Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Karacasöğüt Koyu’nda yapılmak istenen “Yat Yanaşma İskelesi ve Turizm Konaklama Tesisi” projesine verilen “ÇED gerekli değildir” kararının iptal istemiyle açılan davada Danıştay, davanın reddine karar verdi.
Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Karacasöğüt Koyu, Kaleönü mevkisinde Global Marin Sportif Denizcilik Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılmak istenen “Yat Yanaşma İskelesi ve Turizm Konaklama Tesisi” projesine Muğla Valiliği tarafından 17 Ocak 2023 tarihinde “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararı verilmişti.
Yurttaşlar ise bölgenin 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olması, proje sahasının koruma altındaki Akdeniz fokunun yaşam alanı olması, proje tanıtım dosyasının eksik hazırlanması gibi sebeplerle karara karşı çıkmış ve hukuki mücadele başlatmıştı.
Karara karşı 33 yurttaş davacı olmuş, davanın duruşması 14 Ekim 2024’te Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde görülmüştü.
Mahkeme ise 17 Ekim 2024 tarihli kararında 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’na yat iskelesi ve turizm tesisi projesine “ÇED gerekli değil” kararını uygun bulmuştu.
Konuya ilişkin olarak Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Marmaris Meclisi ve Kent Politikaları Derneği tarafından yayımlanan açıklamada şu ifadeler kullanılmıştı:
“Mahkemece verilen karar kabul edemeyeceğimiz, Danıştay yoluyla itiraz edip hak arayışımız sürdüreceğimiz bir karardır.”
Danıştay ise 25 Şubat 2025 tarihinde temyiz talebine karşı kararını açıkladı. Danıştay, Muğla 2. İdare Mahkemesi’nin kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirtti ve temyiz talebini beş üyeden üçünün onayıyla reddetti.
Davacılardan Halime Şaman ve Ufuk Beytekin tarafından yapılan savunmada; proje sahasının 15 Haziran 2023 tarihli Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü kararıyla 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edildiği vurgulandı.
Bu kararın dosyaya sunulmuş olmasına ve keşif sırasında davacılar tarafından beyan edilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda bu karar hakkında hiçbir değerlendirmenin yapılmadığı hatırlatıldı.
Proje sahasının tamamının 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nda kaldığı ifade edildi.
Ayrıca, proje tanıtım dosyasının eksik tasarlanmış olduğuna dikkat çekildi.
Proje sahasında bulunan Amnistos Antik Kenti’nden proje dosyasında bahsedilmemiş olduğuna bilirkişi raporunda yer verilmediği belirtildi.
Savunmada; Muğla Turizm Çevre Vakfı Turizm Ticaret Anonim Şirketi’nin (MUÇEV) aynı bölgede yapmak istediği yat limanı projesine verilen ÇED olumlu kararının, bölgenin 1. Derece Arkolojik Sit Alanı içinde kaldığı gerekçesiyle Mahkeme tarafından iptal edildiğine, Danıştay tarafından da onandığı hatırlatıldı.
Savunmada; proje sahasının Akdeniz foku, kum köpek balığı, caretta caretta, sığla ağacı ve poseidonia çayırlarının yaşam alanı olduğunun altı çizildi.
Sucul ekosistemlerde yaşayan canlıların hidroloji bilimi açısından gerekli değerlendirmelere tabi tutulmadığı; örneğin canlıların taksonomisi, biyolojisi, filogenisi, biyoçeşitliliği, koruma biyolojisi ve yaşadıkları çevreyle olan etkileşimleri; göl, sulak alan ve akarsu yönetimi ile ilgili gibi konulara açıklık getirilmediği vurgulandı.
Halime Şaman ve Ufuk Beytekin dışındaki davacılar tarafından yapılan savunmada ise proje sahasında yapılaşmayı engelleyen arkeolojik eserlerin bulunup bulunmadığının ve bu eserlerin korunması için proje tanıtım dosyasında yeterli önlemin öngörülmüş olup olmadığının bilirkişi raporunda değerlendirilmediğine dikkat çekildi.
Yelken okulunda izin verilen yelken eğitimi teknelerinin kolaylıkla karaya alınarak istiflenebilen ve iskele zorunluluğu olmayan tekneler olduğu belirtildi.
Keşif sırasında görülen teknelerin ise eğitim tekneleri olmadığı, bilirkişi raporunda alandaki tekne yoğunluğunun önemsenmediğine dikkat çekildi.
“İKİ ÜYE KARŞIT OY KULLANDI”
Muğla Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararının iptal isteminin red kararına karşı oy kullanan iki üye, yurttaşların yaptığı savunmalarla doğru orantılı olarak mevcut bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ve bu nedenle yeni bir bilirkişi incelemesi yapılarak yeni bir karar verilmesi gerekildiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulması gerektiğini belirttiler.