zincirlerinin buhar ve deterjan kokan mutfaklarında, şehirlerin kıyısına kondurulmuş deme çatma barınaklarında, gece karanlık basınca çöp konteynerlerinin başında toplanmış halde hayal ettim. Böyle yakıcı bir gerçekliği -gözlerden uzak tutulan, görünmez kılınan yoksulluğu- hayal etmek çok zoruma gitti.
Yoksulluğu ve yoksul milyonlarca insanı, adeta ‘görünmez’ kılan bu gizli anlaşmanın tarafı olmayalım. Israrla soralım; ‘Yoksullar nerede? Ayın karanlık yüzünde neler yaşanıyor?’ Görmek ve bilmek istiyoruz.
Küçük bir dip not: Yazar Tahsin Yücel romanı ‘Kumru İle Kumru’ da şöyle diyor; ‘Yoksulluk, insanın yalnızca cebini değil, çevresini de boşaltır; kimse görmez onu.’ Bu küçük dipnot, Tahsin Yücel’in romanlarının okunması dileğiyle eklendi.
18-03-2026
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
