Muğla’nın Datça ilçesinde 178. “Adalet ve Barış Buluşması” sonrası CHP Datça İlçe Başkanı Abdullah Sezai Öz, açıklama yaptı. Öz, “Bugün burada söz konusu olan Yat Limanı Projesi, yalnızca bir yatırım meselesi değildir; Datça’nın doğasını, ekonomisini, sosyal yaşamını, kimliğini ve geleceğini ilgilendiren çok boyutlu bir konudur” dedi.
Muğla’nın Datça ilçesinde yurttaşlar tarafından Berkin Elvan Yontusu önünde bugün (9 Aralık) saat 17:00’de 178. “Adalet ve Barış Buluşması” düzenlendi.
Söz konusu buluşmalar, “Gezi Direnişi”nde mağdur edilenlerin, öldürülen ve içeri atılanların üstlerine atılı mağduriyetlerin kaldırılması, adaletin yerine gelmesi kapsamında başlatılmıştı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
178’inci hafta buluşmasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Datça İlçe Başkanı Abdullah Sezai Öz, basın açıklaması yaptı.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Bugün burada söz konusu olan Yat Limanı Projesi, yalnızca bir yatırım meselesi değildir; Datça’nın doğasını, ekonomisini, sosyal yaşamını, kimliğini ve geleceğini ilgilendiren çok boyutlu bir konudur.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin sosyal demokrat ilkeleri gereği; katılımcılığı, bilimi, hukuku ve kamu yararını merkeze alarak süreci değerlendirme sorumluluğunu taşıyoruz.”
“Datça’da yat limanı yapılmasını isteyen hemşerilerimizin talepleri gerçektir, meşrudur ve saygındır” denilen açıklamada denizde yaşanan sorunlar şöyle sıralandı:
“Tekne bağlama kapasitesi yetersizdir. Balıkçı barınağı artan ihtiyacı karşılamamaktadır. Turizmde düzen, altyapı ve planlama ihtiyacı vardır. Gümrüklü sahamız yoktur.”
ÖZ İTİRAZ NEDENLERİNİ MADDELER HALİNDE SIRALADI
Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir zaman gelişmeye, denizciliğe, kamusal altyapı yatırımlarına karşı olmadığı belirtilen Abdullah Sezai Öz, söz konusu itirazlarını ise şöyle aktardı:
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Yer seçiminin hatalı olmasına,
Proje ölçeğinin Datça ekosistemini aşmasına,
Bilimsel raporların yok sayılmasına,
Hukuki süreçteki eksikliklerine,
Kamusal kıyıların özel kullanıma dönüşmesi riskinedir.
Öz, Datça’da tartışma konusu olan marina projesinin ilçenin gerçek ihtiyaçlarını karşılamadığı, yerel ekonomi ve ekolojik denge açısından riskler taşıdığı ifade etti. Ayrıca Öz; ilçenin tarım, kültür-tarih, küçük ölçekli turizm ve yerel esnaf üzerine kurulu ekonomik yapısının marina modeliyle uyumlu olmadığı, benzer örneklerin de gelir dağılımı açısından olumlu sonuç vermediği vurguladı.
Projenin hukuki süreçler göz ardı edilerek “istihdam” söylemiyle kamuoyuna sunulduğu öne süren Öz, yerel halkın bu nedenle geçmişte farklı bölgelerde olduğu gibi karşı karşıya getirildiğini dile getirdi. Yaptığı açıklamada Öz, yetkililerin öncelikli ihtiyacın gümrüklü saha ve mevcut barınağın iyileştirilmesi olduğunu belirterek Balıkçı Kooperatifi’nin de bu kapsamda yeni bir proje üzerinde görüştüğünü aktardı.
“Sorun gerçektir ancak çözüm bu projede değildir” diyen Öz, şunları söyledi:
“Balıkçı barınağı güçlendirilebilir. Küçük ölçekli kamucu marina modelleri uygulanabilir. Tekne bağlama kapasitesi bilimsel planlamayla artırılabilir. Kıyı kamusal niteliğini kaybetmeden ihtiyaçlar karşılanabilir.”
“ASIL MESELE, HUKUKUN NASIL İŞLETİLDİĞİ”
Azınlık görüşüyle Datça’nın geleceğinin belirlenemeyeceğini vurgulayan Öz, “Datça Yat Limanı sürecinde tartışmalar yalnızca çevresel etkiler veya yatırım ihtiyacıyla sınırlı değildir. Asıl mesele, hukukun nasıl işletildiği ve Datça’nın geleceğinin bilime mi yoksa azınlık görüşlere mi göre şekillendirildiğidir. Bu davada mahkeme tarafından 11 kişilik bilirkişi heyeti görevlendirilmiştir” dedi.
Ayrıca şunları kaydetti:
“İnceleme sonucunda; 11 bilirkişiden dokuzu, ÇED olumlu kararının hukuka ve bilime uygun olmadığını, ciddi eksikler bulunduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini söylemiştir. Sadece iki bilirkişi, netlik içermeyen, muğlak görüş bildirmiştir.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Hukuken anlamı açıktır: Bilimsel çoğunluk ‘bu proje bu haliyle olmaz’ demiştir. Ancak süreç, sanki dokuz bilirkişi yokmuş gibi, azınlığın belirsiz görüşü üzerinden ilerletilmeye çalışılmaktadır.”
Açıklamada ayrıca; bilirkişi raporlarının büyük çoğunluğunun projeye olumsuz görüş bildirmesine rağmen kararların azınlık raporlarına dayanarak ilerletildiği, bunun da hukuk ve bilim açısından ciddi soru işaretleri doğurduğu ifade edildi.
“AZINLIK YORUMUYLA ÇOĞUNLUK İRADESİNİ BASTIRMA GİRİŞİMİ VARDIR”
Öz, bu durumun yalnızca bir yatırım tartışması değil, mülkiyet hakkı ve hukuki süreçlerin korunması açısından kritik bir mesele olduğuna dikkat çekerek şunları ekledi:
“Bu yüzden bu itiraz sadece Datça için değil, Türkiye’de hukuk devleti için önemlidir. Daha dün Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun diploma davası görüldü. Orada da benzer bir hukuki garabet, benzer bir azınlık yorumuyla çoğunluk iradesini bastırma girişimi vardır.
Biz marina karşıtı değiliz. Biz hukuksuzluğa karşıtıyız. Bugün Datça’nın kıyısında yaşanan haksızlığa karşı çıkmak, Türkiye’de adaletin yanında durmaktır. Biz CHP olarak Datça’nın çıkarı neredeyse orada duran, akla, bilime ve kamu yararına yaslanan bir anlayışın temsilcisiyiz.”
“Datça’nın kaderi masa başında değil, bu kentte yaşayanların ortak iradesiyle belirlenmelidir. Datça’mızın kıyıları, doğası, tarihi bu kentin gerçek değeridir ve günübirlik hesaplara feda edilemez” ifadesinde bulunan Öz, “Turizm kentinde elbette yat limanı gereklidir; ancak doğru yerde, doğru ölçekte, katılımcı bir planlamayla, ilgili tüm taraflarla birlikte belirlenmelidir” dedi.
Son olarak, “Bu kent, gelecek kuşaklara bırakacağımız bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Kararlılıkla, akılla, bilimle, hukukla ve kamu yararıyla bu sorumluluğu yerine getireceğiz” şeklinde konuştu.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!













