FARKINDA MIYIZ? SAVAŞTAYIZ!
İnsan, inanamıyor. Savaştayız ve dünya bundan habersiz. Dünya liderleri kendi iktidarlarını korumak adına kimi ağzının ucuyla, kimi ağzından alevler saçarak konuşuyor, konuşuyorlar.
Bense kendimden ve dünyadan utanıyorum.
Televizyon ekranının ortasındaki o görüntüler gökyüzünde kayan yıldızlar değil onlar savaş füzeleri ve şu an belirledikleri hedefi, o hedefteki tüm canlılarıyla kana buluyorlar diye haykırmak istiyorum.
Gözümün önünde paramparça olmuş insan uzuvları, alevler içinde ağaçlar, yerde kanatlarından hala duman tüten kuş ölüleri…
Dünyanın televizyon ekranlarının karşısında sadece füzeleri görmesi ve hatta hangi füzenin diğerine göre teknolojik olarak üstün olduğunu konuşabiliyor olması, füzelerin hedeflerinden çıkan gürültü ve dumandan söz ederken o gürültü ve duman içinden acıyla haykıranları hayal edememesi, anmaması dehşete düşürüyor beni.
28 Şubat 2026 tarihinde saat yaklaşık 10:00-10:45 arasında İran’ın Minab şehrindeki Shajareh Teyyebeh kız ilkokuluna yapılan üç adet füze saldırısında 7 ile 12 yaşları arasında 168-180 kız çocuğu öldü ve bu acı haber, haber değeri bile taşımadı çoğunluk açısından. Cenaze törenleri değil, füzeler takip edildi televizyon ekranlarından. Ne isimleri ne de fotoğrafları resmi bir liste olarak hala açıklanmadı. Tek tek o güzelim kız çocuklarını görür gibi oluyorum. Patlamayla çatısı çökmüş okullarının enkazında, gözyaşlarıyla ıslanmış kara, ela, sürmeli gözleri yalvarır gibi bakıyor yüzüme.
Bu güzelim kız çocuklarından Hana Dehqari 8 yaşındaydı. Öğretmeni Hana’nın resim yapmayı çok sevdiğini ve defterine sürekli çiçekler çizdiğini söylemiş.
Liana Mohammadi 7 yaşındaydı. Ailesi onun doktor olmak istediğini söylemiş. Sınıfında hep en ön sırada oturur, derslerini pür dikkat dinlermiş.
Salma Zakeri 6 yaşındaydı. Ablası Esra Zakeri (9 yaşında) ile aynı okulda, iki kardeş birlikte kaybetti hayatlarını.
Sara Shayesteh 5 yaşındaydı. Ailesi çok dilbaz ve şarkı söylemeyi çok seven bir çocuk olduğunu söylemiş.
Mahne Zarei 2 aylıktı. Kız ilkokulunda görevli bir personelin bebeğiydi. Annesi saldırı günü okula onu da yanında getirmiş. Annesinin kucağında, annesiyle birlikte kaybettiler hayatlarını.
Ve diğerleri… diğer çocuk yaşta yarım kalan hayatlar; tümünün isimleri resmi olarak tespit edilmiş, yayınlanmış değil ve çoğu toplu mezarlara gömülmüş.
Sahi savaş karşıtlığı diye bir şey vardı. Dünyanın bugün içinde bulunduğu bu kendini kaybetmiş olma hali inanılır gibi değil, savaşa karşı olmayı, savaş karşıtlığını, en büyük suç gibi lanse edenlere hitaben son sözüm şu; ‘hayatlarınızda hiç tadamadığınız sevme yetimizi yok edemeyeceksiniz ve Hana, Liana, Salma, Sara, Mahne ve diğerlerinin varlığı, acı hikayeleri yalandan haberlerinizde bilinçli olarak yok sayılsa da dünyanın öbür ucundan isimlerini haykırmaya devam edeceğiz’.
10-03-2026
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
