Gündem FethiyeGündem FethiyeGündem Fethiye
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Okunuyor Danıştay, Aydın-Muğla Bütünleşik Kıyı Alanları Planı için yürütmeyi durdurma kararı verdi | Planlama süreci nasıl gelişti, itirazlar neydi ve bilirkişi raporları ne söyledi?
Paylaş
Font ResizerAa
Gündem FethiyeGündem Fethiye
Font ResizerAa
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Arama
  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan
Takip edin
© 2022 Foxiz News Network. Ruby Design Company. All Rights Reserved.
Ekoloji

Danıştay, Aydın-Muğla Bütünleşik Kıyı Alanları Planı için yürütmeyi durdurma kararı verdi | Planlama süreci nasıl gelişti, itirazlar neydi ve bilirkişi raporları ne söyledi?

Danıştay 6. Dairesi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası’nın açtığı dava kapsamında Aydın-Muğla 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı için 20 Ekim 2025’te oybirliğiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi. Peki planlama sürecinde neler yaşandı, itirazlar nelerdi, bilirkişi raporu ne dedi ve mahkeme hangi gerekçe ile bu kararı verdi?

Son Güncelleme: 20 Şubat 2026 19:27
Haber: Hülya Çetinkaya
20 Şubat 2026 19:26
Paylaş
Kaynak: Aydın-Muğla İlleri 1/50 000 Ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı Plan Açıklama Raporu
Paylaş

Aydın ve Muğla illerini kapsayan 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’na (BKAP) karşı TMMOB Mimarlar Odası tarafından planın iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açılan iki ayrı davada, Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Danıştay 6. Dairesi, yaptığı inceleme sonucunda kararını 20 Ekim 2025 tarihinde oybirliğiyle verdi. Kararda belirleyici olan, bütünleşik kıyı alanları planlarının yapımı sürecinde zorunlu olan Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) raporunun düzenlenmemiş olması oldu fakat dava kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu planda birden fazla açıdan eksiklik olduğunu ortaya koydu. Peki süreç nasıl buraya geldi?

PLANLAMA SÜRECİ NASIL GELİŞTİ?

Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ile ilgili ilk çalışmalar 2014’te yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği kapsamında planlama önceliklerinden biri olarak başlatıldı. Süreç 2016’daki hizmet alım ihalesiyle başladıktan sonra elde edilen ön taslak plan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunuldu. Sürecin sonunda, ilk olarak 18 Eylül 2020 tarihinde “Aydın-Muğla İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı” 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 102’nci maddesi uyarınca onaylandı.

Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon

Planın amacı 2020 tarihli plan açıklama raporunda, Aydın ve Muğla kıyılarında kara-deniz etkileşim alanlarını birlikte ele alarak kıyı kaynaklarını sürdürülebilir ve koruma-kullanma dengesi içinde yönetmek ve kıyıya yönelik yatırımları, sektörler arası uyumu sağlayacak şekilde yönetmek olarak açıklandı. Yine bu belgede planın farklı kurum ve paydaşların koordinasyonunu sağlayan; kıyıların korunması, kullanımı planlanması ve izlenmesine ilişkin strateji, ilke ve öncelikleri belirleyen üst ölçekli bir yönetim çerçevesi oluşturmayı hedeflediği söylendi.

Bu süreçte planlara meslek odası, sivil toplum örgütü ve yurttaşlar, planın “kıyı alanlarının yağmalanmasına” neden olacağı gerekçesiyle itiraz etti. Örneğin, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği 2020 yılında yaptığı açıklamada neden plana karşı olduklarını açıkladı, Bakanlık’a dilekçe gönderdi ve planın iptalini talep etti.

Aynı şekilde TMMOB Mimarlar Odası da askı süresindeyken itirazlarını ilettiğini duyurdu, ardından 2020-2021 tarihleri arasında takip ettikleri davalara dair bilgi verdikleri bir açıklamada, plana karşı dava açıklarını, davanın Danıştay 6. Dairesi’nde devam ettiğini belirtti.

İKİNCİ ASKI SÜRECİ

Bakanlık, ilk planın askıya çıktığı ve 30 gün boyunca itirazların iletilebildiği süreçte, yapılan itirazların İtiraz Değerlendirme Komisyonu tarafından incelendiğini ve gerekli görülen değişikliklerin yapılmasından sonra “Plan Değişikliği Gerekçe Raporu” ile güncellenerek, 26 Mart 2023’te yeniden onaylandığını duyurdu.

Fakat bu planın onaylandığı tarihte TMMOB Mimarlar odasının açtı davanı henüz Danıştay’daki incelemesi tamamlanmamış, bir karar verilmemişti.

Bu süreçte İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun bu duruma dikkat çekmiş ve dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yanıtlaması talebiyle 21 Eylül 2023 tarihinde soru önergesi vermişti.

Ergun, “Bütünleşik Kıyı Alanları İmar Planı konusunda açılan davaların yargılama süreçleri devam ederken, davaların sonuçlarının beklenmeyerek planın onaylanması ve ikinci kez askıya çıkarılması hangi hukuki gerekçeye dayanmaktadır” diye sormuştu. Özhaseki imzalı 25 Ocak 2024 tarihli cevap metnin de ise bu soruya “Bahsi geçen davalarda planın yürütmesinin durdurulması veya iptaline dair herhangi bir yargı kararı alınmamıştır” şeklinde yanıt verilmişti.

Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon
Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’na “denizcilik turizmi biter” itirazı

Bunun üzerinde TMMOB Mimarlar Odası Muğla Şubesi tarafından 19 Haziran 2023 tarihinde yeniden dava açıldı.

Bu noktada Danıştay 6. Dairesi’nde devam eden iki süreç var olmuş oldu. Danıştay iki dosyada da planın yürütmesinin durdurulması konusunda karar vermeden önce keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.

Bu karar doğrultusunda 26 Şubat 2024 tarihinde bilirkişi keşfi yapıldı. Fethiye Kent Konseyi de bu dönemde Fethiye-Göcek bölgesi keşfine katıldığını duyurdu. Davanın itiraz metnine hali hazırda katkıda bulunduklarını, keşif sırasında da keşif heyetine açıklamalarda bulunduklarını dile getirdi.

Peki açılan davada gerekçeler neydi, davalı Bakanlık’ın savunması ile bilirkişi raporu ne söyledi?

DAVACILARIN İPTAL VE YÜYÜRMEYİ DURDURMA TALEBİ GEREKÇESİ NEYDİ?

TMMOB Mimarlar Odası’nın iki dosyada da plana dair eleştirilerinin ortaklaştığı görülüyor. TMMOB Mimarlar Odası’nın Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın yürütmesinin durdurulması ve iptali konusunda dosyaya sunduğu gerekçeler, yalnızca teknik itirazlar değil Türkiye’nin hassas kıyı ekosistemlerinin korunması ile ilgili, yoğun turizm ve yapılaşma baskısı arasındaki temel çatışmayı ortaya koyması ile de ön plana çıkıyor.

Bu bağlamda, dosyada ilk olarak planda yer alan “bütünleşik yönetim” kavramının kamu yararı ve doğal çevreyi korumak yerine turizmin gelişimine ve yapılaşmaya ağırlık verildiği, bu nedenle de yasal dayanaktan yoksun olduğu belirtiliyor.

Ayrıca, planın ana felsefesinin doğal çevreyi korumak ve kamu kullanımını ön plana çıkarmak olması gerekirken, koruma-kullanma dengesinde korumayı değil, kullanımı esas aldığı öne sürülüyor. Özellikle 2 bin 770 yat limanı önerisi, deniz üstü uçak iniş platformları, balık üretme çiftlikleri gibi projelerin yaratacağı ekolojik tahribatın yeterince değerlendirilmediği ileri sürülüyor.

Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon

Bir diğer itiraz da planda belirtilen “çok kriterli karar verme” yöntemine yönelik. Doğanın yaşam veren özelliklerinin ve canlı-cansız varlıkların karmaşık ilişkilerinin “puanlanarak” nicelleştirilemeyeceği savunuluyor. Bu yöntemin, doğanın boyutları arasında “gerçekte var olmayan hiyerarşiler” kurduğu ve puanlama hatası nedeniyle birinci derece doğal sit alanları ve sulak alanlar gibi kesin koruma altındaki bölgelerin “1. Öncelikli Yapılaşma Bölgesi” (Sarı Hat) olarak gösterilmesine yol açtığı iddia ediliyor.

Fethiye – Seydikemer Bölgesi planlama alanı

ÇOK KRİTERLİ KARAR VERME YÖNTEMİ NEDİR?

Bu yöntem Danıştay dava dosyasında şöyle açıklanıyor: “… bu yöntemin ağırlıklı toplama yöntemi tekniğinin kullanılarak uygulandığı, bu yöntem uygulanırken ana kriterler ve bu ana kriterler içinde alt kriterlerin belirlendiği, her bir alt kriter için belirlenen puanların kıyı alanında belirlenen poligonlarda uygulandığı, her bir kriter için çıkan puanların toplanarak sonuçların ana kriter için belirlenen kat sayıyla çarpıldığı ve elde edilen sonuç ile puanlama yapılan kıyı alanının birinci, ikinci ya da üçüncü bölge gösterimi ile yapılaşmaya açık olup olmadığının belirlendiği …”

Bir diğer itiraz da planın kendi içinde yedi ayrı parçaya bölünmesine dair öne çıkıyor. TMMOB Mimarlar Odası, bu şekilde doğanın parçalanamaz sürekliliğinin ve ekosistem ilişkilerinin göz ardı edildiğini belirtiyor.

Planda bahsedilen planlama bölgeleri

  • 1. Kuşadası – Söke Bölgesi
  • 2. Didim- Kuzey Milas Bölgesi
  • 3. Bodrum – Güney Milas Bölgesi
  • 4. Menteşe – Ula Bölgesi
  • 5. Datça – Güney Marmaris Bölgesi
  • 6. Marmaris – Köyceğiz – Ortaca – Dalaman Bölgesi
  • 7. Fethiye – Seydikemer Bölgesi

Bir diğer itiraz da idari belirsizlik konusunda öne çıkıyor. Dava gerekçesinde, plandaki 6.2.4 gibi maddelerin idarenin kararına çok geniş bir takdir yetkisi bıraktığı ve imar planı olmayan veya kaçak durumdaki yapıların yasallaştırılmasına kapı aralayabileceği öne sürülüyor.

Son olarak, 2023 tarihli plana itiraz edilen dosyada, Plan Değişikliği Gerekçe Raporu’nda, 2020 askı tarihli plana yapılan itirazların değerlendirilmediği belirtiliyor.

DAVALININ SAVUNMASI NEYDİ?

Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise planın rastgele değil çok kriterli karar verme yöntemi ile karasal ve denizel hassasiyetlerin matematiksel bir matris üzerinden değerlendirilmesiyle hazırlandığını savunuyor. Matrisin uzmanlık raporları, kurumsal veriler ve mekânsal planlama ilkeleri çerçevesinde hazırlandığı belirtiliyor. Bakanlık, bu yöntemle kıyı yapılarının yer seçimi için “Birinci (Sarı), ikinci (Turuncu) ve üçüncü (Kırmızı) Öncelikli Bölgeler” oluşturulduğunu ve bu sayede çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan en uygun yerlerin belirlendiğini ileri sürüyor.

Bu bölgeler şöyle açıklanıyor: “1.Öncelikli Bölge (Sarı Hat): Herhangi bir bölge veya alt bölgede kıyı yapısı yapılacak ise ilk tercih edilmesi gereken bölge, 2.Öncelikli Bölge (Turuncu Hat): Herhangi bir bölge veya alt bölgede kıyı yapısı yapılacak ise sarı bölgelerin olmadığı veya sarı bölgelerden sonra ikinci tercih edilmesi gereken bölge 3. Öncelikli Bölge (Kırmızı Hat): Herhangi bir bölge veya alt bölgede kıyı yapısı yapılacak ise sarı veya turuncu bölgelerin olmadığı veya sarı ve turuncu bölgelerden sonra en son tercih edilmesi hatta taşımış oldukları özelliklere göre tercih edilmemesi gereken bölge”

Diğer yandan Bakanlık, davacının iddialarının bir kısmının “planın yanlış anlaşılmasından” kaynaklandığını savunuyor. Örneğin davacıların 2 bin 770 adet yat limanı yapılacağı iddiasına karşı bu rakamın liman adedi değil, ilk beş yıl içinde öngörülen yat kapasitesi olduğu vurgulanıyor. Aynı şekilde deniz uçağı iniş noktaları ve balık çiftlikleri gibi alanların da bu planla belirlenmediği, ilgili kurumların kendi mevzuatları uyarınca belirlediği alanların plana işlendiği ifade ediliyor.

Bakanlık son olarak planlarda kamu yararına aykırı bir durum olmadığını ile sürerek planların iptali ve yürütmesinin durdurulması talebinin reddedilmesini savunuyor.

BİLİRKİŞİ TESPİTLERİ NELERDİ?

Mahkeme tarafından bilirkişi keşif ve bilirkişi incelemesi gerektiği kararının ardından planlama bölgelerinde bilirkişi keşfi yapıldı ve bilirkişi raporu düzenlendi.

Dosyada, bilirkişi raporu mahkemenin yürütmeyi durdurma kararında en çok referans verdiği dayanak noktası olarak öne çıkıyor.  

Davacıların iddiaları ile uyumlu şekilde, rapor “çok kriterli karar verme” yönteminde kusuralar olduğunu söylüyor. Bu yöntemin etkileşim içindeki farklı kriterleri aynı anda değerlendirmek için uygun bir yöntem olmasına karşın, Aydın Muğla Birleşik Kıyı Alanları Planı konusunda sürecin açık ve net şekilde açıklanmadığına, parametrelerin ve ağırlık puanlarının ilgili paydaşların katılımı ile işletilmediğine vurgu yapılıyor.

“PUANLAMADA OBJEKTİF SÜREÇ İŞLETİLMEMİŞ”

Puanlamanın tek bir paydaşa ait uzmanlar tarafından yapıldığının altı çizilerek objektif bir süreç işletilmediği belirtiliyor. Kullanılan yöntemin tek amacının kıyı yapılaşması için uygun yer tespit etmeye yönelik olduğu ortaya koyuluyor.

Rapor, Aydın-Muğla Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın koruma ve sit alanlarını gösterdiğini fakat bunları “kesin yapılaşma yasağı olan alanlar” olarak kabul etmediğine dikkat çekiyor. Çok kriterli karar verme yöntemindeki puanlama nedeniyle de bir alanın yapılaşmaya uygunluğunu gösteren yüksek puanlar (pozitif değerler), o alanın korunması gerektiğini gösteren düşük puanları (negatif değerler) toplama işlemi sonucunda etkisiz hale getirdiği belirtiliyor.

Kullanılan yöntem nedeniyle sulak alanlar ve birinci derece doğal sit alanları gibi mutlak yapılaşma yasağı olan bölgelerin dahi “birinci öncelikli bölge” (yapılaşmaya uygun) olarak gösterildiği vurgulanıyor.

Plan hükümlerinin bu alanlara dair koruma kararlarını “tavsiye” niteliğinde ve esnek bırakmasının, yetkiyi idarenin keyfi takdirine bıraktığı ve üstün kamu yararı ilkesini zedelediği, koruma-kullanma dengesini kullanma lehinde bozulmasına yol açabileceğine dikkat çekiliyor.

“ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERİ RİSK ALTINDA”

Bilirkişi raporunda çok kriterli karar verme yönteminin tehdit ettiği bir diğer konunun da Özel Çevre Koruma Bölgeleri (ÖÇKB) olduğu söyleniyor. Bu tür yasayla korunan hassas ekosistemlerde, kullanılan puanlama sisteminin, özellikle kıyı yapılarının yer seçiminde sorunlara neden olabileceği belirtiliyor.

“KORUMA-KULLANMA DENGESİNDE KULLANMA BOYUTU ÖNCELENİYOR”

Rapor, korunan alanların sektörel yer seçiminde sadece “birçok girdiden biri” olarak kaldığını, planın genelinde koruma-kullanma dengesinde kullanma boyutunun öncelendiğini saptıyor. Bu nedenle de planın hedeflerinde bahsedilen koruma-kullanma dengesinin, plan kararlarına yansıtılmadığı, kamu bu durumun yararı ilkesine uygun olmadığı belirtiliyor.

“AKDENİZ FOKU VE DENİZ KAPLUMBAĞASI GİBİ TÜRLERİN YAŞAM ALANLARINI BOZMA POTANSİYELİ YÜKSEK SEKTÖREL KULLANIMLAR ÖNERİLİYOR”

Bir diğer problemli noktanın Akdeniz foku ve deniz kaplumbağası gibi türlerin yaşam alanlarına dair olduğu tespit ediliyor. Örneğin, kaplumbağa yuvalama alanlarının bir bölümünün, deniz kaplumbağası yaşam alanları içine alınmadığı söyleniyor.

Sonuç olarak, bu türlerin yaşam alanlarını bozma potansiyeli yüksek sektörel kullanımların önerildiği; türlerin korunmasına yönelik plan hükümlerinin yetersiz kaldığı vurgulanıyor.

Bilirkişi raporu, planlarda biyoçeşitlilik ve ekosistemin “çok kriterli karar verme” yöntemi içinde farklı başlıklarda puanlandığı ama yine de “Önemli Bitki ve Kuş Alanı” gibi kritik kategorilerin planda net bir tanımının ve sınıflandırmasının yapılmadığı için bu alanların sınırlarının nasıl çizileceğinin belirsiz kaldığını söylüyor.

“ENDEMİK TÜR VARLIĞI YOK” VE “BİYOÇEŞİTLİLİK ORTA” KATEGORİLERİ ELEŞTİRİLERİ

Bilirkişi raporunda ayrıca, planda yer alan “Biyoçeşitlilik Varsa”, “Biyoçeşitlilik Orta’, ‘Biyoçeşitlilik Yoksa” şeklindeki ifadelerin bilimsel veya ölçülebilir verilere dayanmadığı, bu tespitlerin neye göre yapıldığı sorusunun yanıtsız bırakıldığına dikkat çekiliyor.

“Endemik Tür Varlığı Yok” kriterinin ise endemik olmasa bile ekolojik açıdan çok zengin olan alanları değersizleştirdiği ve koruma dışı bıraktığı vurgulanıyor.

KARAKULAKLARIN DURUMUNDAKİ KARMAŞA

Bilirkişi raporu, plan raporlarında karakulak türünün hemen her alt bölgede var olduğunu belirttiği fakat karakulak için kullanılan “E” kısaltmasının ne anlama geldiğinin (örneğin ‘Endemik’ mi yoksa başka bir statü mü?) açıklanmadığına dikkat çekiyor.

Dahası Tarım ve Orman Bakanlığının 2022 tarihli “Muğla İli’nin Karasal ve İçsu Ekosistemleri Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi İzlenecek Türler ve Özellikli Alanlar” raporuna karakulağın endemik tür olmadığı, asgari endişe altında olduğunun tespit edildiğine dikkat çekiliyor.

“EKSİK ARAŞTIRMA SONUCU YETERSİZ ANALİZLER ORTAYA ÇIKMIŞ”

Bilirkişi raporunda öne çıkan bir diğer nokta da planın dayandığı uzman raporlarının bilimsel geçerliliğini yitirmiş verelere dayanıyor olması. Örneğin, tsunami analizlerinde kullanılan en güncel yayının 2002 yılına ait olduğu, 2017 ve 2020 yıllarında bölgede yaşanan güncel olayların göz ardı edildiği dile getiriliyor.

Aynı şekilde, iklim krizine bağlı deniz seviyelerinde yükselmeler ve bu durumun kıyılara etkisinin incelenmediği ya da plana yansıtılmadığı ortaya koyuluyor.

Diğer yandan Aydın ve Muğla illerinin her ikisine dair verilerin aynı hassasiyetle toplanmadığı, hangi ile dair veri bulunabiliyorsa onunla yetinilmiş olduğu belirtiliyor. Uzman raporlarının ise genel olarak derleme bilgi içerdiği, raporlardaki bazı analizlerin yöntem detaylarının ve verilerin nasıl işlendiğinin verilmediği, iki uzman değerlendirme raporunun birbiriyle aynı bölümler içerdiği ve tekrar ettiği belirtiliyor.

“STRATEJİK ÇEVRESEL DEĞERLENDİRME SÜRECİ İŞLETİLMEMİŞ”

Diğer yandan raporda, bütünleşik kıyı alanları planları için zorunlu olan Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) sürecinin eş zamanlı olarak işletilmediği ve bir rapor hazırlanmadığı kesin bir eksiklik olarak not ediliyor.

Planlama ve etkileşim alanı sınırlarının Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ndeki tanımlara uymadığı, “çalışma alanı” tanımının ise mevzuatta karşılığı olmadığı belirtiliyor.

“KAÇAK YAPILARA YASALLIK KAZANDIRMA RİSKİ VAR”

Bir diğer önemli nokta da 2023 yılında askıya çıkan plan değişikliği sonucunda eklenen 6.2.23 sayılı hükmüne dair öne çıkıyor. Bu maddeni plansız veya kaçak yapılan kıyı yapılarına yasallık kazandırma riski taşıdığı; bunun da kapasitesini doldurmuş alanlarda ekosistemi geri döndürülemez şekilde bozacağı uyarısı yapılıyor.

Bahsedilen plan hükmü şu şekilde: “6.2.23. Bu planın onayından önce yapılan ancak imar planı henüz onaylanmamış olan kıyı yapılarının yetkili idarelerce planlı hale getirilmesi esastır. Onaylanan imar planları veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda Bakanlığa gönderilir”

“PASYDAŞ KATILIMI YETERSİZ”

Raporda paydaş katılımın eksiklerine de vurgu yapılıyor. Halkın sürece katılımının sadece kısıtlı süreli ve konut, ticaret ve turizm anketleri ile geçiştirildiği, gerçek bir “ortak karar verme” mekanizmasının kurulmadığı ifade ediliyor. Raporda anket yönteminin sadece bir veri toplama aracı olduğu ve ortak karar vermeyi tek başına sağlayamayacağının altı çiziliyor.

Yapıldığı belirtilen odak grup toplantılarında dair hiçbir açıklama ve detayın raporlarda yer almadığına dikkat çekiliyor. Yapılan mülakatların ise bilimsel şekilde ortaya koyulmadığı belirtiliyor.

MAHKEME KARARI GEREKÇESİ NEYDİ?

Sürecin sonunda ve bilirkişi raporu doğrultusunda Danıştay 6. Dairesi planın hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırı olduğu kanaatine vardı. Verilen kararda öncelikle 8 Nisan 2017 tarihli Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) Yönetmeliği uyarınca, bütünleşik kıyı alanı planlarının onaylanmadan önce SÇD sürecine tabi tutulması gerektiğini vurgulandı. Kararda, SÇD’nin hazırlanması halinde bilirkişi raporunda dile getirilen eleştiri konularının da açıklığa kavuşturulabileceği söylendi.

Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak planda kullanılan çok kriterli karar verme yönteminin bilimsel ve teknik açıdan ciddi hatalar barındırdığına dikkat çekti. Bu yöntemde uygulanan ağırlıklı toplama işleminde, yapılaşmaya uygunluğu gösteren “yüksek puanlı” kriterlerin, koruma gerekliliğini gösteren “düşük puanlı” kriterleri etkisiz hale getirdiği belirtildi. Bu durumun da sulak alan, birinci derece doğal sit alanı gibi yapılaşmaya kesin kapalı olması gereken alanların Aydın Muğla Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nda yapılaşmaya açık alan olarak gösterilmesine neden olduğu vurgulandı.

Bu alanlarda yapılaşmanın nasıl olacağına dair belirsizlik içerdiği için planın uygulanabilir olmadığı söylendi.

Mahkeme sonuç olarak, Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğunu, bu şekilde planlama sürecinin plan yapım yöntem teknik ve esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olarak tamamlanacağının beklendiğini söyledi.

Bu süreçler işletilmeden planın hukuka uygun olmadığını, uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğmasına yol açacağı sonucuna ulaştı ve Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın yürütmesinin durdurulmasına 20 Ekim 2025 tarihinde karar verdi.

5. Yılda 500 Abone
Bu haber, Gündem Fethiye abonelerinin desteği sayesinde hazırlandı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Abone ol icon
9 Mayıs'a kadar hedef:
ÇED RAPORU BÜLTENİ'NE ABONE OL!
Muğla’daki Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçlerinden haberdar olmak için “ÇED Raporu Bülteni”mize abone olun.
Mehmet Ayyıldız: “Muğla’da müzik yasağı kaldırılsın”
Fethiye’de Göcek Ot Yemekleri Festivali gerçekleştirildi
MUSKİ’den su kesintisi açıklaması: “Elektrik kesintileri nedeniyle su ikmali de olumsuz etkilenmiştir”
Fethiye Emekliler Dayanışması 121’inci haftada eylemdeydi: “Emeklinin hakkı, kendi bileğinin hakkıdır bir lütuf değildir”
Muğla şubat ayında en çok ihracatı su ürünleri sektöründe yaptı
Paylaş
Önceki Haber çaykur rizespor kocaelispor maçı ilk 11, çaykur rizespor kocaelispor maç kadrosu, çaykur rizespor ilk 11, kocaelispor ilk 11, rizespor ilk 11 İlk 11’ler açıklandı | Çaykur Rizespor – Kocaelispor maçının kadrosu belli oldu
Sonraki Haber 20 şubat on numara sonuçları, on numara sonuçları, 20 şubat 2026 on numara sonuçları, 26 şubat on numara, on numara sorgulama 20 Şubat 2026 On Numara sonuçları açıklandı

Bizi Takip Edin

FacebookBeğen
XTakip Et
InstagramTakip Et
YoutubeAbone Ol
TiktokTakip Et
TelegramTakip Et
WhatsAppTakip Et
Google NewsTakip Et
LinkedInTakip Et
BlueskyTakip Et

Hakkımızda

  • Biz Kimiz?
  • Gizlilik İlkeleri / Privacy Policy
  • Künye
  • İletişim
  • Politika Belgeleri

Kategoriler

  • Gündem
  • Politika
  • Toplumsal Cinsiyet
  • Ekoloji
  • Yaşam
  • Kültür&Sanat
  • Spor
  • Özel Haberler
  • Resmi İlan

Sosyal Medya

  • Twitter
  • Facebook
  • İnstagram
  • Youtube

İlçeler

  • Fethiye
  • Bodrum
  • Menteşe
  • Marmaris
  • Datça
  • Milas
  • Seydikemer
  • Köyceğiz
  • Ortaca
  • Dalaman
  • Ula
  • Yatağan
  • Kavaklıdere
Copyright © 2026 Gündem Fethiye. Tüm Haklı Saklıdır.
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Şifrenizi mi Unuttunuz?