Muğla’nın Bodrum ilçesinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında 6 Mart Cuma günü, Bodrum’un ilk kadın hakimi Mefaret Tüzün’ü anmak için düzenlenen “Bir Hayat Nefesi” sergisi açıldı.
Küratörlüğünü Yaren Akbal, sanat danışmanlığını ise Züleyha Altıntaş’ın üstlendiği sergi kapsamında etkinlik serisi hazırlandı.
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD) öncülüğünde düzenlenen sergi kapsamında, dün (11 Mart) saat 18:00’de Akademia Vakfı’nda, BKD üyesi Şener Büyükbektaş moderatörlüğünde Filiz Kerestecioğlu ile “Kadınlar Vardır Şarkımızın Hikayesi, Ortaya Çıkışı ve Yaşanan Süreçler” söyleşisi yapıldı.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
Kerestecioğlu, “Kadınlar Vardır” şarkısının ortaya çıkış sürecini, 17 Mayıs 1987’deki “Dayağa Karşı Yürüyüş” ve o dönemki kadın mücadelesinin dinamiklerini Bodrumlu kadınlara anlattı.


Şener Büyükbektaş, ‘Dayağa Karşı Yürüyüş’ün önemine değinerek Kerestecioğlu’nun sivil toplum, siyaset ve hukuk alanındaki çalışmalarından bahsetti.
Büyükbeştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınlar Vardır şarkısı, özgür olmak isteyen kadınların hayat yolunda, önemli bir ivme kazanır ya insan hayatında, öyle oldu. Benim için böyle oldu, özne olmak isteyen kadınların çoğunda da böyle şeyler yaşandı.
Şimdilerdeyse belediyelerin kapalı salonlarında, meydanlarda bizi bir arada tutan, maya görevi gören böyle tutkalmış gibi bizi birbirimize yapıştıran bir yanı var.”
Kerestecioğlu, Bodrum’da büyüdüğü yıllardan ve “Kadınlar Vardır” şarkısının ortaya çıktığı süreçteki dinamiklerden söz etti.
Türkiye’deki kadın hareketinin dönüm noktaları arasında sayılan ‘Dayağa Karşı Yürüyüş’ün ortaya çıkmasında etkisi olan Yargıç Mustafa Durmuş’un söylemine yönelik protestolara değindi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
ŞARKININ YAZILDIĞI GÜN
Her türden müziği dinleyerek büyüdüğünü belirten Kerestecioğlu, şunları aktardı:
“Büyük bir heyecanla ortaya çıktı sözler ve müzik. Sabah kalktığımızda İdil ile vapurla toplantıya gidiyoruz, ‘Ben bir şarkı yazdım’ dedim. O çok heyecanlandı, çok beğendi. ‘Nasıl yaptın’ diye sordu. ‘Bilmiyorum’ dedim, öyle döküldü içimden.
Enteresan olan şu, biz o gün mü yok başka gün mü bilmiyorum ama vapurla karşıya geçerken İdil de başka bir şarkı yaptı.”


Söyleşinin ardından Filiz Kerestecioğlu Gündem Fethiye’den Songül Karadeniz’in sorularını yanıtladı.
“Kadınlar Vardır” şarkısının ortaya çıktığı dönemin de kolay bir dönem olmadığına ve yapılan ilk yürüyüşün ise 80 darbesinden sonrasına denk geldiğini aktaran Kerestecioğlu, şunları söyledi:
“Feminizm adına da söz kurulmuyordu. Daha öncesinde tarihten gelen Osmanlı’dan ya da Nezihe Muhittin gibi kadınların mücadeleleri ve kurdukları sözler vardı ama bu kadar sokağa çıkan, yaygınlaşan bir söz aslında 80 sonrasında gerçekleşti. O nedenle kolay bir dönem değildi, daha az sayıda kadındık ama etkisi gerçekten önemli oldu.
Özellikle dayağa karşı yürüyüşün ve o dönemde Şirin Tekeli, Stella Ovadia gibi bizlere öncülük eden kadınların söylemlerinin, teorinin, bunu bize aktarmalarının etkisi de çok büyüktü ve sonra giderek bu hareket daha fazla yaygınlaşmaya başladı.”
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!
“O GÜN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YOKTU”
Kerestecioğlu, “Yani bugüne baktığımızda o gün İstanbul Sözleşmesi yoktu ama o günden başlayan mücadele ile önce 4320 sayılı Kanun sonra Medeni Kanun ve Ceza Kanunu’ndaki değişiklikler, İstanbul Sözleşmesi’nin kabulü gibi kazanımlar elde edildi” dedi.
Bugün zor bir dönemde olunsa da o günlerden bugünlere bakıldığında Türkiye’de ve dünyada mücadele eden yüz binlerce feminist kadın olduğunu vurgulayan Kerestecioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha yeni 8 Mart yürüyüşünü, gece yürüyüşünü ya da gündüz mitingini yaşayarak geldim ve orada da gördüğüm yine aynı isyanın, aynı mücadele coşkusunun devam ettiğiydi.
O otoriter rejimlerde hak gaspları olacaktır. Buna yelteneceklerdir ama aynı zamanda o kadar ciddi kazanımlarımız var ki, bunları gasp ettirmemeye de bizler kararlıyız. Bir gün İstanbul Sözleşmesi de geri gelecek.”


ŞİRİN TEKELİ İLE ANILAR, ÇİÇEKLİ PANKART
Şirin Tekeli ile anılarından söz eden Kerestecioğlu, “Şirin çok değerli bir kadındı. Gerçekten yaşamıyla da ölümünden sonra bedenini bilimsel çalışmalar için bağışlamasıyla da o değeri hepimize yansıtan bir insandı” şeklinde konuştu.
Dayağa Karşı Yürüyüş’te Tekeli’nin elinde tutuğu pankarttan bahseden Kerestecioğlu, şöyle devam etti:
“O gün yürüyüşe elinde kendi hazırladığı dövizle geldi, ‘Kadınların üstündeki baskılara son’ yazıyordu. Yeşil karton üzerine çiçekli bir dövizle.
Her zaman kendi bilgeliğini çok okumuş, çok şey bilen, belki ilk defa işte siyaset, bilimi alanında tez yazan, onlarca çevirisi olan, o alanda sözü çok fazla olan bir kadın olmasına rağmen bunu hiç yansıtmazdı. Hep mütevazı bir kadındı.”
Şirin Tekeli’nin öncüsü olduğu kazanım ve faaliyetlere değinen Kerestecioğlu, “Mor Çatı’da birlikte kurucu olduk. Kadın Eserleri Kütüphanesi, KADER Kadın Adayları Destekleme Derneği, En son yine birlikte kurduğumuz Kadın Hukukçuları Destekleme Vakfı. Bütün bunlar, onun varlığı Türkiye feminist mücadelesi açısından bu çok önemlidir” ifadesinde bulundu.
Son olarak Tekeli’nin “21’inci yüzyıl kadınların yüzyılı olacak” sözüne atıf yapan Kerestecioğlu, “Bunun böyle olması benim en büyük temennim. Bundan sonraki yüzyılların artık kadınlar tarafından yaratılacak, yaşatılacak yıllar olması çünkü erkeklerinkinden pek bir hayır görmedik” dedi.
Sen de Gündem Fethiye'ye abone ol, gerçeğin yanında ol!

