Bodrum Hakimi Mefharet Tüzün, 17 Mayıs 1954 yılında yaşamı yitirdi. İntihar olarak kayda geçen bu ölümün ardından pek çok iddia da gündeme geldi. Tüm bu iddialara yanıt verebilecek tek kişinin hayatta olmaması ise gerçeğin ne olduğunu öğrenmemizi imkânsız kılıyor. Tüzün’e dair yaptığım araştırmanın ardından bir tanıdığım, Tüzün’ün mezarının da belirsiz olduğunu söyledi. Sonrasında Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan ölüm ilanını ileterek, en azından mezarının nerede olduğunun belgelenmesinin önemli olduğunu ifade etti. Ölümünden tam 72 yıl sonra Tüzün’ün mezarının izine düştüm.
Tüzün’ün ailesi tarafından alınarak İstanbul’a götürülen cenazesinin Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildiği aktarılmıştı. Parçalı bulutlu bir havanın beni karşıladığı 15 Nisan Çarşamba günü, Edirnekapı Mezarlığı’nı ziyaret ettim. Nereden başlasam diye düşünürken koskoca bir alanı kaplayan mezarlıkta bulunan bir görevliye, aradığım mezarı bulmak için nereden bilgi alabileceğimi sordum. Şehitliğin içindeki bir binaya yönlendiren görevliye teşekkür ederek, işaret ettiği yöne doğru yürüdüm. Görevlilerin olduğu binanın içine girdiğimde selam vererek “Bodrum Hakimi Mefharet Tüzün’ün mezarını arıyorum, ölüm ilanına göre 1954 yılında Edirnekapı’ya defnedilmiş” dedim.
Görevli nazikçe yardımcı olmaya çalıştı ve bilgisayardan arama yapmaya başladı. Ofisteki diğer görevli ise Bodrum Hakimi’ni duyduğunu ve intihar nedeninin belirsizliğine dair duyduğu şaşkınlığı dile getirdi. Diğer görevliye de Tüzün’ün Cumhuriyet döneminin ilk kadın hakimlerinden olduğunu söyledi.
Ben de Tüzün hakkında yaptığım araştırmadan edindiğim bilgilerden söz ettim ve mezarını bulmayı çok istediğimi belirttim. Mezar kayıtlarını inceleyen görevli ise bu isimle kayıtlı bir mezar olmadığına değinerek Tüzün soyadıyla kayıtlı diğer isimleri ve ölüm tarihlerini okudu. Ancak hiçbiri uymuyordu, ne isim olarak ne de ölüm tarihi olarak. Bir yeri arayarak “Mefharet Tüzün” adının geçtiği mezar taşı fotoğrafları var mı diye bakmasını istedi. Oradan da bir sonuç çıkmadı, İstanbul genelindeki mezarları da tarayan görevli Tüzün’ün mezarına ulaşamadı.
1990’lı yıllarda özel mülkiyetli mezarların kayıtlarının da kendilerine ulaştığını belirten görevli, söz konusu mezarın ya başka bir isimle ya da başka bir mezarın üzerine defnedilmiş olma ihtimalinden söz etti.
Kendisine, “Kendim mezarları dolaşarak bulamaz mıyım sizce?” diye sorunca, bunun “Samanlıkta iğne aramak” olacağını dile getirdi. Ben de aslında aynı fikirdeydim ama mezarı bulmayı çok istiyordum. Üzüldüm, “Kaybettiği nişanlısının yanına gömüldüğünden söz ediliyor ancak nişanlısının adını da bilmiyoruz, belki öğrenebilirsem o şekilde aratabilir miyiz?” şeklinde soru yönelttim. Görevli, “Eğer öğrenirseniz tekrar buraya kadar yorulmayın, size iletişim numarası verelim oradan ararsanız sorgulatıp bilgi verebiliriz” şeklinde yanıtladı. Numarayı alıp teşekkür ederek oradan ayrıldım.
Hüzünlendim, intiharı gibi mezarı da belirsizdi Bodrum Hakimi’nin. Türküde dediği gibi: “Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hakimi?” Öyle ki bir mezar taşını bile çok mu gördüler sana?
Meçhul bir mezarın izinde Edirnekapı Mezarlığı’yla vedalaştım. Bu bir vazgeçiş değildi. Belli ki Tüzün’ün adını bir mezar taşında görmeden bu hikayeye son noktayı koyamayacaktım…
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
