Emek Partisi Muğla İl Örgütü, “Süper izin yasası” olarak bilinen 7554 Sayılı Kanun’a karşı tüm emekçileri, Muğla’nın Menteşe ilçesinde 28 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek Toprağımızı Vermiyoruz mitingine çağırdı.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekillerinin imzasını taşıyan ve enerji ile maden yatırımlarına ilişkin düzenlemeler içeren “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 19 Temmuz 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda oylanarak kabul edilmişti.
Kanun, Zeytinlik alanlarda, ormanlarda ve meralarda madencilik faaliyetlerinin yapılmasını, enerji yatırımları izinlerinin kolaylaştırılmasını ve Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinin hızlandırılmasını öngördüğü için kamuoyunda, özellikle emek demokrasi ve çevre örgütlerinin tepkisi ile karşılaşmıştı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Bu süreçte Türkiye’nin farklı bölgelerinden çevre örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel yaşam savunucuları bir araya gelerek “Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası”nı başlatmıştı.
Kampanya kapsamında 28 Eylül Pazar günü saat 16.00’da Muğla‘nın Menteşe ilçesindeki Atatürk Bulvarı’nda Toprağımızı Vermiyoruz mitingi düzenlenecek.
“Geleceğimize sahip çıkalım” başlığıyla mitinge ilişkin yazılı açıklama yapan Emek Partisi Muğla İl Örgütü, Muğla’nın 12 bin kilometreyi aşan yüzölçümü, yaklaşık 140 kilometreyi bulan kıyı şeridi ve yüzde 68 orman vasıflı bir coğrafya olduğunu belirtti.
Orman alanlarının yüzde 59’unun maden sahası ilan edildiğine dikkat çekilen açıklamanın devamında; “Ormanlarımızın, meralarımızın, su kaynaklarımızın, tarım arazilerimizin, kıyılarımızın kısacası Muğla halkının yaşam alanlarının ‘yağma ve talana’ açık olması anlamına gelmektedir” denildi.
“‘ACELE KAMULAŞTIRMA’ YASASINI KULLANARAK ÜRETİCİ KÖYLÜNÜN TOPRAKLARINA EL KOYMA VE SERMAYEYE RANT SAĞLAMA AMAÇLI KULLANMAKTADIR”
“Süper izin yasası’ ve acele kamulaştırmayla birlikte Muğla’nın sermaye sahipleri tarafından “yağma ve talan” amaçlı kullanılmasına olanak sağlandığının altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Buna izin verecek miyiz? AKP – MHP iktidarı güncellemelerle yenilediği ve uygulamaya koyduğu OVP (12’nci kalkınma planı) doğrultusunda işçilere, emekçilere ve emeklilere açlık sınırının altında bir yaşam dayatmaktadır.
Aynı program gereği sermaye gruplarına vergi affı silme, teşvik, ürünlerine yaptığı zamlarla beslemek yetmezmiş gibi ‘acele kamulaştırma’ yasasını kullanarak üretici köylünün topraklarına el koyma ve sermayeye rant sağlama amaçlı kullanmaktadır.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“MUĞLA’MIZDA 48 KÖYÜMÜZÜN GEÇİM KAYNAKLARI VE YAŞAM ALANLARI TEHDİT ALTINDADIR”
Yasada doğrudan koordinatları verilen ve Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nda bulunan zeytinliklerin, 15 Eylül sabah saatlerinde jandarma ve iş makineleriyle söküldüğünün hatırlatıldığı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Üzerindeki ürünle birlikte zeytin ağaçları söküldü. Köylülerin direnişiyle söküm durdurulabildi. İkizköy halkı her türlü baskı, tehdit ve göz altılara rağmen toprağını, suyunu, ormanını, havasını yaşam alanlarını korumak için altı yıldır mücadele ediyor.
Yeni çıkarılan yasayla birlikte Muğla’mızda 48 köyümüzün geçim kaynakları ve yaşam alanları tehdit altındadır. Buna dur demeliyiz.”
İkizköylülerinin mücadelesini 47 kez daha İkizköy direnişi ile çoğaltmak ve büyütmek durumunda olduklarının belirtildiği açıklamada, “Kömür, çimento şirketlerine verilecek bir karış toprağımızın olmadığını haykırmalı ve mücadele etmeliyiz” denildi.
“GEÇMİŞTE 447 GÜN ÖZELLEŞTİRMEYE KARŞI DİRENEN ŞİMDİKİ SENDİKA YÖNETİCİLERİ NE OLDU DA BUGÜN İKTİDAR – SERMAYE İŞBİRLİĞİNE PAYANDA OLUYORLAR”
Açıklamada, enerji ve maden işçileri hakkında şu ifadeler kullanıldı:
“Yaşanan enflasyon karşısında ücretlerin mum gibi eridiği, çalışanların yüzde 60’nın açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği bir durumda; iktidarın işçilere yüzde 20 zam dayatmasına ses çıkarmayan sendikal bürokrasi, sizlerle akrabanız köylüleri karşı karşıya getirme çabasındalar.
Geçmişte 447 gün özelleştirmeye karşı direnen şimdiki sendika yöneticileri ne oldu da bugün iktidar- sermaye işbirliğine payanda oluyorlar.“
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Enerji ve maden işçilerinin güvencesinin; üretici köylünün yaşam alanlarının yağma ve talan edilmesi, ormanların, su havzalarının yok edilmesine karşı verilen mücadeleyle mümkün olduğunun altının çizildiği açıklamada, şunlar aktarıldı:
“Sizlerin iş güvencesinin yolu ‘Doğa ve emeği sömüren’ sermayeye karşı üretici köylülerle birlikte ortak mücadeledir. Sömürge madenciliğine teslim olmayacağız. Muğla, ormanlarıyla, zeytinlikleriyle, akarsuları, gölleri, nehirleri ve toprağıyla yaşamın kaynağıdır.
Ancak bugün sömürge madenciliği adı verilen talan düzeniyle bu değerler kamu yararı hiçe sayılarak sermayeye peşkeş çekilmek isteniyor. Zeytinlikler kömür ocağına, dağlar taş ocağına, nehirler maden atığına feda ediliyor.”
Yurttaşların geleceğini, tarımı ve doğayı yok sayan anlayışa karşı seslerinin yükselttiklerinin belirtildiği açıklamada, “Muğla’da sömürge madenciliğine geçit vermeyeceğiz; yaşamı, toprağı ve geleceğimizi savunacağız” denildi.
Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan’ın da katılacağı mitinge çağrı yapılan açıklamada, şunları aktardı:
“28 Eylül’de yapılacak ‘Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz, Toprağımızı Vermiyoruz’ mitinginde başta üretici köylüler olmak üzere tüm işçi-emekçileri; yağmaya, talana, yoksulluğa, yolsuzluğa ve yasaklara karşı ortak ses çıkarmaya ortak mücadeleye çağırıyoruz. Talan yasasına hayır.”


Diğer yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil’in de yer alacağı mitinge Yeşil Sol Parti ve Sol Parti temsilcileri de katılacak.
NE OLMUŞTU?
Teklif, 13 Haziran’da TBMM Başkanlığı’na sunuldu. 19 Haziran’da Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşmeler başladı.
Muğla başta olmak üzere farklı kentlerden gelen yurttaşların komisyona alınmaması, AK Parti ve muhalefet partileri arasında fiziksel tartışmalara yol açtı. Avukat Yakup Okumuşoğlu Meclis’te yerde sürüklendi.
26 saat süren görüşmelerin sonunda teklif, 20 Haziran’da komisyon tarafından kabul edildi.
Ardından torba yasa kapsamında TBMM Genel Kurulu’na geldi. Bu süreçte Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nı korumak için bir araya gelen ve Akbelen Ormanı’nın kesilmesinden sonra da köyleri maden tehdidi altında olan İkizköylüler, 3 Temmuz’da Ankara’daki Cemal Süreyya Parkı’nda nöbete başladı.
Köyleri yasadan doğrudan etkilenecek olan İkizköylüler görüşmelerin devem ettiği sırada, 16 Temmuz’da “süper izin yasasına” karşı açlık grevi başlattı. Açlık grevi, 19 Temmuz akşam saatlerinde yurttaşların sağlık problemleri nedeniyle hastaneye kaldırılmalarının ardından sona erdi.
Yasanın Genel Kurul’da görüşülmesi ise 8 Temmuz’da başladı. Görüşmeler sırasında muhalefet vekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında arbedeye varan tartışmalar yaşandı.
17 Eylül 2025’te 7554 Sayılı Kanun’un yürürlüğünü durdurma ve iptali istemiyle 260 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuruldu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!













