Muğla’nın Datça ilçesinde yapılması planlanan “Yat Limanı Projesi”ne karşı Datça Demokrasi Platformu basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Yatırıma dönük bu kararlarla tamamıyla bir Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Datça, korunması gereken bu özelliklerini daha çok ve çabuk kaybedecek, zarar görecek” denildi.
Muğla’nın Datça ilçesinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından ‘Yap-İşlet-Devret’ modeliyle yapılmak istenen “Yat Limanı Projesi”ne 30 Ocak 2024’te Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verilmişti.
Projenin Datça’nın doğası ve ekolojik yaşamı üzerinde geri döndürülemez zararlara neden olacağı gerekçesiyle, ÇED olumlu kararına Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Belediyesi dava açmıştı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Davanın duruşması 14 Şubat’te Muğla 4. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya; davacı kurumların vekilleri, davacı kurumlar yanında müdahil olan yurttaşlar ve Datça’da yaşayan yurttaşlar da katılmıştı. Duruşmanın ardından Mahkeme önünde MUÇEP Datça Meclisi basın açıklaması yapmıştı.
Datça Demokrasi Platformu, Berkin Elvan Yontusu önünde bugün (9 Aralık) saat 17:00’de 178. “Adalet ve Barış Buluşması” sonrasında basın açıklaması düzenledi.
Datça Demokrasi Platformu gönüllüsü Serap Yaman tarafından okunan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Azganlı’da yapılacak Yat Limanı’nın Datça’ya verdiği zararlar, Ekim 2024’de Muğla 4. İdare Mahkemesi tarafından atanan 11 bilirkişinin dokuzunun raporları ile de tescillenmişti. Çıkan rapor, Muğla Çevre Platformu’nun Yat Limanı’na dair yaptığı çalışmaları ile paraleldi.
Konuyu inceleyen mahkeme heyeti, Şubat 2025’de bu Yat Limanı’nın Datça’ya zarar verdiğine hükmetmiş ve ‘Yürütmeyi Durdurma’ kararı vermişti. Böylece Yat Limanı ile ilgili ÇED süreci ilk İDK sürecinden sonra mahkeme yoluyla da ikinci kez durdurulmuştu. Ancak Danıştay, bilirkişilerin raporlarına dayanan yerel mahkemenin kararını, davacı yurttaşlara ve yerel idarelere, itiraz yollarını da kapatarak bozdu.
Hukukçulara göre, çevre ve hak savunusu davalarında yerel mahkemelerde kazanılan kararların üst mahkemelerce sıkça bozulmasının artık istisna olmaktan çıktığı ve bu durumun adalete güveni zayıflattığı vurgulanan açıklamada, “Datça’da korunması gereken kültürel ve doğal güzellikleri gözetmeyerek, yaptıkları yatırımlarla yerelleri kalkındırdığını iddia eden merkezi idareler yanılıyor” denildi.
“ÇOK YAKIN BİR ZAMANDA DOĞAL VE KÜLTÜREL GÜZELLİKLER, HIZLA BOZULACAK”
Söz konusu açıklama şöyle devam etti:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“Yatırıma dönük bu kararlarla tamamıyla bir Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Datça, korunması gereken bu özelliklerini daha çok ve çabuk kaybedecek, zarar görecek. Çevreyi zorlayan bu büyüklükte doğru olmayan ‘yatırımlar’ nedeniyle çok yakın bir zamanda doğal ve kültürel güzellikler, hızla bozulacak.”
Datça’nın doğal ve kültürel özellikleri nedeniyle bölgeyi kalkındırması beklenen turistlerin, doğal güzelliklerin bozulmasıyla Datça’ya uğramayacağının altı çizilerken “Yani anlatıldığı gibi bu yatırımlar, bir işe yaramayacak. Kazanan yerel halk değil; bu doğal ve kültürel özelliklerin ortasına bu inşaatları yapıp vurgun vuran şirketler, sermayedarlar, para babaları olacak” ifadesinde bulunuldu.
Datça’nın Özel Çevre Koruma Bölgesi olduğu hatırlatılarak “Koruma Bölgesi olarak ilan edilmesinin nedeni henüz bozulmamış doğal ve kültürel özellikleri dolayısıyla gelecek kuşaklara, çocuklarımıza miras kalması içindir” sözlerine yer verildi.


“NADİR BULUNAN CANLI YAŞAM BİÇİMİ GİDEREK YOK OLACAKTIR”
Yapılması planlanan limanın, Datça’nın doğal yaşamına zarar vereceği belirtilerek şunlar aktarıldı:
“Datça’da liman yapılmakta olan Azganlı Mevkii, Akdeniz’de Uluslararası Sözleşmelerle korunan, tüm gezegenin havasını temizleyen, oksijen sağlayan deniz çayırlarının ve/veya beslenmek için kıyılara gelen soyu tükenmeye yüz tutan Akdeniz fokları gibi hayvanların da yatağıdır.
Limanla birlikte daha birçok nadir bulunan canlı yaşam biçimi giderek yok olacaktır. Liman bölgesi olarak seçilen yerde yapılan kazı çalışmaları, binlerce yıllık anıt mezarları, korunması gereken müşterek kültürel değerlerimizi tahrip etmiştir/etmektedir.”
Açıklamada, Datça’nın su fakiri olduğu ve limanın su kaynaklarında israfına neden olacağına değinilirken “Seçilen yer yasal mevzuatla korunan zeytinliklere, ekim alanlarına yakındır. Bu dikim alanları yapım sırasında aşırı tozdan zarar görmektedir” denildi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Liman projesinin deniz ve kıyı alanlarını yerel halkın kullanımından çıkararak bölgenin zamanla erişilemez ve mutenalaşmış bir yapıya dönüşeceği, halkın kıyılarını ve yaşam alanlarını kaybedeceği belirtildi.
Ayrıca Datça’nın deprem bölgesi olduğu hatırlatılarak, ağır yük taşıyacak dolgu üzerindeki rıhtım ve çekek alanı gibi yapıların ciddi güvenlik riskleri taşıdığı vurgulandı.
“DATÇA DAHİL AKDENİZ KIYILARINA GÖZ DİKTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
“Bunca zarar, ziyana değer mi” sorusunun vurgulandığı açıklama şöyle devam etti:
“İktidarla yakın ilişki içindeki dar bir çevrenin daha çok ve daha çabuk para kazanmak için Datça dahil Akdeniz kıyılarına göz diktiğini görüyoruz, yaşıyoruz.
Aynı çevreler, Datça’nın barındırdığı doğal güzellikleri, azalmış farklı yaşam alanları ve kültürel özellikleri ile nadir bir yerleşim alanı olduğunu ya da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bizzat kendi kurumları tarafından Datça’yı bir bütün olarak özel çevre koruma bölgesi ilan ederek koruma altına aldığını unutuyor ya da unutturmaya zorluyor.”
Yurttaşlar, söz konusu dar sermaye çevresinin müşterek kültürel değerleri ve yaşam alanlarını umursamadığına değinerek sadece kendi kazanacakları paraya baktıklarını ifade etti.
Limanın Datça’yı, Türkiye’yi ve Akdeniz’i bozacağı belirtilirken “Yaşamımızı, yaşam alanlarımızı korumak üzere kamunun, herkesin uğrayacağı zararları, yüksek sesle seslendirmeye ve vereceği zararları engellemek üzere girişimlerimize devam edeceğiz” söyleminde bulunuldu.
AKDENİZ KIYISINDAKİ BENZER ÖRNEKLER HATIRLATILDI
Açıklamada, liman projelerine yönelik kaygıların yalnızca belli gruplara değil geniş kesimlere, siyasi partilere, yerel yönetimlere ve uzmanlara da ait olduğu, Akdeniz’in birçok kıyısında benzer örneklerin yaşandığı ifade edildi.
Ayrıca söz konusu örneklerde limanların kentlere beklenen ekonomik katkıyı sağlamadığı, yerel halkın denizle bağının kesildiği, çevresel kirliliğin arttığı ve ekosistemlerin zarar gördüğünün ortaya çıktığı vurgulandı.
Uyarıda bulunan yurttaşlar, şunları söyledi:
“Bu Yat Limanı sadece denizimizi, koyumuzu, plajımızı, göletimizi, kıyımızı, parkımızı, ormanımızı, zeytinimizi değil; soluduğumuz havamızı, içtiğimiz suyumuzu, yediğimiz gıdamızı, korunması gereken ortak yaşam alanlarımızı, müşterek kültürel değerlerimizi, kentimizin tarihini, dokusunu, toplumsal yaşamımıza varıncaya kadar tüm Datça’yı bozar, çocuklarımızın geleceğine zarar verir.”
Yurttaşlar son olarak “Bu Yat Limanı Datça’yı bozar. Biz Datça’nın ve Datçalıların zarar görmesini istemiyoruz, Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde bu Yat Limanı’na razı değiliz” dedi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!













